Yargıtay 11. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2012/6627 K.2012/8499
Özet: Uyuşmazlık, sanığın 2004 takvim yılında sahte faturaların kullanılmasıyla ilgili vergi usul kanununa muhalefet suçundan dolayı mahkemeye sunulan itirazları içerir; Mahkeme, bu hatalı suçu 213 sayılı VUK’nun 359/b‑1 maddesi uyarınca 21 ay hapis cezası, erteleme ve iki yıl denetim süresiyle cezalandırarak kararını bozmuştur.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Vergi usul kanununa muhalefet
HÜKÜM: 213 sayılı VUK'nun 359/b-1, TCK'nun 62, 51/1-3. maddeleri (21 ay hapis cezası, erteleme, 2 yıl denetim süresi)
Gerekçeli karar başlığına yanlış yazılan suç tarihinin, suça konu sahte faturaların 2004 takvim yılı kurumlar beyannamesinde kullanılmış olması karşısında 01.05.2005 olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre o yer Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 05.03.2002 gün ve 28/179 sayılı kararında da açıklandığı üzere; aynı takvim yılında farklı dönemlerde birden çok sahte faturanın kullanılması durumunda faturaların adet ve tutarları, zarar miktarı, kastın yoğunluğu ve suçun işlenmesindeki özellikler dikkate alınarak temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
2-5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesinde yer alan 'lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir' hükmü karşısında, suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK ile 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nun ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanıp, leh ve aleyhteki hükümleri ayrı ayrı ele alınarak, ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın tespiti gerekirken karşılaştırma yapılmaksızın 213 sayılı Vergi Usul Yasasının 359/b-1. maddesi uyarınca tayin olunan temel hürriyeti bağlayıcı cezadan sonra, 765 sayılı TCK'nun 59/2 ve 5237 sayılı TCK'nun 62. maddelerinin uygulanması halinde hükmolunan sonuç cezalar eşit ise de; 5237 sayılı TCK'nun uygulanması durumunda hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak anılan yasanın 53. maddesinde öngörülen hak yoksunluklarının da uygulanması nedeniyle 5237 sayılı TCK'nun aleyhe sonuç doğurduğu, cezanın tecili açısından ise; deneme süresi içerisinde suç işlenmemesi halinde ceza tecil edilmiş olan mahkumiyetin esasen vaki olmamış sayılması nedeniyle suç tarihinde yürürlükte bulunan 647 sayılı Yasanın 6. maddesinin hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nun 51. maddesine göre sanık lehine olduğu gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılması,
3-TCK'nun 62. maddesi uyarınca indirim yapılması yerine artırım yapılarak fazla ceza tayini,
Yasaya aykırı, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Vergi usul kanununa muhalefet
HÜKÜM: 213 sayılı VUK'nun 359/b-1, TCK'nun 62, 51/1-3. maddeleri (21 ay hapis cezası, erteleme, 2 yıl denetim süresi)
Gerekçeli karar başlığına yanlış yazılan suç tarihinin, suça konu sahte faturaların 2004 takvim yılı kurumlar beyannamesinde kullanılmış olması karşısında 01.05.2005 olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre o yer Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 05.03.2002 gün ve 28/179 sayılı kararında da açıklandığı üzere; aynı takvim yılında farklı dönemlerde birden çok sahte faturanın kullanılması durumunda faturaların adet ve tutarları, zarar miktarı, kastın yoğunluğu ve suçun işlenmesindeki özellikler dikkate alınarak temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesi ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
2-5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesinde yer alan 'lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir' hükmü karşısında, suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK ile 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nun ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanıp, leh ve aleyhteki hükümleri ayrı ayrı ele alınarak, ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın tespiti gerekirken karşılaştırma yapılmaksızın 213 sayılı Vergi Usul Yasasının 359/b-1. maddesi uyarınca tayin olunan temel hürriyeti bağlayıcı cezadan sonra, 765 sayılı TCK'nun 59/2 ve 5237 sayılı TCK'nun 62. maddelerinin uygulanması halinde hükmolunan sonuç cezalar eşit ise de; 5237 sayılı TCK'nun uygulanması durumunda hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak anılan yasanın 53. maddesinde öngörülen hak yoksunluklarının da uygulanması nedeniyle 5237 sayılı TCK'nun aleyhe sonuç doğurduğu, cezanın tecili açısından ise; deneme süresi içerisinde suç işlenmemesi halinde ceza tecil edilmiş olan mahkumiyetin esasen vaki olmamış sayılması nedeniyle suç tarihinde yürürlükte bulunan 647 sayılı Yasanın 6. maddesinin hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nun 51. maddesine göre sanık lehine olduğu gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılması,
3-TCK'nun 62. maddesi uyarınca indirim yapılması yerine artırım yapılarak fazla ceza tayini,
Yasaya aykırı, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.