Yargıtay11. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2012/3618 K.2012/3911
Özet: Uyuşmazlık konusu, sanığın şirket hesabından 41.969.950.000 TL’lik para çekerek sahte fatura temini ve hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçlamasıdır; Mahkeme, 765 sayılı TCK’nın zamanaşımı hükümlerine göre suçu işlenişinden itibaren zamanaşımının gerçekleştiğini belirterek kararın bozulmasına karar verdi.
Mersin 3. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından temyiz incelemesi için gönderilen 2004/850 esas ve 2005/1464 karar sayılı dava dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan incelemesi sırasında dosyada 01.03.2001 tarihli tensip tutanağından sonraki duruşma tutanakları, gerekçeli karar ve temyize ilişkin belgelerin bulunmadığının tespiti üzerine 10.05.2008 tarihinde eksikliklerin ikmali için mahkemesine iade edildiği, ancak mahkemece 01.08.2008 gün ve 2004/850 esas sayılı yazı ile eksikliklerin ikmal edilmediğinin bildirilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 14.12.2008 gün ve 2008/247742 sayılı tebliğname ile bu eksikliklerden bahsedilerek dosyanın tetkiksiz iadesi düşüncesiyle Dairemize gönderildiği, Dairemizin 01.06.2009 gün, 2008/20905 esas ve 2009/6716 karar sayılı ilamı ile eksikliklerin tamamlanması, temyize ilişkin belgelerin eklenmesi için dosyanın mahalline gönderildiği, mahkemesince yapılan araştırmada eksikliklerin tamamlanamadığı belirtilip temyize ilişkin evrak suretleri eklenerek 01.09.2009 tarihli yazı ile iade edilmesi üzerine dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 13.02.2011 tarih ve 2010-47111 sayılı yazısı ile bulunduğu haliyle Dairemize gönderildiği anlaşılmakla, dosyanın mevcut haliyle yapılan incelenmesinde, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 20.02.2001 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında katılan şirkette çalışan sanığın 2000 yılı Mart ve Nisan aylarında mal ve hizmet alımı yapılmadığı halde yapılmış gibi göstererek şirket hesabından toplam 41.969.950.000 TL. parayı çektiğinden bahisle 765 sayılı TCK’nun 510, 80 ve 522. maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davasının açıldığı, Dairemiz karar kartonundan temin edilen ilamdan, mahkemenin 22.10.2001 gün, 2001/190 esas ve 2001/1090 karar sayılı beraat hükmünün katılanın temyizi üzerine Dairemizin 01.03.2004 gün, 2002/14037 esas ve 2004/1382 karar sayılı ilamı ile “Ünisaş Ltd. Şti müdürü olan sanığın, görev yaptığı dönemde suça konu sahte faturaları temini ederek kayıtlara intikal ettirip, bedellerini şirket kasasından ödenmiş gibi gösterdiği, gerçekte alınmayan mallara ilişkin bu faturalardan iki adedinin depo kayıtlarına işlenmesi için depo sorumlusuna talimat verdiği, fakat depo sorumlusunun durumu şirket yöneticilerine bildirmesi üzerine olayın ortaya çıktığı, tanıklar ... ve ...’ın anlatımları, vergi inceleme raporu ve tüm dosya içeriğinden anlaşılıp yüklenen suçun unsurları itibariyle oluştuğunun kabulü gerekirken mahkümiyeti yerine delil yetersizliğinden bahisle beraatine hükmolunması” düşüncesiyle bozulduğu, suçun işlendiği Eylül 2000 tarihinden ve hatta iddianamenin düzenlendiği 20.02.2001 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2 maddelerinde yazılı zamanaşımı süresinin gerçekleştiği, dosyada mevcut iddianame, 19.12.2005 gün, 204/850 esas ve 2005/1464 sayılı karar, mahkemenin 22.10.2001 gün, 2001/190 esas ve 2001/1090 karar sayılı beraat kararının temyiz incelemesi nedeniyle tutulan Tetkik Hakim raporu ve Dairemizin yukarıda bahsedilen bozma ilamına göre suç vasfının değişmesini gerektirecek bir iddia ve tespitinde bulunmadığı, dosyanın yeniden ihyasının da sonuca etki etmeyeceği cihetle, dosya incelenerek gereği görüşüldü,
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği Eylül 2000 tarihinden, temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı yasanın 322 nci maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4, 104/2. ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, dosyadaki evrakların kaybolmasına neden olan ya da yok eden kişilerin tespitiyle haklarında gerekli yasal işlemlerin yapılması için suç duyurusunda bulunulmasına, 21.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği Eylül 2000 tarihinden, temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı yasanın 322 nci maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4, 104/2. ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, dosyadaki evrakların kaybolmasına neden olan ya da yok eden kişilerin tespitiyle haklarında gerekli yasal işlemlerin yapılması için suç duyurusunda bulunulmasına, 21.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.