Yargıtay 11. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2011/3717 K.2011/1767
Özet: Uyuşmazlık, sanığın başkasına ait banka veya kredi kartını izinsiz kullanarak yarar sağlamasından dolayı hapis cezası ve adli para cezası konulmasıyla ilgiliydi; mahkeme, 5237 sayılı TCK’nın 245/1 maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 53. madde gereği haklardan yoksun bırakma kararı vererek hükmü onayladı.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama
HÜKÜM: 5237 S TCK.nun 245/1 ve 62. mad göre 2 yıl 6 ay hp, 53 mad. gereği belli hakları kullanmaktan yoksun bırakma
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 20.02.2007 gün, 46/39 ve 29.05.2007 gün, 114/113 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere, 5271 sayılı CMK.nun 232. maddesinin 6. fıkrası uyarınca, hüküm fıkrasında kanun yollarına başvurma olanağı bulunup bulunmadığı, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerektiği, aynı Kanunun 34. maddesinin 2. fıkrasında da, kararlarda başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekillerinin (kuşkuya yer bırakmayacak şekilde) gösterilmesinin zorunlu olduğu, 19.09.2008 tarihli yerel mahkeme kararında, sanığın yokluğunda verilen hükme yönelik kanun yoluna başvuru süresinin, “tefhim tarihinden itibaren” başlayacağı belirtilerek tereddüde yer bırakacak şekilde gösterildiği, 05.02.2010 günlü temyiz isteminin reddine ilişkin yerel mahkemenin ek kararında ise, kanun yolu, mercii, kanun yoluna başvuru şekilleri, başvuru süresi ve bu sürenin ne zaman işlemeye başlayacağı hususlarının gösterilmediği anlaşıldığından, sanığın 08.01.2010 ve 16.04.2010 havale tarihli dilekçeleri ile yaptığı temyiz başvurularının süresinde olduğu kabul edilip Mahkemenin 05.02.2010 gün ve 157/943 sayılı temyiz talebinin reddi kararı kaldırılarak yapılan incelemede;
“Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması” suçundan dolayı 5237 sayılı Yasanın 245/1. maddesi uyarınca hükmolunan hapis cezası yanında adli para cezası da tayin olunması ve sanığın haksız olarak ele geçirdiği kredi kartı ile birden fazla alışveriş yapıldığı anlaşılmakla, anılı suçtan verilen cezanın zincirleme suç hükümleri gereğince arttırılması gerektiği ve sanığın tekerrüre esas sabıkası olduğunun gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve taktirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın savunma hakkının kısıtlandığına ilişen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak,
Sanık hakkında, 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinin 3. fıkrasına aykırı olarak 1. fıkranın (c) bendinde yer alan kendi alt soy üzerindeki haklarından koşullu salıverilme tarihi yerine “hükümlülüğü süresince” yoksun bırakılmasına karar verilmesi,
Yasaya aykırı ise de, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasında yer alan 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılarak yerine “sanığın 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın (c) bendinde yer alan alt soy üzerindeki haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle eleştiriler dışında sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 31.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama
HÜKÜM: 5237 S TCK.nun 245/1 ve 62. mad göre 2 yıl 6 ay hp, 53 mad. gereği belli hakları kullanmaktan yoksun bırakma
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 20.02.2007 gün, 46/39 ve 29.05.2007 gün, 114/113 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere, 5271 sayılı CMK.nun 232. maddesinin 6. fıkrası uyarınca, hüküm fıkrasında kanun yollarına başvurma olanağı bulunup bulunmadığı, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerektiği, aynı Kanunun 34. maddesinin 2. fıkrasında da, kararlarda başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekillerinin (kuşkuya yer bırakmayacak şekilde) gösterilmesinin zorunlu olduğu, 19.09.2008 tarihli yerel mahkeme kararında, sanığın yokluğunda verilen hükme yönelik kanun yoluna başvuru süresinin, “tefhim tarihinden itibaren” başlayacağı belirtilerek tereddüde yer bırakacak şekilde gösterildiği, 05.02.2010 günlü temyiz isteminin reddine ilişkin yerel mahkemenin ek kararında ise, kanun yolu, mercii, kanun yoluna başvuru şekilleri, başvuru süresi ve bu sürenin ne zaman işlemeye başlayacağı hususlarının gösterilmediği anlaşıldığından, sanığın 08.01.2010 ve 16.04.2010 havale tarihli dilekçeleri ile yaptığı temyiz başvurularının süresinde olduğu kabul edilip Mahkemenin 05.02.2010 gün ve 157/943 sayılı temyiz talebinin reddi kararı kaldırılarak yapılan incelemede;
“Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması” suçundan dolayı 5237 sayılı Yasanın 245/1. maddesi uyarınca hükmolunan hapis cezası yanında adli para cezası da tayin olunması ve sanığın haksız olarak ele geçirdiği kredi kartı ile birden fazla alışveriş yapıldığı anlaşılmakla, anılı suçtan verilen cezanın zincirleme suç hükümleri gereğince arttırılması gerektiği ve sanığın tekerrüre esas sabıkası olduğunun gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve taktirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın savunma hakkının kısıtlandığına ilişen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak,
Sanık hakkında, 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinin 3. fıkrasına aykırı olarak 1. fıkranın (c) bendinde yer alan kendi alt soy üzerindeki haklarından koşullu salıverilme tarihi yerine “hükümlülüğü süresince” yoksun bırakılmasına karar verilmesi,
Yasaya aykırı ise de, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasında yer alan 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılarak yerine “sanığın 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın (c) bendinde yer alan alt soy üzerindeki haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle eleştiriler dışında sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 31.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.