Yargıtay2. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2010/13 K.2010/3587
Özet: (1) Sanığın kasten yaralama suçundan dolayı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2‑3-a, 62/1 ve 52. maddeleri uyarınca 140,00 TL adli para cezası ile cezalandırılması ve bu cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine tabi tutulup denetimli serbestlik tedbirine geçilmesi konusundaki kanun yararına bozma talebi. (2) Mahkeme, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309/4.fıkra (d) bendi uyarınca 29/01/2008 tarihli ve 2006/352, 2008/81 sayılı kararın bozulmasına karar vererek, sanığın adli para cezasından ibaret cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine tabi tutulmasını kaldırıp diğer hükümlerin aynen
Kasten yaralama suçundan sanık ...'un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/2-3-a, 62/1, 52. maddeleri uyarınca 140,00 yeni Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, Milas Asliye Ceza Mahkemesinin 15/04/2004 tarihli ve 2004/63-180 sayılı ilâmı tekerrüre esas teşkil ettiğinden sanık hakkında anılan Kanun'un 58/6. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirine tâbi tutulmasına dair (MİLAS) Sulh Ceza Mahkemesinin 29/01/2008 tarihli ve 2006/352 esas, 2008/81 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 14/12/2009 gün ve 2009/14368/70530 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28/012/2009 gün ve 2009/289760 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Tüm dosya kapsamına göre;
1- Sanığın tekerrüre esas alınan sabıkasına konu Milas Asliye Ceza Mahkemesinin 15/04/2004 tarihli ve 2004/63-180 sayılı mahkûmiyet hükmünün erteli ağır para cezası olduğu gözetilmeksizin, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesinde,
2- Sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/2-3-a, 62, 52. maddeleri uyarınca sonuç olarak 140,00 Türk lirası adlî para cezasına hükmedilmesi karşısında, anılan Kanun'un 58. maddesi ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106 ve 108. maddeleri dikkate alındığında, adlî para cezasından ibaret sonraki cezanın, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesinde,
isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5237 sayılı yasanın 58.maddesinde, tekerrür hükümlerinin uygulanması için cezanın infaz edilmiş olmasının gerekmediğine ilişkin düzenleme karşısında tebliğnamenin 1 no'lu kanun yararına bozma gerekçesine katılınmamıştır. Ancak;
5237 sayılı Yasanın 58. maddesi ile 5275 sayılı Yasanın 106 ve 108. maddeleri dikkate alınarak, adli para cezasından ibaret sonraki cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilemeyeceği gözetilmediğinden, (2) no'lu kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle, (MİLAS) Sulh Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 29.01.2008 gün ve 2006/352, 2008/81 sayılı kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesinin 4.fıkrasının (d) bendi uyarınca BOZULMASINA, hükümde yer alan “sanık hakkında 5237 sayılı yasanın 58/6.maddesi uyarınca hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” ilişkin kısmın hüküm fıkrasından çıkarılmasına, hükmün diğer bölümlerinin aynen korunmasına, 10.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Tüm dosya kapsamına göre;
1- Sanığın tekerrüre esas alınan sabıkasına konu Milas Asliye Ceza Mahkemesinin 15/04/2004 tarihli ve 2004/63-180 sayılı mahkûmiyet hükmünün erteli ağır para cezası olduğu gözetilmeksizin, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesinde,
2- Sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/2-3-a, 62, 52. maddeleri uyarınca sonuç olarak 140,00 Türk lirası adlî para cezasına hükmedilmesi karşısında, anılan Kanun'un 58. maddesi ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106 ve 108. maddeleri dikkate alındığında, adlî para cezasından ibaret sonraki cezanın, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesinde,
isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5237 sayılı yasanın 58.maddesinde, tekerrür hükümlerinin uygulanması için cezanın infaz edilmiş olmasının gerekmediğine ilişkin düzenleme karşısında tebliğnamenin 1 no'lu kanun yararına bozma gerekçesine katılınmamıştır. Ancak;
5237 sayılı Yasanın 58. maddesi ile 5275 sayılı Yasanın 106 ve 108. maddeleri dikkate alınarak, adli para cezasından ibaret sonraki cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilemeyeceği gözetilmediğinden, (2) no'lu kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle, (MİLAS) Sulh Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 29.01.2008 gün ve 2006/352, 2008/81 sayılı kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesinin 4.fıkrasının (d) bendi uyarınca BOZULMASINA, hükümde yer alan “sanık hakkında 5237 sayılı yasanın 58/6.maddesi uyarınca hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” ilişkin kısmın hüküm fıkrasından çıkarılmasına, hükmün diğer bölümlerinin aynen korunmasına, 10.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.