Yargıtay11. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2012/17727 K.2012/14802
**MAHKEMESİ:**Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
**HÜKÜM:** : Resmi belgede sahtecilik suçundan dolayı 765 sayılı TCK'nun 342/1, 80, 59. maddelerinin uygulanarak sanığın 1 yıl 11 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına
Dolandırıcılık suçundan dolayı 5237 sayılı TCK'nun 158/1-f, 62, 52/2. maddelerinin uygulanarak sanığın 1 yıl 8 ay hapis ve 1.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına
I-Sanık müdafiinin “resmi belgede sahtecilik” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Sanığın sahte belgelerle çek hesabı açtırırken kullandığı noter imza sirkülerinin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden olduğu ve meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, suçun işleniş şekli, sanığın kişiliği ile kastının yoğunluğu nazara alınarak cezanın asgari haddin üzerinde belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış, 765 sayılı TCK.nun lehe kabul edilip uygulanmasına göre cezanın ertelenmemesine karar verilirken yasa maddesinin 647 sayılı Yasanın 6. maddesi yerine 5237 sayılı TCK.nun 51. maddesi olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hatası kabul edilmiştir.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığa yüklenen suçun sübutu kabul, soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı arttırıcı ve azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri uyarınca 765 ve 5237 sayılı Yasaların ilgili bütün hükümleri somut olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların denetime imkân verecek şekilde birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe hüküm belirlenerek sonucuna göre karar verilmiş, 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesinin uygulanmama gerekçesi gösterilmiş, incelenen dosyaya göre kurulan hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin bir sebebe dayanmayan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
II-Sanık müdafiinin “nitelikli dolandırıcılık” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarına gelince:
Sanığın sahte belgelerle çek hesabı açtırarak edindiği suça konu çekleri düzenleyen imzasını atıp diğer kısımları boş olarak 50-100 TL karşılığı başkalarına sattığını savunması, katılan ...’nın sanığı tanımadığını, çekleri sattıkları makinaların karşılığı olarak birinci ciranta gözüken şirketin... adıyla kendisini tanıtan temsilcisinden aldıklarını, makinaların satılması ve teslimi sırasında hazır bulunmadığını beyan etmesi karşısında; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirlenmesi bakımından katılanın ilgili çalışanları ve çekte birinci ciranta olarak gözüken şirket yetkilileri tespit edilerek tanık olarak dinlenip çekleri kullanarak yarar sağlayan kişinin kim olduğu ve sanıkla irtibatlı olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik soruşturma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.09.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
**HÜKÜM:** : Resmi belgede sahtecilik suçundan dolayı 765 sayılı TCK'nun 342/1, 80, 59. maddelerinin uygulanarak sanığın 1 yıl 11 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına
Dolandırıcılık suçundan dolayı 5237 sayılı TCK'nun 158/1-f, 62, 52/2. maddelerinin uygulanarak sanığın 1 yıl 8 ay hapis ve 1.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına
I-Sanık müdafiinin “resmi belgede sahtecilik” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Sanığın sahte belgelerle çek hesabı açtırırken kullandığı noter imza sirkülerinin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden olduğu ve meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, suçun işleniş şekli, sanığın kişiliği ile kastının yoğunluğu nazara alınarak cezanın asgari haddin üzerinde belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış, 765 sayılı TCK.nun lehe kabul edilip uygulanmasına göre cezanın ertelenmemesine karar verilirken yasa maddesinin 647 sayılı Yasanın 6. maddesi yerine 5237 sayılı TCK.nun 51. maddesi olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hatası kabul edilmiştir.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığa yüklenen suçun sübutu kabul, soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı arttırıcı ve azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri uyarınca 765 ve 5237 sayılı Yasaların ilgili bütün hükümleri somut olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların denetime imkân verecek şekilde birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe hüküm belirlenerek sonucuna göre karar verilmiş, 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesinin uygulanmama gerekçesi gösterilmiş, incelenen dosyaya göre kurulan hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin bir sebebe dayanmayan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
II-Sanık müdafiinin “nitelikli dolandırıcılık” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarına gelince:
Sanığın sahte belgelerle çek hesabı açtırarak edindiği suça konu çekleri düzenleyen imzasını atıp diğer kısımları boş olarak 50-100 TL karşılığı başkalarına sattığını savunması, katılan ...’nın sanığı tanımadığını, çekleri sattıkları makinaların karşılığı olarak birinci ciranta gözüken şirketin... adıyla kendisini tanıtan temsilcisinden aldıklarını, makinaların satılması ve teslimi sırasında hazır bulunmadığını beyan etmesi karşısında; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirlenmesi bakımından katılanın ilgili çalışanları ve çekte birinci ciranta olarak gözüken şirket yetkilileri tespit edilerek tanık olarak dinlenip çekleri kullanarak yarar sağlayan kişinin kim olduğu ve sanıkla irtibatlı olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik soruşturma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.09.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.