‹ Ana sayfa
Yargıtay15. Ceza DairesiCeza Hukuku

Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2011/24030 K.2011/3570

Esas No: 2011/24030 · Karar No: 2011/3570 · Karar Tarihi: 06.10.2011
1 kez atıf aldı1 bozma bağlamıSonraki kararlarda bu karara yapılan atıflar
Özet: Uyuşmazlık konusu, sanığın müştekiye kendisini işadamı ve müteahit olarak tanıtarak iki evin satışını yapıp, vaat ettiği dubleks daireyi vermemesiyle dolandırıcılık suçundan iddialar üzerine kurulmuştur. Mahkeme, savunma eksikliği ve hileli davranışların yeterince sorgulanmadığını tespit ederek kararın bozulmasına karar verdi.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.

Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.

Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.

Somut olaya gelince,
Sanığın müştekiye kendisini işadamı, müteahit olarak tanıtıp, ... semtlerinde kendisi tarafından yapıldığını bildirdiği iki inşaatı da göstermek suretiyle güven uyandırdıktan sonra, müştekiye ait iki adet evin bedeli karşısında kendisine dubleks daire vermeyi taahüt ettiği, bu dairelerin satışını ilişkin müşteki tarafından noterce düzenlenen vekaletname verilip sanığın bu evleri satarak parasını da aldığı halde vaad ettiği dubleks daireyi
vermemek sureiyle dolandırdığı iddia edilmiş olup, sanık ve müdafiin savunmaları ve dosya içeriğinden, sanık ve müştekinin olaydan önce tanışıp görülmeleri, müştekinin rızasıyla sanığa iki evinin satışı için 03.07.2007 tarihli vekaletname verip, sanığın da aynı tarihli 125.000.TL bedelli senedi teminat olarak düzenleyip müştekiye vermesi, borcunu da kabul etmesi, müştekinin icra yoluyla senedi tahsile koyması, ayrıca da sanık müdafiin 06.01.2010 günlü esasa ilişkin savunmasında sanığın ... İnşaat adli bir şirketin ortağı olduğuna, şirketin kuruluşu, adresi, imza sirkülerine dair belgeler ibraz etmesi ve İstanbul 4.İcra memurluğunun 2007/13206 sayııl dosyasında bu şirkete ait kat karşılığı inşaat sözleşmesinin bulunması karşısında;
Öncelikle savunmaya dair bu evrakların üzerinde durulup belgelerdeki bilgilerin doğru olup olmadığı ilgili kurumlardan sorulup, yine müştekiye gösterdiği iddia olunan inşaatlarında gerçekte sanık ya da ortağı olduğu şirket tarafından yapılıp yapılmadığı araştırıldıktan sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve taktiri gerekirken eksik soruşturmayla ve dolandırıcılık suçunun unsuru olarak hileli davranışların neler olduğu ve mağdurun ne surette hataya düşürüldüğü karar yerinde tartışılmadan yazılı gerekçelerle mahkumiyet kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06/10/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?