Yargıtay14. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 14. Ceza Dairesi E.2011/2456 K.2012/396
Özet: (1) Sanığın ırk ve namusa tasaddide bulunma ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından hüküm giymesi, zamanaşımı nedeniyle temyiz incelemesinde incelenmiştir. (2) Mahkeme, her iki hükmün de zamanaşımına uğradığını ve kanuni hatalı değerlendirmeler içerdiğini belirterek, 18.01.2012 tarihinde kararla hem ırk ve namusa tasaddide bulunma hem de kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından verilen cezaları bozmuş ve davayı zamanaşımı nedeniyle düşürmüştür.
Irza geçme ve zorla kaçırıp alıkoyma suçlarından sanık ...'nun yapılan yargılaması sonunda; ırz ve namusa tasaddide bulunma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkûmiyetine dair Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 29.03.2006 gün ve 2006/19 Esas, 2006/140 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelendi;
Sanığa tayin edilen cezaların miktarlarına göre, sanık müdafiin duruşma isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 318. maddesi gereğince reddiyle, incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanık hakkında ırz ve namusa tasaddide bulunma suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Oluşa ve kabule göre, sanığın işlediği kabul olunan ırz ve namusa tasaddide bulunma suçunun 765 sayılı TCK.nın 415/2. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanunun 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirtilen 7 yıl 6 aylık asli ve ilave zamanaşımına tâbi olduğu, suç tarihi olan 01.09.2003'den inceleme tarihine kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK.nın 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle hükmün CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanunun 322/1 ve 5271 sayılı CMK.nın 223/8. maddeleri uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
Oluş ve kabule göre, sanığın mağdureyi şehvet hissiyle, hile ve zorla kaçırıp alıkoyduğu anlaşılmış bulunması karşısında; suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK.nın 430/1. maddesinde düzenlenen suçun lehe aleyhe değerlendirilmesi yapılırken, 5237 sayılı TCK.nın 109/2. maddesiyle kıyaslama yapılması gerektiği gözetilmeden, 109/1. maddesiyle mukayese yapılarak, 765 sayılı TCK hükümleri lehe olduğu halde, yanlış değerlendirme sonucu 5237 sayılı TCK hükümlerinin lehe olduğu kabul edilerek uygulama yapılması,
Uygulamaya göre de;
Eylemin çocuğa karşı işlenmesi sebebiyle artırım yapılırken 5237 sayılı TCK.nın 109/3-f maddesinin yazılması gerekirken, 109/2-f maddesinin yazılması,
Kanuna aykırı, katılan vekili ve sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 18.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sanığa tayin edilen cezaların miktarlarına göre, sanık müdafiin duruşma isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 318. maddesi gereğince reddiyle, incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanık hakkında ırz ve namusa tasaddide bulunma suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Oluşa ve kabule göre, sanığın işlediği kabul olunan ırz ve namusa tasaddide bulunma suçunun 765 sayılı TCK.nın 415/2. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanunun 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirtilen 7 yıl 6 aylık asli ve ilave zamanaşımına tâbi olduğu, suç tarihi olan 01.09.2003'den inceleme tarihine kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK.nın 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle hükmün CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanunun 322/1 ve 5271 sayılı CMK.nın 223/8. maddeleri uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
Oluş ve kabule göre, sanığın mağdureyi şehvet hissiyle, hile ve zorla kaçırıp alıkoyduğu anlaşılmış bulunması karşısında; suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK.nın 430/1. maddesinde düzenlenen suçun lehe aleyhe değerlendirilmesi yapılırken, 5237 sayılı TCK.nın 109/2. maddesiyle kıyaslama yapılması gerektiği gözetilmeden, 109/1. maddesiyle mukayese yapılarak, 765 sayılı TCK hükümleri lehe olduğu halde, yanlış değerlendirme sonucu 5237 sayılı TCK hükümlerinin lehe olduğu kabul edilerek uygulama yapılması,
Uygulamaya göre de;
Eylemin çocuğa karşı işlenmesi sebebiyle artırım yapılırken 5237 sayılı TCK.nın 109/3-f maddesinin yazılması gerekirken, 109/2-f maddesinin yazılması,
Kanuna aykırı, katılan vekili ve sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 18.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.