Yargıtay11. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2012/6434 K.2012/12084
Özet: Uyuşmazlık, davacının resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlamasıyla ilgili ceza kararı üzerine temyiz başvurusunda bulunmasıdır; mahkeme, 5237 sayılı TCK’nın ilgili maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve adli para cezası ile haklardan yoksunluğa hükmetmiş, ancak temyiz harcının yatırılmaması nedeniyle temyiz talebini reddetmiştir.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık
HÜKÜM:
1- 5237 sayılı TCK.nun 157/1, 62/1, 52. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 2.000 TL adli para cezasına ve anılan Yasanın 53/1. maddesinde belirtilen haklardan yoksunluğa hükmedilmesine,
2- 5237 sayılı TCK.nun 204/1, 62/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezasına ve anılan Yasanın 53/1. maddesinde belirtilen haklardan yoksunluğa hükmedilmesine,
Dair verilen karara yönelik temyiz isteminin temyiz harcının yatırılmaması nedeniyle reddine ilişkin
14.04.2011 gün ve 27905 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 13. maddesi ile 492 sayılı Harçlar Kanununun (1) Sayılı Tarifesinin "A - Mahkeme Harçları" bölümüne Hukuk ibaresinden sonra gelmek üzere “ceza” ibaresi eklenmiş ve “IV. Temyiz ve itiraz harçları” kısmı başlığı ile birlikte;
IV. Temyiz, istinaf ve itiraz harçları:
a) Yargıtay hukuk dairelerine yapılacak temyiz başvurularında 90 TL,
b) Yargıtay Ceza Dairelerine yapılacak temyiz başvurularında 40 TL,
c) Danıştaya yapılacak temyiz başvurularında 90 TL,
d) Yürütmenin durdurulmasına ilişkin itirazlar dahil olmak üzere bölge idare mahkemelerine itirazen yapılacak başvurularda 50 TL,
e) Bölge adliye mahkemeleri hukuk dairelerine yapılacak istinaf yolu başvurularında 50 TL,
f) Bölge adliye mahkemeleri ceza dairelerine yapılacak istinaf yolu başvurularında 20 TL,
g) İdarî yaptırımlar konusunda sulh ceza mahkemelerince verilen son karara karşı itirazen yapılacak başvurularda 20 TL,
h) İcra mahkemelerinin kararlarına karşı itirazen yapılacak başvurularda 20 TL şeklinde değiştirilmiştir.
Ceza yargılaması bakımından hukukumuzda harç uygulaması ilk defa 6217 sayılı Yasa ile olmamıştır. 492 sayılı Harçlar Kanun’dan önce sırasıyla yürürlükte bulunan; 09.06.1934 günlü, 2503 sayılı Adliye Harç Tarifesi Kanunu’nun 2. maddesinde “Mahkemelere, Cumhuriyet müddeiumumilikler ile istintak ve icra ve iflâs dairelerine verilecek arzuhal ve lâyihaların ve ilişik olarak verilecek ve ibraz olunacak evrakın her birinden yirmi kuruş kaydiye ücreti alınır.” ve 25.02.1952 günlü, 5887 sayılı Harçlar Kanunu’nun 2. maddesinde “her nevi dâvalar ile mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklar ve ticaret sicil memurları tarafından yapılan muamelelerle avukatlık işlerinden bu kanuna ekli (1) sayılı tarife gereğince harç alınır.” biçimindeki genel hükümlere yer verilmiş, ceza davalarından alınacak harçların usul ve esasları diğer mahkemelerden alınacak harçlardan ayrı bölüm ve maddelerde düzenlenmiş, bunların miktarları tarifelerde gösterilmiş, “kayıt harcı”, “ilam harcı”, “karar harcı”, “kanun yolu harcı”, “temyiz harcı” gibi mahkeme harcı niteliğinde harçların alınması düzenlenmişti. Bu dönemde ceza yargılamasında temyizin şartlarında biri de temyiz eden alakalının bir hafta içerisinde 10 lira depo etmesi idi. Tetkik neticesinde temyiz talebinin makbul veya haklı olup olmadığına göre bu para geri verilir veya depo edilirdi. 1412 sayılı CUMK.nun 310. maddesinde depo için muayyen olan müddetin temyiz istidasının (dilekçesinin) verildiği veya zabıt katibine beyanın yapıldığı günden başlayacağı, fakir olduklarına dair belediye ve köy ihtiyar heyetinden ilmühaber getirenlerle bu hususta bölük komutan veya müessese amirlerinden ilmühaber getirenlerin, yine kabahate taalluk eden işlerle, re’sen temyize tabi olan hükümlerin temyiz olunmasında alakadarların para depo etmekten muaf oldukları kabul ve düzenlenmiş idi.
6217 sayılı Yasa ile 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle kaldırılan ceza yargılamasında harç uygulamasına yeniden dönülmüş ve Yargıtay Ceza Dairelerine yapılacak temyiz başvurularından 40 TL harç alınması hükme bağlanmıştır. Ancak harcın ne zaman yatırılacağı, eksik veya hiç ödenmemesi durumunda ne yapılacağı, kimlerin harçtan muaf olduğu, ödeme gücü olmayanlara adlî yardımın nasıl sağlanacağı hususlarında 6217 sayılı Yasa ile bir düzenleme getirilmediği gibi 1412 ve 5271 sayılı Ceza Yargılama Yasalarında da harç uygulamasının geçerli olduğu dönemlerde mevcut bulunan kuralların paralelinde değişikler de yapılmamıştır.
Nitekim, Anayasa Mahkemesince 29.12.2011 gün ve 28157 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 20.10.2011 gün ve 54/142 sayılı iptal kararı ile 6217 sayılı Yasanın 13. maddesi ile değiştirilen 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun “IV. Temyiz, istinaf ve itiraz harçları” kısmının “Yargıtay ceza dairelerine yapılacak temyiz başvurularında 40 TL” biçimindeki (b) fıkrasının itiraz konusu kuralla birlikte ödeme gücü olmayanlara etkili adlî yardım sağlayacak bir sistem düzenlenmediği gerekçesi ile Anayasa’nın 2, 5 ve 36. maddelerine aykırı görülerek iptaline, iptal hükmünün, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.
Belirtilen hususlarda 492 sayılı Harçlar Kanununda da açık bir düzenleme bulunmamaktadır. 492 sayılı Harçlar Kanunu 11. maddesinde yargı harçlarını davayı açan veya harca mevzu olan işlemin yapılmasını isteyen kişilerin ödemekle mükellef olduğu, 27. maddesinde (1) sayılı tarifede yazılı maktu harçların ilgili bulunduğu işlemin yapılmasından önce peşin olarak ödeneceği, 32. maddesinde yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılmayacağı öngörülmüştür. 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 316. maddesinde ise temyiz talebini takip eden işlemler; temyiz dilekçesinin karşı tarafa tebliği, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tebliğname düzenlenmesi ve bunun ilgililere tebliği olarak gösterilmiştir. Söz
konusu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, temyiz harcının ödenmemesi hâlinde, temyiz incelemesinin yapılmayacağı sonucu çıkmaktadır.
Şu halde mer’i mevzuat hükümleri gözetildiğinde temyiz harcının yatırılmaması veya eksik yatırılması durumunda temyiz incelemesi yapılması mümkün değildir. Ancak bu durumda ne yapılacağı hususunda ceza yargılama mevzuatımızda bir hüküm bulunmamaktadır. Medeni yargılama hukuk mevzuatımıza baktığımızda ise 6100 sayılı HMK.nun Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2. maddesi uyarınca Resmî Gazete'de ilan edilecek göreve başlama tarihinde uygulanacak olan 344 ve bu tarihe kadar 6100 sayılı HMK.nun geçici 3 ve 5236 sayılı Yasanın geçici 2. maddeleri uyarınca uygulanacak olan 1086 sayılı HMUK.nun 434. maddelerinde hüküm bulunmaktadır. Anılan madde düzenlemeleri şu şekildedir:
6100 sayılı HMK madde 344- (1) İstinaf dilekçesi verilirken, istinaf kanun yoluna başvuru harcı ve tebliğ giderleri de dâhil olmak üzere tüm giderler ödenir. Bunların hiç ödenmediği veya eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren mahkeme tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi hâlde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu başvurana yazılı olarak bildirilir. Verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verir. Bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması hâlinde, 346. maddenin ikinci fıkrası hükmü kıyas yoluyla uygulanır.
1086 sayılı HUMK madde 434 - (5236 sayılı Kanunla değişiklikten önceki hali ile) Temyiz dilekçesi hangi mahkemeye verilmişse o mahkemece temyiz defterine kaydolunur ve temyiz edene ücretsiz bir alındı kağıdı verilir. Temyiz isteği, harca tabi değilse dilekçenin temyiz defterine kaydedildiği, harca tabi ise harcın yatırıldığı tarihte yapılmış sayılır. Temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamı ödenir. Bunların eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren hakim veya mahkeme başkanı tarafından verilecek yedi günlük kesin süre içinde tamamlanması, aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağı hususu temyiz edene yazılı olarak bildirilir. Verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verir. Bu kararın da temyiz edilmesi halinde 432. maddenin son fıkrası hükmü kıyasen uygulanır.
Ceza Muhakemesi Hukukunda kıyas mümkündür. Temyiz harcının ödenmemesi veya eksik ödenmesi durumundaki belirsizliğin ortadan kaldırılması için 6100 sayılı HMK.nun geçici 3, 5236 sayılı Yasanın geçici 2. maddeleri uyarınca halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HMUK.nun 434. maddesi ceza yargılamasında kıyasen uygulanması uygun olacaktır.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; sanığın yokluğunda karar verilip 21.07.2011 tarihinde usulüne uygun olarak kendisine tebliğ olunan hükmü yasal süresi içerisinde 27.07.2011 havale tarihli dilekçesi ile temyiz ettiği, her ne kadar 6217 sayılı Yasanın 13. maddesi gereğince 40 TL temyiz harcını mahkemenin bu konudaki ihtaratının kendisine 25.08.2011 tarihinde tebliğ olunmasından 7 gün geçtikten sonra 28.09.2011 tarihinde yatırdığı anlaşılmış ise de tebliğ olunan ihtaratta kıyasen uygulanması gereken 1086 sayılı HMUK.nun 5236 sayılı Kanunla değişiklikten önceki hali ile 434. maddesi uyarınca harcın 7 gün içinde yatırılması gerektiği aksi halde temyiz isteminden vaz geçilmiş sayılacağına ilişkin bir uyarı da bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla; mahkemenin temyiz isteminin reddine ilişkin usul ve yasaya aykırı bulunan 29.09.2011 gün ve 138/372 sayılı ek kararı kaldırılarak yapılan incelemede gereği görüşüldü:
1-Karar tarihi itibariyle davanın görüldüğü yer mahkemesinin yargı çevresi içinde başka bir suçtan tutuklu bulunan ve vareste tutulma talebi bulunmayan sanığın yokluğunda hüküm kurulmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
2-İzmir Adli Yargı Adalet Komisyonu 2011 yılı Bilirkişi Listesinde kayıtlı bulunmadığı anlaşılan ve raporu hükme esas alınan bilirkişi Osman Değirmencioğlu’nun yemin zaptında katip imzasının bulunmaması,
3-5252 sayılı Türk Ceza Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesi uyarınca suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Yasa ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe Yasanın tespiti gerektiği gözetilmeden anılan yasalardaki cezaların alt ve üst sınırların karşılaştırılması ile yetinilerek uygulamalı karşılaştırma yapılmadan, yeterli gerekçeden yoksun olarak denetime olanak vermeyecek şekilde yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak BOZULMASINA, sanık hakkında verilen hüküm kesinleşmediğinden infazının durdurulmasına, başka suçtan tutuklu veya hükümlü değilse salıverilmesi için mahalline müzekkere yazılmasına, 21.06.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık
HÜKÜM:
1- 5237 sayılı TCK.nun 157/1, 62/1, 52. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 2.000 TL adli para cezasına ve anılan Yasanın 53/1. maddesinde belirtilen haklardan yoksunluğa hükmedilmesine,
2- 5237 sayılı TCK.nun 204/1, 62/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezasına ve anılan Yasanın 53/1. maddesinde belirtilen haklardan yoksunluğa hükmedilmesine,
Dair verilen karara yönelik temyiz isteminin temyiz harcının yatırılmaması nedeniyle reddine ilişkin
14.04.2011 gün ve 27905 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 13. maddesi ile 492 sayılı Harçlar Kanununun (1) Sayılı Tarifesinin "A - Mahkeme Harçları" bölümüne Hukuk ibaresinden sonra gelmek üzere “ceza” ibaresi eklenmiş ve “IV. Temyiz ve itiraz harçları” kısmı başlığı ile birlikte;
IV. Temyiz, istinaf ve itiraz harçları:
a) Yargıtay hukuk dairelerine yapılacak temyiz başvurularında 90 TL,
b) Yargıtay Ceza Dairelerine yapılacak temyiz başvurularında 40 TL,
c) Danıştaya yapılacak temyiz başvurularında 90 TL,
d) Yürütmenin durdurulmasına ilişkin itirazlar dahil olmak üzere bölge idare mahkemelerine itirazen yapılacak başvurularda 50 TL,
e) Bölge adliye mahkemeleri hukuk dairelerine yapılacak istinaf yolu başvurularında 50 TL,
f) Bölge adliye mahkemeleri ceza dairelerine yapılacak istinaf yolu başvurularında 20 TL,
g) İdarî yaptırımlar konusunda sulh ceza mahkemelerince verilen son karara karşı itirazen yapılacak başvurularda 20 TL,
h) İcra mahkemelerinin kararlarına karşı itirazen yapılacak başvurularda 20 TL şeklinde değiştirilmiştir.
Ceza yargılaması bakımından hukukumuzda harç uygulaması ilk defa 6217 sayılı Yasa ile olmamıştır. 492 sayılı Harçlar Kanun’dan önce sırasıyla yürürlükte bulunan; 09.06.1934 günlü, 2503 sayılı Adliye Harç Tarifesi Kanunu’nun 2. maddesinde “Mahkemelere, Cumhuriyet müddeiumumilikler ile istintak ve icra ve iflâs dairelerine verilecek arzuhal ve lâyihaların ve ilişik olarak verilecek ve ibraz olunacak evrakın her birinden yirmi kuruş kaydiye ücreti alınır.” ve 25.02.1952 günlü, 5887 sayılı Harçlar Kanunu’nun 2. maddesinde “her nevi dâvalar ile mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklar ve ticaret sicil memurları tarafından yapılan muamelelerle avukatlık işlerinden bu kanuna ekli (1) sayılı tarife gereğince harç alınır.” biçimindeki genel hükümlere yer verilmiş, ceza davalarından alınacak harçların usul ve esasları diğer mahkemelerden alınacak harçlardan ayrı bölüm ve maddelerde düzenlenmiş, bunların miktarları tarifelerde gösterilmiş, “kayıt harcı”, “ilam harcı”, “karar harcı”, “kanun yolu harcı”, “temyiz harcı” gibi mahkeme harcı niteliğinde harçların alınması düzenlenmişti. Bu dönemde ceza yargılamasında temyizin şartlarında biri de temyiz eden alakalının bir hafta içerisinde 10 lira depo etmesi idi. Tetkik neticesinde temyiz talebinin makbul veya haklı olup olmadığına göre bu para geri verilir veya depo edilirdi. 1412 sayılı CUMK.nun 310. maddesinde depo için muayyen olan müddetin temyiz istidasının (dilekçesinin) verildiği veya zabıt katibine beyanın yapıldığı günden başlayacağı, fakir olduklarına dair belediye ve köy ihtiyar heyetinden ilmühaber getirenlerle bu hususta bölük komutan veya müessese amirlerinden ilmühaber getirenlerin, yine kabahate taalluk eden işlerle, re’sen temyize tabi olan hükümlerin temyiz olunmasında alakadarların para depo etmekten muaf oldukları kabul ve düzenlenmiş idi.
6217 sayılı Yasa ile 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle kaldırılan ceza yargılamasında harç uygulamasına yeniden dönülmüş ve Yargıtay Ceza Dairelerine yapılacak temyiz başvurularından 40 TL harç alınması hükme bağlanmıştır. Ancak harcın ne zaman yatırılacağı, eksik veya hiç ödenmemesi durumunda ne yapılacağı, kimlerin harçtan muaf olduğu, ödeme gücü olmayanlara adlî yardımın nasıl sağlanacağı hususlarında 6217 sayılı Yasa ile bir düzenleme getirilmediği gibi 1412 ve 5271 sayılı Ceza Yargılama Yasalarında da harç uygulamasının geçerli olduğu dönemlerde mevcut bulunan kuralların paralelinde değişikler de yapılmamıştır.
Nitekim, Anayasa Mahkemesince 29.12.2011 gün ve 28157 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 20.10.2011 gün ve 54/142 sayılı iptal kararı ile 6217 sayılı Yasanın 13. maddesi ile değiştirilen 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun “IV. Temyiz, istinaf ve itiraz harçları” kısmının “Yargıtay ceza dairelerine yapılacak temyiz başvurularında 40 TL” biçimindeki (b) fıkrasının itiraz konusu kuralla birlikte ödeme gücü olmayanlara etkili adlî yardım sağlayacak bir sistem düzenlenmediği gerekçesi ile Anayasa’nın 2, 5 ve 36. maddelerine aykırı görülerek iptaline, iptal hükmünün, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.
Belirtilen hususlarda 492 sayılı Harçlar Kanununda da açık bir düzenleme bulunmamaktadır. 492 sayılı Harçlar Kanunu 11. maddesinde yargı harçlarını davayı açan veya harca mevzu olan işlemin yapılmasını isteyen kişilerin ödemekle mükellef olduğu, 27. maddesinde (1) sayılı tarifede yazılı maktu harçların ilgili bulunduğu işlemin yapılmasından önce peşin olarak ödeneceği, 32. maddesinde yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılmayacağı öngörülmüştür. 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 316. maddesinde ise temyiz talebini takip eden işlemler; temyiz dilekçesinin karşı tarafa tebliği, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tebliğname düzenlenmesi ve bunun ilgililere tebliği olarak gösterilmiştir. Söz
konusu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, temyiz harcının ödenmemesi hâlinde, temyiz incelemesinin yapılmayacağı sonucu çıkmaktadır.
Şu halde mer’i mevzuat hükümleri gözetildiğinde temyiz harcının yatırılmaması veya eksik yatırılması durumunda temyiz incelemesi yapılması mümkün değildir. Ancak bu durumda ne yapılacağı hususunda ceza yargılama mevzuatımızda bir hüküm bulunmamaktadır. Medeni yargılama hukuk mevzuatımıza baktığımızda ise 6100 sayılı HMK.nun Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2. maddesi uyarınca Resmî Gazete'de ilan edilecek göreve başlama tarihinde uygulanacak olan 344 ve bu tarihe kadar 6100 sayılı HMK.nun geçici 3 ve 5236 sayılı Yasanın geçici 2. maddeleri uyarınca uygulanacak olan 1086 sayılı HMUK.nun 434. maddelerinde hüküm bulunmaktadır. Anılan madde düzenlemeleri şu şekildedir:
6100 sayılı HMK madde 344- (1) İstinaf dilekçesi verilirken, istinaf kanun yoluna başvuru harcı ve tebliğ giderleri de dâhil olmak üzere tüm giderler ödenir. Bunların hiç ödenmediği veya eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren mahkeme tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi hâlde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu başvurana yazılı olarak bildirilir. Verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verir. Bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması hâlinde, 346. maddenin ikinci fıkrası hükmü kıyas yoluyla uygulanır.
1086 sayılı HUMK madde 434 - (5236 sayılı Kanunla değişiklikten önceki hali ile) Temyiz dilekçesi hangi mahkemeye verilmişse o mahkemece temyiz defterine kaydolunur ve temyiz edene ücretsiz bir alındı kağıdı verilir. Temyiz isteği, harca tabi değilse dilekçenin temyiz defterine kaydedildiği, harca tabi ise harcın yatırıldığı tarihte yapılmış sayılır. Temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamı ödenir. Bunların eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren hakim veya mahkeme başkanı tarafından verilecek yedi günlük kesin süre içinde tamamlanması, aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağı hususu temyiz edene yazılı olarak bildirilir. Verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verir. Bu kararın da temyiz edilmesi halinde 432. maddenin son fıkrası hükmü kıyasen uygulanır.
Ceza Muhakemesi Hukukunda kıyas mümkündür. Temyiz harcının ödenmemesi veya eksik ödenmesi durumundaki belirsizliğin ortadan kaldırılması için 6100 sayılı HMK.nun geçici 3, 5236 sayılı Yasanın geçici 2. maddeleri uyarınca halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HMUK.nun 434. maddesi ceza yargılamasında kıyasen uygulanması uygun olacaktır.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; sanığın yokluğunda karar verilip 21.07.2011 tarihinde usulüne uygun olarak kendisine tebliğ olunan hükmü yasal süresi içerisinde 27.07.2011 havale tarihli dilekçesi ile temyiz ettiği, her ne kadar 6217 sayılı Yasanın 13. maddesi gereğince 40 TL temyiz harcını mahkemenin bu konudaki ihtaratının kendisine 25.08.2011 tarihinde tebliğ olunmasından 7 gün geçtikten sonra 28.09.2011 tarihinde yatırdığı anlaşılmış ise de tebliğ olunan ihtaratta kıyasen uygulanması gereken 1086 sayılı HMUK.nun 5236 sayılı Kanunla değişiklikten önceki hali ile 434. maddesi uyarınca harcın 7 gün içinde yatırılması gerektiği aksi halde temyiz isteminden vaz geçilmiş sayılacağına ilişkin bir uyarı da bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla; mahkemenin temyiz isteminin reddine ilişkin usul ve yasaya aykırı bulunan 29.09.2011 gün ve 138/372 sayılı ek kararı kaldırılarak yapılan incelemede gereği görüşüldü:
1-Karar tarihi itibariyle davanın görüldüğü yer mahkemesinin yargı çevresi içinde başka bir suçtan tutuklu bulunan ve vareste tutulma talebi bulunmayan sanığın yokluğunda hüküm kurulmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
2-İzmir Adli Yargı Adalet Komisyonu 2011 yılı Bilirkişi Listesinde kayıtlı bulunmadığı anlaşılan ve raporu hükme esas alınan bilirkişi Osman Değirmencioğlu’nun yemin zaptında katip imzasının bulunmaması,
3-5252 sayılı Türk Ceza Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesi uyarınca suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Yasa ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe Yasanın tespiti gerektiği gözetilmeden anılan yasalardaki cezaların alt ve üst sınırların karşılaştırılması ile yetinilerek uygulamalı karşılaştırma yapılmadan, yeterli gerekçeden yoksun olarak denetime olanak vermeyecek şekilde yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak BOZULMASINA, sanık hakkında verilen hüküm kesinleşmediğinden infazının durdurulmasına, başka suçtan tutuklu veya hükümlü değilse salıverilmesi için mahalline müzekkere yazılmasına, 21.06.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.