Yargıtay11. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2012/2963 K.2012/5079
**MAHKEMESİ:**Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık
**HÜKÜM:** 765 sayılı TCK. nun 342/1, 80. mad. göre 2 yıl 4 ay hpc, 765 sayılı TCK. nun 503/1, 522. mad. göre 1 yıl 2 ay hp ve 11.608 TL apc
Kendisine zorunlu müdafi atandığından haberi olmayan sanık ...'e gerekçeli kararın 24.04.2009 tarihinde tebliğ edildiği ve sanık tarafından hükmün 27.04.2009 tarihinde bir haftalık yasal süresi içinde temyiz edildiği görülmekle temyizin süresinde olduğunun kabulüyle yapılan incelemede;
1-Sanığın 'dolandırıcılık' suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelen temyiz itirazının incelenmesinde;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen "nitelikli dolandırıcılık" suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği 28.09.2004 tarihinden, temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanık hakkında "nitelikli dolandırıcılık" suçundan açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4, 104/2 ve CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE,
2-Sanığın 'resmi belgede sahtecilik' suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelen temyiz itirazlarına gelince;
Suça konu çek asılları denetime olanak sağlayacak şekilde dosya içinde bulundurulduğundan tebliğnamedeki, iğfal kabiliyeti hususunun tartışılmadığı ve çek asıllarının dosya içerisinde bulundurulmadığı gerekçesiyle bozma isteyen düşünceye iştirak olunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
5237 sayılı TCK'nun 43. maddesinde, 765 sayılı TCK'nun 80. maddesinden farklı olarak 'değişik zamanlarda' denilmesi nedeniyle aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığından, suça konu çeklerin alınan mal karşılığı olarak aynı anda katılana verilmek suretiyle kullanıldığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK'nun 43. maddesi kapsamında zincirleme suç koşullarının oluşmadığı, mahkemenin takdiri uygulaması da nazara alındığında alt sınırdan ceza tayini halinde 5237 sayılı Yasa hükümlerinin sanık lehine hükümler içerdiği gözetilmeden, anılan yasanın 43. maddesindeki artırım oranının fazla olduğundan bahisle 765 sayılı TCK hükümleri uyarınca ceza tayin olunması suretiyle lehe yasanın hatalı belirlenip fazla ceza tayini,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.04.2012 gününde oybirliği ile karar verildi..
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık
**HÜKÜM:** 765 sayılı TCK. nun 342/1, 80. mad. göre 2 yıl 4 ay hpc, 765 sayılı TCK. nun 503/1, 522. mad. göre 1 yıl 2 ay hp ve 11.608 TL apc
Kendisine zorunlu müdafi atandığından haberi olmayan sanık ...'e gerekçeli kararın 24.04.2009 tarihinde tebliğ edildiği ve sanık tarafından hükmün 27.04.2009 tarihinde bir haftalık yasal süresi içinde temyiz edildiği görülmekle temyizin süresinde olduğunun kabulüyle yapılan incelemede;
1-Sanığın 'dolandırıcılık' suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelen temyiz itirazının incelenmesinde;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen "nitelikli dolandırıcılık" suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği 28.09.2004 tarihinden, temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanık hakkında "nitelikli dolandırıcılık" suçundan açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4, 104/2 ve CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE,
2-Sanığın 'resmi belgede sahtecilik' suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelen temyiz itirazlarına gelince;
Suça konu çek asılları denetime olanak sağlayacak şekilde dosya içinde bulundurulduğundan tebliğnamedeki, iğfal kabiliyeti hususunun tartışılmadığı ve çek asıllarının dosya içerisinde bulundurulmadığı gerekçesiyle bozma isteyen düşünceye iştirak olunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
5237 sayılı TCK'nun 43. maddesinde, 765 sayılı TCK'nun 80. maddesinden farklı olarak 'değişik zamanlarda' denilmesi nedeniyle aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığından, suça konu çeklerin alınan mal karşılığı olarak aynı anda katılana verilmek suretiyle kullanıldığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK'nun 43. maddesi kapsamında zincirleme suç koşullarının oluşmadığı, mahkemenin takdiri uygulaması da nazara alındığında alt sınırdan ceza tayini halinde 5237 sayılı Yasa hükümlerinin sanık lehine hükümler içerdiği gözetilmeden, anılan yasanın 43. maddesindeki artırım oranının fazla olduğundan bahisle 765 sayılı TCK hükümleri uyarınca ceza tayin olunması suretiyle lehe yasanın hatalı belirlenip fazla ceza tayini,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.04.2012 gününde oybirliği ile karar verildi..
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.