‹ Ana sayfa
Danıştay8. Daireİdare Hukuku

Danıştay 8. Daire E.2022/4847 K.2024/1934

Esas No: 2022/4847 · Karar No: 2024/1934 · Karar Tarihi: 28.03.2024
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/4847
Karar No : 2024/1934

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ...
2- ...

**VEKİLLERİ:** Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacıların çocuğu ... isimli kişinin, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Adana İli, Seyhan İlçesi, ... Endüstri Meslek Lisesi içerisinde, okul öğrencisi tarafından göğsünden bıçaklanması sonucu vefat etmesinde hizmet kusuru bulunduğundan bahisle tazminat ödenmesi istemli başvurunun reddedilmesine ilişkin Milli Eğitim Bakanlığının ... gün ve ... sayılı işleminin iptali ve fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla destekten yoksun kalma karşılığı anne ... için 650.000 TL maddi, 200.000 TL manevi, baba ... için 650.000 TL maddi, 200.000 TL manevi olmak üzere toplam 1.700.000 TL tazminatın ölüm tarihi olan 08.04.2016 gününden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacıların çocuğu ...'ın ölümünün, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Adana İli, Seyhan İlçesi, ... Endüstri Meslek Lisesi içerisinde, 08.04.2016 günü gerçekleşen hadise sonucunda gerçekleştiği, davacıların çocuğu ...'ın ölümü hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde E:... sayılı yargılamanın yürütüldüğü ve ilgili Mahkeme tarafından yürütülen yargılama sonucunda ... günlü E:... K:... sayılı kararın verildiği, anılan kararın 20.11.2017 tarihinde kesinleştiği, davacı ...'ın ilgili yargılamada müşteki sıfatıyla taraf olduğu, söz konusu bıçaklanma hadisesinin, gerek oluş şekli gerekse yargılama safhası dikkate alındığında Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Adana İli, Seyhan İlçesi, ... Endüstri Meslek Lisesi içerisinde gerçekleştiğinin açık olduğu, Ara Karar üzerine dosya kapsamına sunulan belgelerin incelenmesinden, dava açma süresini ihya edebilecek herhangi bir olgunun ortaya çıkmadığı anlaşıldığından, 08.04.2016 tarihinden itibaren, (lehe yorum ile, anılan Mahkeme kararının kesinleştiği tarih olan 20.11.2017 gününden itibaren kabul edilse dahi) mevzuat hükümleri uyarınca bir yıl içerisinde davalı idareye başvurularak, işbu başvurunun reddi üzerine 60 gün içerisinde bakılan davanın açılması gerekirken, başvuru için öngörülen bir yıllık süre geçirildikten çok sonra 11/11/2020 tarihinde davacılar tarafından yapılan başvurunun Milli Eğitim Bakanlığının ... gün ve ... sayılı işlemi ile reddi üzerine 15/02/2021 tarihinde açılan iş bu davaya ilişkin maddi ve manevi tazminat isteminin süre aşımı nedeniyle esasını inceleme olanağının bulunmadığı sonucuna varılarak davanın süreaşımı nedeniyle reddine, maddi ve manevi tazminat ödenmesi talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Milli Eğitim Bakanlığının ... gün ve ... sayılı işlemin iptali istemi yönünden ise; idari eylemden doğan tazminat davalarının ön koşulu olan ve 2577 sayılı Kanun'un 13'üncü maddesi kapsamında yapılan bir idari başvuru sonucunda, talebin kısmen veya tamamen açıkça ya da belirlenen süre içinde cevap verilmemek suretiyle zımnen reddi şeklinde tamamlanan ön karar, idari davaya konu edilebilecek kesin ve yürütülmesi gerekli bir işlem niteliğinde olmadığından; davanın, idari başvurunun reddine ilişkin Milli Eğitim Bakanlığı'nın ... gün ve ... sayılı işlemin iptali istemi yönünden esasının incelenmesine hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı vekili tarafından, müvekkillerinin çocuklarının vefatı sebebiyle yürütülen davada şikayetçi olmadıkları, evlatlarını kaybetmenin acısı ile hiçbir adli ve idari işlemlere katılmadıkları, kaldı ki ceza mahkemesinde idarenin herhangi bir personeli yargılanmadığından eylemin idariliği konusunda bir belirlemenin söz konusu olmadığı, yargılama sadece sanık öğrencinin yargılanması ile tamamlandığı, müvekkillerinin okul öğretmenlerinden M.T.'nin 05.10.2020 tarihli mektubu ile oğullarının vefatının okul içerisinde gerçekleştiği ve okul idaresinin sorumluluğu bulunduğunun anlaşıldığı, eylemin idariliğinin öğrenilmesinden sonra da 11.11.2020 tarihinde beş yıllık süre dolmadan idareye başvuru yapıldığı, idarenin olumsuz cevabı üzerine yasal süresinde dava açıldığı, sonuç olarak yaşanan olayda idarenin ağır kusuru bulunduğu, yaşanan olay ilgili yürütülen adli soruşturmada idarenin herhangi bir sorumluluğunun bulunup bulunmadığı tartışılmadığından eylemin idariliğinin öğrenilmediği, diğer taraftan Mahkemece her ne kadar olayın öğrenilmesinde ceza mahkemesi kararının kesinleşme tarihi esas alınmışsa da davada müvekkillerinin katılan sıfatı olmadıklarından kararın kendilerine tebliğ edilmediği belirtilerek istinaf kararının bozulması istenilmiştir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ :Gerek ceza mahkemesinde yaşanan olay ile ilgili idarenin kusuru yönünde bir değerlendirme yapılmamış olması, gerekse de davalı idarece olay ile ilgili yürüttüğü soruşturma sonucunu davacılara tebliğ etmemiş olması ve davacıların da idari soruşturma sonucunu başka bir türlü öğrenme imkanları bulunmadığı hususları göz önüne alındığında, olay tarihinden itibaren azami dava açma süresi olan beş yıllık sürenin de dolmadığı anlaşıldığından, eylemin idariliğinin öğrenildiği tarihten sonra davalı idareye tazminat istemli yapılan başvurunun reddi sonrasında 60 günlük dava açma süresi içinde davanın açıldığı, dolayısıyla davanın süreden reddine ilişkin istinaf kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 28/03/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY :
X- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Doğrudan doğruya tam yargı davası açılması" başlıklı 13. maddesinde -ön karar başvurusu yapıldığı tarihte yürürlükte olan haliyle- "İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir." hükmüne yer verilmiştir.
Maddede yer alan, idari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle tam yargı davası açılabilmesi için, zarara sebep olan eylemin idariliğinin ve maddi olay ile yol açtığı zararın kesin olarak ortaya çıkması zorunludur. Eylemin idariliğinin ve zararın ortaya çıkmasıyla kullanılması mümkün olan dava açma hakkını ortadan kaldırır biçimde süre hesabı yapılmasının ise hak arama özgürlüğüyle bağdaşmayacağı kuşkusuzdur.
Dosyanın incelenmesinden, davacıların çocuğu ...'ın ölümünün, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı Adana İli, Seyhan İlçesi, ... Endüstri Meslek Lisesi içerisinde, 08.04.2016 günü gerçekleşen hadise sonucunda gerçekleştiği, davacıların çocuğu ...'ın ölümü hakkında açılan davada sanık öğrencinin yargılandığı, idarenin olay ile ilgili herhangi bir kusurunun bulunup bulunmadığı yönünde bir inceleme yapılmadığı gibi, davalı idarece olay sebebiyle açılan soruşturma sonucu verilen disiplin cezalarının da davacılara tebliğ edilmediği, davacıların da bu sebeple bu konuda haberdar olma imkanlarının bulunmadığı görülmektedir.
Bu durumda, gerek ceza mahkemesinde yaşanan olay ile ilgili idarenin kusuru yönünde bir değerlendirme yapılmamış olması, gerekse de davalı idarece olay ile ilgili yürüttüğü soruşturma sonucunu davacılara tebliğ etmemiş olması ve davacıların da idari soruşturma sonucunu başka bir türlü öğrenme imkanları bulunmadığı hususu göz önüne alındığında, olay tarihinden itibaren azami dava açma süresi olan beş yıllık sürenin de dolmadığı görüldüğünden, eylemin idariliğinin öğrenildiği tarihten sonra davalı idareye tazminat istemli yapılan başvurunun reddi sonrasında 60 günlük dava açma süresi içinde davanın açıldığı, dolayısıyla davanın süreden reddine ilişkin istinaf kararının bozulması gerektiği oyuyla oluşan çoğunluk kararına katılmıyorum.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?