Yargıtay4. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2012/9129 K.2012/25804
Özet: Uyuşmazlık, sanığın ruhsata aykırı olarak kat ilave ederek imar kirliliğine neden olması iddiasıyla ilgiliydi; Mahkeme, bu eylemin imara uygun hale getirilmediğini kabul ederek, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına izin vermedi ve kararını bozmadan mahkemeye gönderdi.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: İmar kirliliğine neden olma
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, 30.03.2006 tarihli 1 numaralı yapı tatil tutanağında 3. normal kata bağlı olan çatı arası piyesinin tam kata çevrilmiş ve üzerine kalıp çakılmış olduğunun tespit edildiğinin, inşai faaliyetin durdurularak mühür altına alındığının, 08.05.2006 tarihli 2 numaralı yapı tatil tutanağında ise çatı arası piyesinin 4. normal kata dönüştürülmüş, üzerine kalıp çakılmış vaziyette mühürlenen inşaatın mührünün fekedilerek 5. normal katın betonunun döküldüğünün belirtilmesi ve bu şekilde 1. numaralı yapı tatil tutanağından sonra inşaata devam edildiğinin, her iki tutanağın iddianamenin tanzim tarihi olan 19.04.2007 tarihinden önce düzenlendiğinin anlaşılması karşısında; TCK'nın 43/1 madde ve fıkrasının uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, ayrıca mühür bozma suçundan dolayı zamanaşımı süresi içerisinde kamu davası açılabileceği olanaklı görülmüş ve başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Anayasanın 141/3, 5271 sayılı CMK'nın 34/1, 230/1, 1412 sayılı CMUK'nın 308/7.maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının, sanıkları, mağdurları, Cumhuriyet Savcısını ve de herkesi inandıracak ve Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde olması, Yargıtay'ın gerekçelerde tutarlılık denetimini yapması ve bu açıdan gerekçelerde disiplin işlemini yerine getirmesi için kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların iddia savunma ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması, belirsiz, kapalı ve duraksamalı söylemlerden kaçınılması, suçun yasal öğeleri ve kabul edilen olayların gösterilmesi gerekirken, bu ilkelere uyulmadan yetersiz gerekçeyle hüküm kurulması,
2- Kabule göre de;
5271 sayılı CMK'nın 231/6-c bendinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının koşullarından biri de mağdur ya da kamuya verilen maddi, ölçülebilir somut zararın sanık tarafından giderilmesidir. 5237 sayılı TCK'nın 184. maddesinin beşinci fıkrasına göre failin, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde açılmış olan kamu davası düşecek olup, hükmolunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkacağından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi mümkün olmayacaktır. CMK'nın 231. maddesinin uygulama olanağı 6. fıkrada gösterilen objektif ve subjektif şartlara göre değerlendirilmelidir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; sanığın kat karşılığı inşaat yaptığı taşınmaz üzerindeki binaya ruhsata aykırı kat ilave ettiğinin saptanması ve bu nedenle yargılamaya konu olayda sanık tarafından ödenmesi gereken somut, maddi bir zarar bulunmaması, sanığın sabıkasız olması, yargılama sürecindeki davranışları olumlu değerlendirilerek hakkında takdiri indirim uygulanması karşısında "imara uygun hale getirilmediğinden ve şartları bulunmadığından" şeklindeki yasal olmayan ve yetersiz gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Yasaya aykırı ve sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 19.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: İmar kirliliğine neden olma
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, 30.03.2006 tarihli 1 numaralı yapı tatil tutanağında 3. normal kata bağlı olan çatı arası piyesinin tam kata çevrilmiş ve üzerine kalıp çakılmış olduğunun tespit edildiğinin, inşai faaliyetin durdurularak mühür altına alındığının, 08.05.2006 tarihli 2 numaralı yapı tatil tutanağında ise çatı arası piyesinin 4. normal kata dönüştürülmüş, üzerine kalıp çakılmış vaziyette mühürlenen inşaatın mührünün fekedilerek 5. normal katın betonunun döküldüğünün belirtilmesi ve bu şekilde 1. numaralı yapı tatil tutanağından sonra inşaata devam edildiğinin, her iki tutanağın iddianamenin tanzim tarihi olan 19.04.2007 tarihinden önce düzenlendiğinin anlaşılması karşısında; TCK'nın 43/1 madde ve fıkrasının uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, ayrıca mühür bozma suçundan dolayı zamanaşımı süresi içerisinde kamu davası açılabileceği olanaklı görülmüş ve başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Anayasanın 141/3, 5271 sayılı CMK'nın 34/1, 230/1, 1412 sayılı CMUK'nın 308/7.maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının, sanıkları, mağdurları, Cumhuriyet Savcısını ve de herkesi inandıracak ve Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde olması, Yargıtay'ın gerekçelerde tutarlılık denetimini yapması ve bu açıdan gerekçelerde disiplin işlemini yerine getirmesi için kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların iddia savunma ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması, belirsiz, kapalı ve duraksamalı söylemlerden kaçınılması, suçun yasal öğeleri ve kabul edilen olayların gösterilmesi gerekirken, bu ilkelere uyulmadan yetersiz gerekçeyle hüküm kurulması,
2- Kabule göre de;
5271 sayılı CMK'nın 231/6-c bendinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının koşullarından biri de mağdur ya da kamuya verilen maddi, ölçülebilir somut zararın sanık tarafından giderilmesidir. 5237 sayılı TCK'nın 184. maddesinin beşinci fıkrasına göre failin, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde açılmış olan kamu davası düşecek olup, hükmolunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkacağından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi mümkün olmayacaktır. CMK'nın 231. maddesinin uygulama olanağı 6. fıkrada gösterilen objektif ve subjektif şartlara göre değerlendirilmelidir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; sanığın kat karşılığı inşaat yaptığı taşınmaz üzerindeki binaya ruhsata aykırı kat ilave ettiğinin saptanması ve bu nedenle yargılamaya konu olayda sanık tarafından ödenmesi gereken somut, maddi bir zarar bulunmaması, sanığın sabıkasız olması, yargılama sürecindeki davranışları olumlu değerlendirilerek hakkında takdiri indirim uygulanması karşısında "imara uygun hale getirilmediğinden ve şartları bulunmadığından" şeklindeki yasal olmayan ve yetersiz gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Yasaya aykırı ve sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 19.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.