Yargıtay3. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2007/6395 K.2010/7269
Özet: (1) Uyuşmazlık, sanığın 15.07.2005’te yürürlüğe giren Çocuk Koruma Kanunu kapsamında nitelikli yaralama suçu işlediği ve mahkemenin bu suçun çocuklar için uzlaşma kapsamına girdiğini dikkate almadan hapis cezası verdiği iddiasıdır. (2) Mahkeme, temyiz itirazlarını değerlendirerek kararın hatalı olduğunu kabul etmiş ve 26.4.2010’de oybirliğiyle mahkumiyet kararı bozmuştur.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM: Sanığın mahkumiyetine dair.
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
1- Suçun işlendiği yer ve zaman diliminin gerekçeli karar başlığına yazılmaması suretiyle 5271 sayılı CMK’un 232/2-c maddesine muhalefet edilmesi,
2- 5395 sayılı ÇKK’nun 25. maddesine göre C.Savcısının duruşmalara katılmaması gerekirken, C.Savcısının katılımı ile duruşmaların yapılması,
3- Suç tarihinde on sekiz yaşını bitirmeyen sanığa atılı alt sınırı iki yılı aşmayan hapis veya adli para cezalarını gerektiren nitelikli yaralama suçu 15.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 24.maddesi uyarınca uzlaşma kapsamındaki suçlardan olduğu ve uzlaşma işlemlerinin; 5271 sayılı CMK.nun yürürlükte bulunan 253 ve 254.maddelerinde öngörülen yöntem izlenmek suretiyle yerine getirilmesi zorunlu olduğu halde, savunması alındığı sırada uzlaşma hükümleri taraflara hatırlatılmadan, eksik kovuşturma ile yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
4- Yargıtay CGK’nun 13.11.2007 ... 2007/8-171 esas, 2007/235 sayılı kararında açıklandığı üzere; suç tarihinden sonra 15.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasasının 23. maddesi ile bazı koşulların gerçekleşmesi halinde çocuklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması imkanı getirilmiştir. Objektif ve subjektif koşulları olan düzenlemeye göre cezaya ilişkin olanı, mahkemece belirlenen cezanın en çok 3 yıla kadar hapis veya adli para cezası olmasıdır. Olayımızda bu koşulun gerçekleştiği anlaşılmıştır. Fail bakımından aranan diğer koşullar ise; çocuğun daha önceden kasıtlı bir suç işlememiş bulunması, yeniden suç işlemeyeceği konusunda kanaat gelmiş bulunması, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları itibariyle bir cezaya hükmedilmesine gerek görülmemesi ve mağdurun veya kamunun
uğradığı zararın tamamen giderilmesinden ibarettir. Ancak, çocuğun ailesinin veya kendisinin ekonomik durumunun elverişli olmaması durumunda bu koşul aranmayabilir. Yasa maddesinde belirtilen bu koşulların oluşup oluşmadığı ve bu hükmün uygulanıp uygulanmayacağı hakim tarafından her olayda değerlendirilip denetime imkan sağlayacak biçimde kararda gösterilmesi gerekmektedir. Somut olayımızda objektif koşul oluştuğu halde, kararda 5395 sayılı ÇKK nunun 23. maddesinde faile ilişkin olarak öngörülen şartlardan hangisinin ya da hangilerinin oluşmadığına dair mahkemece denetime imkan verecek şekilde bir değerlendirme yapılmadan “…Şartları bulunmadığından sanık hakkına 231/5 maddesinin tatbikine yer olmadığına” biçiminde yasal gerekçeleri içermeyen nedenlerle redde dair yazılı şekilde hüküm tesisi,
5-5237 Sayılı TCK. nun 87/3 maddesi, 19.12.2006 tarih ve 5560 sayılı yasanın 4. maddesi ile yapılan değişikliğe kadar müstakil fıkra olup, kemik kırığının hayati fonksiyonları da dikkate alınarak değişiklikten önce ve sonraki kanun hükümleri kararın gerekçe bölümünde eyleme uygulanıp elde edilecek sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan yasanın belirlenmesi gerekirken, denetime olanak vermeyecek şekilde değişiklikten sonraki yasa maddelerinin lehe olduğundan bahisle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 26.4.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
HÜKÜM: Sanığın mahkumiyetine dair.
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
1- Suçun işlendiği yer ve zaman diliminin gerekçeli karar başlığına yazılmaması suretiyle 5271 sayılı CMK’un 232/2-c maddesine muhalefet edilmesi,
2- 5395 sayılı ÇKK’nun 25. maddesine göre C.Savcısının duruşmalara katılmaması gerekirken, C.Savcısının katılımı ile duruşmaların yapılması,
3- Suç tarihinde on sekiz yaşını bitirmeyen sanığa atılı alt sınırı iki yılı aşmayan hapis veya adli para cezalarını gerektiren nitelikli yaralama suçu 15.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 24.maddesi uyarınca uzlaşma kapsamındaki suçlardan olduğu ve uzlaşma işlemlerinin; 5271 sayılı CMK.nun yürürlükte bulunan 253 ve 254.maddelerinde öngörülen yöntem izlenmek suretiyle yerine getirilmesi zorunlu olduğu halde, savunması alındığı sırada uzlaşma hükümleri taraflara hatırlatılmadan, eksik kovuşturma ile yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
4- Yargıtay CGK’nun 13.11.2007 ... 2007/8-171 esas, 2007/235 sayılı kararında açıklandığı üzere; suç tarihinden sonra 15.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasasının 23. maddesi ile bazı koşulların gerçekleşmesi halinde çocuklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması imkanı getirilmiştir. Objektif ve subjektif koşulları olan düzenlemeye göre cezaya ilişkin olanı, mahkemece belirlenen cezanın en çok 3 yıla kadar hapis veya adli para cezası olmasıdır. Olayımızda bu koşulun gerçekleştiği anlaşılmıştır. Fail bakımından aranan diğer koşullar ise; çocuğun daha önceden kasıtlı bir suç işlememiş bulunması, yeniden suç işlemeyeceği konusunda kanaat gelmiş bulunması, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları itibariyle bir cezaya hükmedilmesine gerek görülmemesi ve mağdurun veya kamunun
uğradığı zararın tamamen giderilmesinden ibarettir. Ancak, çocuğun ailesinin veya kendisinin ekonomik durumunun elverişli olmaması durumunda bu koşul aranmayabilir. Yasa maddesinde belirtilen bu koşulların oluşup oluşmadığı ve bu hükmün uygulanıp uygulanmayacağı hakim tarafından her olayda değerlendirilip denetime imkan sağlayacak biçimde kararda gösterilmesi gerekmektedir. Somut olayımızda objektif koşul oluştuğu halde, kararda 5395 sayılı ÇKK nunun 23. maddesinde faile ilişkin olarak öngörülen şartlardan hangisinin ya da hangilerinin oluşmadığına dair mahkemece denetime imkan verecek şekilde bir değerlendirme yapılmadan “…Şartları bulunmadığından sanık hakkına 231/5 maddesinin tatbikine yer olmadığına” biçiminde yasal gerekçeleri içermeyen nedenlerle redde dair yazılı şekilde hüküm tesisi,
5-5237 Sayılı TCK. nun 87/3 maddesi, 19.12.2006 tarih ve 5560 sayılı yasanın 4. maddesi ile yapılan değişikliğe kadar müstakil fıkra olup, kemik kırığının hayati fonksiyonları da dikkate alınarak değişiklikten önce ve sonraki kanun hükümleri kararın gerekçe bölümünde eyleme uygulanıp elde edilecek sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan yasanın belirlenmesi gerekirken, denetime olanak vermeyecek şekilde değişiklikten sonraki yasa maddelerinin lehe olduğundan bahisle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 26.4.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.