Yargıtay4. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2012/28044 K.2012/25730
Özet: (1) Sanığın havaya doğru ateş ederek mağduru korkutma eylemiyle 6136 sayılı Yasaya muhalefet ve genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçlarını işlediği iddiası; (2) Mahkeme, sanığı bu suçlardan mahkum etti ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vererek yeniden yargılanmasını talep etti.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR: 6136 sayılı Yasaya muhalefet, genel güvenliği kasten tehlikeye sokma
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- 5237 sayılı TCK'nın 44. maddesindeki "bir fiille birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişinin en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılacağına" ilişkin fikri içtima hükmü karşısında, sanığın tartıştığı mağduru korkutmak amacıyla havaya doğru ateş etme eyleminden dolayı hakkında en ağır cezayı gerektiren 5237 sayılı TCK'nın 106/2-a yerine aynı Yasanın 170/1-c maddesi uyarınca hüküm kurulması,
2- Kabule göre de;
5271 sayılı CMK'nın 5728 sayılı Yasa ile değişik 231/5. maddesi uyarınca mahkemece hükmolunan iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunması, mahkemece sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması ve suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekmektedir. Anılan maddenin 6/c fıkrasında belirtilen zarar kavramından, YCGK'nın 03.02.2009 gün ve 2008/250-2009/13 sayılı kararında belirtildiği üzere, yalnızca basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararların anlaşılması gerekmektedir. Anılan zarar, ölçülebilir, belirlenebilir (somut) maddi zarara ilişkin olup manevi nitelikte zararı kapsamamaktadır. Yeni Türk ceza mevzuatında, ceza yargılamasında şahsi hak davası bulunmaması karşısında, TCK'nın sistematiğinde etkin pişmanlık gibi cezayı azaltan yada sona erdiren nedenler yönünden manevi zarara bir hukuki sonuç bağlanmadığından dar yorum ilkesi uyarınca öngörülen zararın maddi zarar olarak anlaşılmasında yasal zorunluluk bulunmaktadır. CMK'nın 231/9. maddesi uyarınca maddi bir zarar bulunması halinde sanığın mağdura verdiği zararın aylık taksitler halinde giderilmesi koşuluyla da hükmün açılanmasının geri bırakılabileceğinin gözetilmesi gerekmektedir. Yine maddi bir zarar doğurmaya elverişli olmayan suçlarda CMK'nın 231/5. fıkrasının uygulanması için CMK'nın 231/6-c fıkrasındaki 'Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi' koşulunun bulunmasının gerekmediği, maddi zarar doğurmaya elverişli olmayan suçların da CMK 231/5 kapsamında olduğu anlaşılmaktadır. Gerek sanığın kişiliğine ilişkin ölçüt, gerekse daha önce kasıtlı suçtan mahkum olmadığı ölçütü kapsamında suç tarihi itibariyle sanığın adli sicil kaydında sabıkasının bulunmamasının, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasında tartışılması gerekmektedir.
Mahkemece, 6136 sayılı Yasaya muhalefet, genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçlarında mağdurun giderilmesi gereken somut maddi zararı ve sanığa ait adli sicil belgesinde suç tarihi itibariyle kesinleşmiş ceza mahkumiyetini içerir ilam bulunmadığı gözetilmeksizin, TCK'nın 51. maddesi uyarınca cezası ertelenen sanık hakkında 'zararın tazmini ve eski hale getirmenin söz konusu olmadığı' biçimindeki yetersiz gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Yasaya aykırı ve sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesinin gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 19.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇLAR: 6136 sayılı Yasaya muhalefet, genel güvenliği kasten tehlikeye sokma
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- 5237 sayılı TCK'nın 44. maddesindeki "bir fiille birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişinin en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılacağına" ilişkin fikri içtima hükmü karşısında, sanığın tartıştığı mağduru korkutmak amacıyla havaya doğru ateş etme eyleminden dolayı hakkında en ağır cezayı gerektiren 5237 sayılı TCK'nın 106/2-a yerine aynı Yasanın 170/1-c maddesi uyarınca hüküm kurulması,
2- Kabule göre de;
5271 sayılı CMK'nın 5728 sayılı Yasa ile değişik 231/5. maddesi uyarınca mahkemece hükmolunan iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunması, mahkemece sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması ve suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekmektedir. Anılan maddenin 6/c fıkrasında belirtilen zarar kavramından, YCGK'nın 03.02.2009 gün ve 2008/250-2009/13 sayılı kararında belirtildiği üzere, yalnızca basit bir araştırma ile belirlenecek maddi zararların anlaşılması gerekmektedir. Anılan zarar, ölçülebilir, belirlenebilir (somut) maddi zarara ilişkin olup manevi nitelikte zararı kapsamamaktadır. Yeni Türk ceza mevzuatında, ceza yargılamasında şahsi hak davası bulunmaması karşısında, TCK'nın sistematiğinde etkin pişmanlık gibi cezayı azaltan yada sona erdiren nedenler yönünden manevi zarara bir hukuki sonuç bağlanmadığından dar yorum ilkesi uyarınca öngörülen zararın maddi zarar olarak anlaşılmasında yasal zorunluluk bulunmaktadır. CMK'nın 231/9. maddesi uyarınca maddi bir zarar bulunması halinde sanığın mağdura verdiği zararın aylık taksitler halinde giderilmesi koşuluyla da hükmün açılanmasının geri bırakılabileceğinin gözetilmesi gerekmektedir. Yine maddi bir zarar doğurmaya elverişli olmayan suçlarda CMK'nın 231/5. fıkrasının uygulanması için CMK'nın 231/6-c fıkrasındaki 'Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi' koşulunun bulunmasının gerekmediği, maddi zarar doğurmaya elverişli olmayan suçların da CMK 231/5 kapsamında olduğu anlaşılmaktadır. Gerek sanığın kişiliğine ilişkin ölçüt, gerekse daha önce kasıtlı suçtan mahkum olmadığı ölçütü kapsamında suç tarihi itibariyle sanığın adli sicil kaydında sabıkasının bulunmamasının, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasında tartışılması gerekmektedir.
Mahkemece, 6136 sayılı Yasaya muhalefet, genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçlarında mağdurun giderilmesi gereken somut maddi zararı ve sanığa ait adli sicil belgesinde suç tarihi itibariyle kesinleşmiş ceza mahkumiyetini içerir ilam bulunmadığı gözetilmeksizin, TCK'nın 51. maddesi uyarınca cezası ertelenen sanık hakkında 'zararın tazmini ve eski hale getirmenin söz konusu olmadığı' biçimindeki yetersiz gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Yasaya aykırı ve sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesinin gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 19.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.