Yargıtay 14. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 14. Ceza Dairesi E.2011/2324 K.2012/2724
Özet: Uyuşmazlık konusu, sanığın 1998 yılında çocuk üzerinde irz ve namusa tasaddide bulunma suçundan (cinsel istismar teşebbüsü) yargılanmasıdır; mahkeme, eylemin ırza geçme suçunu oluşturduğunu kabul ederek, ancak zamanaşımı nedeniyle kamu davasını düşürmeye karar vermiştir. Mahkemenin sonucu, sanık hakkında açılan davanın zamanaşımı süresi dolduğu gerekçesiyle düşürülmesi ve böylece mahkeme kararıyla dava sonlandırılmasıdır.
Irza geçme suçundan sanık ...'nın yapılan yargılaması sonunda; eylemin ırz ve namusa tasaddide bulunma suçunu oluşturduğunun kabulüyle açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine dair Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 08.06.2006 gün ve 2006/66 Esas, 2006/176 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtayca incelenmesi mağdure vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Şikâyetçi olan mağdur ve vekiline CMK.nın 238/2. maddesi uyarınca davaya katılmak isteyip istemediği sorulmamış ise de;
CMK.nın 260/1. maddesine göre katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolunun açık olduğu, zorunlu vekilin sanığın cezalandırılmasını isteyip mahkemece verilen hükmü temyiz ederek açıkça katılma iradesini ortaya koyduğu, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.10.2010 gün ve 2010/9-149 Esas, 2010/205 sayılı Kararında da belirtildiği üzere mağdurun katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gördüğü konusunda araştırma yapmayı gerektirecek bir tereddüt bulunmadığı görülmekle, CMK.nın 237/2. maddesi uyarınca suçtan zarar gören mağdur ...'ün davaya katılmasına ve zorunlu vekili Av. ... in katılan vekili olarak kabul edilmesine karar verilmekle, katılan mağdure vekilinin temyizi üzerine yapılan incelemede;
Mağdurun aşamalardaki beyanları, sanığın sorguda hakim huzurundaki ikrarı ve mağdura ilişkin Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunca tanzim edilen 04.02.2000 tarihli rapor ile Bursa Çocuk Hastanesince verilen 13.06.1998 tarihli raporlar kapsamına göre, sanığın eyleminin 765 sayılı TCK.nın 414/2 ve 61. maddeleri kapsamında ırza geçmeye teşebbüs suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suçun vasıf ve değerlendirilmesinde hata ile ırz ve namusa tasaddide bulunma suçunu oluşturduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması, kanuna aykırı ise de; sanığın eylemine uyan olan 5237 sayılı TCK.nın 103/2, 35/2. maddelerinde düzenlenmiş çocuğun nitelikli cinsel istismarına teşebbüs suçunun öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla, sanığın lehine olan aynı Kanunun 66/1-d ve 66/2. maddelerine göre 11 yıl 3 aylık asli ve ilave zamanaşımına tâbi olduğu, suç tarihi olan 12.06.1998 ile inceleme tarihi arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK.nın 7/2 ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle hükmün CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanık hakkında açılan kamu davasının aynı Kanunun 322 ve 5271 sayılı CMK.nın 223/8. maddeleri uyarınca zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 07.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Şikâyetçi olan mağdur ve vekiline CMK.nın 238/2. maddesi uyarınca davaya katılmak isteyip istemediği sorulmamış ise de;
CMK.nın 260/1. maddesine göre katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolunun açık olduğu, zorunlu vekilin sanığın cezalandırılmasını isteyip mahkemece verilen hükmü temyiz ederek açıkça katılma iradesini ortaya koyduğu, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.10.2010 gün ve 2010/9-149 Esas, 2010/205 sayılı Kararında da belirtildiği üzere mağdurun katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gördüğü konusunda araştırma yapmayı gerektirecek bir tereddüt bulunmadığı görülmekle, CMK.nın 237/2. maddesi uyarınca suçtan zarar gören mağdur ...'ün davaya katılmasına ve zorunlu vekili Av. ... in katılan vekili olarak kabul edilmesine karar verilmekle, katılan mağdure vekilinin temyizi üzerine yapılan incelemede;
Mağdurun aşamalardaki beyanları, sanığın sorguda hakim huzurundaki ikrarı ve mağdura ilişkin Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunca tanzim edilen 04.02.2000 tarihli rapor ile Bursa Çocuk Hastanesince verilen 13.06.1998 tarihli raporlar kapsamına göre, sanığın eyleminin 765 sayılı TCK.nın 414/2 ve 61. maddeleri kapsamında ırza geçmeye teşebbüs suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suçun vasıf ve değerlendirilmesinde hata ile ırz ve namusa tasaddide bulunma suçunu oluşturduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması, kanuna aykırı ise de; sanığın eylemine uyan olan 5237 sayılı TCK.nın 103/2, 35/2. maddelerinde düzenlenmiş çocuğun nitelikli cinsel istismarına teşebbüs suçunun öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla, sanığın lehine olan aynı Kanunun 66/1-d ve 66/2. maddelerine göre 11 yıl 3 aylık asli ve ilave zamanaşımına tâbi olduğu, suç tarihi olan 12.06.1998 ile inceleme tarihi arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK.nın 7/2 ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilmek suretiyle hükmün CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanık hakkında açılan kamu davasının aynı Kanunun 322 ve 5271 sayılı CMK.nın 223/8. maddeleri uyarınca zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 07.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.