Yargıtay11. Ceza DairesiCeza HukukuTicaret Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2012/19700 K.2012/17682
Özet: Uyuşmazlık, sanıkların “resmi belgede sahtecilik” ve “nitelikli dolandırıcılık” suçlarından mahkumiyetine ilişkin temyiz itirazlarıdır. Mahkeme, delillerin yeterli olduğunu değerlendirerek her iki suç için de mahkumiyet kararını onaylamış, temyiz itirazlarını reddetmiştir.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM: Mahkumiyet
I-Sanıklar müdafilerinin sanıklar hakkında “resmi belgede sahtecilik” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Katılanın ısrarlı ve tutarlı biçimde sanıkların birlikte gelerek kendisinden beyaz eşya satın aldıklarını ve daha sonra borçlarına karşılık suça konu çeki gönderdiklerini beyan ettiği, Bodrum İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün 27.12.2005 gün ve 1656 sayılı cevabi yazısı ve yargılama sırasında talep üzerine gönderilen tahkikat evrakları ile tanıklar ... ve ...’nin beyanları, ibraz edilen mahkeme kararları, fotoğraf örnekleri, banka ve ticaret sicil belgelerinden çekte keşideci gözüken şirketin sahte ... ve ... kimliğini kullanan kişiler tarafından kurulduğunun anlaşıldığı, sanık ...’in aşamalarda diğer sanık ile birlikte katılandan alışveriş yaptıklarını ve karşılığında suça konu çeki imzalayıp verdiklerini, şirket kaşesi altındaki imzanın kendisine ait olduğunu kabul ettiği, sanık ...’in ise soruşturma sırasında katılandan alışveriş yaptıklarını kabul etmesine rağmen sorgusunda katılanı tanımadığını beyan ettiği, her iki ifadesinde de ... adı altındaki imzasının sanık ...’e ait olabileceğini söylediği, yapılan imza yazı ve imza incelemeleri sonucunda çekin ön yüzündeki yazı ve rakamların sanık ...’in, arka yüzündeki 1. ciranta “...” ve 3. ciranta “...” yazılarının ise sanık ...’in eli ürünü olduklarının ve 1 ve 3. cirantalardaki imzaların aynı bir kişinin elinden çıktığının, bu imzalar ile sanık ...’in imzası arasında kısmi benzerlikler bulunduğunun, çekteki keşideci imzası ile Bordum 3. Noteri tarafından düzenlenen 22.04.2003 gün ve 03142 yevmiye numaralı ... adına atfen atılan imzanın aynı bir kişi elinden çıktığının tespit edildiği, sanık ...’in soyadının eli ürünü olduğu tesit edilen ciroda “Şahiner” olarak yazıldığı birlikte gözetildiğinde ve tüm dosya kapsamından topladığı delilleri duruşmada edindiği kanaate göre değerlendirip, sübuta yeter nitelik ve derecede kabul eden mahkemenin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığından, tebliğnamedeki eksik araştırma sonucu karar verildiğine ilişen ilişen ve bu nedenle bozma isteyen düşünceye iştirak olunmamıştır.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıkları yüklenen “resmi belgede sahtecilik” suçunun sübutu kabul, soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı arttırıcı bir sebebin bulunmadığı azaltıcı sebebin ise nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunmalar inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü uyarınca 765 ve 5237 sayılı Yasaların ilgili bütün hükümleri somut olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların denetime imkân verecek şekilde birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe hüküm belirlenerek sonucuna göre karar verilmiş, 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesinin uygulanmama gerekçesi gösterilmiş, incelenen dosyaya göre kurulan hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanıklar müdafilerinin suçun unsurlarının oluşmadığı, sanıkların suç kasıtlarının bulunmadığı, eksik soruşturma sonucu karar verildiği, lehe yasa hükümlerinin uygulanmadığına ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
I-Sanıklar müdafilerinin sanıklar hakkında “nitelikli dolandırıcılık” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarına gelince:
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. madde hükümleri karşısında; sanıklara yüklenen “nitelikli dolandırıcılık” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanıklar lehine olan 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, en aleyhe kabul ile dahi suçun işlendiği 15.03.2005 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı Yasanın 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak sanıklar hakkında açılan kamu davalarının gerçekleşen dava zamanaşımları nedeniyle 765 sayılı TCK.nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 18.10.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM: Mahkumiyet
I-Sanıklar müdafilerinin sanıklar hakkında “resmi belgede sahtecilik” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Katılanın ısrarlı ve tutarlı biçimde sanıkların birlikte gelerek kendisinden beyaz eşya satın aldıklarını ve daha sonra borçlarına karşılık suça konu çeki gönderdiklerini beyan ettiği, Bodrum İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün 27.12.2005 gün ve 1656 sayılı cevabi yazısı ve yargılama sırasında talep üzerine gönderilen tahkikat evrakları ile tanıklar ... ve ...’nin beyanları, ibraz edilen mahkeme kararları, fotoğraf örnekleri, banka ve ticaret sicil belgelerinden çekte keşideci gözüken şirketin sahte ... ve ... kimliğini kullanan kişiler tarafından kurulduğunun anlaşıldığı, sanık ...’in aşamalarda diğer sanık ile birlikte katılandan alışveriş yaptıklarını ve karşılığında suça konu çeki imzalayıp verdiklerini, şirket kaşesi altındaki imzanın kendisine ait olduğunu kabul ettiği, sanık ...’in ise soruşturma sırasında katılandan alışveriş yaptıklarını kabul etmesine rağmen sorgusunda katılanı tanımadığını beyan ettiği, her iki ifadesinde de ... adı altındaki imzasının sanık ...’e ait olabileceğini söylediği, yapılan imza yazı ve imza incelemeleri sonucunda çekin ön yüzündeki yazı ve rakamların sanık ...’in, arka yüzündeki 1. ciranta “...” ve 3. ciranta “...” yazılarının ise sanık ...’in eli ürünü olduklarının ve 1 ve 3. cirantalardaki imzaların aynı bir kişinin elinden çıktığının, bu imzalar ile sanık ...’in imzası arasında kısmi benzerlikler bulunduğunun, çekteki keşideci imzası ile Bordum 3. Noteri tarafından düzenlenen 22.04.2003 gün ve 03142 yevmiye numaralı ... adına atfen atılan imzanın aynı bir kişi elinden çıktığının tespit edildiği, sanık ...’in soyadının eli ürünü olduğu tesit edilen ciroda “Şahiner” olarak yazıldığı birlikte gözetildiğinde ve tüm dosya kapsamından topladığı delilleri duruşmada edindiği kanaate göre değerlendirip, sübuta yeter nitelik ve derecede kabul eden mahkemenin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığından, tebliğnamedeki eksik araştırma sonucu karar verildiğine ilişen ilişen ve bu nedenle bozma isteyen düşünceye iştirak olunmamıştır.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıkları yüklenen “resmi belgede sahtecilik” suçunun sübutu kabul, soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı arttırıcı bir sebebin bulunmadığı azaltıcı sebebin ise nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunmalar inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü uyarınca 765 ve 5237 sayılı Yasaların ilgili bütün hükümleri somut olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların denetime imkân verecek şekilde birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe hüküm belirlenerek sonucuna göre karar verilmiş, 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesinin uygulanmama gerekçesi gösterilmiş, incelenen dosyaya göre kurulan hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanıklar müdafilerinin suçun unsurlarının oluşmadığı, sanıkların suç kasıtlarının bulunmadığı, eksik soruşturma sonucu karar verildiği, lehe yasa hükümlerinin uygulanmadığına ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
I-Sanıklar müdafilerinin sanıklar hakkında “nitelikli dolandırıcılık” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarına gelince:
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. madde hükümleri karşısında; sanıklara yüklenen “nitelikli dolandırıcılık” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanıklar lehine olan 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, en aleyhe kabul ile dahi suçun işlendiği 15.03.2005 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı Yasanın 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak sanıklar hakkında açılan kamu davalarının gerçekleşen dava zamanaşımları nedeniyle 765 sayılı TCK.nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 18.10.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.