Yargıtay13. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 13. Ceza Dairesi E.2011/19336 K.2012/11142
Özet: Uyuşmazlık, sanıkların hırsızlık suçundan mahkumiyetine ilişkin temyiz başvurularıdır; mahkeme, dosya incelemesi sonucunda suçun işlendiğini kabul ederek usul ve yasaya uygunluk bulmuştur. Mahkeme kararını bozmak yerine, yalnızca yargılama giderleri ve velayet/vesayet düzenlemeleriyle ilgili eksiklikleri düzelterek mahkumiyet kararı onaylamıştır.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I-Sanık ... hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Adli sicil kaydına göre kasıtlı suçlardan silinme koşulu oluşmayan hükümlülükleri bulunan sanık hakkında, 5271 sayılı CMK’nın 231/5-14. maddesini uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede:
Tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 58. maddesinin uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi ile suça konu yakıtın bir kısmının yere dökülerek harcanmış olması nedeniyle sanığın eyleminin tamamlandığının anlaşılması karşısında; yazılı şekilde teşebbüsten hüküm kurulması karşı temyiz olmadığından; 5237 sayılı TCK'nın 142. maddesinin 1. fıkrasının “e” bendi yerine aynı fıkranın “b” bendi ile uygulama yapılması, sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-5237 sayılı TCK'nın 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu salıverme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması,
2-5271 sayılı CMK.nun 326/2. maddesi uyarınca birlikte işlenmiş suç nedeniyle mahkum edilmiş olan sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı, ortak yargılama giderlerinden de paylarına düşen miktarda eşit olarak sorumlu tutulmaları gerektiğinin düşünülmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından ‘‘TCK’nun 53/1. maddesinin uygulanmasına’’ ilişkin bölüm çıkarılarak, yerine ‘‘53/1. maddesinde belirtilen ve 53/3. maddesindeki kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri dışındaki haklardan sanığın mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; 53/3. maddesi gözetilerek 53/1-c maddesi uyarınca kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmasına’’ cümlesinin eklenmesi ve hüküm fıkrasından yargılama giderlerine ilişkin bölüm çıkarılarak, yerine “sanıkların sebebiyet verdikleri ortak yargılama giderleri olan toplam 12,00 YTL'nin, yarısı olan 6.00 YTL'nın her iki sanıktan ayrı ayrı alınarak hazineye gelir kaydına” cümlesinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II-Sanık ... hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
Adli sicil kaydına göre kasıtlı suçlardan silinme koşulu oluşmayan hükümlülükleri bulunan sanık hakkında, 5271 sayılı CMK’nın 231/5-14. maddesini uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-20/02/2007 tarihli oturumda aynı yargı çevresinde başka suçtan tutuklu bulunan sanığın, daha sonraki oturumlarda aynı yargı çevresindeki cezaevinde başka suçtan tutukluluğunun devam edip etmediği araştırılarak, tutukluluğun devam etmesi halinde esas hakkındaki mütalaa ile hükmün aslını oluşturan kısa kararın tefhim olunduğu oturuma getirtilmesi gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
2-Suça konu yakıtın bir kısmının yere dökülerek harcanmış olması nedeniyle sanığın eyleminin tamamlandığının anlaşılması karşısında; yazılı şekilde teşebbüsten hüküm kurulması,
3-5237 sayılı TCK'nın 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu salıverme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması,
4-5271 sayılı CMK'nun 326/2. maddesi uyarınca birlikte işlenmiş suç nedeniyle mahkum edilmiş olan sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı, ortak yargılama giderlerinden de paylarına düşen miktarda eşit olarak sorumlu tutulmaları gerektiğinin düşünülmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, sanığın 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkının korunmasına, 15.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I-Sanık ... hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Adli sicil kaydına göre kasıtlı suçlardan silinme koşulu oluşmayan hükümlülükleri bulunan sanık hakkında, 5271 sayılı CMK’nın 231/5-14. maddesini uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede:
Tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 58. maddesinin uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi ile suça konu yakıtın bir kısmının yere dökülerek harcanmış olması nedeniyle sanığın eyleminin tamamlandığının anlaşılması karşısında; yazılı şekilde teşebbüsten hüküm kurulması karşı temyiz olmadığından; 5237 sayılı TCK'nın 142. maddesinin 1. fıkrasının “e” bendi yerine aynı fıkranın “b” bendi ile uygulama yapılması, sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-5237 sayılı TCK'nın 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu salıverme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması,
2-5271 sayılı CMK.nun 326/2. maddesi uyarınca birlikte işlenmiş suç nedeniyle mahkum edilmiş olan sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı, ortak yargılama giderlerinden de paylarına düşen miktarda eşit olarak sorumlu tutulmaları gerektiğinin düşünülmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından ‘‘TCK’nun 53/1. maddesinin uygulanmasına’’ ilişkin bölüm çıkarılarak, yerine ‘‘53/1. maddesinde belirtilen ve 53/3. maddesindeki kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri dışındaki haklardan sanığın mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; 53/3. maddesi gözetilerek 53/1-c maddesi uyarınca kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmasına’’ cümlesinin eklenmesi ve hüküm fıkrasından yargılama giderlerine ilişkin bölüm çıkarılarak, yerine “sanıkların sebebiyet verdikleri ortak yargılama giderleri olan toplam 12,00 YTL'nin, yarısı olan 6.00 YTL'nın her iki sanıktan ayrı ayrı alınarak hazineye gelir kaydına” cümlesinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II-Sanık ... hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
Adli sicil kaydına göre kasıtlı suçlardan silinme koşulu oluşmayan hükümlülükleri bulunan sanık hakkında, 5271 sayılı CMK’nın 231/5-14. maddesini uygulama olanağı bulunmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-20/02/2007 tarihli oturumda aynı yargı çevresinde başka suçtan tutuklu bulunan sanığın, daha sonraki oturumlarda aynı yargı çevresindeki cezaevinde başka suçtan tutukluluğunun devam edip etmediği araştırılarak, tutukluluğun devam etmesi halinde esas hakkındaki mütalaa ile hükmün aslını oluşturan kısa kararın tefhim olunduğu oturuma getirtilmesi gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
2-Suça konu yakıtın bir kısmının yere dökülerek harcanmış olması nedeniyle sanığın eyleminin tamamlandığının anlaşılması karşısında; yazılı şekilde teşebbüsten hüküm kurulması,
3-5237 sayılı TCK'nın 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu salıverme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması,
4-5271 sayılı CMK'nun 326/2. maddesi uyarınca birlikte işlenmiş suç nedeniyle mahkum edilmiş olan sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı, ortak yargılama giderlerinden de paylarına düşen miktarda eşit olarak sorumlu tutulmaları gerektiğinin düşünülmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, sanığın 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkının korunmasına, 15.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.