Yargıtay15. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2011/15372 K.2012/40658
Özet: Uyuşmazlık konusu, sanığın asker arkadaşıyla birlikte sahte altınlar ve 40.000 TL para değiş tokuşu yaparak dolandırıcılık suçundan sorumlu tutulup tutulmadığıdır; mahkeme, olayın dolandırıcılık suçunu oluşturduğunu kabul ederek sanığı TCK 58. madde kapsamında cezalandırmayı reddetmiş ve kararını 5237 sayılı yasa hükümlerine uygun olarak düzeltilip onaylamıştır.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın asker arkadaşı olan ...'a telefon açarak gömü altını bulduğunu, bu altınların satılması hususunda kendisine yardımcı olmasını istediği,...'ın da babası olan katılan ile görüşüp olayı anlattığı, sanığın önce katılana numune olarak 2 adet altın verdiği, katılanın söz konusu altınları kuyumcuya gösterdiğinde altınların gerçek olduğunu anlaması üzerine, Turgutlu ilçesinde sanık ile biraraya geldikleri, sanığın kimliği belirlenemeyen bir şahsı katılana dayısı olarak tanıttığı, sanığın ve dayı olarak tanıtılan kişinin yanlarında getirdikleri çantayı göstererek içinde altın olduğunu söyledikleri ve içinde sahte altınlar bulunan çantayı katılana verdikleri, katılanın da temin ettiği 40.000 TL parayı sanığa verdiği, akabinde sanığın ve yanındaki şahsın katılanın yanından ayrıldığı, daha sonra katılanın çantayı açtığında altınların sahte olduğunu anladığı, şeklinde gelişen eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Mükerrir olan sanık hakkında TCK'nın 58.maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, Ancak,
5237 Sayılı Yasanın 53.maddesinin 1.fıkrasının c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarına ilişkin hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3.fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılıklar aynı kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden; hükümde yer alan 5237 sayılı Yasanın 53.maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılıp yerine, "53.maddesinin 3.fıkrası uyarınca 1.fıkranın c bendende yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1.fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına" denilmek, suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın asker arkadaşı olan ...'a telefon açarak gömü altını bulduğunu, bu altınların satılması hususunda kendisine yardımcı olmasını istediği,...'ın da babası olan katılan ile görüşüp olayı anlattığı, sanığın önce katılana numune olarak 2 adet altın verdiği, katılanın söz konusu altınları kuyumcuya gösterdiğinde altınların gerçek olduğunu anlaması üzerine, Turgutlu ilçesinde sanık ile biraraya geldikleri, sanığın kimliği belirlenemeyen bir şahsı katılana dayısı olarak tanıttığı, sanığın ve dayı olarak tanıtılan kişinin yanlarında getirdikleri çantayı göstererek içinde altın olduğunu söyledikleri ve içinde sahte altınlar bulunan çantayı katılana verdikleri, katılanın da temin ettiği 40.000 TL parayı sanığa verdiği, akabinde sanığın ve yanındaki şahsın katılanın yanından ayrıldığı, daha sonra katılanın çantayı açtığında altınların sahte olduğunu anladığı, şeklinde gelişen eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Mükerrir olan sanık hakkında TCK'nın 58.maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, Ancak,
5237 Sayılı Yasanın 53.maddesinin 1.fıkrasının c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarına ilişkin hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3.fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılıklar aynı kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden; hükümde yer alan 5237 sayılı Yasanın 53.maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılıp yerine, "53.maddesinin 3.fıkrası uyarınca 1.fıkranın c bendende yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1.fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına" denilmek, suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.