Yargıtay11. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2011/2173 K.2012/6689
Özet: Uyuşmazlık, sanığın başkasına ait kimlik bilgilerini kullanarak yalan beyan ve resmi belge düzenleme suçundan oluşmaktadır; mahkeme, TCK’nın 267/1 ve 53/1 maddelerine göre bir yıl hapis cezası ve hak yoksunluğu hükmü çıkarmıştır. Mahkemenin sonucu, sanığın hapis cezasına çarptırılması ve hak yoksunluğunun uygulanmasıdır.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Başkasına ait kimlik bilgilerini kullanma
HÜKÜM: TCK.nun 267/1, 53/1 mad uyarınca 1 yıl hp, hak yoksunluğu
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu'nun 22.11.2011 gün ve 2011/9-12 Esas, 2011/241 sayılı kararında da açıklandığı üzere davanın görüldüğü yer mahkemesinin yargı çevresi dışında başka bir suçtan hükümlü bulunan sanığın, istinabe suretiyle İzmir 12. Asliye Ceza Mahkemesince sorgusu yapılırken ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek istediğine ilişkin bir isteminin bulunmadığı gibi duruşmadan vareste tutulmayı talep ettiği ve yargılamaya konu suç için Yasada öngörülen hapis cezasının alt sınırının beş yıldan az olduğu anlaşılmakla, sanığın savunmasının istinabe yoluyla alınmasının ve Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşünü bildirdiği ve hükmün açıklandığı son oturuma getirtilmeden karar verilmesinin savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olmadığı cihetle tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiş, tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık hakkında, 5237 sayılı TCK'nun 58/7. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmaması isabetsizliği aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
1- TCK'nun 268. maddesinde tanımlanan başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşması için; failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik bilgilerini kullanılması gerektiği, somut olayda, hakkında bir soruşturma veya kovuşturma bulunmayan ancak kesinleşmiş mahkumiyet hükmü nedeniyle infaz için yakalama kararı çıkarılan sanığın genel kimlik denetimi yapan kolluk görevlisine kardeşi İbrahim Genç'in kimlik bilgilerini vermek suretiyle gerçeğe aykırı bildirimde bulunmaktan ibaret eylemde, yalan beyana dayanılarak resmi belge düzenlenmiş olup olmadığı araştırılıp düzenlendiğinin anlaşılması halinde memura yalan beyanda bulunmak suçunu, aksi halde ise Kabahatler Kanununun 40. maddesine aykırılığı oluşturup oluşturmayacağı araştırılıp karar yerinde tartışılmadan eksik soruşturma ile yazılı şekilde karar verilmesi;
Kabule göre de;
2-Sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nun 269. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmaması,
3- 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasının c bendinde yer alan hak yoksunluğunun sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 26.04.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
SUÇ : Başkasına ait kimlik bilgilerini kullanma
HÜKÜM: TCK.nun 267/1, 53/1 mad uyarınca 1 yıl hp, hak yoksunluğu
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu'nun 22.11.2011 gün ve 2011/9-12 Esas, 2011/241 sayılı kararında da açıklandığı üzere davanın görüldüğü yer mahkemesinin yargı çevresi dışında başka bir suçtan hükümlü bulunan sanığın, istinabe suretiyle İzmir 12. Asliye Ceza Mahkemesince sorgusu yapılırken ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek istediğine ilişkin bir isteminin bulunmadığı gibi duruşmadan vareste tutulmayı talep ettiği ve yargılamaya konu suç için Yasada öngörülen hapis cezasının alt sınırının beş yıldan az olduğu anlaşılmakla, sanığın savunmasının istinabe yoluyla alınmasının ve Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşünü bildirdiği ve hükmün açıklandığı son oturuma getirtilmeden karar verilmesinin savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olmadığı cihetle tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiş, tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık hakkında, 5237 sayılı TCK'nun 58/7. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmaması isabetsizliği aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
1- TCK'nun 268. maddesinde tanımlanan başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşması için; failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik bilgilerini kullanılması gerektiği, somut olayda, hakkında bir soruşturma veya kovuşturma bulunmayan ancak kesinleşmiş mahkumiyet hükmü nedeniyle infaz için yakalama kararı çıkarılan sanığın genel kimlik denetimi yapan kolluk görevlisine kardeşi İbrahim Genç'in kimlik bilgilerini vermek suretiyle gerçeğe aykırı bildirimde bulunmaktan ibaret eylemde, yalan beyana dayanılarak resmi belge düzenlenmiş olup olmadığı araştırılıp düzenlendiğinin anlaşılması halinde memura yalan beyanda bulunmak suçunu, aksi halde ise Kabahatler Kanununun 40. maddesine aykırılığı oluşturup oluşturmayacağı araştırılıp karar yerinde tartışılmadan eksik soruşturma ile yazılı şekilde karar verilmesi;
Kabule göre de;
2-Sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nun 269. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmaması,
3- 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasının c bendinde yer alan hak yoksunluğunun sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 26.04.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.