‹ Ana sayfa
Yargıtay11. Ceza DairesiCeza Hukuku

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2012/9745 K.2012/19946

Esas No: 2012/9745 · Karar No: 2012/19946 · Karar Tarihi: 21.11.2012
Özet: Uyuşmazlık konusu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204/1 maddesi uyarınca resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından dolayı verilen hapis cezalarının yeniden değerlendirilmesiyle ilgilidir. Mahkeme, önceki mahkumiyetin kesinleşmesinden sonra yeni yasa hükümlerine göre cezanın 3 yıl 6 ay hapis olarak belirlendiğini ve kamu hizmetlerinden yasaklılık ile 1 yıl 6 ay hapis ve 5000 TL adli para cezası uygulandığını kararını onaylamıştır.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık

HÜKÜM: 765 sayılı Yasanın 342/1, 80, 31 maddeleri gereğince 3 yıl 6 ay hapis cezası ve kamu hizmetlerinden yasaklılık
5237 sayılı Yasanın 157, 52/2. maddeleri gereğince 1 yıl 6 ay hapis cezası ve 5000 TL adli para cezası

1-Hükümlü müdafiinin, dolandırıcılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Bozmaya uyularak yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine göre, önceki mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü uyarınca mahkemece duruşma açılarak önceki hükmolunan ceza ile uygulanması gereken 5237 sayılı Yasa hükümlerinin denetime olanak verecek şekilde olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasa belirlenip sonucuna göre hüküm kurulmuş, 5271 sayılı CMK'nun 231. maddesinin uygulanmama gerekçesi gösterilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan hükümlü müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
2-Hükümlü müdafiinin, resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince:
Bozmaya uyularak yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre hükümlü müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
a)5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesi uyarınca lehe olan hükmün tespiti esnasında, hükümlünün mahkûmiyetine karar verilen 765 sayılı TCK’nun 342/1. maddesinde öngörülen ceza 2 yıldan 8 yıla kadar ağır hapis cezası olup, 5237 sayılı TCK’nun 204/1. maddesinde 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası şeklinde lehe düzenleme yapıldığı, 765 sayılı TCK’nun 29. maddesinde yer alan ölçütlerin 5237 sayılı TCK’nun 61. maddesinde bu suçla ilgili olarak değişmediği, mahkemece 765 sayılı Yasa uygulanırken 2 yıldan 8 yıla kadar olan ceza içinden 3 yılın tercih edildiği, 5237 sayılı Yasa ile üst sınırın aşağı çekilmesi nedeniyle yasa koyucunun lehe yaptığı düzenleme de gözetilerek temel cezanın tayinindeki ölçütlerin değişmemesi, nedeniyle 5237 sayılı Yasanın 204/1. maddesi gereğince bu cezadan daha az bir cezanın esas alınması gerektiği gözetilmeden ve 5237 sayılı TCK'nun 43. maddesinde, 765 sayılı TCK'nun 80. maddesinden farklı olarak "değişik zamanlarda" denilmesi karşısında, aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığı ancak belge sayısı ve çeşitliliğinin temel cezanın belirlenmesinde teşdit sebebi olabileceği gözetilerek, suça konu bonoların şikâyetçiye aynı anda verilmek suretiyle kullanıldığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK'nun 43. maddesi kapsamında teselsül koşullarının oluşmadığı, ancak 765 sayılı Yasanın 80. maddesinde ‘değişik zamanlarda’ koşulu aranmadığından anılan maddenin uygulanma koşulları oluştuğu, bu haliyle eylemin suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK’nun 342/1 ve 80, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nun 204/1, 53/1. maddelerine uyduğu anlaşılmakla, eylemin eski ve yeni Yasalardaki karşılığı olarak yukarıdaki belirtilen maddelerin ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanması suretiyle lehe yasanın tespiti gerekirken, eksik inceleme sonucu 765 sayılı Yasanın lehe olduğundan bahisle yazılı şekilde karar verilmesi,
b)Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 07.02.2006 gün ve 11/12 sayılı kararında da açıklandığı üzere; karar tarihinden sonra yürürlüğe giren yasa nedeniyle kesinleşmiş hükmün yeniden uyarlanması için yapılan yargılama giderlerinin hükümlüye yüklenemeyeceği, ancak yeni hükmün kesinleşmesi üzerine önceki kararın infaza esas alınacak hüküm bölümü ortadan kalkıp geçerliliği sona ereceği cihetle önceki hükümdeki vekâlet ücreti, müsadere, yargılama giderleri ve benzeri hususların infazda doğabilecek kuşku ve duraksamaları gidermek üzere uyarlama kararında da aynen gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, hükümlü müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.11.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?