Yargıtay 15. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2012/18366 K.2014/4189
Özet: Uyuşmazlık konusu, sanığın katılımcıyı “ortak iş” inancı içinde hileli davranışlarla kandırarak para ve araç alacakları dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmadığıdır. Mahkeme, delillerin yetersiz olduğunu belirterek sanığı beraat ettirmiştir.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Dolandırıcılık
HÜKÜM: Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık ve katılanın, çocuklarının ...'de aynı okulda eğitim görmeleri nedeniyle birbirleriyle tanışan sanığın gayri resmi eşi olduğu söylenen tanık ... ile katılanın eşi ... vasıtasıyla tanışıp, ailecek görüşmeye başlamaları sonrasında; otobüs şoförlüğü yapan sanığın katılana "... otobüsüm var, eşimin de bankada parası var... otobüsü satıp, eşimin parasına da biraz da para katıp bir tır almayı düşünüyorum..." diyerek ön güven sağlamasını müteakip ona "... tır işinde seninle ortaklık yapalım, benim alacağım tırı rehin gösterir, sana da tır alırız." teklifinde bulunup kandırması sonucu, ortak iş yapacakları inancı içinde olan katılandan "... otobüsün vergi borcu var, çoğunu temin ettim, 4.500 TL'ye ihtiyacım var, verebilir misin?" demesi üzerine, katılanın 02.05.2008 tarihinde bankadan kendi adına 10.000 TL kredi çekip tamamını sanığa elden-belgesiz vermesi, ilerleyen zaman içinde bir miktar daha paraya ihtiyaç duyulduğu söylemi nedeniyle bu kez de katılanın kendisine ait otomobilini satıp aldığı paranın 3.700 TL'sini aynı şekilde sanığa vermesi, sanığın "... işimizi ... ilçesinde kurup yöneteceğiz..." demesi üzerine de, kiralanan aynı kamyonla, iki aile olarak 08/06/2008 tarihinde ev eşyalarını ayrı ayrı evlere taşımaları ve fakat katılanın orada kuşku üzerine yaptığı araştırmada sanığın tanık ... ile resmen evli olmadığını öğrenip iş ortaklığı inancı içinde verdiği paraları geri istemesine rağmen alamaması eyleminin "dolandırıcılık" suçunu oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
Katılanın anlatımlarını kesin suretle doğrulayacak belge ve tanığın bulunmadığını, kendisinden 4.500 TL borç isteyen sanığa belgesiz toplamda 13.700 TL verilmesinin hayatın olağan akışına uygun düşmediğini, sanığın atılı suçu işlediğine dair savunmasının aksini kanıtlayıcı mahkumiyete yeter derecede kuşkudan arınmış delil bulunmadığını, bu nedenlerle "beraat" kararı verilmesi gerektiğini takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkememin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 06/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Dolandırıcılık
HÜKÜM: Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık ve katılanın, çocuklarının ...'de aynı okulda eğitim görmeleri nedeniyle birbirleriyle tanışan sanığın gayri resmi eşi olduğu söylenen tanık ... ile katılanın eşi ... vasıtasıyla tanışıp, ailecek görüşmeye başlamaları sonrasında; otobüs şoförlüğü yapan sanığın katılana "... otobüsüm var, eşimin de bankada parası var... otobüsü satıp, eşimin parasına da biraz da para katıp bir tır almayı düşünüyorum..." diyerek ön güven sağlamasını müteakip ona "... tır işinde seninle ortaklık yapalım, benim alacağım tırı rehin gösterir, sana da tır alırız." teklifinde bulunup kandırması sonucu, ortak iş yapacakları inancı içinde olan katılandan "... otobüsün vergi borcu var, çoğunu temin ettim, 4.500 TL'ye ihtiyacım var, verebilir misin?" demesi üzerine, katılanın 02.05.2008 tarihinde bankadan kendi adına 10.000 TL kredi çekip tamamını sanığa elden-belgesiz vermesi, ilerleyen zaman içinde bir miktar daha paraya ihtiyaç duyulduğu söylemi nedeniyle bu kez de katılanın kendisine ait otomobilini satıp aldığı paranın 3.700 TL'sini aynı şekilde sanığa vermesi, sanığın "... işimizi ... ilçesinde kurup yöneteceğiz..." demesi üzerine de, kiralanan aynı kamyonla, iki aile olarak 08/06/2008 tarihinde ev eşyalarını ayrı ayrı evlere taşımaları ve fakat katılanın orada kuşku üzerine yaptığı araştırmada sanığın tanık ... ile resmen evli olmadığını öğrenip iş ortaklığı inancı içinde verdiği paraları geri istemesine rağmen alamaması eyleminin "dolandırıcılık" suçunu oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
Katılanın anlatımlarını kesin suretle doğrulayacak belge ve tanığın bulunmadığını, kendisinden 4.500 TL borç isteyen sanığa belgesiz toplamda 13.700 TL verilmesinin hayatın olağan akışına uygun düşmediğini, sanığın atılı suçu işlediğine dair savunmasının aksini kanıtlayıcı mahkumiyete yeter derecede kuşkudan arınmış delil bulunmadığını, bu nedenlerle "beraat" kararı verilmesi gerektiğini takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkememin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 06/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.