Yargıtay 11. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2017/5364 K.2017/8243
Özet: Uyuşmazlık, sanığın resmi belgede sahtecilik ve yalan beyan suçlarından mahkumiyetine yönelik temyiz başvurularını içeriyor; Mahkeme, belgelerdeki sahtecilik unsurlarını yetersiz bulduğundan ve yalan beyan suçunun oluşmadığını belirleerek, sanığın mahkumiyet kararlarını bozdu. Mahkeme, 27.11.2017 tarihinde oybirliği ile bu kararları iptal etti.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik, başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma
HÜKÜM: Mahkumiyet
1) Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz incelemesinde,
Dosyada aslı bulunan suça konu nüfus cüzdanı üzerinde heyetimizce yapılan gözlemde, fotoğraf üzerinde soğuk damga izinin bulunmadığının anlaşılması karşısında, yapılan sahtecilik ilk bakışta kolaylıkla anlaşıldığından; suça konu belgenin mevcut haliyle aldatma niteliğinin bulunmadığı, bu nedenle suçun yasal unsurlarının oluşmadığı ve sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,
2) Sanık hakkında Resmi Belgenin Düzenlenmesi Sırasında Yalan Beyan suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz incelemesinde,
Sanığın hakkındaki yakalama kararlarının infazını engellemek amacıyla mağdur ... adına düzenlenmiş kendi fotoğrafını taşıyan sahte nüfus cüzdanını, sahte kimlik kullandığı ihbarı üzerine kendisini yakalayan kolluk görevlilerine ibraz etmesinden ibaret olayda, sanığın gerçek kimliğinin ve sahte kimlik kullandığının yakalama işlemini yapan kolluk personelince bilindiği, hakkındaki bütün adli işlemlerin sanığın gerçek kimlik bilgileriyle yapıldığı anlaşılmakla; üzerine atılı "resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak" suçunun oluşmadığı, eyleminin 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 40/1. madde ve fıkrasında düzenlenen "kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunma" kabahatini oluşturduğunun gözetilmemesi,
3) Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.11.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik, başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma
HÜKÜM: Mahkumiyet
1) Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz incelemesinde,
Dosyada aslı bulunan suça konu nüfus cüzdanı üzerinde heyetimizce yapılan gözlemde, fotoğraf üzerinde soğuk damga izinin bulunmadığının anlaşılması karşısında, yapılan sahtecilik ilk bakışta kolaylıkla anlaşıldığından; suça konu belgenin mevcut haliyle aldatma niteliğinin bulunmadığı, bu nedenle suçun yasal unsurlarının oluşmadığı ve sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,
2) Sanık hakkında Resmi Belgenin Düzenlenmesi Sırasında Yalan Beyan suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz incelemesinde,
Sanığın hakkındaki yakalama kararlarının infazını engellemek amacıyla mağdur ... adına düzenlenmiş kendi fotoğrafını taşıyan sahte nüfus cüzdanını, sahte kimlik kullandığı ihbarı üzerine kendisini yakalayan kolluk görevlilerine ibraz etmesinden ibaret olayda, sanığın gerçek kimliğinin ve sahte kimlik kullandığının yakalama işlemini yapan kolluk personelince bilindiği, hakkındaki bütün adli işlemlerin sanığın gerçek kimlik bilgileriyle yapıldığı anlaşılmakla; üzerine atılı "resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak" suçunun oluşmadığı, eyleminin 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 40/1. madde ve fıkrasında düzenlenen "kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunma" kabahatini oluşturduğunun gözetilmemesi,
3) Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.11.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.