Danıştay9. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma
Danıştay 9. Daire E.2023/4130 K.2025/2970
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2023/4130
Karar No : 2025/2970
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı-...
**VEKİLİ:** Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
**VEKİLİ:** Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: ... Oto San. Tic. A.Ş.'ne ait vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacının banka hesaplarına ... sayılı haciz bildirisiyle uygulanan haczin kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının kanuni temsilcilik görevinin sona ermesinden sonra, asıl borçlu şirket adına 7256 ve 7326 sayılı Kanunlar uyarınca gerçekleştirilen yapılandırma nedeniyle şirkete ait dava konusu vergi borçlarının nitelik değiştirip yeni bir borç haline geldiği ve yapılandırılan kamu alacağı ile ilgili olarak yeni bir hukuki durum ortaya çıktığından, yapılandırmadan yararlanılan dönemlerde asıl amme borçlusu şirketle herhangi bir hukuki ilişkisi bulunmayan davacının kusur sorumluluğu ilkesince kanuni temsilci sıfatıyla söz konusu borçlardan sorumlu tutulması hukuken olanaksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu haciz işleminin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi Kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu borçlar yapılandırılmış olsa dahi yapılandırmanın ihlali söz konusu olduğundan ilgili dönemde yönetici olan davacının sorumluluğunun ortadan kalkmadığı iddiasıyla kararın bozulması istenilmiştir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
MADDİ
**OLAY:**
... Oto San. Tic. A.Ş.'ne ait vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacının banka hesaplarına ... sayılı haciz bildirisiyle uygulanan haczin kaldırılması istenilmektedir.
**İLGİLİ MEVZUAT:**
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükellef veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı ifade edilmiştir.
09/06/2021 tarih ve 31506 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 7326 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 9. maddesinin 6. fıkrasında, bu Kanuna göre ödenmesi gereken taksitlerin ilk ikisinin süresinde ve tam ödenmesi koşuluyla, kalan taksitlerden; bir takvim yılında iki veya daha az taksitin, süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde, ödenmeyen veya eksik ödenen taksit tutarlarının son taksiti (peşin ödeme seçeneğinin tercih edilmesi hâlinde ilk taksiti) izleyen ayın sonuna kadar, gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla bu Kanun hükümlerinden yararlanılacağı, ilk iki taksitin süresinde tam ödenmemesi ya da süresinde ödenmeyen veya eksik ödenen diğer taksitlerin belirtilen şekilde de ödenmemesi veya bir takvim yılında ikiden fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde bu Kanun hükümlerinden yararlanma hakkının kaybedileceği, aynı maddenin 8. fıkrasında ise bu Kanun kapsamına giren alacakların altıncı fıkrada belirtilen şekilde tamamen ödenmemiş olması hâlinde borçlular, ödedikleri tutarlar kadar bu Kanun hükümlerinden yararlanılacağı, Kanun kapsamında yapılandırıldığı hâlde bu Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmeyen alacakların yapılandırma öncesi türü ve vadesi dikkate alınarak takip işlemleri ilgili mevzuat kapsamında yapılır ve bu Kanunun yayımı tarihinden önce başlamış olan takip işlemleri geçerliliğini koruyarak kaldığı yerden devam edeceği hükme bağlanmıştır. 7256 sayılı Kanunun 3. maddesinin sekizinci fıkrasında da aynı yönde düzenleme yapılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Önceki yapılandırma kanunlarından farklı olarak 7256 sayılı Kanun ve sonrasında yayımlanan 7326, 7440 sayılı Kanunlarla, kanun kapsamında yapılandırıldığı hâlde bu kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmeyen alacakların yapılandırma öncesi türü ve vadesi dikkate alınarak takip işlemlerinin ilgili mevzuat kapsamında yapılacağı ve kanunun yayımı tarihinden önce başlamış olan takip işlemlerinin geçerliliğini koruyarak kaldığı yerden devam edeceği yönünde hüküm getirildiği, bu hüküm dikkate alındığında 7256 ve/veya 7326 sayılı Yasa uyarınca yapılandırılıp koşulları ihlal edilen kamu alacaklarının yeniden takibi sırasında yapılandırma öncesi yapılan işlemlerin geçerliliğini koruduğu ve takibin, hangi aşamada kaldıysa o aşamadan devam edeceği hususunun açıkça belirtildiği görülmüştür.
Yukarıda yer verilen mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden, asıl borçlu şirket tarafından 7256 ve/veya 7326 sayılı Kanunlar'dan yararlanılarak borçların yapılandırılması daha sonra yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle hakkın kaybedilmesi ve bunun sonucunda yapılandırmanın iptali durumunda borcun yapılandırma öncesi türü ve vadesi dikkate alınarak takibe devam edileceği, daha önceden yapılan takip işlemlerinin kaldığı yerden devam edeceği, başka bir anlatımla yapılandırmanın borcun takibinde gelinen aşamayı değiştirmeyeceği, bu nedenle de asıl borçlu şirket adına 6183 sayılı Kanun kapsamındaki alacakların yapılandırılması halinde yeniden ödeme emri düzenlenmesine gerek olmadığı gibi kanuni temsilcinin veya şirket ortağının sorumluluğunun da kaldığı yerden devam edeceği açıktır. Dolayısıyla, yapılandırma şartlarının ihlali nedeniyle tecilin iptal edilmesi durumunda borcun usulüne uygun kesinleşip kesinleşmediği, şirketten tahsil imkanını bulunup bulunmadığı yine borcun zamanaşımına uğrayıp uğramadığı ve kanuni temsilci sıfatıyla yapılan takiplerde kanuni temsilcinin sorumluluğunun bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; asıl borçlu şirketin vergi borçlarının, davacının kanuni temsilcilikten ayrıldığı 13/05/2019 tarihinden sonra, 7256 ve 7326 sayılı Kanunlar kapsamında yapılandırıldığı, yapılandırılan borçlar ilişkin ödeme yapılmadığından tecil dosyasının iptal edildiği, asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan bu borçların tahsili amacıyla şirketin 20/09/2016 - 13/05/2019 tarihleri arasında kanuni temsilcisi olan davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin 31/12/2019 tarihinde tebliğ edildiği, ödeme emirlerine yasal süresi içerisinde dava açılmayarak borcun kesinleştiği ve ilgili borç davacı tarafça da ödenmediğinden bahisle davacının banka hesaplarına uygulanan haczin kaldırılması istemiyle davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Temyize konu kararda; 7256 ve 7326 sayılı Yasalardan yararlanılan dönemlerde şirketi temsile yetkili kanuni temsilciye gidilmesi gerektiği, dolayısıyla yapılandırma esnasında borçlu şirketin kanuni temsilcisi olmayan davacı adına tesis edilen haciz işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle haczin kaldırılmasına karar verilmiş ise de; 7256 ve 7326 sayılı Kanun'un yayımı öncesinde başlamış olan takip işlemleri geçerliliğini koruyarak kaldığı yerden devam edeceğinden şirket adına yeniden ödeme emri düzenlenmesine gerek bulunmadığı gibi kanuni temsilcinin sorumluluğu da kaldığı yerden devam edeceğinden Bölge İdare Mahkemesince yukarıda belirtilen hususlar değerlendirilmek, 7256 ve 7326 sayılı Yasa kapsamında asıl borçlu şirket tarafından yapılandırılan borcun ödenip ödenmediği ve davacının banka hesaplarına uygulanan haczin hangi vergi borçlarına ilişkin olduğu ortaya konulmak suretiyle işin esası incelenerek karar verilmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan asıl borçlu şirketin amme alacaklarının tahsili için davacı adına düzenlenen ödeme emirlerine karşı açılan davanın kabulüne ilişkin karara karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin karar, Dairemizin 16/06/2025 tarih, E: 2023/7249, K: 2025/2972 sayılı kararı ile bozulduğundan ve anılan bozma kararı uyarınca Bölge İdare Mahkemesince yeniden verilecek karar, dava konusu haciz işlemini de etkileyebileceğinden, Bölge İdare Mahkemesince, bu hususun da göz önüne alınması suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
Davalının temyiz isteminin kabulüne,
... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının BOZULMASINA,
Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 16/06/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2023/4130
Karar No : 2025/2970
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı-...
**VEKİLİ:** Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
**VEKİLİ:** Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: ... Oto San. Tic. A.Ş.'ne ait vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacının banka hesaplarına ... sayılı haciz bildirisiyle uygulanan haczin kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının kanuni temsilcilik görevinin sona ermesinden sonra, asıl borçlu şirket adına 7256 ve 7326 sayılı Kanunlar uyarınca gerçekleştirilen yapılandırma nedeniyle şirkete ait dava konusu vergi borçlarının nitelik değiştirip yeni bir borç haline geldiği ve yapılandırılan kamu alacağı ile ilgili olarak yeni bir hukuki durum ortaya çıktığından, yapılandırmadan yararlanılan dönemlerde asıl amme borçlusu şirketle herhangi bir hukuki ilişkisi bulunmayan davacının kusur sorumluluğu ilkesince kanuni temsilci sıfatıyla söz konusu borçlardan sorumlu tutulması hukuken olanaksız olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu haciz işleminin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi Kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu borçlar yapılandırılmış olsa dahi yapılandırmanın ihlali söz konusu olduğundan ilgili dönemde yönetici olan davacının sorumluluğunun ortadan kalkmadığı iddiasıyla kararın bozulması istenilmiştir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
MADDİ
**OLAY:**
... Oto San. Tic. A.Ş.'ne ait vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacının banka hesaplarına ... sayılı haciz bildirisiyle uygulanan haczin kaldırılması istenilmektedir.
**İLGİLİ MEVZUAT:**
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükellef veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı ifade edilmiştir.
09/06/2021 tarih ve 31506 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 7326 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 9. maddesinin 6. fıkrasında, bu Kanuna göre ödenmesi gereken taksitlerin ilk ikisinin süresinde ve tam ödenmesi koşuluyla, kalan taksitlerden; bir takvim yılında iki veya daha az taksitin, süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde, ödenmeyen veya eksik ödenen taksit tutarlarının son taksiti (peşin ödeme seçeneğinin tercih edilmesi hâlinde ilk taksiti) izleyen ayın sonuna kadar, gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla bu Kanun hükümlerinden yararlanılacağı, ilk iki taksitin süresinde tam ödenmemesi ya da süresinde ödenmeyen veya eksik ödenen diğer taksitlerin belirtilen şekilde de ödenmemesi veya bir takvim yılında ikiden fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde bu Kanun hükümlerinden yararlanma hakkının kaybedileceği, aynı maddenin 8. fıkrasında ise bu Kanun kapsamına giren alacakların altıncı fıkrada belirtilen şekilde tamamen ödenmemiş olması hâlinde borçlular, ödedikleri tutarlar kadar bu Kanun hükümlerinden yararlanılacağı, Kanun kapsamında yapılandırıldığı hâlde bu Kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmeyen alacakların yapılandırma öncesi türü ve vadesi dikkate alınarak takip işlemleri ilgili mevzuat kapsamında yapılır ve bu Kanunun yayımı tarihinden önce başlamış olan takip işlemleri geçerliliğini koruyarak kaldığı yerden devam edeceği hükme bağlanmıştır. 7256 sayılı Kanunun 3. maddesinin sekizinci fıkrasında da aynı yönde düzenleme yapılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Önceki yapılandırma kanunlarından farklı olarak 7256 sayılı Kanun ve sonrasında yayımlanan 7326, 7440 sayılı Kanunlarla, kanun kapsamında yapılandırıldığı hâlde bu kanunda öngörülen süre ve şekilde ödenmeyen alacakların yapılandırma öncesi türü ve vadesi dikkate alınarak takip işlemlerinin ilgili mevzuat kapsamında yapılacağı ve kanunun yayımı tarihinden önce başlamış olan takip işlemlerinin geçerliliğini koruyarak kaldığı yerden devam edeceği yönünde hüküm getirildiği, bu hüküm dikkate alındığında 7256 ve/veya 7326 sayılı Yasa uyarınca yapılandırılıp koşulları ihlal edilen kamu alacaklarının yeniden takibi sırasında yapılandırma öncesi yapılan işlemlerin geçerliliğini koruduğu ve takibin, hangi aşamada kaldıysa o aşamadan devam edeceği hususunun açıkça belirtildiği görülmüştür.
Yukarıda yer verilen mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden, asıl borçlu şirket tarafından 7256 ve/veya 7326 sayılı Kanunlar'dan yararlanılarak borçların yapılandırılması daha sonra yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle hakkın kaybedilmesi ve bunun sonucunda yapılandırmanın iptali durumunda borcun yapılandırma öncesi türü ve vadesi dikkate alınarak takibe devam edileceği, daha önceden yapılan takip işlemlerinin kaldığı yerden devam edeceği, başka bir anlatımla yapılandırmanın borcun takibinde gelinen aşamayı değiştirmeyeceği, bu nedenle de asıl borçlu şirket adına 6183 sayılı Kanun kapsamındaki alacakların yapılandırılması halinde yeniden ödeme emri düzenlenmesine gerek olmadığı gibi kanuni temsilcinin veya şirket ortağının sorumluluğunun da kaldığı yerden devam edeceği açıktır. Dolayısıyla, yapılandırma şartlarının ihlali nedeniyle tecilin iptal edilmesi durumunda borcun usulüne uygun kesinleşip kesinleşmediği, şirketten tahsil imkanını bulunup bulunmadığı yine borcun zamanaşımına uğrayıp uğramadığı ve kanuni temsilci sıfatıyla yapılan takiplerde kanuni temsilcinin sorumluluğunun bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; asıl borçlu şirketin vergi borçlarının, davacının kanuni temsilcilikten ayrıldığı 13/05/2019 tarihinden sonra, 7256 ve 7326 sayılı Kanunlar kapsamında yapılandırıldığı, yapılandırılan borçlar ilişkin ödeme yapılmadığından tecil dosyasının iptal edildiği, asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan bu borçların tahsili amacıyla şirketin 20/09/2016 - 13/05/2019 tarihleri arasında kanuni temsilcisi olan davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin 31/12/2019 tarihinde tebliğ edildiği, ödeme emirlerine yasal süresi içerisinde dava açılmayarak borcun kesinleştiği ve ilgili borç davacı tarafça da ödenmediğinden bahisle davacının banka hesaplarına uygulanan haczin kaldırılması istemiyle davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Temyize konu kararda; 7256 ve 7326 sayılı Yasalardan yararlanılan dönemlerde şirketi temsile yetkili kanuni temsilciye gidilmesi gerektiği, dolayısıyla yapılandırma esnasında borçlu şirketin kanuni temsilcisi olmayan davacı adına tesis edilen haciz işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle haczin kaldırılmasına karar verilmiş ise de; 7256 ve 7326 sayılı Kanun'un yayımı öncesinde başlamış olan takip işlemleri geçerliliğini koruyarak kaldığı yerden devam edeceğinden şirket adına yeniden ödeme emri düzenlenmesine gerek bulunmadığı gibi kanuni temsilcinin sorumluluğu da kaldığı yerden devam edeceğinden Bölge İdare Mahkemesince yukarıda belirtilen hususlar değerlendirilmek, 7256 ve 7326 sayılı Yasa kapsamında asıl borçlu şirket tarafından yapılandırılan borcun ödenip ödenmediği ve davacının banka hesaplarına uygulanan haczin hangi vergi borçlarına ilişkin olduğu ortaya konulmak suretiyle işin esası incelenerek karar verilmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan asıl borçlu şirketin amme alacaklarının tahsili için davacı adına düzenlenen ödeme emirlerine karşı açılan davanın kabulüne ilişkin karara karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin karar, Dairemizin 16/06/2025 tarih, E: 2023/7249, K: 2025/2972 sayılı kararı ile bozulduğundan ve anılan bozma kararı uyarınca Bölge İdare Mahkemesince yeniden verilecek karar, dava konusu haciz işlemini de etkileyebileceğinden, Bölge İdare Mahkemesince, bu hususun da göz önüne alınması suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
Davalının temyiz isteminin kabulüne,
... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının BOZULMASINA,
Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 16/06/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.