Yargıtay11. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2008/18818 K.2012/652
Özet: Uyuşmazlık, sanığın başka bir suçtan yakalandığı süreçte gerçek kimlik bilgileri yerine sahte kimlik kullanarak yalan beyanda bulunması ve iftira suçundan kaynaklanmaktadır. Mahkeme, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında iki yıl hapis, hak yoksunluğu ve tutukluluğun mahsubu kararını vererek sanığın suçunun tespitini onaylamıştır.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi (Şişli 11. ASCM)
SUÇ : Kişi hüviyet veya sıfatına ilişkin yalan beyanda bulunma
HÜKÜM: 5237 sayılı Kanunun 206, 53/1, 63. maddeleri uyarınca 2 yıl hapis, hak yoksunluğu, tutukluluğun mahsubu.
Gerekçeli karar başlığına yanlış yazılan suç tarihinin sanığın, İlyas Serin kimliğiyle savcılıkta ifade verdiği 25.01.2005 olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Sanığın, başka suçtan yakalandığında, hakkında yapılan adli soruşturma sırasında gerçekte var olan...’in kimlik bilgilerini kullanmaktan ibaret eyleminin suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK’ nun 343/2. maddesinde tanımlanan yalan beyanda bulunmak, 5237 sayılı TCK’ nun ise 268/1 yoluyla 267/1 maddesinde tanımlanan iftira suçuna uygun bulunduğu ve gerçek kimliğin görevlilerce tespit edilmesi nedeniyle etkin pişmanlık hükümleri uygulanamayacağından 765 sayılı TCK hükümlerinin lehe olduğu gözetilmeden, lehe olan yasanın belirlenmesinde yanılgıya düşülerek, bildirilen kimlik bilgilerinin gerçekte var olmayan kişiye ait olması durumunda uygulanan 5237 sayılı TCK’ nun 206. maddesi uyarınca yazılı şekilde karar verilmesi, yasaya aykırı ise de;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Yasanın 9. madde hükümleri karşısında; sanığa yüklenen “yalan beyanda bulunmak” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK' nun 102/4. maddesinde öngörülen dava zamanaşımının, kesici son işlem olan mahkumiyet hükmünün verildiği 20.04.2006 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 421. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak bu hususta karar verilmesi mümkün bulunduğundan sanık hakkındaki kamu davasının vaki zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK' nun 102/4. maddesi uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 30.01.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
SUÇ : Kişi hüviyet veya sıfatına ilişkin yalan beyanda bulunma
HÜKÜM: 5237 sayılı Kanunun 206, 53/1, 63. maddeleri uyarınca 2 yıl hapis, hak yoksunluğu, tutukluluğun mahsubu.
Gerekçeli karar başlığına yanlış yazılan suç tarihinin sanığın, İlyas Serin kimliğiyle savcılıkta ifade verdiği 25.01.2005 olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Sanığın, başka suçtan yakalandığında, hakkında yapılan adli soruşturma sırasında gerçekte var olan...’in kimlik bilgilerini kullanmaktan ibaret eyleminin suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK’ nun 343/2. maddesinde tanımlanan yalan beyanda bulunmak, 5237 sayılı TCK’ nun ise 268/1 yoluyla 267/1 maddesinde tanımlanan iftira suçuna uygun bulunduğu ve gerçek kimliğin görevlilerce tespit edilmesi nedeniyle etkin pişmanlık hükümleri uygulanamayacağından 765 sayılı TCK hükümlerinin lehe olduğu gözetilmeden, lehe olan yasanın belirlenmesinde yanılgıya düşülerek, bildirilen kimlik bilgilerinin gerçekte var olmayan kişiye ait olması durumunda uygulanan 5237 sayılı TCK’ nun 206. maddesi uyarınca yazılı şekilde karar verilmesi, yasaya aykırı ise de;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Yasanın 9. madde hükümleri karşısında; sanığa yüklenen “yalan beyanda bulunmak” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK' nun 102/4. maddesinde öngörülen dava zamanaşımının, kesici son işlem olan mahkumiyet hükmünün verildiği 20.04.2006 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 421. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak bu hususta karar verilmesi mümkün bulunduğundan sanık hakkındaki kamu davasının vaki zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK' nun 102/4. maddesi uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 30.01.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.