‹ Ana sayfa
Danıştay 7. Daire Vergi Hukuku · ön sınıflandırma

Danıştay 7. Daire E.2022/4064 K.2023/4221

Esas No: 2022/4064 · Karar No: 2023/4221 · Karar Tarihi: 08.11.2023
Özet: Uyuşmazlık, vergi incelemesi sonucu 2011‑2012 dönemlerinde banka ve sigorta işlemlerinde reşen tarh edilen vergi ziyaı cezaları, özel usulsüzlük cezaları ve gelir vergisi cezasının iptalini talep eden davacının Dışarıdan temyiz isteğini kapsar. Mahkeme, vergi mahkemesinin kararının aleyhine, özel usulsüzlük cezası kesilebilmesi koşullarını yeniden inceleme gerekip gerekmediğini değerlendirerek kararın bozulmasına karar verdi.
T.C. DANIŞTAY YEDİNCİ DAİRE
Esas No: 2022/4064
Karar No: 2023/4221

TEMYİZ EDEN (DAVALI): ... Vergi Dairesi Başkanlığı
(... Vergi Dairesi Müdürlüğü)

VEKİLİ: Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI): ...

VEKİLİ: Av. ...

İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının aleyhlerine ilişkin hüküm fıkrasının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı adına, vergi inceleme raporuna istinaden 2011 yılının Ağustos ilâ Aralık ve 2012 yılının Ocak ve Şubat dönemleri için re’sen tarh edilen banka ve sigorta muameleleri vergileri ve üç kat tutarında kesilen vergi ziyaı cezaları, 2011 yılının Ağustos dönemi ile 2012 yılının Ocak dönemi için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 355. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezaları ile 2012 yılına ilişkin gelir vergisi ve vergi ziyaı cezasının iptali istemiyle dava açılmıştır.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Kısmen bozma kararı üzerine, uyuşmazlığın vergi ziyaı cezalı banka ve sigorta muameleleri ve özel usulsüzlük cezalarına hasren incelendiği, değerli metalden takı ve mücevherlerin imalatı faaliyetiyle iştigal etmek üzere mükellefiyet tesis ettiren davacının, 2011 ve 2012 yılları hesap ve işlemlerinin incelenmesi neticesinde düzenlenen ... tarih ve ... sayılı vergi tekniği raporu ile, POS cihazlarından kredi kartı ile işlem yapılan kişilerin bir ürün satın almaksızın nakit ihtiyaçlarını karşılamak üzere ve komisyon ödeyerek işlemde bulunduklarını ifade ettikleri, söz konusu kişiler ile iş ortaklığı ya da akrabalık ilişkisi bulunmayan davacının, POS cihazlarını kullanarak faiz karşılığında ödünç para verme faaliyetini izinsiz yürüttüğünün tespit edildiğinden bahisle, POS cihazı kullanılarak gerçekleştirilen işlem tutarının ortalama %2,5'lik kısmının tefecilik faaliyetinden elde edilen faiz geliri kabul edilerek yapılan hesaplamayla matraha ulaşılması suretiyle tarh edilen banka ve sigorta muameleleri vergilerinde ve üç kat olarak kesilen vergi ziyaı cezalarında hukuk aykırılık bulunmadığı, öte yandan, elde edilen gelirlere ilişkin olarak kanuni süresinde elektronik ortamda beyanname verilmediğinden bahisle özel usulsüzlük cezaları kesilmişse de, mükellefiyeti bulunmayan dönemde elektronik ortamda beyanname verilebilmesi için zorunlu olan kullanıcı kodu, parola ve şifre verilmesi gibi şartların yerine getirilmesinin mümkün olmaması nedeniyle beyanname verilmesi zorunluluğundan da söz edilemeyeceğinden, beyanname vermesi mümkün olmayan davacı adına kesilen özel usulsüzlük cezalarında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle özel usulsüzlük cezalarının iptaline, üç kat vergi ziyaı cezalı banka ve sigorta muameleleri yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Tesis edilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın iptale ilişkin hüküm fıkrasının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen hüküm fıkrası usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın iptale ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptale ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA,
3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08/11/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY:

Temyiz başvurusu, davacının ikrazatçılık faaliyetinde bulunduğundan bahisle 2011 yılının Ağustos ilâ Aralık ve 2012 yılının Ocak ve Şubat dönemleri için re’sen tarh edilen banka ve sigorta muameleleri vergileri ve kesilen vergi ziyaı cezaları, 2011 yılının Ağustos dönemi ile 2012 yılının Ocak dönemi için kesilen özel usulsüzlük cezaları ile 2012 yılına ilişkin gelir vergisi ve vergi ziyaı cezasının iptali istemiyle açılan davada, kısmen bozma kararı üzerine, uyuşmazlığın üç kat vergi ziyaı cezalı banka ve sigorta muameleleri vergileri ve özel usulsüzlük cezalarına hasren incelenmesi suretiyle, özel usulsüzlük cezalarını iptal eden, kısmen de davayı reddeden mahkeme kararının aleyhlerine olan hüküm fıkrasının davalı idarece bozulması istemine ilişkindir.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun Dördüncü kitabı "Ceza hükümleri" başlıklı olup, 331. maddede, vergi kanunları hükümlerine aykırı hareket edenlerin bu kitapta yazılı vergi cezaları (vergi ziyaı cezası ve usulsüzlük cezaları) ve diğer cezalar ile cezalandırılacakları belirtilmiştir.

Şekle ve usule müteallik hükümlere riayet etmeme, 213 sayılı Kanun'da "usulsüzlük" olarak tanımlanmıştır. Kanun'da, vergi mükelleflerinin ve sorumlularının vergi kanunlarında yazılı bazı belge ve defterleri düzenleme, bulundurma, verme ve alma yükümlülüklerine aykırı davranışlarından dolayı genel usulsüzlük esaslarına göre daha ağır olan özel usulsüzlük cezaları öngörülmüştür. Vergi Mahkemesi kararında, maddelerde sözü edilen fiillerin kişilerin mükellefiyet kaydının olmasına bağlı olabileceği, aksi halde eylemin oluşmayacağı kabul edilmiştir. Oysa; dava konusu özel usulsüzlük cezasına ilişkin olarak böyle bir koşul bulunmamaktadır.

Aksine bir düşünce; aynı faaliyeti yasal yolla yapan mükelleflerin vergi denetimleri sonucu bu fiilin işlenmesinin saptanması halinde cezalandırabilecekleri, ancak, faaliyeti izinsiz yaptığı belirlenen kişilerin ise, mükellef olmadıkları için fiilin oluşmayacağı gibi bir ikili ayırıma gidilmesi sonucunu doğuracaktır ki, vergi kanunlarının böyle bir ayrımı amaçlayabileceği düşünülemez.

Açıklanan nedenle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile, mahkeme kararının iptale ilişkin hüküm fıkrasının, olayda özel usulsüzlük cezası kesilebilmesi koşullarının varlığı yönünden yeniden inceleme yapılmak üzere bozulması gerektiği oyu ile, Dairemiz kararına katılmıyorum.

¸Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?