‹ Ana sayfa
Danıştay8. Daireİdare Hukuku

Danıştay 8. Daire E.2023/1464 K.2025/4559

Esas No: 2023/1464 · Karar No: 2025/4559 · Karar Tarihi: 14.05.2025
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/1464
Karar No : 2025/4559

**DAVACI:** ... Limited Şirketi

**VEKİLİ:** Av. ...

**DAVALI:** ... Bakanlığı

**VEKİLİ:** Av. ...

DAVANIN KONUSU :
06/01/2023 tarih ve 32065 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesiyle asıl Yönetmeliğin "Ücret tespiti" başlıklı 53. maddesinde yapılan değişikliğin iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI :
5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun 13. maddesinde öğrenim ücreti ve diğer ücretlerin kurumlarca her yıl tespit edilerek Ocak ayından itibaren en geç Mayıs ayında ilan edeceği kuralına yer verildiği, Yönetmeliğin 53. maddesinde ise ücretlerin tespitine ilişkin usul esaslara yer verildiği, dava konusu değişiklikten önce özel okullarda ara sınıflarda eğitim ücreti belirlenirken bir önceki yılda ilan edilen eğitim ücretine (Y.İ.- ÜFE+TÜFE)/2 oranına en fazla % 5 oranında artış yapılarak belirleneceği kuralı yer almaktayken, dava konusu değişiklik ile ara dönem ücretlerine yapılacak zam oranının yılsonu TÜFE oranı dikkate alınarak Bakanlıkça belirlenen oranı aşmayacağı kuralının benimsendiği, düzenlemenin özel okullar aleyhine olduğu, maliyet hesaplamalarında ana unsur olan üretici fiyat endeksinin ücret belirleme sürecinden çıkarıldığı, ücret belirleme yöntemi olarak muğlak bir yöntemin belirlendiği, ücret tespit yetkisinin objektif, denetlenebilir bir kritere bağlanmadan Bakanlığa bırakıldığı, kazanılmış hak ve hukuki güvenlik ilkeleri ile bağdaşmayan düzenlemenin iptali gerektiği ileri sürülmektedir.

DAVALI İDARENİN SAVUNMASI :
5580 sayılı Kanun’un 12. maddesine göre; kurumların faaliyetlerini sadece ticari kazanç sağlamak üzere düzenleyemeyeceği, ancak; Türk Milli Eğitiminin amaçları doğrultusunda eğitimin kalitesini yükseltmek gelişmelerine fırsat ve imkan verecek yatırım ve hizmetler yapmak üzere gelir sağlayabilecekleri, Kanun’a göre, ücretlerin hangi esaslara göre tespit, tayin, ilan ve tahsil edileceğinin Yönetmelikle belirleneceği, Kanun’un ilgili hükmüne istinaden Milli Eğitim Bakanlığı Özel öğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 53. maddesinde ücretlerin nasıl belirleneceğine ilişkin esasların kurala bağlandığı, özel okulların öğrenim ücretlerinin belirlenmesine ilişkin olarak ara sınıf veya nakil yoluyla okula devam edecek öğrencilerin öğrenim ücretlerinin belirlenmesine ilişkin Yönetmeliğin 53. maddesinin 1. fıkrasının ikinci cümlesindeki kuralın geçerli olduğu, bir özel okulun öğrenim ücretini yani sunduğu hizmetin bedelini belirlerken sair ticari işletme gibi sadece piyasa koşullarını dikkate alarak hareket edemeyeceği, salt kar maksimizasyonu amacını gözetemeyeceği, sunulan hizmetin kamu hizmeti olması hasebiyle hizmet karşılığı elde edilecek kazancın “makul” seviyeyi aşmaması gerektiği, dava konusu değişikliğin ekonomideki dalgalanmalara, öngörülemeyen fiyat değişikliklerine karşı başta öğrenci ve veliyi olmak üzere sürecin tüm paydaşlarını korumak adına idarenin proaktif davranabilmesine imkan sağlamak üzere ihdas edildiği, bu kapsamda 2022-2023 eğitim öğretim yılı için öğrenim ücreti artış oranının %65 olarak açıklandığı, bu oranın belirlenmesine TÜFE’nin dikkate alındığı, nitekim TÜİK verilerine göre 2022 Aralık itibariyle TÜFE’nin %64,27 olarak açıklandığı, belirlenen oranın ekonomik anlamda veliyi koruma ve özel okulların desteklenmesini sağlama amacı olduğu, dava konusu değişiklikte öngörülen formülün kullanılması ile açıklanacak eğitim öğretim ücreti nedeniyle bir çok velinin özel okul ücretlerini ödeyemeyeceği için devlet okulunu tercih edeceği, özel okulların kontenjanlarının boş kalacağı ve birçok kurumun süreç içerisinde kapanma ile karşı karşıya kalacağı, ülkemizde yaşanan ekonomik sıkıntılar nedeniyle fedakarlığın denkleştirilmesi amacıyla dava konusu düzenlemenin yürürlüğe girdiği, özel okullardaki fahiş fiyat artışı nedeniyle CİMER üzerinden çokça şikayet geldiği, farklı piyasa alanlarında da olduğu gibi bazen devletin sürece müdahalesi ile zayıf tarafın korunmasına yönelik sınırlamaların getirilebileceği, düzenlemenin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğu davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava; 06/01/2023 tarih ve 32065 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesiyle asıl Yönetmeliğin "Ücret tespiti" başlıklı 53. maddesinde yapılan değişikliğin iptali istemiyle açılmıştır.
Davaya konu edilen Yönetmelik düzenlemesi, 05/08/2023 tarihli ve 32270 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Milli eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 13.maddesi ile değiştirilmiştir.
Bu durumda, dava konusu düzenlemenin değiştilerek yürürlükten kaldırılması, bu düzenlemeye dayalı olarak herhangi bir bireysel işlemin de dava konusu edilmemiş olması karşısında iptal istemi hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin uygun olacağı, düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dava dilekçesi 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE

**GEREKÇE:**
ESAS YÖNÜNDEN:
Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğinin 53. maddesinde; okulların ara sınıflarının eğitim ücretinin bir önceki eğitim öğretim yılında ilan edilen eğitim ücretine (Y.İ-ÜFE+TÜFE)/2 oranına en fazla % 5 oranında artış yapılarak belirleneceği kurala bağlanmışken; 06/01/2023 tarih ve 32065 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesiyle asıl Yönetmeliğin "Ücret tespiti" başlıklı 53. maddesinde yapılan dava konusu değişiklikle; okulların ara sınıflarının eğitim ücretinin bir önceki eğitim öğretim yılında ilan edilen, okulda devam eden öğrencilerin ücreti ise öğrenci kayıt sözleşmesinde belirlenen eğitim ücretine yapılacak artış oranının, yılsonu TÜFE oranı dikkate alınarak Bakanlıkça belirlenen oranı aşmayacak şekilde tespit edileceği belirtilmiştir.
Dava devam ederken, 05/08/2023 tarih ve 32270 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 13. maddesiyle anılan maddede yapılan değişiklikle; "...okulların ara sınıflarının eğitim ücreti belirlenirken bir önceki eğitim öğretim yılında ilan edilen ücret, okulda devam eden öğrencilerin eğitim ücreti belirlenirken ise öğrenci kayıt sözleşmesinde belirlenen ücret dikkate alınır ve bu ücretlere [bir önceki yılın ortalama Yurt içi ÜFE+bir önceki yılın ortalama TÜFE)/2]+5 oranından fazla artış yapılamaz." kuralı getirilmiştir.
Bu itibarla; dava devam ederken yapılan değişiklik nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunmayan düzenleme hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmadığından, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. KONUSU KALMAYAN DAVA HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 14/05/2025 tarihinde esasta oybirliği yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY :
(X)-Davanın konusuz kalması, işin esası incelenerek yargılama sonunda verilecek hüküm ve davaya son veren taraf işlemleri dışında yargılamayı sona erdiren durumlardan biridir. Davanın açılmasından sonra, davanın konusunun veya davacının dava açmaktaki hukukî yararının ortadan kalkması durumunda dava konusuz kalır. Dava konusuz kaldığında esas hakkında yargılama yapılmasına ve hüküm kurulmasına gerek kalmaz. Öte yandan, davanın konusuz kalması hâlinde nasıl bir karar verileceğine ilişkin usul kanunlarımızda herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak, davanın konusuz kalması durumunda davanın esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmadığından, mahkemece konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmelidir.
Her ne kadar, davanın konusuz kalması durumunda esas hakkında yargılamaya devam edilerek karar verilmesine gerek kalmamakta ise de, yargılama giderleri hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir. Zira, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri" başlıklı 331. maddesinin 1. fıkrasında, "Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder." kuralı yer almaktadır. Davanın açıldığı tarihteki haklılık durumunun nihai olarak ortaya konulabilmesi ise, yargılama giderleri bakımından yargılamaya devam edilmesini gerekli kılmaktadır. Bu itibarla, davanın konusuz kalması durumunda mahkemece yargılama giderleri bakımından yargılamaya devam edilerek, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumunun tespit edilmesi ve bu tespite göre yargılama giderlerine hükmedilmesi gerekmektedir.
Bu noktada, hüküm aşamasında ortaya çıkan "haklılık durumu" ile davanın açıldığı tarihteki "haklılık durumu" kavramları arasındaki farka değinmek gerekmektedir. Bir davada, hüküm verilebilir aşamaya gelininceye kadar çeşitli yargısal faaliyetlerde bulunularak tarafların haklılık durumu araştırılmakta, yargılama sonunda verilen hükümle birlikte tarafların haklılık durumu nihaî olarak ortaya çıkmaktadır. Esasen, bakılmakta olan bir davada tarafların haklılık durumunun nihaî olarak tespit edilebilmesi için öncelikle dosyanın tekemmül etmesi, gerektiğinde de keşif, bilirkişi, ara karar veya duruşma gibi çeşitli yargısal faaliyetlerde bulunulması gerekmektedir. Davanın konusuz kalması durumunda yargılama giderleri bakımından davaya devam edilerek, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumunun tespit edilmesi gerekmekte ise de; bu aşamada yapılacak haklılık durumu tespitinin, davanın esası hakkında hüküm verecek düzeyde bir araştırma yapmayı zorunlu kılmayan, davanın konusuz kaldığı andaki mevcut duruma göre yapılan bir haklılık değerlendirmesini ifade ettiğinin kabulü gerekir. Aksi hâlde, konusu kalmadığından bahisle davanın esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan davalarda, sadece yargılama giderlerinin hangi tarafa yükletilmesi gerektiğine karar verilebilmesi amacıyla, adeta davanın esası hakkında bir karar veriyormuşçasına yargılama faaliyetinde bulunulması zorunluluğu doğar ki, bu durum ne usûl ekonomisi ne de yargılama faaliyetinin amacıyla bağdaşmaz.
Öte yandan, tarafların haklılık durumunun nihaî olarak tespiti esasen yargılama sonunda verilen hüküm ile birlikte mümkün olduğundan, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumunun tespiti çoğu zaman pek mümkün olamamaktadır. Her ne kadar, davanın konusuz kalması durumunda ideal olan yargılama giderleri bakımından yargılamaya devam edilerek davanın açıldığı tarihteki haklılık durumunun tespit edilmesi ise de, haklılık durumu tespitinin nihaî olarak ortaya konulabilmesi için uzun bir yargılama faaliyetine ihtiyaç duyulduğundan, davanın konusuz kaldığı andaki mevcut duruma göre davanın açıldığı tarihteki haklılık durumunun tespit edilememesi hâlinde, herhangi bir haklılık değerlendirmesi yapılamadığından bahisle yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesi seçeneği usûl ekonomisi ve yargılama faaliyetinin amacına daha uygun düşmektedir. Zira, dosya tekemmül etmeden veya yeterli araştırma yapılmadan bir haklılık değerlendirmesi yapılması ve buna bağlı olarak hükmedilecek yargılama giderleri, taraflar açısından hukuka aykırı sonuçların doğmasına sebep olabilecektir.
Bu itibarla, konusu kalmadığından bahisle davanın esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan davada, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumu tespiti yapılamadığından yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerekirken, davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden bahisle davalı idare aleyhine yargılama giderine ve vekâlet ücretine hükmedilmesinde usûl kurallarına uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle kararın yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmı yönünden çoğunluk kararına katılmıyorum.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?