Danıştay8. Daireİdare Hukuku
Danıştay 8. Daire E.2023/2233 K.2024/5290
1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanun5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanun2577 sayılı Kanun2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun
Özet: Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2023/2233 E. , 2024/5290 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2023/2233 Karar No : 2024/5290 TEMYİZ EDENLER : 1) (DAVACILAR) ... Adına Velayeten Babası ..., Annesi ... VEKİLİ : Av. ... 2) (DAVALI) ... Bakanlığı VEKİLİ : Huk. Müş. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/2233
Karar No : 2024/5290
TEMYİZ EDENLER : 1) (DAVACILAR) ... Adına Velayeten
Babası ..., Annesi ...
**VEKİLİ:** Av. ...
2) (DAVALI) ... Bakanlığı
**VEKİLİ:** Huk. Müş. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, çocuklarının kayıtlı olduğu Milli Eğitim Bakanlığına bağlı özel anaokulunda 03/07/2015 tarihinde gözüne cisim batması sonucunda sol gözünde meydana gelen yaralanma sonucunda 40.000,00-TL (ıslah sonucu 271.947,00-TL) maddi, 50.000,00-TL (ıslah sonucu 80.000,00-TL) manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; eğitim ve öğretim hizmetinin Kanun hükümlerine göre Devlet adına yürütülmesinden, gözetim ve denetiminden Milli Eğitim Bakanlığı'nın sorumlu olduğu, öğretmen ve öğrencilerin eğitim ve öğretim hizmetlerini yürütmek ve denetlemek yükümlülüğünün bulunduğu, idarenin hizmet kusurunun olduğu, bilirkişi raporuna göre davacının toplam maddi zararının 271.947,00-TL olduğu; olayın vuku buluş şekli, yaralanma olayının davacının bundan sonraki yaşamı üzerindeki neticeleri, tedavi süreci, kısmi uzuv kaybı ve bu nedenle duyulan elem ve ızdırabın karşılığı olarak, ancak sebepsiz zenginleşmeye yol açmayacak düzeyde 50.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen reddine, kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davalı idarenin istinaf başvurusu kabul edilerek, doğduğu belirtilen zararın özel okul öğretmenin kusurundan ve özel okul yönetiminin denetim ve gözetim eksikliğinden kaynaklandığı ve davalı idareyle herhangi bir illiyet bağı kurulamadığı, idarenin sorumluluğu cihetine gitme olanağı bulunmadığı, olayın niteliği ve özelliği dikkate alındığında kusursuz sorumluluk ilkesi kapsamında davalının tazmin sorumluluğunun da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacıların temyiz başvurusu üzerine Dairemizin 11/12/2019 tarih ve E:2018/6781, K:2019/11696 sayılı kararında; 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu ve Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğine aykırı olarak, Milli Eğitim Bakanlığının davaya konu özel anaokulunun, denetimi yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmemesi ile davacıların kızının görme yetisini kaybetmesi sonucu uğradığı zarar arasında nedensellik bağının bulunduğu, denetim yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemesinin hizmet kusuruna yol açtığı, bundan kaynaklanan maddi ve manevi zararın, hizmet kusuru ilkesi uyarınca tazmin edilmesi gerektiği; dava dilekçesinde talep edilen tazminat miktarının artırımına olanak tanıyan 2577 sayılı Kanunun 16. maddesinin 4. fıkrasında yer alan düzenleme uyarınca, davanın kabul edilmesi halinde artırılan tazminat miktarı yönünden, miktar artırımına ilişkin dilekçenin idareye tebliğ edildiği tarihte idarenin temerrüde düşürüldüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerektiği; dava konusu olay kapsamında, anaokulu veya çalışanları aleyhine adli yargıda açılan tazminat davası göz önünde bulundurularak, davalı idare yanında bu kişilerin de kusurlarının bulunduğu kabul edilmek suretiyle, belirlenecek müterafik kusur oranına göre, davalı idarenin tazminle sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir.
... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla Dairemizin bozma kararına uyulmayarak, ilk kararda ısrar edilmesi üzerine bu kez Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 04/03/2021 tarih ve E:2020/1621, K:2021/394 sayılı kararında; davalı idareye özel eğitim kurulumları yönünden yüklenen denetim ve gözetim görevine aykırı olarak, davalı idarenin davaya konu özel anaokulunun, denetimi yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmemesi ile davacıların kızının görme yetisini kaybetmesi sonucu uğradığı zarar arasında nedensellik bağının bulunduğu, denetim yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemesinin hizmet kusuruna yol açtığı, bundan kaynaklanan maddi ve manevi zararın, hizmet kusuru ilkesi uyarınca tazmin edilmesi gerektiği; temyizen incelenen ısrar kararında okul içinde (uyku odasında) yapılan etkinliklerin denetlenmesinin idarenin denetim ve gözetim sorumluluğunun kapsamında düşünülemeyeceği, dolayısıyla delici bir aletle oynayan çocuğun bu eylemi sonucu olan yaralanmanın, davalı idarenin yürüttüğü hizmetle herhangi bir illiyeti bulunmadığı ifade edilmiş ise de; davaya konu özel anaokulunun 2011 yılından sonra olayın meydana geldiği tarihe kadar denetlenmemiş olması, olay nedeniyle görevlendirilen müfettiş tarafından hazırlanan raporda, anılan okulun olayın meydana geldiği yaz döneminde izin alınmadan açılması, mevzuat gereğince kaydı yapılmaması gereken davacının okula kabul edilmesi, zarar verici olayın vuku bulduğu uyku odasının yerleşim planında derslik olarak gösterilmesi şeklinde aykırılıkların tespit edilmiş olması ve rutin denetimle giderilebilecek bu aykırılıkların zarar verici olayın meydana gelmesine doğrudan etki edebilecek nitelikte bulunması karşısında, davalı idarenin denetim ve gözetim yükümlülüğünü ihmal etmesi ile meydana gelen zarar arasında illiyet bağının bulunduğu; dava konusu olay kapsamında, anaokulu veya çalışanları aleyhine adli yargıda açılan tazminat davası göz önünde bulundurularak, davalı idare yanında bu kişilerin de kusurlarının bulunduğu kabul edilmek suretiyle, belirlenecek müterafik kusur oranına göre, davalı idarenin tazminle sorumlu tutulması gerektiği gerekçeleriyle bozma kararı verilmiştir.
Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davalı idareye özel eğitim kurulumları yönünden yüklenen denetim ve gözetim görevine aykırı olarak, davalı idarenin davaya konu özel anaokulunun, denetimi yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmemesi ile davacıların kızının görme yetisini kaybetmesi sonucu uğradığı zarar arasında nedensellik bağının bulunduğu, denetim yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemesinin hizmet kusuruna yol açtığı, bundan kaynaklanan maddi ve manevi zararın, hizmet kusuru ilkesi uyarınca tazmin edilmesi gerektiği, olay kapsamında anaokulu veya çalışanları aleyhine adli yargıda açılan tazminat davasında aldırılan ilgili rapor ve ceza yargılaması sonucunda verilen ve istinaf aşamasından geçerek kesinleşen söz konusu karar birlikte değerlendirildiğinde, olayda davalı Milli Eğitim Bakanlığı yanında anaokulu ve çalışanlarının da %50 müterafik kusurlarının bulunduğu, bilirkişi raporu uyarınca 132.501,50-TL maddi tazminatın davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiği, yaralanma nedeniyle oluşan maluliyet oranı ve yaşanılan elem nazara alınarak 80.000,00-TL manevi tazminatın ödenmesi gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, eksik inceleme yapıldığı, olayda kusurlarının bulunmadığı, Kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, olayda sorumluluklarının bulunmadığı, Kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava; davacılar tarafından, çocuklarının kayıtlı olduğu Milli Eğitim Bakanlığına bağlı özel anaokulunda 03/07/2015 tarihinde gözüne cisim batması sonucunda sol gözünde meydana gelen yaralanma nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık maddi ve manevi tazminatların ödenmesi istemiyle açılmıştır.
Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile konuya ilişkin adli yargıda açılan davalarda alınan bilirkişi raporlarının incelenmesi neticesinde; davacıların çocuklarını 22 aylık iken 36-60 aylık çocuklara yönelik anaokuluna kaydettirdiği ve olay tarihinde çocuğun 33 aylık olduğu hususunda ihtilaf bulunmamakla birlikte; Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı olan ve kurum ruhsatı gereği 36-66 aylık çocukların kaydolabileceği özel anaokulu tarafından, 0-36 aylık yaş grubunda yer alan davacıların çocuğunun kaydının yapıldığı, anaokulu tarafından, bu suretle kurum açma izni dışında faaliyette bulunulduğu, çalışma izni olmayan kişilerin eğitim ortamında öğrencilerle birlikte bulunduğu, olayın meydana geldiği yaz döneminde özel izinle açılması gereken anaokulunun, izin alınmadan faaliyetine devam ettiği, anaokulun en son 2011 yılında denetiminin yapıldığı ve bu tarihten sonra olay tarihine kadar herhangi bir denetim ve inceleme gerçekleştirilmediği, meydana gelen olayın bir başka çocuğun eyleminden kaynaklanmadığı, tamamen öğreticilerin sorumluluk ve denetim eksikliğinden kaynaklandığı, Türk Ceza Kanunu'nun 22. maddesinin 6. fıkrası uyarınca taksirli hareket sonucu neden olunan netice, münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açmışsa ceza verilemeyeceği hususları dikkate alındığında, tazminat istemine konu olayda anne ve babanın kusurunun bulunmadığı; bilirkişi raporunda da eksik hesaplama yapıldığı gerekçesiyle davacıların temyiz istemleri kabul edilerek, Kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava dosyasının incelenmesinden; olay kapsamında, İl Milli Eğitim Müdürlüğünün oluru ile Maarif Müfettişi tarafından yapılan soruşturma sonucu düzenlenen 28/09/2015 tarihli raporda, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olan ve kurum ruhsatı gereği 36-66 aylık çocukların kaydolabileceği davaya konu özel anaokulu tarafından, 0-36 aylık yaş grubunda yer alan davacının ve başka çocukların hukuka aykırı olarak kayıtlarının yapıldığı ve bu suretle kurum açma izni dışında faaliyette bulunulduğu, onaylı yerleşim yeri planında derslik olarak belirlenmiş olan bölümün, plana aykırı olarak uyku odası amacıyla kullanıldığı, çalışma izni olmayan kişilerin eğitim ortamında öğrencilerle birlikte bulunduğu, olayın meydana geldiği yaz döneminde özel izinle açılması gereken anaokulunun, izin alınmadan faaliyetine devam ettiği tespitlerine yer verildiği; bahse konu rapor sonucunda, anaokul müdürü hakkında, yaş grubu uygun olmayan öğrencileri anaokuluna kaydetmesi, çalışma izni bulunmayan kişilerin eğitim öğretim ortamında bulunmasına izin vermesi, çalışma izin onayı biten usta öğreticinin onaysız olarak çalıştırılması, onay alınmadan Temmuz ve Ağustos aylarında eğitim öğretim faaliyetlerine devam edilmesi, onaylı yerleşim yeri planında derslik olan yerin uyku odası olarak kullanılması fiillerinin sübuta erdiği dikkate alınarak, 1/30 oranında aylıktan kesme cezasının teklif edildiği; uzman öğretici hakkında, gerekli güvenlik tedbirlerini almadan ve kontrollerini yapmadan öğrenciyi uyku odasına götürerek, gözünün yaralanmasına yol açtığı fiilinin sübuta erdiği belirtilerek, kınama cezasının teklif edildiği; anaokulu müdürlüğü hakkında ise, kurum açma iznine aykırı yaş grubunda öğrenci kaydedilmesi nedeniyle ruhsata aykırı faaliyette bulunulduğu fiili sübuta erdiğinden kurum açma izninin iptal edilmesi, onaylı yerleşim yeri planına aykırılık ve onaysız personel çalıştırılması fiillerinin sübuta ermesi nedeniyle 15 gün geçici olarak kapatılmasının teklif edildiği; davaya konu anaokulunda en son 2011 yılında denetim yapıldığı ve bu tarihten sonra olay tarihine kadar herhangi bir denetim ve inceleme gerçekleştirilmediği hususları dikkate alındığında, davalı Milli Eğitim Bakanlığı'nın %20 oranında, özel anaokulunun ise %30 oranında sorumluluğunun bulunduğu anlaşılmakla birlikte, adli yargıda açılan tazminat davasında anılan kusur oranlarının dikkate alınacağı açık olup ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi tarafından yapılan hesaplama sonrasında 132.501,50-TL maddi tazminat ile 80.000,00-TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 26/11/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Milli Eğitim Bakanlığı tarafından davacılara ödenmesi gerekmektedir.
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmediğinden ...-TL harcın istemi hâlinde davacılara iadesine, posta gideri avansından varsa artan tutarın Mahkeme tarafından taraflara iadesine,
4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 11/10/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/2233
Karar No : 2024/5290
TEMYİZ EDENLER : 1) (DAVACILAR) ... Adına Velayeten
Babası ..., Annesi ...
**VEKİLİ:** Av. ...
2) (DAVALI) ... Bakanlığı
**VEKİLİ:** Huk. Müş. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, çocuklarının kayıtlı olduğu Milli Eğitim Bakanlığına bağlı özel anaokulunda 03/07/2015 tarihinde gözüne cisim batması sonucunda sol gözünde meydana gelen yaralanma sonucunda 40.000,00-TL (ıslah sonucu 271.947,00-TL) maddi, 50.000,00-TL (ıslah sonucu 80.000,00-TL) manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; eğitim ve öğretim hizmetinin Kanun hükümlerine göre Devlet adına yürütülmesinden, gözetim ve denetiminden Milli Eğitim Bakanlığı'nın sorumlu olduğu, öğretmen ve öğrencilerin eğitim ve öğretim hizmetlerini yürütmek ve denetlemek yükümlülüğünün bulunduğu, idarenin hizmet kusurunun olduğu, bilirkişi raporuna göre davacının toplam maddi zararının 271.947,00-TL olduğu; olayın vuku buluş şekli, yaralanma olayının davacının bundan sonraki yaşamı üzerindeki neticeleri, tedavi süreci, kısmi uzuv kaybı ve bu nedenle duyulan elem ve ızdırabın karşılığı olarak, ancak sebepsiz zenginleşmeye yol açmayacak düzeyde 50.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen reddine, kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davalı idarenin istinaf başvurusu kabul edilerek, doğduğu belirtilen zararın özel okul öğretmenin kusurundan ve özel okul yönetiminin denetim ve gözetim eksikliğinden kaynaklandığı ve davalı idareyle herhangi bir illiyet bağı kurulamadığı, idarenin sorumluluğu cihetine gitme olanağı bulunmadığı, olayın niteliği ve özelliği dikkate alındığında kusursuz sorumluluk ilkesi kapsamında davalının tazmin sorumluluğunun da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacıların temyiz başvurusu üzerine Dairemizin 11/12/2019 tarih ve E:2018/6781, K:2019/11696 sayılı kararında; 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu ve Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğine aykırı olarak, Milli Eğitim Bakanlığının davaya konu özel anaokulunun, denetimi yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmemesi ile davacıların kızının görme yetisini kaybetmesi sonucu uğradığı zarar arasında nedensellik bağının bulunduğu, denetim yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemesinin hizmet kusuruna yol açtığı, bundan kaynaklanan maddi ve manevi zararın, hizmet kusuru ilkesi uyarınca tazmin edilmesi gerektiği; dava dilekçesinde talep edilen tazminat miktarının artırımına olanak tanıyan 2577 sayılı Kanunun 16. maddesinin 4. fıkrasında yer alan düzenleme uyarınca, davanın kabul edilmesi halinde artırılan tazminat miktarı yönünden, miktar artırımına ilişkin dilekçenin idareye tebliğ edildiği tarihte idarenin temerrüde düşürüldüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerektiği; dava konusu olay kapsamında, anaokulu veya çalışanları aleyhine adli yargıda açılan tazminat davası göz önünde bulundurularak, davalı idare yanında bu kişilerin de kusurlarının bulunduğu kabul edilmek suretiyle, belirlenecek müterafik kusur oranına göre, davalı idarenin tazminle sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir.
... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla Dairemizin bozma kararına uyulmayarak, ilk kararda ısrar edilmesi üzerine bu kez Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 04/03/2021 tarih ve E:2020/1621, K:2021/394 sayılı kararında; davalı idareye özel eğitim kurulumları yönünden yüklenen denetim ve gözetim görevine aykırı olarak, davalı idarenin davaya konu özel anaokulunun, denetimi yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmemesi ile davacıların kızının görme yetisini kaybetmesi sonucu uğradığı zarar arasında nedensellik bağının bulunduğu, denetim yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemesinin hizmet kusuruna yol açtığı, bundan kaynaklanan maddi ve manevi zararın, hizmet kusuru ilkesi uyarınca tazmin edilmesi gerektiği; temyizen incelenen ısrar kararında okul içinde (uyku odasında) yapılan etkinliklerin denetlenmesinin idarenin denetim ve gözetim sorumluluğunun kapsamında düşünülemeyeceği, dolayısıyla delici bir aletle oynayan çocuğun bu eylemi sonucu olan yaralanmanın, davalı idarenin yürüttüğü hizmetle herhangi bir illiyeti bulunmadığı ifade edilmiş ise de; davaya konu özel anaokulunun 2011 yılından sonra olayın meydana geldiği tarihe kadar denetlenmemiş olması, olay nedeniyle görevlendirilen müfettiş tarafından hazırlanan raporda, anılan okulun olayın meydana geldiği yaz döneminde izin alınmadan açılması, mevzuat gereğince kaydı yapılmaması gereken davacının okula kabul edilmesi, zarar verici olayın vuku bulduğu uyku odasının yerleşim planında derslik olarak gösterilmesi şeklinde aykırılıkların tespit edilmiş olması ve rutin denetimle giderilebilecek bu aykırılıkların zarar verici olayın meydana gelmesine doğrudan etki edebilecek nitelikte bulunması karşısında, davalı idarenin denetim ve gözetim yükümlülüğünü ihmal etmesi ile meydana gelen zarar arasında illiyet bağının bulunduğu; dava konusu olay kapsamında, anaokulu veya çalışanları aleyhine adli yargıda açılan tazminat davası göz önünde bulundurularak, davalı idare yanında bu kişilerin de kusurlarının bulunduğu kabul edilmek suretiyle, belirlenecek müterafik kusur oranına göre, davalı idarenin tazminle sorumlu tutulması gerektiği gerekçeleriyle bozma kararı verilmiştir.
Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davalı idareye özel eğitim kurulumları yönünden yüklenen denetim ve gözetim görevine aykırı olarak, davalı idarenin davaya konu özel anaokulunun, denetimi yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmemesi ile davacıların kızının görme yetisini kaybetmesi sonucu uğradığı zarar arasında nedensellik bağının bulunduğu, denetim yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemesinin hizmet kusuruna yol açtığı, bundan kaynaklanan maddi ve manevi zararın, hizmet kusuru ilkesi uyarınca tazmin edilmesi gerektiği, olay kapsamında anaokulu veya çalışanları aleyhine adli yargıda açılan tazminat davasında aldırılan ilgili rapor ve ceza yargılaması sonucunda verilen ve istinaf aşamasından geçerek kesinleşen söz konusu karar birlikte değerlendirildiğinde, olayda davalı Milli Eğitim Bakanlığı yanında anaokulu ve çalışanlarının da %50 müterafik kusurlarının bulunduğu, bilirkişi raporu uyarınca 132.501,50-TL maddi tazminatın davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiği, yaralanma nedeniyle oluşan maluliyet oranı ve yaşanılan elem nazara alınarak 80.000,00-TL manevi tazminatın ödenmesi gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, eksik inceleme yapıldığı, olayda kusurlarının bulunmadığı, Kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, olayda sorumluluklarının bulunmadığı, Kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava; davacılar tarafından, çocuklarının kayıtlı olduğu Milli Eğitim Bakanlığına bağlı özel anaokulunda 03/07/2015 tarihinde gözüne cisim batması sonucunda sol gözünde meydana gelen yaralanma nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık maddi ve manevi tazminatların ödenmesi istemiyle açılmıştır.
Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile konuya ilişkin adli yargıda açılan davalarda alınan bilirkişi raporlarının incelenmesi neticesinde; davacıların çocuklarını 22 aylık iken 36-60 aylık çocuklara yönelik anaokuluna kaydettirdiği ve olay tarihinde çocuğun 33 aylık olduğu hususunda ihtilaf bulunmamakla birlikte; Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı olan ve kurum ruhsatı gereği 36-66 aylık çocukların kaydolabileceği özel anaokulu tarafından, 0-36 aylık yaş grubunda yer alan davacıların çocuğunun kaydının yapıldığı, anaokulu tarafından, bu suretle kurum açma izni dışında faaliyette bulunulduğu, çalışma izni olmayan kişilerin eğitim ortamında öğrencilerle birlikte bulunduğu, olayın meydana geldiği yaz döneminde özel izinle açılması gereken anaokulunun, izin alınmadan faaliyetine devam ettiği, anaokulun en son 2011 yılında denetiminin yapıldığı ve bu tarihten sonra olay tarihine kadar herhangi bir denetim ve inceleme gerçekleştirilmediği, meydana gelen olayın bir başka çocuğun eyleminden kaynaklanmadığı, tamamen öğreticilerin sorumluluk ve denetim eksikliğinden kaynaklandığı, Türk Ceza Kanunu'nun 22. maddesinin 6. fıkrası uyarınca taksirli hareket sonucu neden olunan netice, münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açmışsa ceza verilemeyeceği hususları dikkate alındığında, tazminat istemine konu olayda anne ve babanın kusurunun bulunmadığı; bilirkişi raporunda da eksik hesaplama yapıldığı gerekçesiyle davacıların temyiz istemleri kabul edilerek, Kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava dosyasının incelenmesinden; olay kapsamında, İl Milli Eğitim Müdürlüğünün oluru ile Maarif Müfettişi tarafından yapılan soruşturma sonucu düzenlenen 28/09/2015 tarihli raporda, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olan ve kurum ruhsatı gereği 36-66 aylık çocukların kaydolabileceği davaya konu özel anaokulu tarafından, 0-36 aylık yaş grubunda yer alan davacının ve başka çocukların hukuka aykırı olarak kayıtlarının yapıldığı ve bu suretle kurum açma izni dışında faaliyette bulunulduğu, onaylı yerleşim yeri planında derslik olarak belirlenmiş olan bölümün, plana aykırı olarak uyku odası amacıyla kullanıldığı, çalışma izni olmayan kişilerin eğitim ortamında öğrencilerle birlikte bulunduğu, olayın meydana geldiği yaz döneminde özel izinle açılması gereken anaokulunun, izin alınmadan faaliyetine devam ettiği tespitlerine yer verildiği; bahse konu rapor sonucunda, anaokul müdürü hakkında, yaş grubu uygun olmayan öğrencileri anaokuluna kaydetmesi, çalışma izni bulunmayan kişilerin eğitim öğretim ortamında bulunmasına izin vermesi, çalışma izin onayı biten usta öğreticinin onaysız olarak çalıştırılması, onay alınmadan Temmuz ve Ağustos aylarında eğitim öğretim faaliyetlerine devam edilmesi, onaylı yerleşim yeri planında derslik olan yerin uyku odası olarak kullanılması fiillerinin sübuta erdiği dikkate alınarak, 1/30 oranında aylıktan kesme cezasının teklif edildiği; uzman öğretici hakkında, gerekli güvenlik tedbirlerini almadan ve kontrollerini yapmadan öğrenciyi uyku odasına götürerek, gözünün yaralanmasına yol açtığı fiilinin sübuta erdiği belirtilerek, kınama cezasının teklif edildiği; anaokulu müdürlüğü hakkında ise, kurum açma iznine aykırı yaş grubunda öğrenci kaydedilmesi nedeniyle ruhsata aykırı faaliyette bulunulduğu fiili sübuta erdiğinden kurum açma izninin iptal edilmesi, onaylı yerleşim yeri planına aykırılık ve onaysız personel çalıştırılması fiillerinin sübuta ermesi nedeniyle 15 gün geçici olarak kapatılmasının teklif edildiği; davaya konu anaokulunda en son 2011 yılında denetim yapıldığı ve bu tarihten sonra olay tarihine kadar herhangi bir denetim ve inceleme gerçekleştirilmediği hususları dikkate alındığında, davalı Milli Eğitim Bakanlığı'nın %20 oranında, özel anaokulunun ise %30 oranında sorumluluğunun bulunduğu anlaşılmakla birlikte, adli yargıda açılan tazminat davasında anılan kusur oranlarının dikkate alınacağı açık olup ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi tarafından yapılan hesaplama sonrasında 132.501,50-TL maddi tazminat ile 80.000,00-TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 26/11/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Milli Eğitim Bakanlığı tarafından davacılara ödenmesi gerekmektedir.
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmediğinden ...-TL harcın istemi hâlinde davacılara iadesine, posta gideri avansından varsa artan tutarın Mahkeme tarafından taraflara iadesine,
4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 11/10/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.