Yargıtay 15. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2011/12088 K.2012/34150
Özet: (1) Uyuşmazlık, sanıkların bir aracı satmak için müşteriyi kandırarak hileli davranışlarla para ve senet alıp ödemeyi yerine getirmemeleriyle dolandırıcılık suçunun oluşup oluşmadığıdır. (2) Mahkeme, dolandırıcılığın oluştuğunu kabul ederek sanıkları mahkum etti; ayrıca adli para cezasının belirlenmesinde hatalı karar verildiğini tespit edip 75 günün yerine 5 gün ve 1500 TL’nin yerine 100 TL tutarında yeni bir adli para cezası koyarak hükmü düzeltti.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Dolandırıcılık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Katılanların kendilerine ait aracı satmak için araba pazarına götürdükleri, sanık ...'in araca müşteri olduğu ve katılanlarla 12000 YTL bedel karşılığı satış için anlaştığı, satış işlemleri için katılanların ...'ya gelmelerini istediği, ertesi gün ...'da birlikte notere gittikleri, 2900 YTL değerinde altın verip geri kalanını noter satış işlemi sonrası hemen vereceklerini söyleyip katılanları ikna ederek aracın devrini sağladıkları, sonrasında yanlarında para olmadığını parayı köylerinde vereceklerini söyleyip, köylerine götürdükleri, burada da para bulamadıklarını belirtip daha sonra üzerlerine herhangi bir mal varlığı olmadığı için ödeme imkanları olmayan senet verip senet bedelini ödememeleri şeklinde gerçekleşen eylemde dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak:
1-Adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu'nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1. maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
2- Mahkemenin temel cezayı tayin ederken sanıkların kastlarının yoğunluğu, zarar miktarı ve olayın özelliğini dikkate alarak temel cezayı alt sınırdan uygulamasına rağmen adli para cezasını gerekçe göstermeden alt sınırdan uzaklaşarak tayin etmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ve sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu itbarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, adli para cezasının belirlenmesi esnasında hükmolunan 75 günün 5 güne ve sonuç adli para cezası 1500,00 YTL'nin, aynı yasanın 52. maddesi uyarınca günlüğü 20,00 TL'den 100,00 TL'ye indirilmek suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 09.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Dolandırıcılık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Katılanların kendilerine ait aracı satmak için araba pazarına götürdükleri, sanık ...'in araca müşteri olduğu ve katılanlarla 12000 YTL bedel karşılığı satış için anlaştığı, satış işlemleri için katılanların ...'ya gelmelerini istediği, ertesi gün ...'da birlikte notere gittikleri, 2900 YTL değerinde altın verip geri kalanını noter satış işlemi sonrası hemen vereceklerini söyleyip katılanları ikna ederek aracın devrini sağladıkları, sonrasında yanlarında para olmadığını parayı köylerinde vereceklerini söyleyip, köylerine götürdükleri, burada da para bulamadıklarını belirtip daha sonra üzerlerine herhangi bir mal varlığı olmadığı için ödeme imkanları olmayan senet verip senet bedelini ödememeleri şeklinde gerçekleşen eylemde dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak:
1-Adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu'nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1. maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
2- Mahkemenin temel cezayı tayin ederken sanıkların kastlarının yoğunluğu, zarar miktarı ve olayın özelliğini dikkate alarak temel cezayı alt sınırdan uygulamasına rağmen adli para cezasını gerekçe göstermeden alt sınırdan uzaklaşarak tayin etmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ve sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu itbarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, adli para cezasının belirlenmesi esnasında hükmolunan 75 günün 5 güne ve sonuç adli para cezası 1500,00 YTL'nin, aynı yasanın 52. maddesi uyarınca günlüğü 20,00 TL'den 100,00 TL'ye indirilmek suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 09.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.