Yargıtay11. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2011/3029 K.2012/16991
Özet: Uyuşmazlık, sanığın vergi usul kanununa muhalefet suçundan dolayı mahkemeye sunulan temyiz itirazlarıdır; Mahkeme, temyiz taleplerini reddederek sanığı 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi uyarınca 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesine göre mahkumiyet kararı vermiştir.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Vergi usul kanununa muhalefet
HÜKÜM: Mahkumiyet
Sanık müdafiinin vaki duruşmalı inceleme isteminin hükmolunan cezanın süresine göre koşulları bulunmadığından 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 318. maddesi gereğince REDDİNE karar verilip incelenerek gereği görüşüldü.
Gerekçeli karar başlığına, suç duyuru tarihi esas alınarak 05.12.2007 olarak yanlış yazılan suç tarihinin, mahallinde 16.04.2005 olarak düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafi ile katılan vekilinin, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
1-Suçun zincirleme işlendiğinin nazara alınmaması ve Ceza Genel Kurulunun 05.03.2002 gün ve 28/179 sayılı kararında açıklandığı üzere; sanığın kastının yoğunluğu, fatura sayısı ve zararın ağırlığı dikkate alınarak temel cezanın alt sınırdan ayrılarak belirlenmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde eksik ceza tayini,
2-5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesinde yer alan “lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir hükmü karşısında, suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK ile 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK. nun ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanıp, leh ve aleyhteki hükümleri ayrı ayrı ele alınarak, ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın tespiti gerekirken, bu ilkelere uyulmadan ve denetime olanak vermeyecek şekilde 5237 sayılı Yasa hükümlerinin lehe olduğundan bahisle yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulması,
3-Kabule göre de:
5237 sayılı TCK’nun uygulanması durumunda hapis cezasına mahkümiyetin doğal sonucu olarak anılan yasanın 53. maddesindeki hak yoksunluğunun da uygulanması nedeniyle 5237 sayılı TCK. nun aleyhe olduğunun gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 10.10.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
SUÇ: Vergi usul kanununa muhalefet
HÜKÜM: Mahkumiyet
Sanık müdafiinin vaki duruşmalı inceleme isteminin hükmolunan cezanın süresine göre koşulları bulunmadığından 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 318. maddesi gereğince REDDİNE karar verilip incelenerek gereği görüşüldü.
Gerekçeli karar başlığına, suç duyuru tarihi esas alınarak 05.12.2007 olarak yanlış yazılan suç tarihinin, mahallinde 16.04.2005 olarak düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafi ile katılan vekilinin, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
1-Suçun zincirleme işlendiğinin nazara alınmaması ve Ceza Genel Kurulunun 05.03.2002 gün ve 28/179 sayılı kararında açıklandığı üzere; sanığın kastının yoğunluğu, fatura sayısı ve zararın ağırlığı dikkate alınarak temel cezanın alt sınırdan ayrılarak belirlenmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde eksik ceza tayini,
2-5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesinde yer alan “lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir hükmü karşısında, suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK ile 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK. nun ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanıp, leh ve aleyhteki hükümleri ayrı ayrı ele alınarak, ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın tespiti gerekirken, bu ilkelere uyulmadan ve denetime olanak vermeyecek şekilde 5237 sayılı Yasa hükümlerinin lehe olduğundan bahisle yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulması,
3-Kabule göre de:
5237 sayılı TCK’nun uygulanması durumunda hapis cezasına mahkümiyetin doğal sonucu olarak anılan yasanın 53. maddesindeki hak yoksunluğunun da uygulanması nedeniyle 5237 sayılı TCK. nun aleyhe olduğunun gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 10.10.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.