‹ Ana sayfa
Danıştay8. Daireİdare Hukuku

Danıştay 8. Daire E.2021/5301 K.2023/6446

Esas No: 2021/5301 · Karar No: 2023/6446 · Karar Tarihi: 28.11.2023
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/5301
Karar No : 2023/6446

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...

**VEKİLİ:** Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Üniversitesi

**VEKİLİ:** Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Mersin Üniversitesi'nde 2547 sayılı Kanun'un 50/d maddesi kapsamında araştırma görevlisi olarak çalışan davacı tarafından, doktora eğitimini azami süresi içinde tamamlamadığından bahisle 14/09/2019 tarihinden itibaren görev süresinin sonlandırıldığıının bildirilmesine dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile yoksun kalınan parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacının 22/11/2011 tarihinde davalı idarenin Sosyal Bilimler Enstitüsü kadrosunda 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 50/d maddesine göre araştırma görevlisi olarak istihdam edildiği, 12/09/2013 tarihinde ise İşletme (tezli) Ana Bilim Dalı'nda doktora eğitimine başladığı, 08/09/2015 tarihinde yatay geçişle Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünde doktora eğitimine devam ettiği, doktora eğitimini azami süresi içinde tamamlamadığı gerekçesiyle araştırma görevlisi kadrosundan ilişiğinin kesilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı, uyuşmazlıkta, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'na eklenen Geçici 67. maddede yer alan "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte yükseköğretim kurumlarında kayıtlı olan öğrenciler bakımından azami sürelerin hesaplanmasında, daha önceki öğrenim süreleri dikkate alınmaz." hükmünün "Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı, 2547 sayılı Kanun'un 50/d ve 35. maddeleri kapsamında araştırma görevlisi kadrolarında bulunanların lisansüstü eğitim sürelerinin hesaplanmasında uygulanmamasına" ilişkin 29/07/2015 günlü, YÖK Yürütme Kurulu kararının iptali istemiyle açılan davada Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/04/2017 tarih ve YD İtiraz: 2017/231 sayılı kararı ile '2547 sayılı Geçici 67. maddesinde, düzenlemenin yürürlüğe girdiği 26/11/2014 tarihinde yükseköğretim kurumlarında kayıtlı olan tüm öğrenciler bakımından azami sürelerin hesaplanmasında, daha önceki öğrenim sürelerinin dikkate alınmayacağı, bu tarihte araştırma görevlisi olan ya da olmayan öğrenciler arasında herhangi bir ayrıma gidilmediği' gerekçesiyle yürütmenin durdurulmasına karar verilmiş olup, akabinde Danıştay 8. Daire'nin 14/03/2019 tarih ve E.2015/11995, K.2019/1879 sayılı kararı ile de iptaline karar verildiği, olayda, yukarıda içeriğine yer verilen 2547 sayılı Kanunun Geçici 67. maddesinin yürürlüğe girdiği 26/11/2014 tarihinde doktora öğrencisi olduğu tartışmasız olan davacının, söz konusu düzenleme uyarınca doktora eğitimine ilişkin azami süresinin hesaplanmasında düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki eğitim sürelerinin değerlendirme dışında bırakılması gerektiği, 2547 sayılı Kanun'un 50/d maddesi uyarınca atanan araştırma görevlilerinin yüksek lisans ya da doktora eğitimi süresini kapsayan öğrencilik statüsü ile ilişkilendirildiği nazara alındığında, azami süreler içerisinde doktora programını bitirmediği ileri sürülemeyecek olan davacının bu gerekçe ile araştırma görevlisi kadrosundan ilişiğinin kesilmesine dair dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, öte yandan, Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrasında yer alan “İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” kuralı uyarınca, hukuka aykırı bulunan dava konusu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının davanın açıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı idare tarafından davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların davanın açıldığı tarihten itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararında; davalı idarenin Sosyal Bilimler Enstitüsü kadrosunda 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 50/d maddesine göre araştırma görevlisi olarak istihdam edilen davacının doktora programında azami süreyi tamamlaması nedeniyle 12.09.2019 tarihi itibariyle araştırma görevlisi kadrosundan ilişiğinin kesilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı, ihtilafta; üniversitelere tahsis edilen kaynakların etkili bir biçimde kullanılmasını sağlamak amacıyla lisansüstü eğitimde başarılı olanların araştırma görevlisi kadrolarına atanmasının sağlanması, bununla birlikte araştırma görevlisi kadrolarında bulunup, başarısız olanların da araştırma görevlisi kadrolarından ilişiklerinin kesilmesi yönünde Yükseköğretim Yürütme Kurulunca kararlar alındığı, bu kararlarda da 2547 sayılı Kanun'un geçici 67. maddesinin araştırma görevlisi kadrolarında azami bulunma sürelerinin hesaplanmasında uygulanmaması, bu kapsamda yer alan araştırma görevlilerinin lisansüstü eğitim öğrencilik statülerinin hesaplanmasında ise uygulanması gerektiğinin belirtildiği, bu karara karşı açılan davalarda yürütmenin durdurulması talebinin reddine karar verildiği, bu kararlara yapılan itirazın da reddedildiği hususları nazara alındığında, 29/12/2009 tarihinde davalı idarenin Eğitim Bilimleri Enstitüsü Türkçe Eğitimi Bilim Dalı kadrosunda 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 50/d maddesine göre araştırma görevlisi olarak istihdam edildiği ve doktora programları için öngörülen azami öğrenim süresini doldurduğu anlaşılan davacının, eğitim kurumundan ilişiğinin kesilmesine dair işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulüne, istinafa konu ... İdare Mahkemesi'nin ... gün ve E: ... K : ... sayılı kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, işlemin 2547 sayılı Kanun'un geçici 67. maddesine aykırı olduğu, temyiz isteminin kabulü gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan isteme konu Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan yürütmenin durdurulması harcının ve posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 28/11/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?