‹ Ana sayfa
Danıştay7. Daireİdare Hukuku

Danıştay 7. Daire E.2020/3902 K.2023/582

Esas No: 2020/3902 · Karar No: 2023/582 · Karar Tarihi: 13.02.2023
4458 sayılı Gümrük Kanun2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun
Özet: Danıştay 7. Daire Başkanlığı         2020/3902 E.  ,  2023/582 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y YEDİNCİ DAİRE Esas No : 2020/3902 Karar No : 2023/582 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı adına ... Müdürlüğü VEKİLİ : Av.... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Asıl borçlu ...
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/3902
Karar No : 2023/582

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı adına ... Müdürlüğü

**VEKİLİ:** Av....

KARŞI TARAF (DAVACI) : ...

**VEKİLİ:** Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Asıl borçlu ... Yapı Taahhüt Ticaret Sanayi ve Gıda Ürünleri Üretim Pazarlama Limited Şirketi adına tescilli ithalat beyannameleri muhteviyatı eşya nedeniyle dahilde işleme rejimi hükümlerinin ihlal edildiğinden bahisle, eşyaya isabet eden gümrük ve katma değer vergileri, gecikme faizi ile 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 238. maddesinin 1. fıkrası uyarınca karara bağlanan para cezasının tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla ortaklık payı oranında davacı adına düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olayda, 28/04/2015 tarih ve 8809 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'ne göre davacının, şirketin %47,5 hisseli ortağı olduğu, bununla birlikte, Mahkemelerinin ara kararıyla davalı idareden, konkordato talebi aynen tasdik olunarak tasfiye sürecine giren asıl borçlu şirketin tasfiye sürecine ilişkin araştırma yapılıp yapılmadığı, tasfiyesinin sonuçlanmasının beklenip beklenmediği, savunma dilekçesi ekinde yer alan ve davalı idarenin üzerine haciz tatbik ettiği şirkete ait taşınır-taşınmaz malların satılıp satılmadığı, satıldıysa satış bedelinin toplam alacaktan mahsup edilip edilmediği, şirket adı, banka adı, TL cinsinden tutar ve davalı idare adının yazılı olduğu belgelerin neye ilişkin olduğunun sorulması üzerine, davalı idarece gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinden, asıl borçlu şirketin konkordato başvurusunun kötü niyetli olduğu, ödeme emri içeriği alacakların kesinleşmesi nedeniyle tasfiye sürecinin araştırılmasına gerek olmadığı, mal varlığı araştırması sonucu şirket adına kayıtlı olan taşınmazlar, motorlu taşıtlar ve banka hesaplarındaki paralar üzerine haciz tatbik edildiği, ancak söz konusu hacizlerin öncesinde konulmuş çok sayıda haciz bulunduğu, cevap tarihi itibariyle herhangi bir satış yahut mahsup işlemi yapılmadığının anlaşıldığı, ayrıca dava konusu ödeme emrinin tanzim ve tebliğ edildiği tarihten sonra da (11/12/2019 ve 16/12/2019 tarihlerinde) şirkete ait bazı taşımazlara ve motorlu taşıtlara haciz tatbik edildiğinin Mahkemece tespit edildiği, bu durumda, asıl borçlu şirket adına kayıtlı taşınmazlar ile motorlu taşıtların satılarak paraya çevrilmesi ve banka hesaplarındaki paralar üzerinde fiili haciz uygulanarak tahsilat yapılması suretiyle asıl borçlu şirket hakkındaki tüm takip işlemleri sonuçlandırılıp, bakiye borç ortaya konulmadan şirket ortağından takip ve tahsil safhasına gelmiş bir kamu alacağının varlığından bahsetmenin olanaksız olduğu gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2.... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 14/02/2023 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 35. maddesinde; limited şirket ortaklarının şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları; "Kanundaki terimler" başlıklı 3. maddesinde ise, tahsil edilemeyen amme alacağı teriminin, amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacaklarını; tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı teriminin, amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını ifade ettiği belirtilmiştir.
Dava konusu olayda, asıl borçlu ... Yapı Taahhüt Ticaret Sanayi ve Gıda Ürünleri Üretim Pazarlama Limited Şirketi adına düzenlenen ... tarih ve ... sayılı dahilde işleme izin belgesi kapsamında, 30/04/2015 ile 01/05/2015 tarihli 2 adet ithalat beyannamesi ile ithal edilen eşyanın bir kısmının ihraç edilen mamuller bünyesinde kullanılmadığının Ekonomi Bakanlığınca bildirilmesi üzerine, giriş esnasında tahakkuk ettirilerek teminata bağlanan gümrük ve katma değer vergilerinin şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine davacı adına ortaklık hissesi tutarında ödeme emri düzenlendiği, 10/03/2010 tarih ve 7518 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin incelenmesinden, ilan tarihinde asıl borçlu ... Yapı Taahhüt Ticaret Sanayi ve Gıda Ürünleri Üretim Pazarlama Ltd. Şti.'nin mevcut ortağı olan davacının, 02/03/0010 tarih ve 2010/2 sayılı ortaklar kurulu kararıyla gerçekleşen sermaye artırımıyla ortaklık payının %52,5 oranına ulaştığı, 28/04/2015 tarih ve 8809 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'ne göre de, bu durumun devam ettiği, dava konusu ödeme emri içeriği vergi ve cezaların doğduğu ve ödenmesi gerektiği dönemlerde %52,5 oranında şirket ortağı olduğunun anlaşıldığı, bu durumda, söz konusu alacağın şirket tüzel kişiliğinden tahsil edilememesi halinde, ilgili dönemde şirket ortağı olan davacının hissesi oranında sorumlu tutulabileceği tabiidir.
Buna göre, asıl borçlu şirket hakkında ödeme emirleri düzenlenerek usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, şirket hakkında yapılan malvarlığı araştırması sonucunda her ne kadar şirket adına kayıtlı araca ve gayrimenkullere haciz konulmuş ise de, asıl amme borçlusu şirketin konkordato ilan ettiği, haciz uygulanan mallar üzerinde daha önce tesis edilmiş başkaca hacizler olduğu ve toplam borç miktarı dikkate alındığında, uyuşmazlık konusu dönemlere ilişkin amme alacağının asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceğinin ve amme alacağının doğduğu tarihte davacının şirket ortağı olduğunun anlaşılması karşısında, davacı adına hissesi oranında düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığından ödeme emrinin iptaline yönelik istinaf talebini reddeden Daire kararının bozulması gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?