Yargıtay 11. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2015/8602 K.2017/6541
Özet: 1) Sanığın 14.11.2010 tarihli teslim‑tesellüm belgesine sonradan ekleme yaparak üzerine atılı özel belgede sahtecilik suçunu işlediği iddia edildi. 2) Mahkeme eksik araştırma ve bilirkişi incelemesi olmadan bu eklemenin gerçekliğini kabul ederek sanığı 14.11.2010 tarihli belgede 21.000 Euro teslim alması nedeniyle özel belgede sahtecilik için mahkum etti.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Özel belgede sahtecilik
HÜKÜM: Mahkumiyet
1-) Sanığın 14.11.2010 tarihli teslim ve tesellüm tutanığına sonradan “(Beşbin Euro fazla teslim edildi) Savcılıktaki tutanakla Fazlalık Euro ....’e iade edilecektir” şeklinde ekleme yaparak, bu belgeyi icra dairesinde kullanmak suretiyle üzerine atılı özel belgede sahtecilik suçunu işlediğinin iddia ve kabul olunduğu somut olayda; sanığın üzerine atılı suçu kabul etmemesi ve 14.11.2010 teslim tesellüm belgesinde de sanığa 21.000 euro teslim edildiğinin tespit edilmiş olması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi bakımından söz konusu eklemenin sonradan yapılıp yapılmadığına yönelik bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulmuş olması,
2-) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 gün ve 232/250 sayılı kararında açıklandığı üzere, onaysız fotokopi niteliğinde olup suret belge özelliği taşımayan belgenin hukuki sonuç doğurmaya elverişli nitelikte olmadığı ve aldatıcılık niteliği bulunmadığı cihetle, belge aslının araştırılarak tespit edilip duruşmaya getirtilerek aldatıcılık niteliği hususunda incelenip özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması ve denetime olanak verecek şekilde dosya içine konulması, belgenin onaysız fotokopiden ibaret olduğunun anlaşılması durumunda ise hukuki sonuç doğurmayacağı ve resmi belgede sahtecilik suçunun oluşmayacağı dikkate alınarak bu suçtan beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile hüküm kurulması,
3-) Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Özel belgede sahtecilik
HÜKÜM: Mahkumiyet
1-) Sanığın 14.11.2010 tarihli teslim ve tesellüm tutanığına sonradan “(Beşbin Euro fazla teslim edildi) Savcılıktaki tutanakla Fazlalık Euro ....’e iade edilecektir” şeklinde ekleme yaparak, bu belgeyi icra dairesinde kullanmak suretiyle üzerine atılı özel belgede sahtecilik suçunu işlediğinin iddia ve kabul olunduğu somut olayda; sanığın üzerine atılı suçu kabul etmemesi ve 14.11.2010 teslim tesellüm belgesinde de sanığa 21.000 euro teslim edildiğinin tespit edilmiş olması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi bakımından söz konusu eklemenin sonradan yapılıp yapılmadığına yönelik bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulmuş olması,
2-) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 gün ve 232/250 sayılı kararında açıklandığı üzere, onaysız fotokopi niteliğinde olup suret belge özelliği taşımayan belgenin hukuki sonuç doğurmaya elverişli nitelikte olmadığı ve aldatıcılık niteliği bulunmadığı cihetle, belge aslının araştırılarak tespit edilip duruşmaya getirtilerek aldatıcılık niteliği hususunda incelenip özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması ve denetime olanak verecek şekilde dosya içine konulması, belgenin onaysız fotokopiden ibaret olduğunun anlaşılması durumunda ise hukuki sonuç doğurmayacağı ve resmi belgede sahtecilik suçunun oluşmayacağı dikkate alınarak bu suçtan beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile hüküm kurulması,
3-) Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.