Yargıtay3. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2012/28857 K.2012/34767
Özet: Uyuşmazlık konusu, kasten yaralama suçundan sanığın para cezası ile cezalandırılması ve bu cezanın mükerrer infaz rejimine tabi tutulup tutulmayacağıdır. Mahkeme, Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma talebini kabul ederek Beyoğlu 4.Ağır Ceza Mahkemesi kararını bozalmış ve para cezasının mükerrer infaz rejimine tabi tutulmaması gerektiğine hükmetmiştir.
Kasten yaralama suçundan sanık ...’in,5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 86/2-3-a,62 ve 52/2.maddeleri gereğince 1500 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına,aynı Kanunun 58/6.maddesi uyarınca cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair Beyoğlu 4.Ağır Ceza Mahkemesinin 19.01.2010 tarihli ve 2009/20 esas,2010/3 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı'nın 04.07.2012 tarih ve 2012/11494-40473 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 20.07.2012 tarih ve 2012/186639 sayılı tebliğnamesiyle Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 58/6.maddesine göre,tekerrür halinde hükmolunan cezanın,mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesi ve aynı maddenin 8.fıkrasında yer alan mükerrirlerin mahkum olduğu cezanın infazı ile denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasının,kanunda gösterilen şekilde yapılması gerektiği biçimindeki düzenlemeler doğrultusunda,5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 108/1-c maddesinde,tekerrür halinde işlenen suçtan dolayı mahkum olunan süreli hapis cezasının dörtte üçünün infaz kurumunda iyi halli olarak çekilmesi durumunda,şartla salıverilmeden yararlanılabileceği ve ancak aynı maddenin 2.fıkrasına göre tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktarın,tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamayacağına dair hükümler içerdiği nazara alındığında,mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanabilmesi için hapis cezasına hükmedilmesi gerektiği cihetle,hakkında para cezasına hükmedilen sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nun 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden Beyoğlu 4.Ağır Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 19.01.2010 ... ve 2009/29 esas,2010/13 sayılı kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesinin 4. fıkrasının (d) bendi uyarınca BOZULMASINA, hükümden “Sanığın bir sureti getirtilen Sarıyer Asliye Ceza Mahkemesinin 02.11.2001 tarih ve 2001/780 esas,2001/1646 karar sayılı ilamı ile 765 sayılı TCK'nun 493/1,522,59/2 maddeleri ile 10 ay hapis cezası ile cezalandırıldıktan ve bu ceza 10.03.2004 tarihinde infaz edildikten sonra yasada öngörülen süre dolmadan iş bu suçu işlediği ve belirtilen ilamın tekerrüre esas olduğu anlaşıldığından,TCK'nun 58/6 maddesi gereğince hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve sanık hakkında hükmolunan cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kısmın hükümden çıkarılmasına,hükmün diğer bölümlerinin AYNEN KORUNMASINA, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,17.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Mezkur ihbarnamede;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 58/6.maddesine göre,tekerrür halinde hükmolunan cezanın,mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesi ve aynı maddenin 8.fıkrasında yer alan mükerrirlerin mahkum olduğu cezanın infazı ile denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasının,kanunda gösterilen şekilde yapılması gerektiği biçimindeki düzenlemeler doğrultusunda,5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 108/1-c maddesinde,tekerrür halinde işlenen suçtan dolayı mahkum olunan süreli hapis cezasının dörtte üçünün infaz kurumunda iyi halli olarak çekilmesi durumunda,şartla salıverilmeden yararlanılabileceği ve ancak aynı maddenin 2.fıkrasına göre tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktarın,tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamayacağına dair hükümler içerdiği nazara alındığında,mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanabilmesi için hapis cezasına hükmedilmesi gerektiği cihetle,hakkında para cezasına hükmedilen sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nun 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden Beyoğlu 4.Ağır Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 19.01.2010 ... ve 2009/29 esas,2010/13 sayılı kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesinin 4. fıkrasının (d) bendi uyarınca BOZULMASINA, hükümden “Sanığın bir sureti getirtilen Sarıyer Asliye Ceza Mahkemesinin 02.11.2001 tarih ve 2001/780 esas,2001/1646 karar sayılı ilamı ile 765 sayılı TCK'nun 493/1,522,59/2 maddeleri ile 10 ay hapis cezası ile cezalandırıldıktan ve bu ceza 10.03.2004 tarihinde infaz edildikten sonra yasada öngörülen süre dolmadan iş bu suçu işlediği ve belirtilen ilamın tekerrüre esas olduğu anlaşıldığından,TCK'nun 58/6 maddesi gereğince hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve sanık hakkında hükmolunan cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kısmın hükümden çıkarılmasına,hükmün diğer bölümlerinin AYNEN KORUNMASINA, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,17.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.