Yargıtay 11. Ceza Dairesi Ceza Hukuku Vergi Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2010/9199 K.2012/1275
Özet: Uyuşmazlık, sanığın 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na aykırı davranarak sahte fatura düzenlemesi ve vergi ziyaına sebep olması nedeniyle hapis cezası ile denetim süresine tabi tutulması üzerine yapılan itirazdır. Mahkeme, itirazı reddederek sanığın 15 aylık hapis cezasını, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını ve 5 yıl süreyle denetim süresini onaylamıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na aykırı davranmak suçundan sanık ...'ın, 213 sayılı Kanun'un 359/b-l, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62. maddeleri uyarınca 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 231/8. maddesine göre 5 yıl süreyle denetim süresine tabi tutulmasına dair Beyoğlu 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/07/2008 tarihli ve 2007/512 esas, 2008/250 sayılı kararına itirazın reddine ilişkin Beyoğlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/02/2009 tarihli ve 2009/332 müteferrik sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
1-Beyoğlu 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/07/2008 tarihli ve 2007/512 esas, 2008/250 sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararının 14/01/2009 tarihinde katılan vekiline tebliğ edilmesine karşın, 23/01/2009 havale tarihli dilekçe ile itiraz edildiğinin anlaşılması karşısında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 268. maddesinde öngörülen yedi günlük sürenin geçirilmesi sebebiyle itirazın bu yönden reddine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde,
2-Sanığın şirketin ortağı ve müdürü olarak görev yaptığı, istenen yıllara ait defter ve belgeleri ibraz etmediği, 2002-2003 ve 2004 yıllarına ait vergi beyannamelerini vermeye devam ettiği, gerçek bir emtia alım satımı olmadan sahte fatura düzenlemek suretiyle vergi ziyaına sebebiyet verdiğinin anlaşılmasına göre, kamu zararının doğduğu ve giderildiğine dair delil olmadığı, 5271 sayılı Kanun'un 231/6 maddesi (c) bendinde yer alan unsurun gerçekleşmediği gözetilerek itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 12.05.2010 gün ve 2009/5512/30407 sayılı kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03.06.2010 gün ve KYB.2010133350 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü:
İncelenen dosya içeriğine göre; kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamenin birinci bendindeki düşünce yerinde bulunduğundan, Beyoğlu 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.07.2008 gün ve 2007/512 esas, 2008/250 sayılı kararına yönelik vaki itirazın reddine ilişkin mercii Beyoğlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.02.2009 gün ve 2009/332 müteferrik sayılı kararın CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine ve Beyoğlu 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.07.2008 gün ve 2007/512 esas, 2008/250 sayılı kararına yönelik olarak yasa yararına bozma isteminde bulunulmamış olmasına göre ihbarnamenin ikinci bendindeki istemin incelenmesine yer olmadığına, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 09.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
1-Beyoğlu 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/07/2008 tarihli ve 2007/512 esas, 2008/250 sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararının 14/01/2009 tarihinde katılan vekiline tebliğ edilmesine karşın, 23/01/2009 havale tarihli dilekçe ile itiraz edildiğinin anlaşılması karşısında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 268. maddesinde öngörülen yedi günlük sürenin geçirilmesi sebebiyle itirazın bu yönden reddine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde,
2-Sanığın şirketin ortağı ve müdürü olarak görev yaptığı, istenen yıllara ait defter ve belgeleri ibraz etmediği, 2002-2003 ve 2004 yıllarına ait vergi beyannamelerini vermeye devam ettiği, gerçek bir emtia alım satımı olmadan sahte fatura düzenlemek suretiyle vergi ziyaına sebebiyet verdiğinin anlaşılmasına göre, kamu zararının doğduğu ve giderildiğine dair delil olmadığı, 5271 sayılı Kanun'un 231/6 maddesi (c) bendinde yer alan unsurun gerçekleşmediği gözetilerek itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 12.05.2010 gün ve 2009/5512/30407 sayılı kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03.06.2010 gün ve KYB.2010133350 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü:
İncelenen dosya içeriğine göre; kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamenin birinci bendindeki düşünce yerinde bulunduğundan, Beyoğlu 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.07.2008 gün ve 2007/512 esas, 2008/250 sayılı kararına yönelik vaki itirazın reddine ilişkin mercii Beyoğlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.02.2009 gün ve 2009/332 müteferrik sayılı kararın CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine ve Beyoğlu 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.07.2008 gün ve 2007/512 esas, 2008/250 sayılı kararına yönelik olarak yasa yararına bozma isteminde bulunulmamış olmasına göre ihbarnamenin ikinci bendindeki istemin incelenmesine yer olmadığına, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 09.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.