‹ Ana sayfa
Danıştay8. Daireİdare Hukuku

Danıştay 8. Daire E.2021/3151 K.2024/2027

Esas No: 2021/3151 · Karar No: 2024/2027 · Karar Tarihi: 01.04.2024
2577 sayılı Kanun6459 sayılı Kanun2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun
Özet: Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2021/3151 E.  ,  2024/2027 K. "İçtihat Metni"T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2021/3151 Karar No : 2024/2027 TEMYİZ EDENLER: 1- (DAVALI) ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVACI)... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının, taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/3151
Karar No : 2024/2027

TEMYİZ EDENLER: 1- (DAVALI) ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı

**VEKİLİ:** Av. ...
2- (DAVACI)...

**VEKİLİ:** Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının, taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 04/08/2015 tarihinde, saat 23:00 civarında ... sahil yolunda denize doğru dik inen bisiklet yolunda, bisikleti ile seyir halinde iken İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından döşenmiş olan sert bir hortuma takılarak düşmesi sonucu vücudunun çeşitli yerlerinde yaralanmalar meydana geldiği, el bileğinin kırıldığı, elinde kalıcı hasar oluştuğu ileri sürülerek 84 günlük geçici iş görememezlik nedeniyle uğranılan 36.000,00-TL gelir kaybı, çalışma gücü kaybı ve ekonomik geleceğin sarsılması karşılığı olarak 2.000,00-TL (ıslahla 347.770,68-TL), tedavi giderleri karşılığı olarak 1.000,00-TL maddi ve zarar nedeniyle duyulan acı ve keder nedeniyle de 100.000,00-TL manevi zarar olmak üzere toplam 484.770,68-TL zararın tazmin edilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; maddi tazminat istemi yönünden, doktor olan davacının bisiklet yolunda, bisikleti ile seyir halinde iken İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından döşenmiş olan sert bir hortuma takılarak düşmesi sonucu vücudunun çeşitli yerlerinde yaralanmalar meydana geldiği, el bileğinin kırıldığı, elinde kalıcı hasar oluştuğu, çalışma gücü kaybına uğradığı anlaşılan olayda zarar ile yürütülen hizmet arasında uygun illiyet bağının mevcut olduğu, davalı idarece parktan yararlananların zarar görmesi tehlikesine karşın gerekli tedbirlerin alınmadığı, alınmış tedbirlerin ise yetersiz kaldığı, dolayısıyla olayın oluşumunda hizmet sunmakla görevli idarenin gerek hizmetten yararlananlar gerekse hizmeti sunan personelin zarar görmemesi için gerekli tüm önlemleri almasının idarenin asli sorumluluğu olduğu, idarenin bu sorumluluğu yerine getirdiği söylenemeyeceğinden hizmet kusurunun bulunduğu, olayın bisiklet yolu olarak ayrılmış alanda meyana geldiği gözetildiğinde davacıya atfı kabil bir kusurun bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından, Mahkemelerince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda 17/06/2019 tarihinde kayda alınan aktüerya bilirkişi raporunda, ''davacının 04/08/2015 tarihinde saat 23:00 civarında ... Sahil Yolunda denize doğru dik inen bisiklet yolunda bisiklet ile seyir halinde iken İstanbul Büyükşehir belediyesi tarafından döşenmiş olan sert bir hortuma takılarak düşmesi ile neticelenen dava konusu olayın meydana geldiği, Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen ... tarih ve ...sayılı Sağlık Kurulu Raporunda; davacının engel durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranı %9 (yüzdedokuz) olduğu, dosyada mübrez SGK kayıtlarında davacının 05/08/2015-22/09/2015 tarihleri arasında raporlu (geçici iş göremezlik dönemi) olduğu, davacının 04/05/2015 tarihinde geçirmiş olduğu kaza sonrası 05/08/2015 - 22/09/2015 tarihleri arası geçici iş göremezlik dönemi zararının 9.842,63-TL, %9 maluliyet oranına göre maddi zararının 347.770,68-TL ve davacının talep edebileceği toplam maddi zararının 357.613,31-TL olduğu" tespit ve görüşlerinin hükme esas alınabilecek nitelikte bulunduğu, manevi tazminat istemi yönünden ise, olayın gelişimi, davacının mesleği, tedavi süreci, maluliyet durumu ve diğer hususlar gözetildiğinde, davacının manevi zarara maruz kalması nedeniyle takdiren 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçeleriyle, 357.613,31-TL maddi tazminatın, 11.842,63 TL kısmı için davalı idareye başvuru tarihi olan 22/06/2016 tarihinden, ıslah yolu ile arttırılan 345.770,68-TL kısmı için de ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 17/07/2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, 50.000,00-TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 22/06/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin 50.000-TL manevi, 27.157,37-TL maddi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; dava dilekçesinde faiz talebi olmamasına rağmen ıslah dilekçesinde, hükmedilecek maddi ve manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazmini istemine yer verilmiş, ancak Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirlenen toplam tutarın yalnızca 1. ve 2. kalemlere yönelik zararların karşılığı olmasına ve davacı tarafından yalnızca 2. kalemde belirtilen zarara yönelik ıslah yoluna gidilmesine rağmen, zarar kalemleri ayrı ayrı irdelenerek her bir kalem için ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken, toplam tutar esas alınmak suretiyle hüküm kurulduğu, öte yandan dava dilekçesinde faiz talebi olmamasına, ıslah dilekçesi ile faiz talep edillmesine rağmen hükmedilen tazminat tutarlarının davalı idareye başvuru tarihi olan 22.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verildiğinin görüldüğü, bu durumda, davacının geçici işgörememezlik nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü 36.000,00-TL tazminat isteminin 9.842,63-TL'lık kısmı ile çalışma gücü kaybı nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü (ıslahla arttırılan) 347.770,68-TL tazminat isteminin kabulüne; geçici işgörememezlik nedeniyle talep edilen 36.000,00-TL'nın 26.157,37-TL'lık kısmı ile tedavi giderleri karşılığı olarak talep edilen 1.000,00-TL tazminat istemi yönünden ise davanın reddine karar verilmesi gerektiği; hükmedilen tazminat tutarlarına işletilecek faize gelince; dava dilekçesinde faiz istemi olmayıp miktar artırım dilekçesinde faiz istemi var ise, miktar artırım dilekçesinin içeriğinden, talep edilen toplam tazminat miktarına faiz istenildiği açıkça anlaşılıyor ise, dava dilekçesinde talep edilen miktara faize hükmedilmemesi, miktar artırım dilekçesi ile artırılan miktara, miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerektiği, bu durumda, 11.07.2019 tarihinde kayda giren miktar artırım dilekçesi ile dava dilekçesinde talep edilen maddi ve manevi tazminat ile artırılan maddi tazminat miktarına faiz yürütülmesi istenildiğinden, dava dilekçesinde talep edilip kabul edilen maddi ve manevi tazminat miktarı için faize hükmedilmemesi, miktar artırım dilekçesiyle artırılan ve kabul edilen maddi tazminat miktarına, idarenin temerrüde düştüğü tarih olan, miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren faiz yürütülmesi gerektiği, bu itibarla eylem (kaza) tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması da hukuken mümkün bulunmadığı gerekçeleriyle, davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat isteminin 50.000,00 TL'sinin kabulüne ilişkin kısmına yapılan istinaf başvurusunun reddine, maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne ve hükmedilen manevi tazminat tutarına davalı idareye başvuru tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine ilişkin kısmının istinaf istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile kararın bu kısımlarının kaldırılmasına, davacının geçici işgörememezlik nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü 36.000,00-TL tazminat isteminin 9.842,63-TL'lık kısmı ile çalışma gücü kaybı nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü (ıslahla arttırılan) 347.770,68-TL tazminat isteminin kabulüne, geçici işgörememezlik nedeniyle talep edilen 36.000,00-TL'nın 26.157,37-TL'lık kısmı ile tedavi giderleri karşılığı olarak talep edilen 1.000,00-TL tazminat istemi yönünden davanın reddine, yalnızca ıslah edilen 345.770,68-TL'lık tutarın ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 17.07.2019 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, diğer maddi tazminat kalemi olan 9.942,63.-TL ve 50.000,00-TL manevi tazminat istemine yönelik faiz talebinin reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulduğu, İdare Mahkemesince verilen kararın tazminatın kabulüne ve kabul edilen tazminata faiz işletilmesi bakımından hukuka uygun olduğu, temyize konu istinaf kararının faize ilişkin kısımlarının aleyhlerine olduğu, istinaf kararının bozularak İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği hususları ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, kazaya neden olan sulama hortumunun, sulama sistemindeki arıza nedeniyle toprağın yüzeyinden geçirildiği, idarelerinin hizmet kusurunun bulunmadığı, davacının gerekli dikkat ve özeni göstermediğinden kazanın gerçekleştiği, oluşan zarardan davacının sorumluluğunun bulunduğu, bilirkişi raporunda müterafik kusur değerlendirmesinin yapılmadığı hususları ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı ve davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının faize ilişkin kısmının bozulmasına, faiz dışındaki kısımlarının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE

**GEREKÇE:**
MADDİ

**OLAY:**
Davacının 04/08/2015 tarihinde, saat 23:00 civarında ... sahil yolunda park içerisinde (... Spor ve Kültür Parkı) denize doğru dik inen bisiklet yolunda, bisikleti ile seyir halinde iken İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından döşenmiş olan sert bir hortuma takılarak düştüğünü, meydana gelen kaza sonucu vücudunun çeşitli yerlerinde yaralanmalar meydana geldiğini, el bileğinin kırıldığını, elinde kalıcı hasar oluştuğunu, muhtelif hastanelerde tedavi gördüğünü ileri sürülerek 84 günlük geçici iş görememezlik nedeniyle uğranılan 36.000,00-TL gelir kaybı, çalışma gücü kaybı ve ekonomik geleceğin sarsılması karşılığı olarak 2.000,00-TL (ıslahla 347.770,68-TL), tedavi giderleri karşılığı olarak 1.000,00-TL maddi ve oluşan zarar nedeniyle duyulan acı ve keder nedeniyle de 100.000,00-TL manevi zarar olmak üzere toplam 484.770,68-TL zararın tazmin edilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.

**İLGİLİ MEVZUAT:**
Anayasa'nın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. Kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağandışı zararların idarece tazmini, Anayasa'nın 125. maddesi gereğidir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları ödemekle yükümlü olup; idari eylem ve işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru, hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
Tazminat hukukunda asıl olan, ortaya çıkan zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının bulunması olup, hizmet kusuru nedeniyle idarenin sorumluluğuna gidebilmek için ortaya çıkan zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının bulunması şarttır. Zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının kurulabildiği hallerde öncelikle idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkesine göre zararın tazmin edilip edilmeyeceğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu sebeple, hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
2577 sayılı Kanunun 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile, “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” cümlesi; aynı Kanun'un 5. maddesi ile de 2577 sayılı Kanun'a Geçici 7. madde olarak, “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dahil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.” cümlesi eklenmiştir. Aktarılan düzenlemeyle, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek ve bir defaya mahsus olmak üzere, “süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin” dava dilekçesinde gösterilen tazminat miktarının artırılmasına imkan verilmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyize konu kararın, miktar artırım dilekçesiyle arttırılan 345.770,68-TL'lık maddi tazminat tutarına yasal faiz işletilmesine yönelik kısmı dışındaki maddi ve manevi tazminata ilişkin kısımları yönünden;
İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.
Bölge İdare Mahkemesince verilen ıslah dilekçesiyle arttırılan miktara yasal faiz işletilmesine ilişkin kısım dışındaki karar ve dayandığı gerekçe usul ve kanuna uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile kararın anılan kısımlarının onanması gerekmektedir.
Temyize konu kararın, miktar artırım dilekçesiyle arttırılan 345.770,68-TL'lık maddi tazminat tutarına yasal faiz işletilmesine yönelik kısmına gelince;
2577 sayılı Kanunun 16. maddesinin 4. fıkrasında yer alan “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” hükmü ile, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek ve bir defaya mahsus olmak üzere, “süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin” dava dilekçesinde gösterilen tazminat miktarının artırılmasına imkan verilmektedir. Miktar artırımına (ıslah) ilişkin dilekçenin, yeni bir dava niteliğinde olmayıp, mevcut davada talep edilen tazminat miktarının ıslah suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu açıktır.
Faiz ise; idarenin tazmin borcu bağlamında, kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip, yargı kararıyla tazminata mahkûm edilmesi sonucunda, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatın ödendiği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'a göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir.
Usul hukukunun temel ilkelerinden olan taleple bağlılık ilkesine göre, Mahkeme tarafından davacının talepleri aşılarak karar verilmesi mümkün olmamakta, davacının istemleri ile bağlı olunup istemleri genişletecek şekilde karar verilmesine olanak bulunmamaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Taleple bağlılık ilkesi" başlıklı 26. maddesinin 1. fıkrasında da, "Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." hükmü ile taleple bağlılık ilkesi açıklanmıştır.
Buna göre, davacının dava açarken Mahkemeden hüküm altına alınmasını talep ettiği istem sonucuyla bağlı kalınarak karar verilmesi gerekmektedir.
Ayrıca, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktarın, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar bir defaya mahsus artırılmasına olanak tanınmış ise de, miktar artırım yolu ile faiz talep edilebilmesine yönelik bir düzenleme öngörülmemiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde; davacının 04.08.2016 tarihinde Mahkeme kaydına giren dava dilekçesinde, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulmuş ise de herhangi bir yasal faiz isteminde bulunulmadığı; 11.07.2019 tarihinde Mahkeme kaydına giren miktar artırım (ıslah) dilekçesiyle 2.000,00 TL'lık tazminat miktarının 345.770,68 TL artırılarak 347.770,68 TL'ye yükseltildiği, ayrıca miktar artırım dilekçesinde dava dilekçesinde talep edilmeyen yasal faizin, maddi manevi tazminat miktarlarına kaza tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi şeklinde talep edildiği görülmektedir.
Davacının, dava dilekçesinde talep etmediği halde miktar artırım dilekçesinde gündeme getirdiği yasal faiz talebi, "taleple bağlılık" kuralının istisnası olan miktar artırımı kapsamında olmayıp, "davanın genişletilmesi" kapsamında olduğundan, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, ıslah dilekçesiyle arttırılan 345.770,68-TL'lık maddi tazminat tutarına miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren yasal faiz işletilmesine ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, miktar artırım dilekçesiyle arttırılan 345.770,68-TL'lık maddi tazminat tutarına miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren yasal faiz işletilmesine ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabul kısmen reddine, davacının temyiz isteminin reddine,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının;
a) Miktar artırım (ıslah) dilekçesiyle arttırılan 345.770,68-TL'lık maddi tazminat tutarına yasal faiz işletilmesine yönelik kısmı dışındaki maddi ve manevi tazminata ilişkin kısımlarının ONANMASINA,
b) Miktar artırım (ıslah) dilekçesiyle arttırılan 345.770,68-TL'lık maddi tazminat tutarına yasal faiz işletilmesine yönelik kısmının ise BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4. Kesin olarak, 02/04/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.


KARŞI OY :

(X)- Dava; davacının 04/08/2015 tarihinde, saat 23:00 civarında ...sahil yolunda denize doğru dik inen bisiklet yolunda, bisikleti ile seyir halinde iken İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından döşenmiş olan sert bir hortuma takılarak düşmesi sonucu vücudunun çeşitli yerlerinde yaralanmalar meydana geldiği, el bileğinin kırıldığı, elinde kalıcı hasar oluştuğu ileri sürülerek 84 günlük geçici iş görememezlik nedeniyle uğranılan 36.000,00-TL gelir kaybı, çalışma gücü kaybı ve ekonomik geleceğin sarsılması karşılığı olarak 2.000,00-TL (ıslahla 347.770,68-TL), tedavi giderleri karşılığı olarak 1.000,00-TL maddi ve zarar nedeniyle duyulan acı ve keder nedeniyle de 100.000,00-TL manevi zarar olmak üzere toplam 484.770,68-TL zararın tazmin edilmesi istemiyle açılmıştır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde; davacının 04.08.2016 tarihinde Mahkeme kaydına giren dava dilekçesinde, fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak kaydıyla maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğu ancak yasal faiz isteminde bulunmadığı; 11.07.2019 tarihinde Mahkeme kaydına giren miktar artırım (ıslah) dilekçesiyle 2.000,00 TL'lık tazminat miktarının 345.770,68 TL artırılarak 347.770,68 TL'ye yükseltildiği, ayrıca miktar artırım dilekçesinde maddi manevi tazminat miktarlarına kaza tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi şeklinde istemde bulunduğu görülmektedir.
Tam yargı davalarında istemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amacıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile, "Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir." cümlesi; aynı Kanun'un 5. maddesi ile de, 2577 sayılı Kanuna Geçici 7. madde olarak, "Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır." cümlesi eklenmiştir.
Faiz ise; idarenin tazmin borcu bağlamında, kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip, yargı kararıyla tazminata mahkûm edilmesi sonucunda, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatın ödendiği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'a göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir. Yine, faiz, asıl alacağa bağlı feri bir hak olması nedeniyle, dava dilekçesinde bu konuda bir istek olmasa dahi, sonradan 2577 sayılı Kanunun 16/4. maddesi uyarınca verilen miktar artırımına ilişkin dilekçede faiz isteminde bulunulmuşsa, bu istemin de miktar artırımı kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Dava dilekçesinde belirtilen tazminat miktarının artırılmasına hukuki olanak sağlayan adil yargılanma hakkının, sadece tazminat miktarını değil, yasal faiz istemini de kapsadığı açıktır.
Bu bağlamda, ilk dava dilekçesinde faiz istemi olmasa da, ilgili mevzuat hükmü kapsamında Mahkemeye sunulan miktar artırım dilekçesinde yani ıslah dilekçesi ile faiz isteminde bulunduğunda, miktar artırım dilekçesinin içeriğinden sadece artırılan kısım değil ilk talep edilen miktar da dahil olmak üzere toplam tazminat miktarına yasal faiz işletilmesinin istenildiği açıkça anlaşıldığından, asıl alacağın ferisi niteliğindeki yasal faiz isteminin Mahkemece dikkate alınarak talep doğrultusunda hüküm kurulması, ıslah müessesi ile getirilen alacak miktarının artırılması mahiyetinde olduğundan, hukuk ve hakkaniyet gereğidir.
Bir başka deyişle, dava dilekçesinde talep edilmese de ıslah dilekçesiyle yasal faiz isteminde bulunulabileceği, bu faiz isteminin hem dava dilekçesinde talep edilen hem de ıslah dilekçesiyle artırılan tazminat alacağının toplamına birlikte uygulanması gerekmektedir.
Buna göre, temyize konu karar ile; davacının ıslah dilekçesiyle talepte bulunduğu yasal faizin, kabul edilen toplam maddi ve manevi tazminat miktarlarına davacının idareye başvuru tarihinden itibaren uygulanmak suretiyle hesaplanacak bedellerin davalı iarece davacıya ödenmesi gerektiği yönünde karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, temyize konu istinaf kararının asıl alacaklara ilişkin kısmının onanması, asıl alacaklara yasal faiz işletilmemesine ilişkin kısımlarının ise yukarıda belirttiğim gerekçeyle bozulması gerektiği oyum ile, Dairemiz çoğunluk kararına katılmıyorum.





T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/3151
Karar No : 2024/2027

TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı

**VEKİLİ:** Av. ...

2- (DAVACI)...

**VEKİLİ:** Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının, taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 04/08/2015 tarihinde, saat 23:00 civarında ... sahil yolunda denize doğru dik inen bisiklet yolunda, bisikleti ile seyir halinde iken İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından döşenmiş olan sert bir hortuma takılarak düşmesi sonucu vücudunun çeşitli yerlerinde yaralanmalar meydana geldiği, el bileğinin kırıldığı, elinde kalıcı hasar oluştuğu ileri sürülerek 84 günlük geçici iş görememezlik nedeniyle uğranılan 36.000,00-TL gelir kaybı, çalışma gücü kaybı ve ekonomik geleceğin sarsılması karşılığı olarak 2.000,00-TL (ıslahla 347.770,68-TL), tedavi giderleri karşılığı olarak 1.000,00-TL maddi ve zarar nedeniyle duyulan acı ve keder nedeniyle de 100.000,00-TL manevi zarar olmak üzere toplam 484.770,68-TL zararın tazmin edilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; maddi tazminat istemi yönünden, doktor olan davacının bisiklet yolunda, bisikleti ile seyir halinde iken İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından döşenmiş olan sert bir hortuma takılarak düşmesi sonucu vücudunun çeşitli yerlerinde yaralanmalar meydana geldiği, el bileğinin kırıldığı, elinde kalıcı hasar oluştuğu, çalışma gücü kaybına uğradığı anlaşılan olayda zarar ile yürütülen hizmet arasında uygun illiyet bağının mevcut olduğu, davalı idarece parktan yararlananların zarar görmesi tehlikesine karşın gerekli tedbirlerin alınmadığı, alınmış tedbirlerin ise yetersiz kaldığı, dolayısıyla olayın oluşumunda hizmet sunmakla görevli idarenin gerek hizmetten yararlananlar gerekse hizmeti sunan personelin zarar görmemesi için gerekli tüm önlemleri almasının idarenin asli sorumluluğu olduğu, idarenin bu sorumluluğu yerine getirdiği söylenemeyeceğinden hizmet kusurunun bulunduğu, olayın bisiklet yolu olarak ayrılmış alanda meyana geldiği gözetildiğinde davacıya atfı kabil bir kusurun bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından, Mahkemelerince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda 17/06/2019 tarihinde kayda alınan aktüerya bilirkişi raporunda, ''davacının 04/08/2015 tarihinde saat 23:00 civarında ... Sahil Yolunda denize doğru dik inen bisiklet yolunda bisiklet ile seyir halinde iken İstanbul Büyükşehir belediyesi tarafından döşenmiş olan sert bir hortuma takılarak düşmesi ile neticelenen dava konusu olayın meydana geldiği, Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen ... tarih ve ...sayılı Sağlık Kurulu Raporunda; davacının engel durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranı %9 (yüzdedokuz) olduğu, dosyada mübrez SGK kayıtlarında davacının 05/08/2015-22/09/2015 tarihleri arasında raporlu (geçici iş göremezlik dönemi) olduğu, davacının 04/05/2015 tarihinde geçirmiş olduğu kaza sonrası 05/08/2015 - 22/09/2015 tarihleri arası geçici iş göremezlik dönemi zararının 9.842,63-TL, %9 maluliyet oranına göre maddi zararının 347.770,68-TL ve davacının talep edebileceği toplam maddi zararının 357.613,31-TL olduğu" tespit ve görüşlerinin hükme esas alınabilecek nitelikte bulunduğu, manevi tazminat istemi yönünden ise, olayın gelişimi, davacının mesleği, tedavi süreci, maluliyet durumu ve diğer hususlar gözetildiğinde, davacının manevi zarara maruz kalması nedeniyle takdiren 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçeleriyle, 357.613,31-TL maddi tazminatın, 11.842,63 TL kısmı için davalı idareye başvuru tarihi olan 22/06/2016 tarihinden, ıslah yolu ile arttırılan 345.770,68-TL kısmı için de ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 17/07/2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, 50.000,00-TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 22/06/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin 50.000-TL manevi, 27.157,37-TL maddi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; dava dilekçesinde faiz talebi olmamasına rağmen ıslah dilekçesinde, hükmedilecek maddi ve manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazmini istemine yer verilmiş, ancak Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirlenen toplam tutarın yalnızca 1. ve 2. kalemlere yönelik zararların karşılığı olmasına ve davacı tarafından yalnızca 2. kalemde belirtilen zarara yönelik ıslah yoluna gidilmesine rağmen, zarar kalemleri ayrı ayrı irdelenerek her bir kalem için ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken, toplam tutar esas alınmak suretiyle hüküm kurulduğu, öte yandan dava dilekçesinde faiz talebi olmamasına, ıslah dilekçesi ile faiz talep edillmesine rağmen hükmedilen tazminat tutarlarının davalı idareye başvuru tarihi olan 22.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verildiğinin görüldüğü, bu durumda, davacının geçici işgörememezlik nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü 36.000,00-TL tazminat isteminin 9.842,63-TL'lık kısmı ile çalışma gücü kaybı nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü (ıslahla arttırılan) 347.770,68-TL tazminat isteminin kabulüne; geçici işgörememezlik nedeniyle talep edilen 36.000,00-TL'nın 26.157,37-TL'lık kısmı ile tedavi giderleri karşılığı olarak talep edilen 1.000,00-TL tazminat istemi yönünden ise davanın reddine karar verilmesi gerektiği; hükmedilen tazminat tutarlarına işletilecek faize gelince; dava dilekçesinde faiz istemi olmayıp miktar artırım dilekçesinde faiz istemi var ise, miktar artırım dilekçesinin içeriğinden, talep edilen toplam tazminat miktarına faiz istenildiği açıkça anlaşılıyor ise, dava dilekçesinde talep edilen miktara faize hükmedilmemesi, miktar artırım dilekçesi ile artırılan miktara, miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerektiği, bu durumda, 11.07.2019 tarihinde kayda giren miktar artırım dilekçesi ile dava dilekçesinde talep edilen maddi ve manevi tazminat ile artırılan maddi tazminat miktarına faiz yürütülmesi istenildiğinden, dava dilekçesinde talep edilip kabul edilen maddi ve manevi tazminat miktarı için faize hükmedilmemesi, miktar artırım dilekçesiyle artırılan ve kabul edilen maddi tazminat miktarına, idarenin temerrüde düştüğü tarih olan, miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren faiz yürütülmesi gerektiği, bu itibarla eylem (kaza) tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması da hukuken mümkün bulunmadığı gerekçeleriyle, davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat isteminin 50.000,00 TL'sinin kabulüne ilişkin kısmına yapılan istinaf başvurusunun reddine, maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne ve hükmedilen manevi tazminat tutarına davalı idareye başvuru tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine ilişkin kısmının istinaf istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile kararın bu kısımlarının kaldırılmasına, davacının geçici işgörememezlik nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü 36.000,00-TL tazminat isteminin 9.842,63-TL'lık kısmı ile çalışma gücü kaybı nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü (ıslahla arttırılan) 347.770,68-TL tazminat isteminin kabulüne, geçici işgörememezlik nedeniyle talep edilen 36.000,00-TL'nın 26.157,37-TL'lık kısmı ile tedavi giderleri karşılığı olarak talep edilen 1.000,00-TL tazminat istemi yönünden davanın reddine, yalnızca ıslah edilen 345.770,68-TL'lık tutarın ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 17.07.2019 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, diğer maddi tazminat kalemi olan 9.942,63.-TL ve 50.000,00-TL manevi tazminat istemine yönelik faiz talebinin reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulduğu, İdare Mahkemesince verilen kararın tazminatın kabulüne ve kabul edilen tazminata faiz işletilmesi bakımından hukuka uygun olduğu, temyize konu istinaf kararının faize ilişkin kısımlarının aleyhlerine olduğu, istinaf kararının bozularak İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği hususları ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, kazaya neden olan sulama hortumunun, sulama sistemindeki arıza nedeniyle toprağın yüzeyinden geçirildiği, idarelerinin hizmet kusurunun bulunmadığı, davacının gerekli dikkat ve özeni göstermediğinden kazanın gerçekleştiği, oluşan zarardan davacının sorumluluğunun bulunduğu, bilirkişi raporunda müterafik kusur değerlendirmesinin yapılmadığı hususları ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı ve davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının faize ilişkin kısmının bozulmasına, faiz dışındaki kısımlarının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE

**GEREKÇE:**
MADDİ

**OLAY:**
Davacının 04/08/2015 tarihinde, saat 23:00 civarında ... sahil yolunda park içerisinde (... Spor ve Kültür Parkı) denize doğru dik inen bisiklet yolunda, bisikleti ile seyir halinde iken İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından döşenmiş olan sert bir hortuma takılarak düştüğünü, meydana gelen kaza sonucu vücudunun çeşitli yerlerinde yaralanmalar meydana geldiğini, el bileğinin kırıldığını, elinde kalıcı hasar oluştuğunu, muhtelif hastanelerde tedavi gördüğünü ileri sürülerek 84 günlük geçici iş görememezlik nedeniyle uğranılan 36.000,00-TL gelir kaybı, çalışma gücü kaybı ve ekonomik geleceğin sarsılması karşılığı olarak 2.000,00-TL (ıslahla 347.770,68-TL), tedavi giderleri karşılığı olarak 1.000,00-TL maddi ve oluşan zarar nedeniyle duyulan acı ve keder nedeniyle de 100.000,00-TL manevi zarar olmak üzere toplam 484.770,68-TL zararın tazmin edilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.

**İLGİLİ MEVZUAT:**
Anayasa'nın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. Kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağandışı zararların idarece tazmini, Anayasa'nın 125. maddesi gereğidir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları ödemekle yükümlü olup; idari eylem ve işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru, hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
Tazminat hukukunda asıl olan, ortaya çıkan zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının bulunması olup, hizmet kusuru nedeniyle idarenin sorumluluğuna gidebilmek için ortaya çıkan zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının bulunması şarttır. Zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının kurulabildiği hallerde öncelikle idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkesine göre zararın tazmin edilip edilmeyeceğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu sebeple, hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
2577 sayılı Kanunun 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile, “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” cümlesi; aynı Kanun'un 5. maddesi ile de 2577 sayılı Kanun'a Geçici 7. madde olarak, “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dahil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.” cümlesi eklenmiştir. Aktarılan düzenlemeyle, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek ve bir defaya mahsus olmak üzere, “süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin” dava dilekçesinde gösterilen tazminat miktarının artırılmasına imkan verilmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyize konu kararın, miktar artırım dilekçesiyle arttırılan 345.770,68-TL'lık maddi tazminat tutarına yasal faiz işletilmesine yönelik kısmı dışındaki maddi ve manevi tazminata ilişkin kısımları yönünden;
İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.
Bölge İdare Mahkemesince verilen ıslah dilekçesiyle arttırılan miktara yasal faiz işletilmesine ilişkin kısım dışındaki karar ve dayandığı gerekçe usul ve kanuna uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile kararın anılan kısımlarının onanması gerekmektedir.
Temyize konu kararın, miktar artırım dilekçesiyle arttırılan 345.770,68-TL'lık maddi tazminat tutarına yasal faiz işletilmesine yönelik kısmına gelince;
2577 sayılı Kanunun 16. maddesinin 4. fıkrasında yer alan “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” hükmü ile, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek ve bir defaya mahsus olmak üzere, “süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin” dava dilekçesinde gösterilen tazminat miktarının artırılmasına imkan verilmektedir. Miktar artırımına (ıslah) ilişkin dilekçenin, yeni bir dava niteliğinde olmayıp, mevcut davada talep edilen tazminat miktarının ıslah suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu açıktır.
Faiz ise; idarenin tazmin borcu bağlamında, kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip, yargı kararıyla tazminata mahkûm edilmesi sonucunda, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatın ödendiği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'a göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir.
Usul hukukunun temel ilkelerinden olan taleple bağlılık ilkesine göre, Mahkeme tarafından davacının talepleri aşılarak karar verilmesi mümkün olmamakta, davacının istemleri ile bağlı olunup istemleri genişletecek şekilde karar verilmesine olanak bulunmamaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Taleple bağlılık ilkesi" başlıklı 26. maddesinin 1. fıkrasında da, "Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." hükmü ile taleple bağlılık ilkesi açıklanmıştır.
Buna göre, davacının dava açarken Mahkemeden hüküm altına alınmasını talep ettiği istem sonucuyla bağlı kalınarak karar verilmesi gerekmektedir.
Ayrıca, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktarın, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar bir defaya mahsus artırılmasına olanak tanınmış ise de, miktar artırım yolu ile faiz talep edilebilmesine yönelik bir düzenleme öngörülmemiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde; davacının 04.08.2016 tarihinde Mahkeme kaydına giren dava dilekçesinde, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunulmuş ise de herhangi bir yasal faiz isteminde bulunulmadığı; 11.07.2019 tarihinde Mahkeme kaydına giren miktar artırım (ıslah) dilekçesiyle 2.000,00 TL'lık tazminat miktarının 345.770,68 TL artırılarak 347.770,68 TL'ye yükseltildiği, ayrıca miktar artırım dilekçesinde dava dilekçesinde talep edilmeyen yasal faizin, maddi manevi tazminat miktarlarına kaza tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi şeklinde talep edildiği görülmektedir.
Davacının, dava dilekçesinde talep etmediği halde miktar artırım dilekçesinde gündeme getirdiği yasal faiz talebi, "taleple bağlılık" kuralının istisnası olan miktar artırımı kapsamında olmayıp, "davanın genişletilmesi" kapsamında olduğundan, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, ıslah dilekçesiyle arttırılan 345.770,68-TL'lık maddi tazminat tutarına miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren yasal faiz işletilmesine ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, miktar artırım dilekçesiyle arttırılan 345.770,68-TL'lık maddi tazminat tutarına miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren yasal faiz işletilmesine ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabul kısmen reddine, davacının temyiz isteminin reddine,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının;
a) Miktar artırım (ıslah) dilekçesiyle arttırılan 345.770,68-TL'lık maddi tazminat tutarına yasal faiz işletilmesine yönelik kısmı dışındaki maddi ve manevi tazminata ilişkin kısımlarının ONANMASINA,
b) Miktar artırım (ıslah) dilekçesiyle arttırılan 345.770,68-TL'lık maddi tazminat tutarına yasal faiz işletilmesine yönelik kısmının ise BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4. Kesin olarak, 02/04/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.


KARŞI OY :
(X)- Dava; davacının 04/08/2015 tarihinde, saat 23:00 civarında ...sahil yolunda denize doğru dik inen bisiklet yolunda, bisikleti ile seyir halinde iken İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından döşenmiş olan sert bir hortuma takılarak düşmesi sonucu vücudunun çeşitli yerlerinde yaralanmalar meydana geldiği, el bileğinin kırıldığı, elinde kalıcı hasar oluştuğu ileri sürülerek 84 günlük geçici iş görememezlik nedeniyle uğranılan 36.000,00-TL gelir kaybı, çalışma gücü kaybı ve ekonomik geleceğin sarsılması karşılığı olarak 2.000,00-TL (ıslahla 347.770,68-TL), tedavi giderleri karşılığı olarak 1.000,00-TL maddi ve zarar nedeniyle duyulan acı ve keder nedeniyle de 100.000,00-TL manevi zarar olmak üzere toplam 484.770,68-TL zararın tazmin edilmesi istemiyle açılmıştır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde; davacının 04.08.2016 tarihinde Mahkeme kaydına giren dava dilekçesinde, fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak kaydıyla maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğu ancak yasal faiz isteminde bulunmadığı; 11.07.2019 tarihinde Mahkeme kaydına giren miktar artırım (ıslah) dilekçesiyle 2.000,00 TL'lık tazminat miktarının 345.770,68 TL artırılarak 347.770,68 TL'ye yükseltildiği, ayrıca miktar artırım dilekçesinde maddi manevi tazminat miktarlarına kaza tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi şeklinde istemde bulunduğu görülmektedir.
Tam yargı davalarında istemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amacıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile, "Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir." cümlesi; aynı Kanun'un 5. maddesi ile de, 2577 sayılı Kanuna Geçici 7. madde olarak, "Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır." cümlesi eklenmiştir.
Faiz ise; idarenin tazmin borcu bağlamında, kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip, yargı kararıyla tazminata mahkûm edilmesi sonucunda, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatın ödendiği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'a göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir. Yine, faiz, asıl alacağa bağlı feri bir hak olması nedeniyle, dava dilekçesinde bu konuda bir istek olmasa dahi, sonradan 2577 sayılı Kanunun 16/4. maddesi uyarınca verilen miktar artırımına ilişkin dilekçede faiz isteminde bulunulmuşsa, bu istemin de miktar artırımı kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Dava dilekçesinde belirtilen tazminat miktarının artırılmasına hukuki olanak sağlayan adil yargılanma hakkının, sadece tazminat miktarını değil, yasal faiz istemini de kapsadığı açıktır.
Bu bağlamda, ilk dava dilekçesinde faiz istemi olmasa da, ilgili mevzuat hükmü kapsamında Mahkemeye sunulan miktar artırım dilekçesinde yani ıslah dilekçesi ile faiz isteminde bulunduğunda, miktar artırım dilekçesinin içeriğinden sadece artırılan kısım değil ilk talep edilen miktar da dahil olmak üzere toplam tazminat miktarına yasal faiz işletilmesinin istenildiği açıkça anlaşıldığından, asıl alacağın ferisi niteliğindeki yasal faiz isteminin Mahkemece dikkate alınarak talep doğrultusunda hüküm kurulması, ıslah müessesi ile getirilen alacak miktarının artırılması mahiyetinde olduğundan, hukuk ve hakkaniyet gereğidir.
Bir başka deyişle, dava dilekçesinde talep edilmese de ıslah dilekçesiyle yasal faiz isteminde bulunulabileceği, bu faiz isteminin hem dava dilekçesinde talep edilen hem de ıslah dilekçesiyle artırılan tazminat alacağının toplamına birlikte uygulanması gerekmektedir.
Buna göre, temyize konu karar ile; davacının ıslah dilekçesiyle talepte bulunduğu yasal faizin, kabul edilen toplam maddi ve manevi tazminat miktarlarına davacının idareye başvuru tarihinden itibaren uygulanmak suretiyle hesaplanacak bedellerin davalı iarece davacıya ödenmesi gerektiği yönünde karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, temyize konu istinaf kararının asıl alacaklara ilişkin kısmının onanması, asıl alacaklara yasal faiz işletilmemesine ilişkin kısımlarının ise yukarıda belirttiğim gerekçeyle bozulması gerektiği oyum ile, Dairemiz çoğunluk kararına katılmıyorum.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?