Yargıtay15. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2011/25035 K.2013/8400
Özet: Uyuşmazlık konusu, sanığın müşteriyi dolandırarak poşetleri alıp gizleyerek hileli davranışta bulunmasıyla dolandırıcılık suçunun oluşup oluşmadığıdır; mahkeme, bu eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğunu kabul ederek sanığı mahkum etmiştir. Mahkemenin sonucu, 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi gereğince hüküm bozulmuş ve yeniden duruşma gerektirmeyen düzeltme ile adli para cezası teriminin “5 gün, 100 TL” olarak değiştirildiği kararın onaylanmasıdır.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın, 25.06.2008 tarihli duruşmada, ... da oturduğunu beyan etmesi ve gerekçeli kararın ise bu adrese tebliğ edilmemesi nedeniyle, temyiz isteminin öğrenme üzerine süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda, esnaf olan müştekinin ticaret maksadıyla alışveriş yaptığı, elinde poşetler olduğu halde bir başka işyerinden de alışveriş yapmak istediği ancak bu işyerinin kapalı olduğu, o esnada orada bulunan sanığın yan dükkanda çalıştığını, poşetleri bırakabileceğini söylemesi üzerine müştekiden çeşitli giyim eşyalarının bulunduğu poşetleri alıp tanık ...'nın dükkanına bıraktığı, müştekinin cuma namazı için camiiye gitmesinden sonra müştekiye ait poşet ile olay yerinden ayrıldığı şeklindeki eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde, ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün, bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin "100 gün" "2000 TL" adli para cezası teriminin tamamen çıkartılarak yerine, "5 gün", ”100 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 07.05.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın, 25.06.2008 tarihli duruşmada, ... da oturduğunu beyan etmesi ve gerekçeli kararın ise bu adrese tebliğ edilmemesi nedeniyle, temyiz isteminin öğrenme üzerine süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda, esnaf olan müştekinin ticaret maksadıyla alışveriş yaptığı, elinde poşetler olduğu halde bir başka işyerinden de alışveriş yapmak istediği ancak bu işyerinin kapalı olduğu, o esnada orada bulunan sanığın yan dükkanda çalıştığını, poşetleri bırakabileceğini söylemesi üzerine müştekiden çeşitli giyim eşyalarının bulunduğu poşetleri alıp tanık ...'nın dükkanına bıraktığı, müştekinin cuma namazı için camiiye gitmesinden sonra müştekiye ait poşet ile olay yerinden ayrıldığı şeklindeki eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde, ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün, bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin "100 gün" "2000 TL" adli para cezası teriminin tamamen çıkartılarak yerine, "5 gün", ”100 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 07.05.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.