Yargıtay12. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2012/24191 K.2012/23841
Özet: (1) Uyuşmazlık, koruma tedbirleri nedeniyle davacının maddi tazminat talebine ilişkin; (2) Mahkeme, davanın kısmen kabulünü kararlaştırarak 5.000 TL maddi tazminatı davalı hazineden alıp davacıya ödemeyi hükmedmiştir.
Mahkemesi: Ağır Ceza Mahkemesi
Dava: Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
Hüküm: Davanın kısmen kabulü ile 5.000 TL maddi tazminatın davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine.
Davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
5271 sayılı CMK’nın 141. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentleri uyarınca, “Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra, haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilenler” ile “Mahkûm olup da, gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için, kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle, zorunlu olarak, bu cezayla cezalandırılanlara” kararda tazminat isteme haklarının bulunduğunun bildirilmesi, aynı maddenin 2. fıkrasının zorunlu sonucu olup;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.12.2010 gün ve 2010/263 sayılı kararında açıklandığı üzere; 5271 sayılı CMK’nın “Tazminat İsteminin Koşulları” başlıklı 142. maddesinin 1. fıkrasındaki; “Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir” şeklindeki düzenleme nedeniyle kararların kesinleştiği hususunun davacıya tebliğ edilmesi gerekli görülmüş olup, dava dosyasında bu yönde yapılmış bir tebliğin bulunmaması karşısında, dava açma süresi yönünden dikkate alınması gereken süre 5271 sayılı CMK'nın 142/1. maddesinde öngörülen üç aylık süre olmayıp aynı fıkradaki bir yıllık süre olup, davacının da vekili aracılığı ile bu süre içerisinde 16/06/2009 tarihinde dava dilekçesini vererek beraat kararının kesinleşme tarihinden itibaren yasal bir yıllık sürede dava açtığının anlaşılması nedeniyle, tebliğnamedeki 1 nolu, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 gün ve 2-63 sayılı kararında açıklandığı üzere; ancak ve sadece davanın tamamen reddi halinde davalı hazine lehine vekalet ücretine hükmolunabileceği ve davanın kısmen kabul edilmiş olması karşısında, kendisini vekille temsil ettiren davalı idare lehine vekalet veya dilekçe yazım ücretine karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi, temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamış ve tebliğnamede yer alan bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA, 13.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Dava: Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
Hüküm: Davanın kısmen kabulü ile 5.000 TL maddi tazminatın davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine.
Davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
5271 sayılı CMK’nın 141. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentleri uyarınca, “Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra, haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilenler” ile “Mahkûm olup da, gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için, kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle, zorunlu olarak, bu cezayla cezalandırılanlara” kararda tazminat isteme haklarının bulunduğunun bildirilmesi, aynı maddenin 2. fıkrasının zorunlu sonucu olup;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.12.2010 gün ve 2010/263 sayılı kararında açıklandığı üzere; 5271 sayılı CMK’nın “Tazminat İsteminin Koşulları” başlıklı 142. maddesinin 1. fıkrasındaki; “Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir” şeklindeki düzenleme nedeniyle kararların kesinleştiği hususunun davacıya tebliğ edilmesi gerekli görülmüş olup, dava dosyasında bu yönde yapılmış bir tebliğin bulunmaması karşısında, dava açma süresi yönünden dikkate alınması gereken süre 5271 sayılı CMK'nın 142/1. maddesinde öngörülen üç aylık süre olmayıp aynı fıkradaki bir yıllık süre olup, davacının da vekili aracılığı ile bu süre içerisinde 16/06/2009 tarihinde dava dilekçesini vererek beraat kararının kesinleşme tarihinden itibaren yasal bir yıllık sürede dava açtığının anlaşılması nedeniyle, tebliğnamedeki 1 nolu, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 gün ve 2-63 sayılı kararında açıklandığı üzere; ancak ve sadece davanın tamamen reddi halinde davalı hazine lehine vekalet ücretine hükmolunabileceği ve davanın kısmen kabul edilmiş olması karşısında, kendisini vekille temsil ettiren davalı idare lehine vekalet veya dilekçe yazım ücretine karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi, temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamış ve tebliğnamede yer alan bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA, 13.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.