Danıştay7. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma
Danıştay 7. Daire E.2021/2843 K.2024/1538
T.C. DANIŞTAY YEDİNCİ DAİRE
Esas No: 2021/2843
Karar No: 2024/1538
TEMYİZ EDEN (DAVALI): ... Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI): ...
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin 2013 yılının Ağustos, Eylül ve Ekim dönemleri tevkifat damga vergileri ile 5035 sayılı Kanundan kaynaklanan damga vergileri, 2013/9 ve 10. dönemleri gelir stopaj vergileri ve 2013/8 dönemi özel tüketim vergisinin tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emri ile 2013/12 ve 2014 dönemi gelir stopaj vergileri, 2013/12 dönemi özel tüketim vergisi, tevkifat damga vergisi, 2013/12 ve 2013/01-12 dönemi 5035 sayılı Kanundan kaynaklanan damga vergileri, 2013/12, 2014/1 ve 2014/01-12 dönemleri özel usulsüzlük cezaları, 2013/01-12 ve 2014/01-12 dönemleri kurumlar vergileri, 2013/01-12 dönemi damga vergisi, 2013/10-12 dönemi gecikme zammı, 2013/10,11,12, 2014/01,02 ve 2014/01-12 dönemleri gecikme faizi, 2013/10,11,12, 2014/1,2 ve 2014/01-12 dönemleri vergi ziyaı cezaları, 2013/10,11,12, 2014/01 ve 02 dönemleri katma değer vergileri ile 2014/01-12 dönemleri karayolları geçiş ücretleri ve karayolları geçiş ücretleri/ idari para cezasının tahsili amacıyla şirket kanuni temsilcisi sıfatıyla davacı adına düzenlenen ... tarih ve ..., ... ve ... sayılı dört adet emrinin karayolları geçiş ücretleri ve karayolları geçiş ücretleri/ idari para cezası haricinde kalan kısımlarının iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava konusu ödeme emirlerine dayanak olan ve asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin 27/11/2018 tarihinde tebliğ edildiği, dava konusu ödeme emirlerinin ise 02/01/2019 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen 25/10/2017 tarihinde düzenlendiği, kamu alacaklarının öncelikle asıl borçlu şirketten tahsili yoluna gidilmeden davacı adına 2017 yılında düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu ödeme emirlerinin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu mahkeme kararında, asıl borçlu şirketin vadesinde ödenmeyerek kamu alacağı niteliğini kazanmış borçlarının tahsili için şirket adına ve davacı adına şirket ortağı ve kanuni temsilcisi sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinin düzenlenme tarihine hukuki sonuç bağlanmasında isabet bulunmadığı, şirket borçları nedeniyle sorumlular adına ödeme emri ile yapılan takibin, şirket hakkındaki işlemler tamamlanmadan yapıldığının söylenebilmesi için, henüz şirkete ödeme emri tebliğ edilmeden ortak veya kanuni temsilciye ödeme emri tebliğ edilmiş olmasının gerektiği bu nedenle vergi mahkemesi kararının ödeme emirlerinin düzenlenme tarihini esas alan gerekçesinde hukuka uygunluk bulunmadığı, 23/09/2020 tarihli ara kararı üzerine verilen davalı idarenin 28/10/2020 tarihli cevabı ve eki belgelerin incelenmesinden; davacı adına ortak sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrindeki kamu alacakları ile kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istenen kısımlarındaki kamu alacakları için 6552 sayılı İş Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması İle Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanundan yararlanma başvurusu yapıldığının anlaşıldığı, davacı adına düzenlenen ... tarihli ... ve ... sayılı ödeme emirlerindeki uyuşmazlık konusu borçların, asıl borçlu limited şirket tarafından yapılandırılması üzerine nitelik değiştirerek, yapılandırılan ancak ödenmeyen borca dönüştüğü, önce şirketin ödeme emri ile takibi, sonrasında tahsil olanaksızlığının ortaya konulması şartıyla yapılandırma başvurusunun yapıldığı tarihteki ve yapılandırılan borçların ödenmesi gereken tarihlerdeki kanuni temsilci ve ortakların takibine geçilmesi gerektiğinden tekrar ödeme emri tebliğ edilerek asıl borçlu şirket hakkında takip yapılmadan davacının ödeme emri ile takibinde hukuka uygunluk bulunmadığı, kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarihli ... sayılı ödeme emrinde yer alan 2013 yılının ilgili dönemlerine ait uyuşmazlık konusu katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi borçlarının ... tarih ve ... sayılı vergi inceleme raporuna dayandığı, anılan raporda, defter ve belge isteme yazısı 27/10/2014 tarihinde şirket müdürü Ömer Kutlu'nun ikametgah adresinde tebliğ edilmesine rağmen şirketin 2010, 2011, 2012 ve 2013 yıllarına ait defter ve belgeleri incelemeye ibraz edilmediğinden, belgelerin kanuni defterlere kayıt edildiğinin tespitine imkan bulunmadığından bahisle katma değer vergisi indirimleri kabul edilmeyerek tarhiyat önerildiği, Aralık 2013 döneminden Ocak 2014 dönemine devreden katma değer vergisinin sıfır olarak belirlendiği, ödeme emrindeki 04/01/2015 vadeli özel usulsüzlük cezasının ise 26/08/2014 tarihinde tebliğ edilen 19/06/2014 tarihli bilgi isteme yazısına cevap verilmemesi sebebiyle kesildiği, 02/02/2014 tarihinde kanuni temsilcilik görevi sona eren davacının defter ve belgelerin ibraz edilmemesinden ve bu sebeple katma değer vergisi indirimlerinin kabul edilmemesi nedeniyle tarh edilen vergiler, kesilen ceza ve hesaplanan gecikme faizleri ile yazı gereğinin yerine getirilmemesi sebebiyle kesilen özel usulsüzlük cezasından sorumlu tutulması ve ödeme emriyle takibinin hukuka aykırı olduğu, kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrine gelince; ödeme emrinde yer alan uyuşmazlık konusu borçların 2014 yılının Ocak ve Ocak-Aralık dönemlerine ilişkin olarak tarh edilen gelir (stopaj) vergisi, kurumlar vergisi, vergi ziyaı cezası ile gecikme faizi, özel usulsüzlük cezası olduğu, vadelerinin 30/05/2015 tarihi olduğu, davacının 02.02.2014 tarihinde paylarını devrettiği ve kanuni temsilcilik sıfatı sona erdiği, 2014 yılının Ocak dönemi gelir (stopaj) vergisi beyannamesinin verilmesi gereken 26/02/2014 tarihinde ve 2014 yılı kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken 30/04/2014 tarihinde ve tarh edilen vergilerin vade tarihi olan 30/05/2017 tarihinde kanuni temsilci sıfatı bulunmadığından, beyan ve ödeme yönünden kendisine kusur yüklenemeyeceği, öte yandan, davacı 02/02/2014 tarihine kadar kanuni temsilci olduğundan, ... tarih ve ... sayılı ödeme emri ile istenen alacakların ait olduğu 2014 yılının Ocak ve Ocak-Aralık dönemlerinde kısmen kanuni temsilci sıfatına sahip olsa da davacının, anılan vergilendirme dönemleri içinde kanuni temsilci sıfatının bulunduğu tarihlerde işlenen ve vergi kaybına yol açan fiillerden sorumluluğunun bulunduğunu gösteren bir tespitin ortaya konulmadığı, gelir (stopaj) vergisine ilişkin ... tarih ve ... sayılı takdir komisyonu kararında, 2014 yılının Ocak dönemine ait muhtasar beyannamesinin kanuni süresi geçtiği halde verilmemesi sebebiyle Vergi Usul Kanunun 30. maddesi uyarınca dönem matrahının re'sen takdir edildiği, matrah takdirinin şirketin 2014 yılının Şubat dönemi muhtasar beyannamesi dikkate alınarak yapıldığının ve kurumlar vergisine ilişkin ... tarih ve ... sayılı takdir komisyonu kararında, 2014 yılına ait kurumlar vergisi beyannamesinin kanuni süresi geçtiği halde verilmemesi sebebiyle Vergi Usul Kanunun 30. maddesi uyarınca dönem matrahının re'sen takdir edildiği, matrah takdirinin şirketin 2014 yılının Ekim- Aralık dönemi kurum geçici vergi beyannamesi dikkate alınarak yapıldığının belirtildiği dolayısıyla gelir (stopaj) vergisi ve kurumlar vergisi bakımından davacının kanuni temsilci olarak kusurlu bir fiilinin varlığı ortaya konulmadığından, 25/10/2017 tarih ve 4 sayılı ödeme emrinde, gelir (stopaj) vergisi, kurumlar vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi açısından hukuka uygunluk bulunmadığı, ... tarihli ... sayılı ödeme emrindeki 2014 yılının Ocak ve Ocak-Aralık dönemlerine ait özel usulsüzlük cezalarına gelince; dosyadaki ceza ihbarnamesi fotokopilerinden özel usulsüzlük cezalarının, şirketin 2014 yılı Ocak dönemine ait muhtasar beyannamesinin ve 2014 yılına ait kurumlar vergisi beyannamesinin kanuni süresi geçtiği halde verilmemesi nedeniyle kesildiği, anılan beyannamelerin verilmesi gereken tarihlerde davacının kanuni temsilci sıfatı bulunmadığından, beyannamelerin verilmemesi sebebiyle kesilen özel usulsüzlük cezalarından sorumlu tutulamayacağı bu nedenle, anılan ödeme emrinin özel usulsüzlük cezalarına ilişkin kısmında da hukuka uygunluk görülmediği, bu durumda, dava konusu ödeme emirlerinin iptali yolundaki vergi mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmadığı ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu ödeme emirlerinin, asıl borçlu ... Madeni Yağlar Ticaret Limited Şirketinden tahsil edilemeyen kamu alacaklarının şirket ortağı ve kanuni temsilcisi sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla düzenlendiği, öncelikle asıl borçlu şirketten tahsili yoluna gidildiği tahsil edilememesi üzerine davacı adına ödeme emirlerinin düzenlendiği, ... ve ... sayılı ödeme emirleri içeriği kamu alacaklarının 6552 sayılı Kanun kapsamında yeni vade ve tutarlara bağlanmasının borcun yenilenmesi niteliği taşımadığı, ... ve ... sayılı ödeme emirleri yönünden; 213 sayılı Kanun'un 10. maddesinin ve 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesinin açık olduğu ve kamu alacaklarının dönemleri itibariyle davacının asıl borçlu şirket temsilcisi olması nedeniyle sorumluluğunun bulunduğu, dava konusu ödeme emirlerinin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ:6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 133. maddesi ile yeni bir borçla mevcut bir borcun sona erdirilmesinin ancak tarafların bu yöndeki açık iradesi ile olacağının düzenlendiği, yapılandırma başvurusu üzerine yeni vade ve tutarların belirlenmesinin borçlar hukukundaki borcu sona erdiren sebepler arasında yer alan borcun yenilenmesi niteliğini taşımadığı, vergi borcunun ödenmesi için mükelleflere yasal indirim ve kolaylıklar sağlanarak, borcun yeni vadelere bağlanması işleminin, borcun yenilenmesi niteliği taşıdığına dair yapılandırma kanunlarında açık bir düzenleme bulunmadığı sürece borcun yenilenmesi olarak değerlendirilemeyeceği, kaldı ki 6552 sayılı Kanunun 73. maddesinin 10. fıkrasının c bendinde; "Bu madde kapsamına giren alacakların maddede belirtilen şekilde tamamen ödenmemiş olması hâlinde, bu maddenin yedinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla borçlular ödedikleri tutarlar kadar bu madde hükümlerinden yararlanırlar." hükmüne yer verildiği, hükmün mefhumu muhalifinden ödenmeyen tutarlar yönünden yapılandırmaya ilişkin düzenlemeden yararlanılamayacağının anlaşıldığı, ödenmeyen tutarlar için yararlanılamayan ve borcun yenilendiğine dair açık bir hüküm içermeyen kanuni düzenleme ile borcun yenilendiği ve nitelik değiştirdiğinin kabulünün hukuken mümkün olmadığı, belli bir dönemde geçerli olmak üzere kabul edilen yasalardan yararlanmak için başvurmalarına rağmen, şartları ihlal ederek bu yasalardan yararlanma haklarını kaybeden limited şirketlerin borçlarının, kamu alacaklarının takip ve tahsilini düzenleyen temel kurallara göre tahsili gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Yapılandırıldığı halde ödenmeyen borçların limited şirketlerin kanuni temsilcileri ve ortaklarından takibi için tekrar şirket adına ödeme emri düzenlenmesine gerek bulunmamaktadır. ... tarih ve ..., ... sayılı ödeme emirlerine ilişkin uyuşmazlığın da ortak ve kanuni temsilcilerin limited şirketlerin vergi borçlarından sorumluluğuna ilişkin kurallara göre incelenmesi gerektiğinden istinaf kararının ... ve ... sayılı ödeme emirlerine ilişkin hüküm fıkrasının bozulması, kalan kısımlarına ilişkin temyiz isteminin reddi ile onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci ve Dokuzuncu Dairelerince, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'na 3619 sayılı Kanun'la eklenen Ek 1. madde hükmü uyarınca birlikte yapılan toplantıda, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 20/03/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde, bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği; yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi alacaklarının, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı; temsilciler veya teşekkülü idare edenlerin bu suretle ödedikleri vergiler için, asıl mükelleflere rücu edebilecekleri hükme bağlanmıştır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un, 4108 sayılı Kanun'un 11. maddesi ile eklenen mükerrer 35. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği hükmüne yer verilmiştir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un, "Limited Şirketlerin Amme Borçları" başlıklı 35. maddesinde ise, limited şirket ortaklarının şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu oldukları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları, ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait kamu alacaklarının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulacakları, kamu alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, kamu alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulacakları hükmüne yer verilmiştir.
6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun'un 73. maddesinin 10. fıkrasının (a) bendinde, bu maddeye göre ödenmesi gereken taksitlerden; bir takvim yılında iki veya daha az (2014 takvim yılı için bir) taksitin, süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde, ödenmeyen veya eksik ödenen taksit tutarlarının son taksiti izleyen ayın sonuna kadar, gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanun'un 51. maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla bu madde hükümünden yararlanılacağı, süresinde ödenmeyen veya eksik ödenen taksitlerin belirtilen şekilde de ödenmemesi veya bir takvim yılında ikiden fazla (2014 yılı için birden fazla) taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde bu Kanun hükümlerinden yararlanma hakkının kaybedileceği, bu hükmün alacaklı tahsil daireleri açısından taksitlendirilen alacaklar için ayrı ayrı uygulanacağı, (c) bendinde, bu madde kapsamına giren alacakların maddede belirtilen şekilde tamamen ödenmemiş olması hâlinde, bu maddenin yedinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla borçluların ödedikleri tutarlar kadar bu madde hükümlerinden yararlanacağı düzenlemesine yer verilmiştir.
Belirtilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, yapılandırılan borçların tespit edildiği şekilde süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde yararlanma hakkının kaybedileceği, bir başka deyişle yapılandırma öncesi eski duruma dönüleceği, bu nedenle yeni bir işleme gerek kalmaksızın takip işlemlerine kaldığı yerden devam edilebileceği açıktır.
Bu itibarla, Mahkemece dava konusu ... tarihli ... ve ... sayılı ödeme emirleri içeriği vergi borçlarının yapılandırma tarihi itibarıyla nitelik değiştirip yeni bir borç haline geldiği ve yapılandırma işleminin iptali sonrasında asıl borçlu şirket hakkında yeniden yapılacak takip ile kamu alacağının tahsil imkansızlığı ortaya konulmadan davacının ortak ve kanuni temsilci sıfatıyla takibe geçilmesinde hukuka uygunluk olmadığı yolundaki değerlendirmesinde isabet bulunmadığından, dava konusu ... tarihli ... ve ... sayılı ödeme emirleri yönünden ortak ve kanuni temsilcilerin sorumluluğuna ilişkin yukarıda sözü edilen maddeler uyarınca yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmesi gerektiği görüşüyle, kararın bu ödeme emirlerine ilişkin kısmına katılmıyoruz.
Esas No: 2021/2843
Karar No: 2024/1538
TEMYİZ EDEN (DAVALI): ... Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI): ...
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin 2013 yılının Ağustos, Eylül ve Ekim dönemleri tevkifat damga vergileri ile 5035 sayılı Kanundan kaynaklanan damga vergileri, 2013/9 ve 10. dönemleri gelir stopaj vergileri ve 2013/8 dönemi özel tüketim vergisinin tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emri ile 2013/12 ve 2014 dönemi gelir stopaj vergileri, 2013/12 dönemi özel tüketim vergisi, tevkifat damga vergisi, 2013/12 ve 2013/01-12 dönemi 5035 sayılı Kanundan kaynaklanan damga vergileri, 2013/12, 2014/1 ve 2014/01-12 dönemleri özel usulsüzlük cezaları, 2013/01-12 ve 2014/01-12 dönemleri kurumlar vergileri, 2013/01-12 dönemi damga vergisi, 2013/10-12 dönemi gecikme zammı, 2013/10,11,12, 2014/01,02 ve 2014/01-12 dönemleri gecikme faizi, 2013/10,11,12, 2014/1,2 ve 2014/01-12 dönemleri vergi ziyaı cezaları, 2013/10,11,12, 2014/01 ve 02 dönemleri katma değer vergileri ile 2014/01-12 dönemleri karayolları geçiş ücretleri ve karayolları geçiş ücretleri/ idari para cezasının tahsili amacıyla şirket kanuni temsilcisi sıfatıyla davacı adına düzenlenen ... tarih ve ..., ... ve ... sayılı dört adet emrinin karayolları geçiş ücretleri ve karayolları geçiş ücretleri/ idari para cezası haricinde kalan kısımlarının iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava konusu ödeme emirlerine dayanak olan ve asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin 27/11/2018 tarihinde tebliğ edildiği, dava konusu ödeme emirlerinin ise 02/01/2019 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen 25/10/2017 tarihinde düzenlendiği, kamu alacaklarının öncelikle asıl borçlu şirketten tahsili yoluna gidilmeden davacı adına 2017 yılında düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu ödeme emirlerinin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu mahkeme kararında, asıl borçlu şirketin vadesinde ödenmeyerek kamu alacağı niteliğini kazanmış borçlarının tahsili için şirket adına ve davacı adına şirket ortağı ve kanuni temsilcisi sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinin düzenlenme tarihine hukuki sonuç bağlanmasında isabet bulunmadığı, şirket borçları nedeniyle sorumlular adına ödeme emri ile yapılan takibin, şirket hakkındaki işlemler tamamlanmadan yapıldığının söylenebilmesi için, henüz şirkete ödeme emri tebliğ edilmeden ortak veya kanuni temsilciye ödeme emri tebliğ edilmiş olmasının gerektiği bu nedenle vergi mahkemesi kararının ödeme emirlerinin düzenlenme tarihini esas alan gerekçesinde hukuka uygunluk bulunmadığı, 23/09/2020 tarihli ara kararı üzerine verilen davalı idarenin 28/10/2020 tarihli cevabı ve eki belgelerin incelenmesinden; davacı adına ortak sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrindeki kamu alacakları ile kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istenen kısımlarındaki kamu alacakları için 6552 sayılı İş Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması İle Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanundan yararlanma başvurusu yapıldığının anlaşıldığı, davacı adına düzenlenen ... tarihli ... ve ... sayılı ödeme emirlerindeki uyuşmazlık konusu borçların, asıl borçlu limited şirket tarafından yapılandırılması üzerine nitelik değiştirerek, yapılandırılan ancak ödenmeyen borca dönüştüğü, önce şirketin ödeme emri ile takibi, sonrasında tahsil olanaksızlığının ortaya konulması şartıyla yapılandırma başvurusunun yapıldığı tarihteki ve yapılandırılan borçların ödenmesi gereken tarihlerdeki kanuni temsilci ve ortakların takibine geçilmesi gerektiğinden tekrar ödeme emri tebliğ edilerek asıl borçlu şirket hakkında takip yapılmadan davacının ödeme emri ile takibinde hukuka uygunluk bulunmadığı, kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarihli ... sayılı ödeme emrinde yer alan 2013 yılının ilgili dönemlerine ait uyuşmazlık konusu katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi borçlarının ... tarih ve ... sayılı vergi inceleme raporuna dayandığı, anılan raporda, defter ve belge isteme yazısı 27/10/2014 tarihinde şirket müdürü Ömer Kutlu'nun ikametgah adresinde tebliğ edilmesine rağmen şirketin 2010, 2011, 2012 ve 2013 yıllarına ait defter ve belgeleri incelemeye ibraz edilmediğinden, belgelerin kanuni defterlere kayıt edildiğinin tespitine imkan bulunmadığından bahisle katma değer vergisi indirimleri kabul edilmeyerek tarhiyat önerildiği, Aralık 2013 döneminden Ocak 2014 dönemine devreden katma değer vergisinin sıfır olarak belirlendiği, ödeme emrindeki 04/01/2015 vadeli özel usulsüzlük cezasının ise 26/08/2014 tarihinde tebliğ edilen 19/06/2014 tarihli bilgi isteme yazısına cevap verilmemesi sebebiyle kesildiği, 02/02/2014 tarihinde kanuni temsilcilik görevi sona eren davacının defter ve belgelerin ibraz edilmemesinden ve bu sebeple katma değer vergisi indirimlerinin kabul edilmemesi nedeniyle tarh edilen vergiler, kesilen ceza ve hesaplanan gecikme faizleri ile yazı gereğinin yerine getirilmemesi sebebiyle kesilen özel usulsüzlük cezasından sorumlu tutulması ve ödeme emriyle takibinin hukuka aykırı olduğu, kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrine gelince; ödeme emrinde yer alan uyuşmazlık konusu borçların 2014 yılının Ocak ve Ocak-Aralık dönemlerine ilişkin olarak tarh edilen gelir (stopaj) vergisi, kurumlar vergisi, vergi ziyaı cezası ile gecikme faizi, özel usulsüzlük cezası olduğu, vadelerinin 30/05/2015 tarihi olduğu, davacının 02.02.2014 tarihinde paylarını devrettiği ve kanuni temsilcilik sıfatı sona erdiği, 2014 yılının Ocak dönemi gelir (stopaj) vergisi beyannamesinin verilmesi gereken 26/02/2014 tarihinde ve 2014 yılı kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken 30/04/2014 tarihinde ve tarh edilen vergilerin vade tarihi olan 30/05/2017 tarihinde kanuni temsilci sıfatı bulunmadığından, beyan ve ödeme yönünden kendisine kusur yüklenemeyeceği, öte yandan, davacı 02/02/2014 tarihine kadar kanuni temsilci olduğundan, ... tarih ve ... sayılı ödeme emri ile istenen alacakların ait olduğu 2014 yılının Ocak ve Ocak-Aralık dönemlerinde kısmen kanuni temsilci sıfatına sahip olsa da davacının, anılan vergilendirme dönemleri içinde kanuni temsilci sıfatının bulunduğu tarihlerde işlenen ve vergi kaybına yol açan fiillerden sorumluluğunun bulunduğunu gösteren bir tespitin ortaya konulmadığı, gelir (stopaj) vergisine ilişkin ... tarih ve ... sayılı takdir komisyonu kararında, 2014 yılının Ocak dönemine ait muhtasar beyannamesinin kanuni süresi geçtiği halde verilmemesi sebebiyle Vergi Usul Kanunun 30. maddesi uyarınca dönem matrahının re'sen takdir edildiği, matrah takdirinin şirketin 2014 yılının Şubat dönemi muhtasar beyannamesi dikkate alınarak yapıldığının ve kurumlar vergisine ilişkin ... tarih ve ... sayılı takdir komisyonu kararında, 2014 yılına ait kurumlar vergisi beyannamesinin kanuni süresi geçtiği halde verilmemesi sebebiyle Vergi Usul Kanunun 30. maddesi uyarınca dönem matrahının re'sen takdir edildiği, matrah takdirinin şirketin 2014 yılının Ekim- Aralık dönemi kurum geçici vergi beyannamesi dikkate alınarak yapıldığının belirtildiği dolayısıyla gelir (stopaj) vergisi ve kurumlar vergisi bakımından davacının kanuni temsilci olarak kusurlu bir fiilinin varlığı ortaya konulmadığından, 25/10/2017 tarih ve 4 sayılı ödeme emrinde, gelir (stopaj) vergisi, kurumlar vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi açısından hukuka uygunluk bulunmadığı, ... tarihli ... sayılı ödeme emrindeki 2014 yılının Ocak ve Ocak-Aralık dönemlerine ait özel usulsüzlük cezalarına gelince; dosyadaki ceza ihbarnamesi fotokopilerinden özel usulsüzlük cezalarının, şirketin 2014 yılı Ocak dönemine ait muhtasar beyannamesinin ve 2014 yılına ait kurumlar vergisi beyannamesinin kanuni süresi geçtiği halde verilmemesi nedeniyle kesildiği, anılan beyannamelerin verilmesi gereken tarihlerde davacının kanuni temsilci sıfatı bulunmadığından, beyannamelerin verilmemesi sebebiyle kesilen özel usulsüzlük cezalarından sorumlu tutulamayacağı bu nedenle, anılan ödeme emrinin özel usulsüzlük cezalarına ilişkin kısmında da hukuka uygunluk görülmediği, bu durumda, dava konusu ödeme emirlerinin iptali yolundaki vergi mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmadığı ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu ödeme emirlerinin, asıl borçlu ... Madeni Yağlar Ticaret Limited Şirketinden tahsil edilemeyen kamu alacaklarının şirket ortağı ve kanuni temsilcisi sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla düzenlendiği, öncelikle asıl borçlu şirketten tahsili yoluna gidildiği tahsil edilememesi üzerine davacı adına ödeme emirlerinin düzenlendiği, ... ve ... sayılı ödeme emirleri içeriği kamu alacaklarının 6552 sayılı Kanun kapsamında yeni vade ve tutarlara bağlanmasının borcun yenilenmesi niteliği taşımadığı, ... ve ... sayılı ödeme emirleri yönünden; 213 sayılı Kanun'un 10. maddesinin ve 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesinin açık olduğu ve kamu alacaklarının dönemleri itibariyle davacının asıl borçlu şirket temsilcisi olması nedeniyle sorumluluğunun bulunduğu, dava konusu ödeme emirlerinin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ:6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 133. maddesi ile yeni bir borçla mevcut bir borcun sona erdirilmesinin ancak tarafların bu yöndeki açık iradesi ile olacağının düzenlendiği, yapılandırma başvurusu üzerine yeni vade ve tutarların belirlenmesinin borçlar hukukundaki borcu sona erdiren sebepler arasında yer alan borcun yenilenmesi niteliğini taşımadığı, vergi borcunun ödenmesi için mükelleflere yasal indirim ve kolaylıklar sağlanarak, borcun yeni vadelere bağlanması işleminin, borcun yenilenmesi niteliği taşıdığına dair yapılandırma kanunlarında açık bir düzenleme bulunmadığı sürece borcun yenilenmesi olarak değerlendirilemeyeceği, kaldı ki 6552 sayılı Kanunun 73. maddesinin 10. fıkrasının c bendinde; "Bu madde kapsamına giren alacakların maddede belirtilen şekilde tamamen ödenmemiş olması hâlinde, bu maddenin yedinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla borçlular ödedikleri tutarlar kadar bu madde hükümlerinden yararlanırlar." hükmüne yer verildiği, hükmün mefhumu muhalifinden ödenmeyen tutarlar yönünden yapılandırmaya ilişkin düzenlemeden yararlanılamayacağının anlaşıldığı, ödenmeyen tutarlar için yararlanılamayan ve borcun yenilendiğine dair açık bir hüküm içermeyen kanuni düzenleme ile borcun yenilendiği ve nitelik değiştirdiğinin kabulünün hukuken mümkün olmadığı, belli bir dönemde geçerli olmak üzere kabul edilen yasalardan yararlanmak için başvurmalarına rağmen, şartları ihlal ederek bu yasalardan yararlanma haklarını kaybeden limited şirketlerin borçlarının, kamu alacaklarının takip ve tahsilini düzenleyen temel kurallara göre tahsili gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Yapılandırıldığı halde ödenmeyen borçların limited şirketlerin kanuni temsilcileri ve ortaklarından takibi için tekrar şirket adına ödeme emri düzenlenmesine gerek bulunmamaktadır. ... tarih ve ..., ... sayılı ödeme emirlerine ilişkin uyuşmazlığın da ortak ve kanuni temsilcilerin limited şirketlerin vergi borçlarından sorumluluğuna ilişkin kurallara göre incelenmesi gerektiğinden istinaf kararının ... ve ... sayılı ödeme emirlerine ilişkin hüküm fıkrasının bozulması, kalan kısımlarına ilişkin temyiz isteminin reddi ile onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci ve Dokuzuncu Dairelerince, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'na 3619 sayılı Kanun'la eklenen Ek 1. madde hükmü uyarınca birlikte yapılan toplantıda, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 20/03/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde, bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği; yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi alacaklarının, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı; temsilciler veya teşekkülü idare edenlerin bu suretle ödedikleri vergiler için, asıl mükelleflere rücu edebilecekleri hükme bağlanmıştır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un, 4108 sayılı Kanun'un 11. maddesi ile eklenen mükerrer 35. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği hükmüne yer verilmiştir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un, "Limited Şirketlerin Amme Borçları" başlıklı 35. maddesinde ise, limited şirket ortaklarının şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu oldukları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları, ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait kamu alacaklarının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulacakları, kamu alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, kamu alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulacakları hükmüne yer verilmiştir.
6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun'un 73. maddesinin 10. fıkrasının (a) bendinde, bu maddeye göre ödenmesi gereken taksitlerden; bir takvim yılında iki veya daha az (2014 takvim yılı için bir) taksitin, süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde, ödenmeyen veya eksik ödenen taksit tutarlarının son taksiti izleyen ayın sonuna kadar, gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanun'un 51. maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla bu madde hükümünden yararlanılacağı, süresinde ödenmeyen veya eksik ödenen taksitlerin belirtilen şekilde de ödenmemesi veya bir takvim yılında ikiden fazla (2014 yılı için birden fazla) taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde bu Kanun hükümlerinden yararlanma hakkının kaybedileceği, bu hükmün alacaklı tahsil daireleri açısından taksitlendirilen alacaklar için ayrı ayrı uygulanacağı, (c) bendinde, bu madde kapsamına giren alacakların maddede belirtilen şekilde tamamen ödenmemiş olması hâlinde, bu maddenin yedinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla borçluların ödedikleri tutarlar kadar bu madde hükümlerinden yararlanacağı düzenlemesine yer verilmiştir.
Belirtilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, yapılandırılan borçların tespit edildiği şekilde süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde yararlanma hakkının kaybedileceği, bir başka deyişle yapılandırma öncesi eski duruma dönüleceği, bu nedenle yeni bir işleme gerek kalmaksızın takip işlemlerine kaldığı yerden devam edilebileceği açıktır.
Bu itibarla, Mahkemece dava konusu ... tarihli ... ve ... sayılı ödeme emirleri içeriği vergi borçlarının yapılandırma tarihi itibarıyla nitelik değiştirip yeni bir borç haline geldiği ve yapılandırma işleminin iptali sonrasında asıl borçlu şirket hakkında yeniden yapılacak takip ile kamu alacağının tahsil imkansızlığı ortaya konulmadan davacının ortak ve kanuni temsilci sıfatıyla takibe geçilmesinde hukuka uygunluk olmadığı yolundaki değerlendirmesinde isabet bulunmadığından, dava konusu ... tarihli ... ve ... sayılı ödeme emirleri yönünden ortak ve kanuni temsilcilerin sorumluluğuna ilişkin yukarıda sözü edilen maddeler uyarınca yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmesi gerektiği görüşüyle, kararın bu ödeme emirlerine ilişkin kısmına katılmıyoruz.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.