Yargıtay12. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2011/16926 K.2012/15901
Özet: Uyuşmazlık konusu, taksirle öldürme suçundan sanıkların mahkumiyetine ilişkin temyiz başvurusu ve ilgili kanun yollarının bildirilmesiyle ilgilidir. Mahkeme, 5237 sayılı TCK’nın 85/2 ve 53/1 maddeleri uyarınca sanıkları mahkum etti ve temyiz talebini reddederek kararını kesinleştirdi.
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle Öldürme
Hüküm : Sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 53/1. maddeleri gereğince mahkumiyet.
Taksirle öldürme suçundan, sanıkların mahkûmiyetlerine ilişkin hüküm, sanıklar tarafından ve sanık ...'ın temyiz talebinin reddine ilişkin ek karar sanık ... müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık ... hakkındaki hükme yönelik temyiz incelemesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07/11/2006 tarihli ve 2006/6-123 esas, 2006/229 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, Anayasa'nın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 34/2, 231/2, 232/6 ve 291/1-2. maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerekmesi karşısında, gıyapta verilen Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/03/2010 tarihli ve 2008/314 esas, 2010/60 sayılı kararında, temyiz süresinin başlangıcı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceği hususları açıkça belirtilmediği gibi kanun yolu, süresi, mercii, başvuru şekli, sürenin başlangıcı ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin açıkça gösterildiği meşruhatlı davetiye de gönderilmediğinden, Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/03/2010 tarihli ve 2008/314 esas, 2010/60 sayılı kararının temyizine yönelik 21.02.2011 tarihinde sanığın ceza infaz kurumundan ilettiği dilekçeye rağmen bir karar verilmediği, 11.01.2012 tarihinde sanık müdafiinin talebinin ise 13.01.2012 tarihinde “yasa yolları karar yerinde gösterildiğinden” sanık müdafiinin talebinin reddine karar verilmiş olduğu görülüp dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
5271 sayılı CMK’nın 34/2 ve 232/6. maddelerinde karar ve hükümlerde başvurulacak kanun yolu, süresi, mercii ve şeklinin açıkça belirtileceği hükmüne yer verilip, aynı Kanunun 40/2. fıkrasında da, kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmeyen kişinin kusursuz sayılacağı belirtilerek özel bir eski hale getirme nedeni ihdas edilmiştir.
Eski hale getirme ile ilgili hükümlere ise 5271 sayılı CMK’nın 40 vd. maddelerinde yer verilmiş olup, 41. maddede eski hale getirme ile ilgili dilekçenin engelin kalkmasından itibaren yedi gün içinde süreye uyulduğunda usule ilişkin işlemleri yapacak olan mahkemeye verileceği, dilekçe sahibinin kusuru olmadığına ilişkin olguları ve varsa belgelerini de dilekçeye ekleyeceği, 42. maddede ise yapılacak inceleme üzerine verilecek kararlar ve bunların sonuçları düzenlenmiştir.
5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 311. maddesinde ise eski hale getirme süresi içinde temyiz süresinin işleyeceği, bu taktirde eski hale getirme istemi ile birlikte temyiz isteminde de bulunulması gerektiği, eski hale getirme isteminde bulunulmaksızın temyiz isteminde bulunulduğu halde bu işlemin eski hale getirme talebinden vazgeçildiğini göstereceği belirtilmiş, benzer düzenlemeye 5271 sayılı CMK’nın 292 ve 274. maddelerinde de yer verilmiş, eski hale getirme isteminde bulunulmaksızın temyiz isteminde bulunulması halinde bunun eski hale getirme isteminden vazgeçildiği yönündeki hükme yer verilmemiş ise de, süresi içinde kullanılmayan bir hakkın bu süreden sonra zaten kullanılamayacağı nazara alındığında böyle bir hükme yer verilmemiş olması bir eksiklik olarak da değerlendirilmemiştir.
Bu açıklamalar kapsamında somut olay incelendiğinde,
Sanık ... Yiğit'in yokluğunda tefhim edilen 25.03.2010 gün ve 2008/314 E. 2010/60 K. sayılı hükümde, kanun yolu bildirimi 5271 sayılı CMK’nın 34/2 ve 232/6. maddelerinde belirtildiği şekilde tam değil ise de, hüküm 14.12.2010 tarihinde bu hüküm nedeniyle ceza infaz kurumuna alınan sanığa tebliğ edilmiştir. Bu tebliğ üzerine sanık 1412 sayılı CMUK’un 310 maddesinde belirtilen bir haftalık süre içinde temyiz kanun yoluna başvurmamış, tebliğden 2 ay 7 gün sonra mahkemeden temyiz hakkının verilmesi içerikli talepte bulunmuştur.
Kanun yolu bildirimin eksikliği nedeniyle kişi kusursuz sayılacağından bu husus eski hale getirme nedeni oluşturabilecek ise de, eski hale getirme yöntemiyle açılmış bir temyiz davası bulunmamaktadır. Bu yöntemle açılmış bir temyiz davasının varlığı halinde, öncelikle eski hale getirme nedenlerinin bulunup bulunmadığı 5271 sayılı CMK’nın 40 vd. maddeleri uyarınca değerlendirilecek, bu hususun doğru olduğu kabul edildiği taktirde temyiz incelemesi yapılacaktır. Hal böyle iken, kanun yolu bildirimindeki her eksikliğin süresiz bir temyiz hakkı verdiği şeklindeki kabul, kanun yollarına başvurulmasının belirli bir süre ve yönteme tabi olacağına ilişkin düzenlemelere de aykırılık oluşturacaktır. Bu itibarla eski hale getirme ve temyiz istemi yerinde görülmediğinden sanığın ve sanık müdafiinin taleplerinin REDDİNE,
Sanık ... hakkındaki hükme yönelik temyiz incelemesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanığın tutanaklara yansıyan olumsuz bir davranış tarzı bulunmamasına rağmen yetersiz ve yasal olmayan gerekçe ile sanık hakkında TCK'nın 62. maddesinin uygulanmamasına karar verilmesi,
2-Adli sicil kaydında silinme koşulları oluşmuş kayıtlar dışında sabıkası bulunmayan sanığın tutanaklara yansıyan olumsuz bir davranış tarzı bulunmamasına rağmen dosya kapsamına uygun düşmeyen yetersiz ve yasal olmayan gerekçe ile sanık hakkında TCK'nın 50. maddesinin uygulanmamasına karar verilmesi,
3-Taksirli suçlarda TCK'nın 53/1. maddesinde yazılı hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 25/06/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Suç : Taksirle Öldürme
Hüküm : Sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 53/1. maddeleri gereğince mahkumiyet.
Taksirle öldürme suçundan, sanıkların mahkûmiyetlerine ilişkin hüküm, sanıklar tarafından ve sanık ...'ın temyiz talebinin reddine ilişkin ek karar sanık ... müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık ... hakkındaki hükme yönelik temyiz incelemesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07/11/2006 tarihli ve 2006/6-123 esas, 2006/229 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, Anayasa'nın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 34/2, 231/2, 232/6 ve 291/1-2. maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerekmesi karşısında, gıyapta verilen Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/03/2010 tarihli ve 2008/314 esas, 2010/60 sayılı kararında, temyiz süresinin başlangıcı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceği hususları açıkça belirtilmediği gibi kanun yolu, süresi, mercii, başvuru şekli, sürenin başlangıcı ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin açıkça gösterildiği meşruhatlı davetiye de gönderilmediğinden, Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/03/2010 tarihli ve 2008/314 esas, 2010/60 sayılı kararının temyizine yönelik 21.02.2011 tarihinde sanığın ceza infaz kurumundan ilettiği dilekçeye rağmen bir karar verilmediği, 11.01.2012 tarihinde sanık müdafiinin talebinin ise 13.01.2012 tarihinde “yasa yolları karar yerinde gösterildiğinden” sanık müdafiinin talebinin reddine karar verilmiş olduğu görülüp dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
5271 sayılı CMK’nın 34/2 ve 232/6. maddelerinde karar ve hükümlerde başvurulacak kanun yolu, süresi, mercii ve şeklinin açıkça belirtileceği hükmüne yer verilip, aynı Kanunun 40/2. fıkrasında da, kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmeyen kişinin kusursuz sayılacağı belirtilerek özel bir eski hale getirme nedeni ihdas edilmiştir.
Eski hale getirme ile ilgili hükümlere ise 5271 sayılı CMK’nın 40 vd. maddelerinde yer verilmiş olup, 41. maddede eski hale getirme ile ilgili dilekçenin engelin kalkmasından itibaren yedi gün içinde süreye uyulduğunda usule ilişkin işlemleri yapacak olan mahkemeye verileceği, dilekçe sahibinin kusuru olmadığına ilişkin olguları ve varsa belgelerini de dilekçeye ekleyeceği, 42. maddede ise yapılacak inceleme üzerine verilecek kararlar ve bunların sonuçları düzenlenmiştir.
5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 311. maddesinde ise eski hale getirme süresi içinde temyiz süresinin işleyeceği, bu taktirde eski hale getirme istemi ile birlikte temyiz isteminde de bulunulması gerektiği, eski hale getirme isteminde bulunulmaksızın temyiz isteminde bulunulduğu halde bu işlemin eski hale getirme talebinden vazgeçildiğini göstereceği belirtilmiş, benzer düzenlemeye 5271 sayılı CMK’nın 292 ve 274. maddelerinde de yer verilmiş, eski hale getirme isteminde bulunulmaksızın temyiz isteminde bulunulması halinde bunun eski hale getirme isteminden vazgeçildiği yönündeki hükme yer verilmemiş ise de, süresi içinde kullanılmayan bir hakkın bu süreden sonra zaten kullanılamayacağı nazara alındığında böyle bir hükme yer verilmemiş olması bir eksiklik olarak da değerlendirilmemiştir.
Bu açıklamalar kapsamında somut olay incelendiğinde,
Sanık ... Yiğit'in yokluğunda tefhim edilen 25.03.2010 gün ve 2008/314 E. 2010/60 K. sayılı hükümde, kanun yolu bildirimi 5271 sayılı CMK’nın 34/2 ve 232/6. maddelerinde belirtildiği şekilde tam değil ise de, hüküm 14.12.2010 tarihinde bu hüküm nedeniyle ceza infaz kurumuna alınan sanığa tebliğ edilmiştir. Bu tebliğ üzerine sanık 1412 sayılı CMUK’un 310 maddesinde belirtilen bir haftalık süre içinde temyiz kanun yoluna başvurmamış, tebliğden 2 ay 7 gün sonra mahkemeden temyiz hakkının verilmesi içerikli talepte bulunmuştur.
Kanun yolu bildirimin eksikliği nedeniyle kişi kusursuz sayılacağından bu husus eski hale getirme nedeni oluşturabilecek ise de, eski hale getirme yöntemiyle açılmış bir temyiz davası bulunmamaktadır. Bu yöntemle açılmış bir temyiz davasının varlığı halinde, öncelikle eski hale getirme nedenlerinin bulunup bulunmadığı 5271 sayılı CMK’nın 40 vd. maddeleri uyarınca değerlendirilecek, bu hususun doğru olduğu kabul edildiği taktirde temyiz incelemesi yapılacaktır. Hal böyle iken, kanun yolu bildirimindeki her eksikliğin süresiz bir temyiz hakkı verdiği şeklindeki kabul, kanun yollarına başvurulmasının belirli bir süre ve yönteme tabi olacağına ilişkin düzenlemelere de aykırılık oluşturacaktır. Bu itibarla eski hale getirme ve temyiz istemi yerinde görülmediğinden sanığın ve sanık müdafiinin taleplerinin REDDİNE,
Sanık ... hakkındaki hükme yönelik temyiz incelemesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanığın tutanaklara yansıyan olumsuz bir davranış tarzı bulunmamasına rağmen yetersiz ve yasal olmayan gerekçe ile sanık hakkında TCK'nın 62. maddesinin uygulanmamasına karar verilmesi,
2-Adli sicil kaydında silinme koşulları oluşmuş kayıtlar dışında sabıkası bulunmayan sanığın tutanaklara yansıyan olumsuz bir davranış tarzı bulunmamasına rağmen dosya kapsamına uygun düşmeyen yetersiz ve yasal olmayan gerekçe ile sanık hakkında TCK'nın 50. maddesinin uygulanmamasına karar verilmesi,
3-Taksirli suçlarda TCK'nın 53/1. maddesinde yazılı hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 25/06/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.