Yargıtay 12. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2012/3956 K.2012/25435
Özet: Uyuşmazlık, sanığın taksirle öldürme suçundan mahkumiyetine ilişkin temyiz başvurusudur; Mahkeme, delillerin ve ilgili kanun maddelerinin incelenmesi sonucunda 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62, 53/6. maddeleri uyarınca sanığı mahkum ettiğini hükmeder.
Mahkemesi: Asliye Ceza Mahkemesi
Suç: Taksirle öldürme
Hüküm: 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62, 53/6. maddeleri gereğince mahkumiyet
Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre sanığın, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141 ve 5271 sayılı CMK’nın 34. maddeleri uyarınca bütün mahkeme kararlarının, karşıoy da dahil olmak üzere gerekçeli olarak yazılması zorunludur. Gerekçe, hükmün dayanaklarının, akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun açıklamasıdır. Ceza Muhakemesi Kanununun 230. maddesinde ise hükmün gerekçesinde, suç oluşturduğu kabul edilen eylemin gösterilmesi, bunun nitelendirmesinin yapılması, Ceza Kanununda öngörülen sıra ve esaslara göre cezanın ve ayrıca cezaya mahkûmiyet yerine veya yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi, cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adli para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine ya da ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususa ilişkin istemlerin kabul veya reddine dair dayanakların gösterilmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, yasa koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada da keyfiliğe yol açacaktır. Bu itibarla keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek, sağlıklı bir denetime olanak sağlamak bakımından, hükmün gerekçeli olmasında zorunluluk bulunmaktadır. Hükmün gerekçeyi ihtiva etmemesi ise 1412 sayılı Kanunun 308/7 ve 5271 sayılı CMK’nın 289/1-g bendi uyarınca hukuka kesin aykırılık halini oluşturacaktır.
Somut olayda ise "Yukarıda açık kimliği yazılı sanık/sanıklar hakkında mahkememizde yapılan duruşma sonunda, olay günü sanığın sevk yönetimindeki 35 T 7719 plaka sayılı ... ile Gaziler Caddesinde seyrederken kusurlu hareketleri ile caddeyi karşıdan karşıya geçmeye çalışan yaya Oktay'a çarparak taksirle ölümüne neden olduğu, iddia, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesince düzenlenen kusur oranı gösterir rapor, otopsi raporu, trafik kazası tespit tutanağı, celp olunan doğum sabıka kaydı ve tüm dosya kapsamından sanığın atılı suçu işlediği yolunda mahkememize vicdani kanaat gelmiş olmakla" şeklindeki mahkeme gerekçesinde suç oluşturduğu kabul edilen eylemin dayanakları, iddia, savunma ve kusura ilişkin raporlar irdelenmeden, Anayasanın 141, CMK'nın 34. maddelerine muhalefet edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Meydana gelen kazada tali kusurlu olan, dosyada mevcut adli sicil kaydına göre sabıkası bulunmayan ve yargılama sürecindeki davranışları lehine değerlendirilen sanık hakkında, 5237 sayılı TCK'nın 50/1-a ve 51. maddelerinin uygulanması konusunda, olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, 28/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Suç: Taksirle öldürme
Hüküm: 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62, 53/6. maddeleri gereğince mahkumiyet
Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre sanığın, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141 ve 5271 sayılı CMK’nın 34. maddeleri uyarınca bütün mahkeme kararlarının, karşıoy da dahil olmak üzere gerekçeli olarak yazılması zorunludur. Gerekçe, hükmün dayanaklarının, akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun açıklamasıdır. Ceza Muhakemesi Kanununun 230. maddesinde ise hükmün gerekçesinde, suç oluşturduğu kabul edilen eylemin gösterilmesi, bunun nitelendirmesinin yapılması, Ceza Kanununda öngörülen sıra ve esaslara göre cezanın ve ayrıca cezaya mahkûmiyet yerine veya yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi, cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adli para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine ya da ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususa ilişkin istemlerin kabul veya reddine dair dayanakların gösterilmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, yasa koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada da keyfiliğe yol açacaktır. Bu itibarla keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek, sağlıklı bir denetime olanak sağlamak bakımından, hükmün gerekçeli olmasında zorunluluk bulunmaktadır. Hükmün gerekçeyi ihtiva etmemesi ise 1412 sayılı Kanunun 308/7 ve 5271 sayılı CMK’nın 289/1-g bendi uyarınca hukuka kesin aykırılık halini oluşturacaktır.
Somut olayda ise "Yukarıda açık kimliği yazılı sanık/sanıklar hakkında mahkememizde yapılan duruşma sonunda, olay günü sanığın sevk yönetimindeki 35 T 7719 plaka sayılı ... ile Gaziler Caddesinde seyrederken kusurlu hareketleri ile caddeyi karşıdan karşıya geçmeye çalışan yaya Oktay'a çarparak taksirle ölümüne neden olduğu, iddia, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesince düzenlenen kusur oranı gösterir rapor, otopsi raporu, trafik kazası tespit tutanağı, celp olunan doğum sabıka kaydı ve tüm dosya kapsamından sanığın atılı suçu işlediği yolunda mahkememize vicdani kanaat gelmiş olmakla" şeklindeki mahkeme gerekçesinde suç oluşturduğu kabul edilen eylemin dayanakları, iddia, savunma ve kusura ilişkin raporlar irdelenmeden, Anayasanın 141, CMK'nın 34. maddelerine muhalefet edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Meydana gelen kazada tali kusurlu olan, dosyada mevcut adli sicil kaydına göre sabıkası bulunmayan ve yargılama sürecindeki davranışları lehine değerlendirilen sanık hakkında, 5237 sayılı TCK'nın 50/1-a ve 51. maddelerinin uygulanması konusunda, olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, 28/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.