Yargıtay4. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2011/14634 K.2011/16982
Özet: Uyuşmazlık, Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığının 24/02/2010 tarihli soruşturması ve 2010/1267 iddianamesi üzerine, Baros Yönetim Kurulu üyesi şüpheli avukatların görevlerini kötüye kullanma (görevi ihmal) suçundan son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına dair Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesi kararının yasa yararına bozulması ve yeniden incelenmesi talebidir; Mahkeme, şüpheli avukatların görevi kötüye kullanma suçundan şüphelendiği gerekçeyle Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 12/03/2010 tarihli kararını kanun yararına bozalıp (5.10.2011) aynı yasa maddesinin 4/a fıkrası gereğince son so
Görevi ihmal suçundan şüpheli Avukatlar ... ve ... haklarında son soruşturmanın açılması talebini kapsayan Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 24/02/2010 tarihli ve 2010/3173 soruşturma, 2010/1267 esas sayılı iddianame üzerine son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına dair Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 12/03/2010 tarihli ve 2010/86-78 sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 20.05.2011 gün ve 29164 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.06.2011 gün ve 210521 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
Tebliğnamede “Dosya kapsamına göre, ... Barosu Yönetim Kurulu üyesi olan şüphelilerin, ... Barosunda vekil ve müdafi görevlendirmeleri işlerinden sorumlu oldukları hâlde, Karşıyaka 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/1050 esasına kayden görülen davada yaşı küçük sanıklar ... ve ...'e vekil görevlendirilmesi hususunda mahkemece 28/02/2007, 27/04/2007, 27/06/2007 tarihlerinde ... Barosu Başkanlığına yazı yazılmasına rağmen bu yazılara cevap vermedikleri gibi vekil de görevlendirmedikleri hususundaki mevcut delillerin son soruşturmanın açılması için yeterli olup delillerin takdirinin de son soruşturma aşamasında davayı görecek olan mahkemesine ait bulunduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Gereği görüşüldü;
1136 sayılı Avukatlık Yasasının 62. maddesinde "Bu Kanun ve diğer kanunlar gereğince avukat sıfatı ile veya Türkiye Barolar Birliğinin yahut baroların organlarında görevli olarak kendisine verilmiş bulunan görev ve yetkiyi kötüye kullanan avukat Türk Ceza Kanununun 257 nci maddesi hükümlerine göre cezalandırılır." hükümleri yer almaktadır.
İncelenen dosyada, İzmir 8. Çocuk Mahkemesinin, 2007/173 esas sayılı dosyası üzerinden yürüttüğü yargılamada, 18 yaşından küçük sanıklar ... ve ...'e C.Y.Y.'nın 150/2 maddesi gereğince bir müdafi görevlendirilmesi isteğini ... Barosu Başkanlığına 28.2.2007 tarihli yazıyla ilettiği, yaşı küçük sanıklara atanan müdafilerin 28.3.2007 tarihli duruşmaya katıldıkları, ancak sonraki tarihli duruşmalara sanıklar müdafilerinin gelmemesi üzerine mahkemece 27.4.2007, 27.6.2007 ve 18.10.2007 tarihli yazılarla barodan yeniden avukat görevlendirilmesinin istendiği, mahkemenin isteğine yanıt verilmediğinden 25.12.2007 tarihli duruşmada suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği ve yaşı küçük sanık ... için müdafi görevlendirme işleminin 28.2.2008 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemenin müdafi görevlendirilmesi isteğine ilişkin yazıları, ... Barosu Başkanlığının İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği 7.10.2008 ve 14.7.2009 tarihli yanıt yazıları ile duruşma tutanaklarının, şüpheli avukatlar açısından 5271 sayılı C.Y.Y.'nın 170/2 maddesi uyarınca son soruşturmanın açılması kararı verilebilmesi (iddianame düzenlenebilmesi) için suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu açıktır. ... Barosu Başkanlığı Yönetim Kurulu Üyesi olup suç tarihi itibariyle müdafii ve vekil görevlendirmesi işlerinden sorumlu şüpheli avukatlar ... ve ...'ın eylemlerinin, ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunun öğelerini oluşturup oluşturmadığının, leh ve aleyhlerine toplanacak tüm kanıtların, mahkemece birlikte tartışılıp değerlendirilmesi sonucu belirlenmesi gerekmektedir. Yapılan açıklamalara göre, son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına ilişkin kararın, hukuka aykırı olduğunda kuşku yoktur.
Açıklanan nedenlerle, istem yerinde bulunduğundan, görevi kötüye kullanma suçundan şüpheliler ... ve ... hakkında Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesince 12.3.2010 gün ve 2010/86-78 sayı ile verilip temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararın, 5271 sayılı C.Y.Y.'nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına BOZULMASINA, sonraki işlemlerin aynı yasa maddesinin 4/a fıkrası gereğince yerinde tamamlanmasına, 5.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Tebliğnamede “Dosya kapsamına göre, ... Barosu Yönetim Kurulu üyesi olan şüphelilerin, ... Barosunda vekil ve müdafi görevlendirmeleri işlerinden sorumlu oldukları hâlde, Karşıyaka 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/1050 esasına kayden görülen davada yaşı küçük sanıklar ... ve ...'e vekil görevlendirilmesi hususunda mahkemece 28/02/2007, 27/04/2007, 27/06/2007 tarihlerinde ... Barosu Başkanlığına yazı yazılmasına rağmen bu yazılara cevap vermedikleri gibi vekil de görevlendirmedikleri hususundaki mevcut delillerin son soruşturmanın açılması için yeterli olup delillerin takdirinin de son soruşturma aşamasında davayı görecek olan mahkemesine ait bulunduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Gereği görüşüldü;
1136 sayılı Avukatlık Yasasının 62. maddesinde "Bu Kanun ve diğer kanunlar gereğince avukat sıfatı ile veya Türkiye Barolar Birliğinin yahut baroların organlarında görevli olarak kendisine verilmiş bulunan görev ve yetkiyi kötüye kullanan avukat Türk Ceza Kanununun 257 nci maddesi hükümlerine göre cezalandırılır." hükümleri yer almaktadır.
İncelenen dosyada, İzmir 8. Çocuk Mahkemesinin, 2007/173 esas sayılı dosyası üzerinden yürüttüğü yargılamada, 18 yaşından küçük sanıklar ... ve ...'e C.Y.Y.'nın 150/2 maddesi gereğince bir müdafi görevlendirilmesi isteğini ... Barosu Başkanlığına 28.2.2007 tarihli yazıyla ilettiği, yaşı küçük sanıklara atanan müdafilerin 28.3.2007 tarihli duruşmaya katıldıkları, ancak sonraki tarihli duruşmalara sanıklar müdafilerinin gelmemesi üzerine mahkemece 27.4.2007, 27.6.2007 ve 18.10.2007 tarihli yazılarla barodan yeniden avukat görevlendirilmesinin istendiği, mahkemenin isteğine yanıt verilmediğinden 25.12.2007 tarihli duruşmada suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği ve yaşı küçük sanık ... için müdafi görevlendirme işleminin 28.2.2008 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemenin müdafi görevlendirilmesi isteğine ilişkin yazıları, ... Barosu Başkanlığının İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği 7.10.2008 ve 14.7.2009 tarihli yanıt yazıları ile duruşma tutanaklarının, şüpheli avukatlar açısından 5271 sayılı C.Y.Y.'nın 170/2 maddesi uyarınca son soruşturmanın açılması kararı verilebilmesi (iddianame düzenlenebilmesi) için suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu açıktır. ... Barosu Başkanlığı Yönetim Kurulu Üyesi olup suç tarihi itibariyle müdafii ve vekil görevlendirmesi işlerinden sorumlu şüpheli avukatlar ... ve ...'ın eylemlerinin, ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunun öğelerini oluşturup oluşturmadığının, leh ve aleyhlerine toplanacak tüm kanıtların, mahkemece birlikte tartışılıp değerlendirilmesi sonucu belirlenmesi gerekmektedir. Yapılan açıklamalara göre, son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına ilişkin kararın, hukuka aykırı olduğunda kuşku yoktur.
Açıklanan nedenlerle, istem yerinde bulunduğundan, görevi kötüye kullanma suçundan şüpheliler ... ve ... hakkında Karşıyaka 1. Ağır Ceza Mahkemesince 12.3.2010 gün ve 2010/86-78 sayı ile verilip temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararın, 5271 sayılı C.Y.Y.'nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına BOZULMASINA, sonraki işlemlerin aynı yasa maddesinin 4/a fıkrası gereğince yerinde tamamlanmasına, 5.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.