Yargıtay11. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2012/4839 K.2012/7160
Özet: Uyuşmazlık konusu, 2000 takvim yılında sahte fatura düzenlemek suçundan sanık hakkında açılan kamu davasıdır. Mahkeme, 11.09.2009 tarihli kararıyla sanığı 15 ay hapis cezası ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutarak hükmün açıklanmasına karar vermiştir.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Sahte fatura düzenlemek
HÜKÜM: Hükmün açıklanması ile 213 sayılı Kanunun 359/b-1, TCK nun 62, 51/1. maddesi uyarınca 15 ay hp, erteleme, vekalet ücreti.
Sanık hakkında "2000 takvim yılında sahte fatura düzenlemek" suçundan kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonunda mahkemenin 20.06.2006 tarih ve 2001/55 esas, 2006/329 sayılı kararı ile sanığın 213 sayılı Vergi Usul Yasasının 359/b-1 ve 5237 sayılı TCK'nun 62. maddeleri gereğince 15 Ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 05.03.2008 tarih ve 2006/18197 esas no, 2008/3393 karar no sayılı ilamı ile sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hususunun tartışılmasında zorunluluk bulunması nedeniyle hükmün bozulmasına karar verildiği, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda mahkemenin 04.06.2008 tarih ve 2008/181 esas, 2008/179 sayılı kararı ile bu kez sanığın 213 sayılı Yasanın 359/b-1 ve 5237 sayılı TCK'nun 62. maddeleri gereğince 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanığın 5 yıl süreyle denetime tabi tutulmasına, 1 ay süreyle sanığa rehberlik edecek bir uzman kişi görevlendirilerek sanığın bu konuda takip edilip bilinçlendirilmek suretiyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, bu kararın 09.07.2008 tarihinde kesinleşmesi üzerine, denetimli serbestlik tedbirinin infazı için kararın Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, ancak sanığın yapılan tebligata rağmen denetim planına uymadığının anılan Başsavcılık tarafından 13.04.2009 tarihli yazıyla mahkemeye bildirilmesi üzerine mahkemece 27.04.2009 tarihinde dosya yeniden ele alınarak duruşma açılmak suretiyle 11.09.2009 tarih ve 2008/181 esas, 2008/179 sayılı kararı ile, açıklanması geri bırakılan mahkumiyet hükmünün açıklanmasına karar verildiği anlaşılmakla;
Sanığa yüklenen "2000 takvim yılında sahte fatura düzenlemek" suçunun suç tarihinin, dosya kapsamına göre en aleyhe kabulle 31.12.2000 olabileceği, yüklenen suça öngörülen ve suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2. maddelerine göre olağanüstü dava zamanaşımı süresinin 7 yıl 6 ay olduğu ve suç tarihine göre dava zamanaşımının gerçekleşme tarihinin 30.06.2008 olduğu, bu nedenle 04.06.2008 günlü hükümden sonra fakat bu hükmün kesinleştiği 09.07.2008 tarihinden önce dava zamanaşımının gerçekleştiği cihetle,
Mahkumiyet hükmünün kurulmasından sonra hükmün taraflara tebliği aşamasında, başka bir anlatımla karar tarihinden sonra fakat hükmün kesinleşmesinden önce dava zamanaşımının gerçekleşmesi halinde dosyadan el çeken mahkemenin re'sen dosyayı yeniden ele alarak kamu davasının dava zamanaşımı nedeniyle düşürülmesi kararı vermesi mümkün olmayıp, bu durumda ancak hükmü infaz eden Cumhuriyet savcılığının 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 98/1. maddesi uyarınca talebi üzerine aynı kanunun 101/1. maddesine göre duruşma yapılmadan bir karar vermesi mümkün ise de, temyize konu dosyada önceki hükmün kurulduğu 04.06.2008 tarihinde dava zamanaşımının gerçekleşmediği, ancak kesinleşme tarihinden önce bu sürenin dolduğu, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının, sanığın denetim planına uymadığına ilişkin yazısı üzerine mahkemece duruşma açıldığı, bu nedenle dosyayı yeniden ele alan mahkemenin, taleple bağlı kalmadan dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğini re'sen gözeterek önceki hükmün kesinleşme tarihinden önce dava zamanaşımının gerçekleştiği gerekçesiyle kamu davasının düşürülmesine karar vermesi gerekirken, 5271 sayılı CMK'nun 231/8-son maddesinde, denetim süresi içinde dava zamanaşımının duracağının hükme bağlanmış olması karşısında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın kesinleşme tarihi ile sanığın denetimli serbestlik tedbirinin gereklerini yerine getirmediğinin tespit edildiği tarihe kadar geçen sürenin suç tarihinden 11.09.2009 günlü hüküm tarihine kadar geçen toplam süreden indirilmesi halinde dahi dava zamanaşımının gerçekleştiği de gözetilmeyerek yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm tesisi,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen "2000 takvim yılında sahte fatura düzenlemek" suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği 31.12.2000 tarihinden, hüküm tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmakla yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan sanık hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 30.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Sahte fatura düzenlemek
HÜKÜM: Hükmün açıklanması ile 213 sayılı Kanunun 359/b-1, TCK nun 62, 51/1. maddesi uyarınca 15 ay hp, erteleme, vekalet ücreti.
Sanık hakkında "2000 takvim yılında sahte fatura düzenlemek" suçundan kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonunda mahkemenin 20.06.2006 tarih ve 2001/55 esas, 2006/329 sayılı kararı ile sanığın 213 sayılı Vergi Usul Yasasının 359/b-1 ve 5237 sayılı TCK'nun 62. maddeleri gereğince 15 Ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 05.03.2008 tarih ve 2006/18197 esas no, 2008/3393 karar no sayılı ilamı ile sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hususunun tartışılmasında zorunluluk bulunması nedeniyle hükmün bozulmasına karar verildiği, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda mahkemenin 04.06.2008 tarih ve 2008/181 esas, 2008/179 sayılı kararı ile bu kez sanığın 213 sayılı Yasanın 359/b-1 ve 5237 sayılı TCK'nun 62. maddeleri gereğince 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanığın 5 yıl süreyle denetime tabi tutulmasına, 1 ay süreyle sanığa rehberlik edecek bir uzman kişi görevlendirilerek sanığın bu konuda takip edilip bilinçlendirilmek suretiyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, bu kararın 09.07.2008 tarihinde kesinleşmesi üzerine, denetimli serbestlik tedbirinin infazı için kararın Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, ancak sanığın yapılan tebligata rağmen denetim planına uymadığının anılan Başsavcılık tarafından 13.04.2009 tarihli yazıyla mahkemeye bildirilmesi üzerine mahkemece 27.04.2009 tarihinde dosya yeniden ele alınarak duruşma açılmak suretiyle 11.09.2009 tarih ve 2008/181 esas, 2008/179 sayılı kararı ile, açıklanması geri bırakılan mahkumiyet hükmünün açıklanmasına karar verildiği anlaşılmakla;
Sanığa yüklenen "2000 takvim yılında sahte fatura düzenlemek" suçunun suç tarihinin, dosya kapsamına göre en aleyhe kabulle 31.12.2000 olabileceği, yüklenen suça öngörülen ve suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2. maddelerine göre olağanüstü dava zamanaşımı süresinin 7 yıl 6 ay olduğu ve suç tarihine göre dava zamanaşımının gerçekleşme tarihinin 30.06.2008 olduğu, bu nedenle 04.06.2008 günlü hükümden sonra fakat bu hükmün kesinleştiği 09.07.2008 tarihinden önce dava zamanaşımının gerçekleştiği cihetle,
Mahkumiyet hükmünün kurulmasından sonra hükmün taraflara tebliği aşamasında, başka bir anlatımla karar tarihinden sonra fakat hükmün kesinleşmesinden önce dava zamanaşımının gerçekleşmesi halinde dosyadan el çeken mahkemenin re'sen dosyayı yeniden ele alarak kamu davasının dava zamanaşımı nedeniyle düşürülmesi kararı vermesi mümkün olmayıp, bu durumda ancak hükmü infaz eden Cumhuriyet savcılığının 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 98/1. maddesi uyarınca talebi üzerine aynı kanunun 101/1. maddesine göre duruşma yapılmadan bir karar vermesi mümkün ise de, temyize konu dosyada önceki hükmün kurulduğu 04.06.2008 tarihinde dava zamanaşımının gerçekleşmediği, ancak kesinleşme tarihinden önce bu sürenin dolduğu, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının, sanığın denetim planına uymadığına ilişkin yazısı üzerine mahkemece duruşma açıldığı, bu nedenle dosyayı yeniden ele alan mahkemenin, taleple bağlı kalmadan dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğini re'sen gözeterek önceki hükmün kesinleşme tarihinden önce dava zamanaşımının gerçekleştiği gerekçesiyle kamu davasının düşürülmesine karar vermesi gerekirken, 5271 sayılı CMK'nun 231/8-son maddesinde, denetim süresi içinde dava zamanaşımının duracağının hükme bağlanmış olması karşısında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın kesinleşme tarihi ile sanığın denetimli serbestlik tedbirinin gereklerini yerine getirmediğinin tespit edildiği tarihe kadar geçen sürenin suç tarihinden 11.09.2009 günlü hüküm tarihine kadar geçen toplam süreden indirilmesi halinde dahi dava zamanaşımının gerçekleştiği de gözetilmeyerek yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm tesisi,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen "2000 takvim yılında sahte fatura düzenlemek" suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği 31.12.2000 tarihinden, hüküm tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmakla yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan sanık hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 30.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.