Yargıtay11. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2012/22282 K.2012/17175
Özet: Uyuşmazlık, sanığın kaybettiği kredi kartını ele geçirerek birden fazla kez alışveriş yaparak “kredi kartının kötüye kullanılması” suçundan mahkum edilmesi ve bu karara karşı başlatılan temyiz sürecidir. Mahkeme, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazını kabul ederek 27.12.2011 tarihli kararın bozulmasına ve sanığın hapis cezasının yeniden tayin edilmesine karar vermiştir.
Kredi kartının kötüye kullanılması suçundan sanık ... hakkında yapılan duruşma sonunda; mahkumiyetine ilişkin Ankara 7. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 26.07.2006 tarih 182-511 sayılı hükmün sanık tarafından temyizi üzerine Dairemizin 27.12.2011 tarihli 2008/14695 Esas ve 2011/24122 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına ilişkin kararına karşı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 12.02.2012 tarih ve 2006/191367 sayılı yazısı ile 6352 sayılı Kanun'un 99. maddesi ile değişik 308. maddesi uyarınca sanık aleyhine süresinde itirazda bulunulması üzerine dosya yeniden okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazı, sanığın şikayetçinin kaybettiği kredi kartını ele geçirerek birden fazla kez alışveriş yapmak suretiyle kredi kartını kötüye kullanmak suçunu işlediğinden bahisle açılan kamu davasında, kredi kartıyla bir çok işyerinden harcama yaptığı anlaşılan sanık hakkında yerel mahkeme tarafından TCK'nun 245/1. maddesi uyarınca tayin olunan temel cezanın aynı Yasanın 43. maddesi uyarınca arttırılması ve kazanılmış hakların saklı tutulması gerektiğine ilişkindir.
Dosyanın incelenmesinde; şikayetçinin kaybettiği kredi kartını ele geçirerek birden fazla kez alışveriş yapmak suretiyle kredi kartını kötüye kullanmak suretiyle işlenen suç bakımından 5237 sayılı TCK'nun 43. maddesinin uygulanma koşullarının oluştuğu ve bu hususun da diğer nedenlerle birlikte bozma konusu yapılabileceği anlaşıldığından;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazı yerinde olduğundan kabulü ile Dairemizin 27.12.2011 tarihli 2008/14695 Esas ve 2011/24122 Karar sayılı BOZMA İLAMININ KALDIRILMASINA, karar verilerek yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a) Sanığın haksız şekilde elde ettiği, mağdura ait kredi kartı ile değişik zamanlarda birden fazla işyerinden alışveriş yaptığının anlaşılması karşısında; yüklenen “banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması” suçundan verilen cezanın zincirleme suç hükümleri gereğince arttırılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde eksik ceza tayini,
b) Sanığın 5237 sayılı TCK’nun 53/3. maddesi uyarınca, aynı maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki haklardan şartla tahliye tarihine kadar 1. fıkrada yazılı diğer haklardan ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılması gerektiğinin gözetilmemesi yasaya aykırı,
c) Hükümden sonra 19.12.2006 günlü Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren, 5560 sayılı Yasanın 11. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nun 245. maddesine eklenen “Birinci fıkra kapsamına giren fiillerle ilgili olarak bu Kanunun mal varlığına karşı suçlara ilişkin etkin pişmanlık hükümleri uygulanır” hükmü uyarınca; sanığın hukuki durumunun takdir ve tayininde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 11/10/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazı, sanığın şikayetçinin kaybettiği kredi kartını ele geçirerek birden fazla kez alışveriş yapmak suretiyle kredi kartını kötüye kullanmak suçunu işlediğinden bahisle açılan kamu davasında, kredi kartıyla bir çok işyerinden harcama yaptığı anlaşılan sanık hakkında yerel mahkeme tarafından TCK'nun 245/1. maddesi uyarınca tayin olunan temel cezanın aynı Yasanın 43. maddesi uyarınca arttırılması ve kazanılmış hakların saklı tutulması gerektiğine ilişkindir.
Dosyanın incelenmesinde; şikayetçinin kaybettiği kredi kartını ele geçirerek birden fazla kez alışveriş yapmak suretiyle kredi kartını kötüye kullanmak suretiyle işlenen suç bakımından 5237 sayılı TCK'nun 43. maddesinin uygulanma koşullarının oluştuğu ve bu hususun da diğer nedenlerle birlikte bozma konusu yapılabileceği anlaşıldığından;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazı yerinde olduğundan kabulü ile Dairemizin 27.12.2011 tarihli 2008/14695 Esas ve 2011/24122 Karar sayılı BOZMA İLAMININ KALDIRILMASINA, karar verilerek yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a) Sanığın haksız şekilde elde ettiği, mağdura ait kredi kartı ile değişik zamanlarda birden fazla işyerinden alışveriş yaptığının anlaşılması karşısında; yüklenen “banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması” suçundan verilen cezanın zincirleme suç hükümleri gereğince arttırılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde eksik ceza tayini,
b) Sanığın 5237 sayılı TCK’nun 53/3. maddesi uyarınca, aynı maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki haklardan şartla tahliye tarihine kadar 1. fıkrada yazılı diğer haklardan ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılması gerektiğinin gözetilmemesi yasaya aykırı,
c) Hükümden sonra 19.12.2006 günlü Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren, 5560 sayılı Yasanın 11. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nun 245. maddesine eklenen “Birinci fıkra kapsamına giren fiillerle ilgili olarak bu Kanunun mal varlığına karşı suçlara ilişkin etkin pişmanlık hükümleri uygulanır” hükmü uyarınca; sanığın hukuki durumunun takdir ve tayininde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 11/10/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.