Danıştay6. DaireCeza Hukuku
Danıştay 6. Daire E.2020/2034 K.2023/1908
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2020/2034
Karar No : 2023/1908
**DAVACI:** … Odası …Şubesi
**VEKİLİ:** Av. …
DAVALILAR : 1- …/…
2- … Bakanlığı … Başkanlığı/…
**VEKİLİ:** Av. …
DAVANIN KONUSU : Ankara ili, Çankaya ilçesi, … Mahallesi, … ada, … sayılı parsele yönelik Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanarak … tarih ve … sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı, 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin iptali ve yürütmesinin durdurulması istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Davacı, TMMOB Şehir Plancıları Odasının kamu kurumu niteliğinde bir meslek örgütü olduğu ve dava açma ehliyetinin bulunduğu, dava konusu imar planı değişikliği kararlarının hiçbir bilimsel, teknik, nesnel gerekçesinin bulunmadığı, 1/25000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planının üst ölçekli plan olduğu, dava konusu imar planı değişikliklerinin planı ele alış biçimi ve yaklaşımı, yapılan yetersiz analiz ve sentez çalışmaları ve bütünlükten yoksun planlama kararları bakımından üst ölçekli plan ile çeliştiği, planların kademeli birliktelik ilkesine aykırı olduğu, üst ölçekli planın bölge için belirlediği mekânsal plan kararlarının hiçe sayıldığı, parsel ölçeğinde plan değişikliği yapılmasının planlama ilkelerine aykırı olduğu, dava konusu imar planı değişiklikleri kamu yararı göz ardı edilerek onaylandığından çok fazla sorun barındırdığı, kent bütünü ölçeğinde, gerekli ve yeterli analizler yapılmaksızın gerçekleştirilen böylesi parçacı plan uygulamalarının plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü bozucu nitelikte olduğu ve yoğun nüfüs ve konut kullanımı öngörüsünün hangi gerekçelere dayandığı, niçin yoğunluk artışı yapıldığına dair herhangi bir bilimsel ve çevresel etüde dayalı teknik gerekçenin olmadığı, plan değişikliği ile oluşturulan yeni kullanımın çevresiyle kurduğu ilişkinin, yapı yoğunluğunun irdelenmediği, yakın çevresindeki ulaşım-dolaşım sistemine etkileri, kent bütününe etkisi ve zorunlu alt yapı alanlarının dağılımına etkileri gibi zorunlu teknik çalışma ve değerlendirmelerin yapılmadığı, plan değişikliğine konu parselin bulunduğu bölgenin mevcut trafik yüküne ilave gelecek trafik yükünün hesaplanmadığı, çevre fonksiyonlarla ilişkilerine ve doğacak altyapı gereksinimlerine ilişkin hiçbir değerlendirmenin yapılmadığı, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğindeki düzenlemelerin göz ardı edildiği, dava konusu imar planı değişikliğinde nüfus artışının getireceği trafik yükünün, sosyal donatı, otopark ihtiyacı ve altyapı ihtiyacının gözetilmediği, dava konusu işlemin mevzuata, şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına aykırı olduğu belirtilerek iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
DAVALILARIN SAVUNMASI : Davalılar tarafından, davanın süresi içinde açılmadığı, dava dilekçesinin zorunlu kanuni koşulları taşımadığı, dava konusu işlemin tebliğ tarihinin gösterilmemesi ve öğrenme tarihi belirtilerek dava açılması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının, özelleştirme programına dâhil taşınmazlarla ilgili (sit alanı ilan edilmiş olanlar da dâhil) her tür ve ölçekte plân, imar plânı ve değişiklik ile revizyonlarını yapma konusunda görevli ve yetkili olduğu, özelleştirme kapsam ve programında bulunan tüm alanlarda imar planı yapma ve onaylama yetkisinin tek elden yürütülmesi ve bu işleme ait sürecin kesin sınırlarla belirlenmesi amaçlanarak yasa koyucu tarafından 3194 sayılı İmar Kanununun Ek-3 üncü maddesi ile özelleştirme kapsam ve programındaki genel ve özel kanun hükümlerine tabi tüm alanlarda imar planı yapma yetkisinin Özelleştirme İdaresi Başkanlığına onama yetkisinin ise Cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makama verildiği, Cumhurbaşkanlığının plan onaylama yetkisi, sadece özelleştirme kapsam ve programında bulunan taşınmazların parsel sınırlarıyla tanımlı olduğundan idarelerince hazırlanan plan değişikliğinden etkilenen alanların yerine başka bir parselde aynı kullanımın getirilmesinin yani eşdeğer alan ayrılmasının mümkün olmadığı, 3194 sayılı İmar Kanununun Ek 3.maddesi uyarınca Cumhurbaşkanlığına ait onay yetkisi sadece özelleştirme kapsam ve programına alınan alan sınırlarını kapsadığından plan onama sınırlarının bu yetki kapsamına göre belirlendiği, ayrıca parsel bazında imar değişikliğinin belediyeler bünyesinde imar planı tadilatı şeklinde de yapılmakta olduğu ve bahse konu imar planı değişikliklerinin İmar Kanununda öngörülen esaslara aykırı olmadığının açıkça görüldüğü, davacı tarafından, dava konusu imar planı değişikliği sonucunda artacak olan nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrılmadığının, planların kamu yararı amaçlı olmadığının ve planlamanın kamusal fayda içermediğinin ifade edildiği, ancak Hazine mülkiyetinde olan söz konusu parselin etkin ve verimli kullanılması ve ekonomiye kazandırılması için ilgili kanuni düzenlemelerin dikkate alındığı, çevresinde yer alan kullanımların irdelendiği ve "gelişme konut alanı”, "anaokulu alanı”, "park" ve "yol” olarak planlandığı, yapılan plan değişikliğinde %40'a yakın donatı alanı ayrılarak yeterli sosyal ve teknik altyapı alanının sağlandığı, sonuç olarak söz konusu plan değişikliğinin; 3194 sayıl İmar Kanununun Ek-3 üncü maddesi gereğince verilen yetki çerçevesinde, mevcut planla getirilmiş yakın çevredeki kullanım kararları, yapılmış imar uygulamaları, komşu parseller, çevredeki yapılaşmalar, mülkiyet durumu vb. etkenler göz önünde bulundurularak, bölgenin konumu, ihtiyaçları ve ulaşım durumu değerlendirilerek, ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri de alınarak mevzuata uygun şekilde hazırlandığı, dava konusu işlemin hukuka uygun olması karşısında, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : 3194 sayılı İmar Kanununun Ek 3 maddesinde; "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir yürürlüğe girer." hükmü; Ek 8 maddesinde; "Plan değişiklikleri, plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak şekilde ve teknik gerekçeleri sağlamak şartıyla yerleşmenin özelliğine uygun olarak yapılır. Plan değişikliği tekliflerinde ihtiyaç analizini içeren sosyal ve teknik altyapı etki değerlendirme raporu hazırlanarak planı onaylayacak idareye sunulur. Parsel bazında; nüfusu, yapı yoğunluğunu, kat adedini, bina yüksekliğini arttıran imar planı değişiklikleri yapılamaz." hükmü düzenlenmiş; 14/02/2020 tarihli, 7221 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 6.maddesi ile de, 3194 sayılı İmar Kanununun 8.maddesine; “İmar planlarında bina yükseklikleri yençok: serbest olarak belirlenemez” hükmü eklenmiştir.
Dosyanın ve yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporun birlikte incelenmesinden, Ankara İmar İdare Heyeti tarafından … tarih ve … sayılı karar ile onaylanan 1/1000 ölçekli MSB Alarm İskân Tesisleri Yerleşim Alanı Mevzii İmar Planı ile … tarih ve …sayılı İmar İdare Heyeti parselasyon planında, “spor tesisleri ve rekreasyon alanları”; 1/100.000 ölçekli 2038 Ankara Çevre Düzeni Planında "askeri alan"; 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planında "ağaçlandırılacak alanlar" olarak tanımlanan alanın, dava konusu imar planı değişiklikleri ile "kentsel gelişme alanı" üst kullanımı altında "yüksek yoğunlukta gelişme konut alanı" kullanım kararları çerçevesinde yapılaşmaya açıldığı görülmektedir.
Bilirkişi raporunda, İmrahor Vadisi yamacında bulunan uyuşmazlık konusu yerin korunarak bu alanda yapılaşmanın yasaklanması ve tümüyle bir yeşil alan olarak kente kazandırılması gerektiğinin değerlendiridiği, Çankaya Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün dava konusu imar planı değişikliklerine ilişkin olarak davalı idareye gönderdiği 31/07/2018 tarihli görüş yazısında da; …sayılı plan sınırları içerisinde konut alanları ile birlikte, bu alanlarda yaşayacak nüfusun ihtiyacı olarak temel eğitim ve lise alanı, ağaçlandırılacak alan, spor tesisleri ve rekreasyon alanı gibi sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrıldığının, … ada, … sayılı parselin de bu kapsamda "spor tesisleri ve rekreasyon alanları” olarak ayrıldığının, bu bakımdan dava konusu parselin tek başına değil, içinde bulunduğu planlama alanıyla ilişkileri ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğinin bildirildiği görülmekte olup, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri de dikkate alınarak uyuşmazlık irdelendiğinde 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği bakımından; Milli Savunma Bakanlığına tahsisinin kaldırılmış olmasının dava konusu parselin "askeri alan" lejantından çıkartılmasına nesnel bir gerekçe oluşturacağı tabii ise de, alanın yapılaşmaya açılacak şekilde "kentsel gelişme alanı" lejantına alınmasına hiçbir şekilde gerekçe oluşturmayacağının açık olduğu, dava konusu imar planı değişikliklerinin tümü yönünden ise; parselin konumu, fiziksel, çevresel ve ekolojik özellikleri, doğal eşikler ile il bütününe yönelik 1/25.000 ölçekli nazım imar planındaki "ağaçlandırılacak alan" kullanım kararı dikkate alındığında uyuşmazlığın özünü dava konusu parselin yapılaşmaya açılıp açılmayacağı hususunun oluşturduğu, dava konusu imar planı değişiklikleri ile parsel bazında plan kararları getirilerek vadi niteliğindeki yapılaşmaya açılması uygun olmayan alanın yapılaşmaya açıldığı, 09/04/2021 tarih ve 3805 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanan yeni plan değişiklikleri ile de dava konusu parselin parsel bazında yapılaşmaya açılacak şekilde gene "gelişme konut alanı" olarak belirlendiği, dolayısıyla dava konusu imar planı kararlarının yeni plan değişikliklerinde de devam ettirildiği anlaşılmaktadır.
İdare Hukukuna hâkim olan ilkelere göre; iptal davası açılabilmesi ve davanın görülebilmesi için, iptali istenilen işlem nedeniyle davanın açıldığı sırada davacının menfaatinin ihlâl edilmesi yeterli olup; yeni bir idari karar alınarak, davacının iptali istenilen işlemle ilişkisinin kesilmesi ya da yeni bir işlemle geriye dönük olarak işlemin hukuka uygunluğunun sağlanılmaya çalışılması, hukuka aykırılığı ileri sürülen işlemin yargısal denetim dışında bırakılması sonucunu doğuracaktır. Kaldı ki, idari işlemlerin tesis edildikleri tarih itibariyle yargısal denetiminin yapılması gerekmektedir.
Bu durumda, parsel bazında yapılan dava konusu imar planı değişiklikleri ile yapılaşmaya açılması uygun olmayan vadi niteliğindeki alanın yapılaşmaya açılmasının imar mevzuatına, planlama esasları ile şehircilik ilkelerine ve kamu yararına aykırı olduğu, davalı idare tarafından yapılan 09/04/2021 ve 20/07/2022 onay tarihli yeni plan değişikliklerinde de kullanım kararlarında esaslı değişikliğe gidilmeyerek "kentsel gelişme alanı" kullanım kararı kapsamında yapılaşma öngörüsünün devam ettirildiği, bu kapsamda "yüksek yoğunlukta gelişme konut alanı"nın "orta yoğunlukta konut alanı"na çevrilmesinin alanın yapılaşmaya açıldığı gerçeği bakımından bir etkisinin bulunmadığı anlaşıldığından, idari işlemlerin tesis edildikleri tarih itibariyle yargısal denetiminin yapılacağı ilkesi çerçevesinde istem değerlendirilerek dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmesi gerekmektedir.
Öte yandan, 09/04/2021 ve 20/07/2022 onay tarihli yeni plan değişikliklerinin 1/25.000, 1/5000 ve 1/1000 ölçeğinde yapıldığı görülmekte olup 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında değişikliğe gidilmediği ve dolayısıyla dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının geçerliliğini koruduğu, bu bakımdan anılan plan hakkında bir karar verilmesi gerektiği tabidir.
Bu itibarla, uyuşmazlık konusu imar planı değişikliklerinin iptaline karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ :Dava;
Ankara ili, Çankaya ilçesi, … Mahallesi, … ada, … sayılı parsele yönelik Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanarak 12/11/2019 tarih ve 1806 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı, 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir.
Dava açıldıktan sonra, dava konusu imar planı değişikliklerine askı sürecinde yapılan itirazların değerlendirilmesi sonucunda, … ada, … sayılı parsele ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve 09/04/2021 tarih ve 3805 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanan plan değişiklikleri yapıldığı görülmüş ise de yeni plan değişiklikleri ile de dava konusu parselin parsel bazında yapılaşmaya açılacak şekilde gene "gelişme konut alanı" olarak belirlendiği, dolayısıyla dava konusu imar planı kararlarının yeni plan değişikliklerinde de devam ettirildiği anlaşıldığından işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanununun 9. maddesine 4046 sayılı Kanunun 41. maddesiyle eklenen 2. fıkrasında: "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan (Belediye) gerekli görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak (Ek ibare: 03/04/1997 - 4232/4 maddesi) imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumları; Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. (Ek ibare: 03/04/1997 - 4232/4 maddesi) ilgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir." hükmüne yer verilmiş; anılan Kanuna 5398 sayılı Kanunun 12. maddesiyle eklenen ve 5793 sayılı Kanunun 15. maddesiyle değiştirilen Ek-3. maddesinde: "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K. sayılı Kararı ile.) yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K.sayılı Kararı ile.) Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir." hükmü yer almıştır.
3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde nazım imar planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmış; anılan Kanunun 6. maddesinde; planlar kapsadıkları alan ve amaçları açısından bölge planları ve imar planları olarak iki ana kategoriye ayrılmış, imar planları da uygulamaya esas olan uygulama imar planları ve bu planın hazırlanmasındaki temel hedefleri, ilkeleri ve arazi kullanım kararlarını belirleyen nazım imar planları olarak sınıflandırılmış; 8. maddesinde ise alt ölçekli planların üst ölçekli planlarda belirlenen planlama ana ilkelerine, stratejilerine ve kararlarına uyumlu olması zorunluluğu getirilmiştir.
Danıştay 6. Dairesince yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda özetle ;
- Dava konusu parselin, kentin güney doğusunda yer alan İmrahor Vadisinin yamacında, kentin ana bulvarlarından biri olan Turan Güneş Bulvarının 500m güneyinde yer aldığı, parselin batısında TRT Genel Müdürlüğü, kuzey doğusunda bir lise ve ilköğretim okulu yer alırken, kuzeyinde MSB Lojmanlarının bulunduğu, ayrıca parselin doğusunda Güneypark Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı kapsamında yer alan Sinpaş Altınoran konutlarının bulunduğu, bununla birlikte dava dosyasında yer alan Ankara ili Çankaya ilçesi …Mahallesi, … ada, …sayılı parsel imar planı değişikliği plan açıklama raporunda da belirtildiği gibi dava konusu parsel sınırları içerisinde, parselin kuzeyinde yer alan MSB Lojmanlarına ait yol ve otoparkla birlikte piknik alanının bulunduğu,
- Dava konusu plan değişikliklerin tek bir parseli ilgilendiren işlemler olduğu ve her ölçekte benzer kararların bulunmasının plan kademeleri ya da planların kademeli birlikteliği ilkesi kapsamında planın iptalini gerektirecek, esasa dair bir aykırılık olmadığı ancak tek parsel üzerinde plan değişikliği yapılmasının plan bütünlüğü ve sürekliliğinin bozduğu ve bu uygulamanın planlama ilkelerine ve esaslarına aykırı olduğu,
- Dava konusu plan değişikliklerinin gerekçesi olarak eski bir tarihte onaylanmış bir planın varlığı ve alana ilişkin 1/5000 ölçekli planın olmayışının gösterildiği. Bununla birlikte, çevre kullanımlar göz önünde bulundurularak parselin etkin ve verimli kullanılmasının sağlanmasının da bir başka gerekçe olarak ifade edildiği, plan açıklama raporunda parselin konumu ve çevresindeki kullanımlar ve yol bağlantıları ile ilgii bilgilere yer verildiği, bunun yanı sıra raporda, dava konusu parselde yer alan yapılar, alanın jeolojik durumu, mülkiyet yapısı, korumaya ilişkin veriler, teknik altyapı ve var olan planlara ilişkin bilgilerin de yer aldığı ancak gerekçede söz konusu “parselin etkin ve verimli kullanılması gereği” konusunda herhangi bir açıklamanın yer almadığı, etkinlik ve verimlilik kavramlarının içeriğine dair somut açıklamaların yer almadığı ve söz konusu gerekliliğin hangi araştırma veya ihtiyaca dayalı olduğunun açıklanmadığı, dava konusu parselin Ankara için önemli bir doğal alan olan ve planlama ilkeleri açısından yapılaşmaya açılmaması gereken bir vadi olan İmrahor Vadisi’nin yamacında yer aldığı ve yoğun konut alanı önerisi getirilen plan değişikliği yapılırken bu duruma dair bir irdeleme yapılmadığı, Vadiler ve tabanlarında yer alan akarsuların önemli doğal varlıklar olup, kentlerdeki yaşam kalitesini ve sağlık koşullarını yükselten çeşitli ekolojik işlevler sunduğu, Plan Açıklama Raporu’nda yer alan açıklamalar değerlendirildiğinde, plan değişikliğinin gerekçesini ortaya koyan kapsamlı bir araştırma yapılmadığının ortaya çıktığı, bu açıdan bakıldığında imar mevzuatında belirtilen plan değişikliği koşullarının oluşmadığının, plan bütünlüğü ve sürekliliğinin korunmadığının anlaşıldığı, dolayısıyla Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği ve 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planı hükümlerinde belirtilen plan değişikliği yapma koşullarının dava konusu plan değişiklikleri için oluşmadığı, plan bütünlüğü ve sürekliliğinin korunmadığı, dava konusu plan değişikliklerinin ilgili yönetmeliklere, planlama ilkelerine ve kamu yararına aykırı olduğu,
- Ankara’nın başkent olarak ilan edilmesinden günümüze dek yapılan planlara bakıldığında yeşil alanlar ve yeşil alan sistemlerine planlarda geniş ölçüde yer verildiğinin görüldüğü, kentin topografya ve doğal verileri göz önünde bulundurularak, güney-kuzey yönünde eğimli vadiler, doğal drenaj ve hava dolaşımı boşluklarının dikkatle korunduğu, İmrahor Vadisi de yeşil alan olarak korunmuş, kenti çevreleyen yeşil alanların en önemli parçası olarak tanımlandığı, özetle yeşil alanların ve yeşil alan sistemlerinin kentlerin gelişimi ve kentsel yaşam açısından büyük önem taşıdıkları, Ankara’da da bu alanların korunmasının öneminin büyük olduğu, İmrahor Vadisi’nin Eymir ve Mogan Gölleri ile birlikte oluşturduğu sistem göz önünde bulundurulduğunda, korunarak bu alanda yapılaşmanın yasaklanmasının ve alanın tümüyle bir yeşil alan olarak kente kazandırılmasının gerektiği, nitekim İmrahor Vadisi’nde yapılaşmaya olanak veren ve vadi yamacında yer alan gecekonduların dönüşümünü ve vadide yoğun yapılaşmayı öngören Güneypark Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Projesi alanına ilişkin yapılan planların, ilk kez onaylandığı 2000’li yılların başından itibaren çeşitli iptal davalarına konu olduğu,
- Dava konusu parselin plan değişikliği öncesinde spor tesisleri ve rekreasyon alanı niteliği taşıdığı, dava konusu plan değişiklikleri ile getirilen yoğun konut kullanımı kararının ve yapılaşma koşullarının çevre ve imar bütünlüğünü ve sosyal donatı dengesini bozucu nitelikte olduğu, korunması gereken bir alanın konut kullanımı getirilerek yapılaşmaya açıldığı, bu doğrultuda da dava konusu 16128 ada 12 parsel için öngörülen konut kullanımının yer seçiminin uygun olmadığı,
- Her ne kadar davalı idarenin planlama yetkisi sadece dava konusu … ada, …sayılı parselle sınırlı olsa da, plan bütünlüğü ve sürekliliği göz önünde bulundurulduğunda, davaya konu plan değişikliği işleminde nüfus artışına bağlı sağlanması gerek sosyal ve teknik altyapı konusunda kapsamlı bir değerlendirmenin olmamasının önemli bir eksiklik olduğu, plan değişikliğinde park ve eğitim alanı önerilmekle birlikte, değişiklik öncesinde alanın "Spor Tesisleri ve Rekreasyon Alanı" olarak tanımlanmış olduğu ve davaya konu plan değişikliği ile spor alanı ve yeşil alan büyüklüğünün azaltıldığının açık olduğu, kaldı ki, Çankaya Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün davalı idareye gönderdiği, plan değişikliğine ilişkin 20/01/2020 tarihli görüş yazısında, dava konusu … ada, … sayılı parselin dahil olduğu … nolu plan sınırları içerisinde konut alanları ile birlikte, bu alanlarda yaşayacak nüfusun ihtiyacı olarak temel eğitim alanı, lise, ağaçlandırılacak alan, spor tesisleri ve rekreasyon alanı gibi sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrıldığının belirtildiği, dolayısıyla dava konusu parselin tek başına değerlendirilmesi yerine, içinde bulunduğu planlama alanıyla ilişkileri ile birlikte değerlendirilmesinin gerektiği, dava konusu plan değişiklikleri ile önerilen konut kullanımının alandaki sosyal donatı dengesini olumsuz bir şekilde etkilediği ve bozduğu, parselin bulunduğu bölgeye ek nüfus getirildiği, bu nüfusun ihtiyacı olan sosyal donatının yeterli düzeyde sağlanmadığı ve önceki planlarda sosyal donatı olarak ayrılmış bir alanın kullanımı değiştirildiği, bu durumun Mekânsal Planlar Yapım Yönetmelikliğine aykırı olduğu,
- Davaya konu … ada … parselde yüksek yoğunlukta yapılaşma olanağı sağlayan dava konusu plan değişikliklerinin şehircilik ve planlama ilkeleri açısından uygun olmadığı, ayrıca parsel bazında yapılan bir planlama işleminde parselde kesin olarak yer alacak kullanımın belirlenmeyip, burada yer alabilecek çok sayıda olası fonksiyonun sayılmış olmasının ciddi olumsuzluklar barındırdığı,
- 14.02.2020 tarih ve 7221 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 6. maddesinde “İmar planlarında bina yükseklikleri yençok: serbest olarak belirlenemez” ifadesinin yer aldığı, davaya konu plan değişikliğinde gelişme konut alanı için "yençok: serbest" biçimindeki plan kararının bu maddeye aykırı olduğu, hususları dikkate alındığında, dava konusu imar planı değişikliklerinin planlama esasları, şehircilik ilkeleri, imar mevzuatı ve kamu yararına uygun olmadığı, tespit ve değerlendirmelerine yer verilmiştir.
Yukarıda özetlenen bilirkişi raporu ve dosyadaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden; Ankara İmar İdare Heyeti tarafından … tarih ve … sayılı karar ile onaylanan 1/1000 ölçekli MSB Alarm İskân Tesisleri Yerleşim Alanı Mevzii İmar Planı ile … tarih ve …sayılı İmar İdare Heyeti parselasyon planında, “spor tesisleri ve rekreasyon alanları”; 1/100.000 ölçekli 2038 Ankara Çevre Düzeni Planında "askeri alan"; 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planında "ağaçlandırılacak alanlar" olarak tanımlanan alanın, dava konusu imar planı değişiklikleri ile "kentsel gelişme alanı" üst kullanımı altında "yüksek yoğunlukta gelişme konut alanı" kullanım kararları çerçevesinde yapılaşmaya açıldığının anlaşıldığı, bilirkişi raporunda İmrahor Vadisi yamacında bulunan uyuşmazlık konusu yerin korunarak bu alanda yapılaşmanın yasaklanması ve tümüyle bir yeşil alan olarak kente kazandırılması gerektiğinin değerlendirildiği, Çankaya Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün dava konusu imar planı değişikliklerine ilişkin olarak davalı idareye gönderdiği 31/07/2018 tarihli görüş yazısında da; 75010 sayılı plan sınırları içerisinde konut alanları ile birlikte, bu alanlarda yaşayacak nüfusun ihtiyacı olarak temel eğitim ve lise alanı, ağaçlandırılacak alan, spor tesisleri ve rekreasyon alanı gibi sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrıldığının, … ada, … sayılı parselin de bu kapsamda "spor tesisleri ve rekreasyon alanları” olarak ayrıldığının, bu bakımdan dava konusu parselin tek başına değil, içinde bulunduğu planlama alanıyla ilişkileri ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğinin bildirildiği; parselin konumu, fiziksel, çevresel ve ekolojik özellikleri, doğal eşikler ile il bütününe yönelik 1/25.000 ölçekli nazım imar planındaki "ağaçlandırılacak alan" kullanım kararı dikkate alındığında dava konusu plan değişikliklerinde şehircilik ilkeleri, planlama esasları kamu yararı ve imar mevzuatına uygunluk görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu plan değişikliklerinin iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A maddesi uyarınca dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
MADDİ
**OLAY:** Mülkiyeti Hazineye ait, "alarm iskan tesisi" olarak Milli Savunma Bakanlığına tahsisli, toplam 58.307 metrekare büyüklüğündeki, Ankara ili, Çankaya ilçesi, … Mahallesi, … ada, … sayılı parsel, Özelleştirme Yüksek Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alınmış, İmar İdare Heyeti tarafından … tarih ve …sayılı karar ile onaylanan 1/1000 ölçekli MSB Alarm İskân Tesisleri Yerleşim Alanı Mevzii İmar Planı ile … tarih ve … sayılı İmar İdare Heyeti parselasyon planında, “spor tesisleri ve rekreasyon alanları”; 1/100.000 ölçekli 2038 Ankara Çevre Düzeni Planında "askeri alan"; 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planında "ağaçlandırılacak alanlar" olarak tanımlanan dava konusu alana ilişkin olarak; 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı ve 1/25000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinde "kentsel gelişme alanı" kullanımı; 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinde "(251-400kişi/ha) yüksek yoğunlukta gelişme konut alanı", "sosyal altyapı alanı", " park alanı", "genel otopark" ve "taşıt yolu" kullanımları; 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinde ise "(emsal 2,00; yençok: serbest) gelişme konut alanı", "anaokulu alanı (emsal 0,50; yençok: 2 kat)", "park alanı", "otopark" ve "yol alanı" kullanımlarının belirlenmesine ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanan imar planı değişikliği 12/11/2019 tarih ve 1806 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanmıştır.
Söz konusu imar planı değişikliklerine askı sürecinde yapılan itirazların değerlendirilmesi sonucunda, … ada, … sayılı parsele ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri 09/04/2021 tarih ve 3805 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanmış olup, anılan imar planı değişiklikleri ile; 1/25.000 ölçekli nazım imar planında "kentsel gelişme alanı"; 1/5000 ölçekli nazım imar planında "(121-250 ki/ha) orta yoğunlukta gelişme konut alanı", "eğitim alanı", "sosyal tesis alanı", "park alanı", "genel otopark alanı", "10 mt.ve 12 mt. en kesitli taşıt yolu alanı"; 1/1000 ölçekli uygulama imar planında "(E:1.50, Yençok:10 kat) gelişme konut alanı", "(E:0.50, Yençok:2 kat) anaokulu alanı", "(E:0.50, Yençok:3 kat) sosyal tesis alanı", "park alanı", "genel otopark alanı", "10 mt. Ve 12 mt. en kesitli taşıt yolu ile 7 mt. en kesitli yaya yolu alanı" kullanım kararları getirilmiştir. Söz konusu 09/04/2021 tarihli imar planı değişikliğine karşı Danıştay Altıncı Dairesinin E:2021/7565 sayılı dosyası ile TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından; E:2021/7444 sayılı dava dosyası ile de davacı tarafından davalar açılmıştır.
Anılan imar planı değişikliğine taşıt yolları bakımından yapılan itirazlar üzerine 20/07/2022 tarihli, 5822 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanan 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri yapılmış olup, bu değişiklik ile; 1/25.000 ölçekli nazım imar planında "kentsel gelişme alanı"; 1/5000 ölçekli nazım imar planında "(121-250 ki/ha) orta yoğunlukta gelişme konut alanı", "özel sosyal tesis alanı", "park alanı", "genel otopark alanı", "12 mt. en kesitli taşıt yolu alanı"; 1/1000 ölçekli uygulama imar planında "(E:1.50, Yençok:10 kat) gelişme konut alanı", "(E:1.00, Yençok:5 kat) özel sosyal tesis alanı", "park alanı", "genel otopark alanı", "12 mt. en kesitli taşıt yolu ile 7 mt. en kesitli yaya yolu alanı" kullanım kararları belirlenmiş olup, anılan imar planı değişikliklerine karşı, davacı tarafından Dairemizin E:2022/8146 sayılı; TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından E:2022/8091 sayılı ve Çankaya Belediye Başkanlığı tarafından E:2022/7748 sayılı dava dosyalarında davalar açılmıştır.
Bakılan dava, 12/11/2019 tarih ve 1806 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı, 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin iptali istemiyle açılmıştır.
**İLGİLİ MEVZUAT:**
4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunun 1. maddesinde: "Bu Kanunun amacı; "Bu maddede belirtilen ve Kanunun uygulanmasında "kuruluş" adı ile anılacak olan;
a) İktisadi devlet teşekküllerinin, bunların müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ile varlıklarının ve iştiraklerindeki kamu paylarının,
b) Kamu iktisadi teşebbüsleri statüsü dışında kalmakla beraber sermayesinin tamamı veya yarısından fazlası devlete ve/veya diğer kamu tüzelkişilerine ait olan ticari amaçlı kuruluşlardaki kamu payları ile bu kuruluşlara ait müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ve varlıklarının, iştiraklerindeki kamu paylarının,
c) Devletin diğer iştiraklerindeki kamu payları ile Hazineye ait payların,
d) Genel ve katma bütçeli idareler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların ve kamu iktisadi teşebbüslerinden kamu iktisadi kuruluşlarının gördükleri kamu hizmetleri ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının ve iştiraklerindeki paylarının,
e) Belediye ve il özel idarelerine ait ticari amaçlı kuruluşlar ile pay oranlarına bakılmaksızın her türlü iştiraklerindeki paylarının,
f) Genel ve katma bütçeli idarelerle bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların, mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıkları (baraj, gölet, otoyol, yataklı tedavi kurumları, limanlar ve benzeri diğer mal ve hizmet üretim birimleri) ile bu Kanunun 35 inci maddesinin (B) fıkrasında belirtilen kamu iktisadi kuruluşlarının temel kuruluş amaçlarına uygun mal ve hizmet üretim birimlerinin işletilmesi haklarının, ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek gerekçelerinden birisi ile özelleştirilmelerine ilişkin esasları düzenlemektir. " hükmüne yer verilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanununun işlem tarihinde yürürlükte olan halindeki imar planlarında Bakanlığın yetkisini düzenleyen 9. maddesine 4046 sayılı Kanunun 41. maddesiyle eklenen 2. fıkrasında: "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan (Belediye) gerekli görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak (Ek ibare: 03/04/1997 - 4232/4 maddesi) imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumları; Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. (Ek ibare: 03/04/1997 - 4232/4 maddesi) ilgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Kanuna 5398 sayılı Kanunun 12. maddesiyle eklenen ve 5793 sayılı Kanunun 15. maddesiyle değiştirilen Ek-3. maddesinde: "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K. sayılı Kararı ile.) yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K.sayılı Kararı ile.) Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir." hükmü bulunmaktadır.
3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan halinde nazım imar planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.
3194 sayılı İmar Kanununun 6. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan halinde; planlar kapsadıkları alan ve amaçları açısından bölge planları ve imar planları olarak iki ana kategoriye ayrılmış, imar planları da uygulamaya esas olan uygulama imar planları ve bu planın hazırlanmasındaki temel hedefleri, ilkeleri ve arazi kullanım kararlarını belirleyen nazım imar planları olarak sınıflandırılmıştır. Anılan Kanunun 8. maddesinde ise alt ölçekli planların üst ölçekli planlarda belirlenen planlama ana ilkelerine, stratejilerine ve kararlarına uyumlu olması zorunluluğu getirilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Usul yönünden;
Davalı tarafından, dava dilekçesinin zorunlu kanuni koşulları taşımadığı ve davanın süresi içinde açılmadığı ileri sürülmektedir.
Dava dilekçesinin incelenmesinden, dilekçenin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 3.maddesinde belirlenen koşullara uygun düzenlendiği görülmektedir.
Süre hususuna gelince; dava konusu imar planı değişikliklerinin tamamının Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığınca 13/01/2020 - 12/02/2020 tarihleri arasında, Çankaya Belediye Başkanlığınca 10/12/2019 - 10/01/2020 tarihleri arasında askıya çıkartıldığı, davacı tarafından anılan plana itiraz edilmediği, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığınca yapılan askıya göre 12/02/2020 tarihinden itibaren 30 günlük yasal süresi içinde 18/02/2020 tarihinde bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Esas yönünden;
Dava konusu imar planlarındaki değişikliklerin; dava konusu parsel açısından geçmişten itibaren belirlenen fonksiyonların değerlendirilmesi suretiyle, uyuşmazlık konusu edilen imar planı değişiklikleri ile getirilen kullanım kararlarının ve yapılaşma koşullarının çevre ve imar bütünlüğünü ve sosyal donatı dengesini bozucu nitelikte olup olmadığının, bozuyor ise sosyal donatı dengesini hangi yönlerden bozduğunun, imar planlarının kademeli birlikteliği ilkesine uygun olup olmadığının, uyuşmazlığa konu taşınmaza verilen fonksiyonların yer seçiminin uygunluğunun, incelenmesi amacıyla 14/07/2020 tarihli Dairemiz kararı üzerine 15/01/2021 tarihinde Naip Üye … niyabetinde Prof. Dr. …, Prof. Dr. …, Prof. Dr. …'den oluşturulan bilirkişi kurulunun katılımıyla yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle;
- Dava konusu parselin, kentin güney doğusunda yer alan İmrahor Vadisinin yamacında, kentin ana bulvarlarından biri olan Turan Güneş Bulvarının 500m güneyinde yer aldığı, parselin batısında TRT Genel Müdürlüğü, kuzey doğusunda bir lise ve ilköğretim okulu yer alırken, kuzeyinde MSB Lojmanlarının bulunduğu, ayrıca parselin doğusunda Güneypark Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı kapsamında yer alan Sinpaş Altınoran konutlarının bulunduğu, bununla birlikte dava dosyasında yer alan Ankara ili Çankaya ilçesi … Mahallesi, … ada, … sayılı parsel imar planı değişikliği plan açıklama raporunda da belirtildiği gibi dava konusu parsel sınırları içerisinde, parselin kuzeyinde yer alan MSB Lojmanlarına ait yol ve otoparkla birlikte piknik alanının bulunduğu,
- Dava konusu plan değişikliklerin tek bir parseli ilgilendiren işlemler olduğu ve her ölçekte benzer kararların bulunmasının plan kademeleri ya da planların kademeli birlikteliği ilkesi kapsamında planın iptalini gerektirecek, esasa dair bir aykırılık olmadığı ancak tek parsel üzerinde plan değişikliği yapılmasının plan bütünlüğü ve sürekliliğinin bozduğu ve bu uygulamanın planlama ilkelerine ve esaslarına aykırı olduğu,
- Dava konusu plan değişikliklerinin gerekçesi olarak eski bir tarihte onaylanmış bir planın varlığı ve alana ilişkin 1/5000 ölçekli planın olmayışının gösterildiği. Bununla birlikte, çevre kullanımlar göz önünde bulundurularak parselin etkin ve verimli kullanılmasının sağlanmasının da bir başka gerekçe olarak ifade edildiği, plan açıklama raporunda parselin konumu ve çevresindeki kullanımlar ve yol bağlantıları ile ilgii bilgilere yer verildiği, bunun yanı sıra raporda, dava konusu parselde yer alan yapılar, alanın jeolojik durumu, mülkiyet yapısı, korumaya ilişkin veriler, teknik altyapı ve var olan planlara ilişkin bilgilerin de yer aldığı ancak gerekçede söz konusu “parselin etkin ve verimli kullanılması gereği” konusunda herhangi bir açıklamanın yer almadığı, etkinlik ve verimlilik kavramlarının içeriğine dair somut açıklamaların yer almadığı ve söz konusu gerekliliğin hangi araştırma veya ihtiyaca dayalı olduğunun açıklanmadığı, dava konusu parselin Ankara için önemli bir doğal alan olan ve planlama ilkeleri açısından yapılaşmaya açılmaması gereken bir vadi olan İmrahor Vadisi’nin yamacında yer aldığı ve yoğun konut alanı önerisi getirilen plan değişikliği yapılırken bu duruma dair bir irdeleme yapılmadığı, Vadiler ve tabanlarında yer alan akarsuların önemli doğal varlıklar olup, kentlerdeki yaşam kalitesini ve sağlık koşullarını yükselten çeşitli ekolojik işlevler sunduğu, Plan Açıklama Raporu’nda yer alan açıklamalar değerlendirildiğinde, plan değişikliğinin gerekçesini ortaya koyan kapsamlı bir araştırma yapılmadığının ortaya çıktığı, bu açıdan bakıldığında imar mevzuatında belirtilen plan değişikliği koşullarının oluşmadığının, plan bütünlüğü ve sürekliliğinin korunmadığının anlaşıldığı, dolayısıyla Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği ve 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planı hükümlerinde belirtilen plan değişikliği yapma koşullarının dava konusu plan değişiklikleri için oluşmadığı, plan bütünlüğü ve sürekliliğinin korunmadığı, dava konusu plan değişikliklerinin ilgili yönetmeliklere, planlama ilkelerine ve kamu yararına aykırı olduğu,
- Ankara’nın başkent olarak ilan edilmesinden günümüze dek yapılan planlara bakıldığında yeşil alanlar ve yeşil alan sistemlerine planlarda geniş ölçüde yer verildiğinin görüldüğü, kentin topografya ve doğal verileri göz önünde bulundurularak, güney-kuzey yönünde eğimli vadiler, doğal drenaj ve hava dolaşımı boşluklarının dikkatle korunduğu, İmrahor Vadisi de yeşil alan olarak korunmuş, kenti çevreleyen yeşil alanların en önemli parçası olarak tanımlandığı, özetle yeşil alanların ve yeşil alan sistemlerinin kentlerin gelişimi ve kentsel yaşam açısından büyük önem taşıdıkları, Ankara’da da bu alanların korunmasının öneminin büyük olduğu, İmrahor Vadisi’nin Eymir ve Mogan Gölleri ile birlikte oluşturduğu sistem göz önünde bulundurulduğunda, korunarak bu alanda yapılaşmanın yasaklanmasının ve alanın tümüyle bir yeşil alan olarak kente kazandırılmasının gerektiği, nitekim İmrahor Vadisi’nde yapılaşmaya olanak veren ve vadi yamacında yer alan gecekonduların dönüşümünü ve vadide yoğun yapılaşmayı öngören Güneypark Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Projesi alanına ilişkin yapılan planların, ilk kez onaylandığı 2000’li yılların başından itibaren çeşitli iptal davalarına konu olduğu,
- Dava konusu parselin plan değişikliği öncesinde spor tesisleri ve rekreasyon alanı niteliği taşıdığı, dava konusu plan değişiklikleri ile getirilen yoğun konut kullanımı kararının ve yapılaşma koşullarının çevre ve imar bütünlüğünü ve sosyal donatı dengesini bozucu nitelikte olduğu, korunması gereken bir alanın konut kullanımı getirilerek yapılaşmaya açıldığı, bu doğrultuda da dava konusu … ada … parsel için öngörülen konut kullanımının yer seçiminin uygun olmadığı,
- Her ne kadar davalı idarenin planlama yetkisi sadece dava konusu … ada, … sayılı parselle sınırlı olsa da, plan bütünlüğü ve sürekliliği göz önünde bulundurulduğunda, davaya konu plan değişikliği işleminde nüfus artışına bağlı sağlanması gerek sosyal ve teknik altyapı konusunda kapsamlı bir değerlendirmenin olmamasının önemli bir eksiklik olduğu, plan değişikliğinde park ve eğitim alanı önerilmekle birlikte, değişiklik öncesinde alanın "Spor Tesisleri ve Rekreasyon Alanı" olarak tanımlanmış olduğu ve davaya konu plan değişikliği ile spor alanı ve yeşil alan büyüklüğünün azaltıldığının açık olduğu, kaldı ki, Çankaya Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün davalı idareye gönderdiği, plan değişikliğine ilişkin 20/01/2020 tarihli görüş yazısında, dava konusu … ada, … sayılı parselin dahil olduğu … nolu plan sınırları içerisinde konut alanları ile birlikte, bu alanlarda yaşayacak nüfusun ihtiyacı olarak temel eğitim alanı, lise, ağaçlandırılacak alan, spor tesisleri ve rekreasyon alanı gibi sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrıldığının belirtildiği, dolayısıyla dava konusu parselin tek başına değerlendirilmesi yerine, içinde bulunduğu planlama alanıyla ilişkileri ile birlikte değerlendirilmesinin gerektiği, dava konusu plan değişiklikleri ile önerilen konut kullanımının alandaki sosyal donatı dengesini olumsuz bir şekilde etkilediği ve bozduğu, parselin bulunduğu bölgeye ek nüfus getirildiği, bu nüfusun ihtiyacı olan sosyal donatının yeterli düzeyde sağlanmadığı ve önceki planlarda sosyal donatı olarak ayrılmış bir alanın kullanımı değiştirildiği, bu durumun Mekânsal Planlar Yapım Yönetmelikliğine aykırı olduğu,
- Davaya konu … ada … parselde yüksek yoğunlukta yapılaşma olanağı sağlayan dava konusu plan değişikliklerinin şehircilik ve planlama ilkeleri açısından uygun olmadığı, ayrıca parsel bazında yapılan bir planlama işleminde parselde kesin olarak yer alacak kullanımın belirlenmeyip, burada yer alabilecek çok sayıda olası fonksiyonun sayılmış olmasının ciddi olumsuzluklar barındırdığı,
- 14.02.2020 tarih ve 7221 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 6. maddesinde “İmar planlarında bina yükseklikleri yençok: serbest olarak belirlenemez” ifadesinin yer aldığı, davaya konu plan değişikliğinde gelişme konut alanı için "yençok: serbest" biçimindeki plan kararının bu maddeye aykırı olduğu, hususları dikkate alındığında, dava konusu imar planı değişikliklerinin planlama esasları, şehircilik ilkeleri, imar mevzuatı ve kamu yararına uygun olmadığı, tespit ve değerlendirmelerinde bulunulmuştur.
Bilirkişi raporunun taraflara tebliğinin ardından davalı Özelleştirme İdaresi Başkanlğı tarafından bilirkişi raporuna itirazda bulunulmuştur.
Yargılama devam ederken dava konusu imar planı değişikliklerine askı sürecinde yapılan itirazların değerlendirilmesi sonucunda, … ada, …sayılı parsele ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri 09/04/2021 tarih ve 3805 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanmış olup, anılan imar planı değişiklikleri ile; 1/25.000 ölçekli nazım imar planında "kentsel gelişme alanı"; 1/5000 ölçekli nazım imar planında "(121-250 ki/ha) orta yoğunlukta gelişme konut alanı", "eğitim alanı", "sosyal tesis alanı", "park alanı", "genel otopark alanı", "10 mt.ve 12 mt. en kesitli taşıt yolu alanı"; 1/1000 ölçekli uygulama imar planında "(E:1.50, Yençok:10 kat) gelişme konut alanı", "(E:0.50, Yençok:2 kat) anaokulu alanı", "(E:0.50, Yençok:3 kat) sosyal tesis alanı", "park alanı", "genel otopark alanı", "10 mt. Ve 12 mt. en kesitli taşıt yolu ile 7 mt. en kesitli yaya yolu alanı" kullanım kararları getirilmiştir.
Anılan imar planı değişikliğine taşıt yolları bakımından yapılan itirazlar üzerine de 20/07/2022 tarihli, 5822 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanan 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri yapılmış olup, bu değişiklik ile; 1/25.000 ölçekli nazım imar planında "kentsel gelişme alanı"; 1/5000 ölçekli nazım imar planında "(121-250 ki/ha) orta yoğunlukta gelişme konut alanı", "özel sosyal tesis alanı", "park alanı", "genel otopark alanı", "12 mt. en kesitli taşıt yolu alanı"; 1/1000 ölçekli uygulama imar planında "(E:1.50, Yençok:10 kat) gelişme konut alanı", "(E:1.00, Yençok:5 kat) özel sosyal tesis alanı", "park alanı", "genel otopark alanı", "12 mt. en kesitli taşıt yolu ile 7 mt. en kesitli yaya yolu alanı" kullanım kararları belirlenmiştir.
Yine yargılamanın devamı esnasında, Ankara ili bütünü için Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararıyla onaylanan 1/100.000 ölçekli 2038 Ankara Çevre Düzeni Planının tamamına karşı TMMOB Peyzaj Mimarları Odası, TMMOB Mimarlar Odası (Ankara Şubesi) ve TMMOB Şehir Plancıları Odası (Ankara Şubesi) tarafından açılan davada, dava konusu işlemin iptali yolunda … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı karar, istinaf yoluna başvurulmadan kesinleşmiştir.
Bu itibarla, uyuşmazlıkta, dava konusu işlem tesis edilirken yürürlükte olan ancak işlemin dava konusu edilmesinden sonraki bir tarihte hukuka aykırılığı yargı kararı ile tespit edilerek iptaline karar verilen ana planın bir kısmında değişiklik yapılmasına yönelik dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin hüküm ifade etmediği ve bu nedenle davanın bu kısmı hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Dava konusu 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile yukarıda anılan sonradan kabul edilen plan değişiklikleri arasında kullanım kararları ve yapılaşma koşulları bakımından esaslı farklılıklar oluştuğu, donatı alanları ve ulaşım düzenlemesinde de köklü değişikliklere gidildiği görülmüştür.
Bu durumda, 09/04/2021 tarihli ve 3805 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile 20/07/2022 tarihli, 5822 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı onaylanan yeni 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği sonucunda dava konusu imar planı değişikliklerinden farklı ve esaslı nitelikte düzenlemelere gidildiği görüldüğünden bu haliyle bakılan davanın bu kısmının konusuz kaldığı sonucuna ulaşılmıştır.
Öte yandan, 09/04/2021 tarih ve 3805 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanan 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerine karşı, Danıştay Altıncı Dairesinin E:2021/7444 sayılı dava dosyasında davacı tarafından ve E:2021/7565 sayılı dosyasında da TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından; 20/07/2022 tarihli, 5822 09/04/2021 tarih ve 3805 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanan 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerine karşı da Danıştay Altıncı Dairesinin E:2022/8146 sayılı dosyasında davacı tarafından, E:2022/8091 sayılı dosyasında TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından ve E:2022/7748 sayılı dava dosyalarında da Çankaya Belediye Başkanlığı tarafından açılan davalarda; Danıştay Altıncı Dairesince 23/02/2023 tarihli yürütmenin durdurulması isteminin reddi yolundaki kararların verildiği ve yargılamanın halen devam ettiği anlaşılmaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesi kapsamında kalan DAVA HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen ve davacı tarafından yatırılan başvuru harcı, karar harcı, YD harcı ve vekalet suret harcı ile harcanan posta giderinin toplam tutarı olan …-TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yatırılan avanstan karşılanan keşif harcı ile keşif ve bilirkişi incelemesi gideri olan toplam …-TL'nin davalı idareler üzerinde bırakılmasına,
3. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından keşif ve bilirkişi giderleri için yatırılan …-TL avanstan keşif harcı ile keşif ve bilirkişi ücreti için harcanan …-TL'nin davalı idarelerden alınıp Hazine adına yatırılması için kararın bir örneğinin Hazine ve Maliye Bakanlığı'na tebliğine,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6. 2577 sayılı Kanunun 20/A maddesinin 2. fıkrasının (g) bendi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 23/02/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2020/2034
Karar No : 2023/1908
**DAVACI:** … Odası …Şubesi
**VEKİLİ:** Av. …
DAVALILAR : 1- …/…
2- … Bakanlığı … Başkanlığı/…
**VEKİLİ:** Av. …
DAVANIN KONUSU : Ankara ili, Çankaya ilçesi, … Mahallesi, … ada, … sayılı parsele yönelik Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanarak … tarih ve … sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı, 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin iptali ve yürütmesinin durdurulması istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Davacı, TMMOB Şehir Plancıları Odasının kamu kurumu niteliğinde bir meslek örgütü olduğu ve dava açma ehliyetinin bulunduğu, dava konusu imar planı değişikliği kararlarının hiçbir bilimsel, teknik, nesnel gerekçesinin bulunmadığı, 1/25000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planının üst ölçekli plan olduğu, dava konusu imar planı değişikliklerinin planı ele alış biçimi ve yaklaşımı, yapılan yetersiz analiz ve sentez çalışmaları ve bütünlükten yoksun planlama kararları bakımından üst ölçekli plan ile çeliştiği, planların kademeli birliktelik ilkesine aykırı olduğu, üst ölçekli planın bölge için belirlediği mekânsal plan kararlarının hiçe sayıldığı, parsel ölçeğinde plan değişikliği yapılmasının planlama ilkelerine aykırı olduğu, dava konusu imar planı değişiklikleri kamu yararı göz ardı edilerek onaylandığından çok fazla sorun barındırdığı, kent bütünü ölçeğinde, gerekli ve yeterli analizler yapılmaksızın gerçekleştirilen böylesi parçacı plan uygulamalarının plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü bozucu nitelikte olduğu ve yoğun nüfüs ve konut kullanımı öngörüsünün hangi gerekçelere dayandığı, niçin yoğunluk artışı yapıldığına dair herhangi bir bilimsel ve çevresel etüde dayalı teknik gerekçenin olmadığı, plan değişikliği ile oluşturulan yeni kullanımın çevresiyle kurduğu ilişkinin, yapı yoğunluğunun irdelenmediği, yakın çevresindeki ulaşım-dolaşım sistemine etkileri, kent bütününe etkisi ve zorunlu alt yapı alanlarının dağılımına etkileri gibi zorunlu teknik çalışma ve değerlendirmelerin yapılmadığı, plan değişikliğine konu parselin bulunduğu bölgenin mevcut trafik yüküne ilave gelecek trafik yükünün hesaplanmadığı, çevre fonksiyonlarla ilişkilerine ve doğacak altyapı gereksinimlerine ilişkin hiçbir değerlendirmenin yapılmadığı, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğindeki düzenlemelerin göz ardı edildiği, dava konusu imar planı değişikliğinde nüfus artışının getireceği trafik yükünün, sosyal donatı, otopark ihtiyacı ve altyapı ihtiyacının gözetilmediği, dava konusu işlemin mevzuata, şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına aykırı olduğu belirtilerek iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
DAVALILARIN SAVUNMASI : Davalılar tarafından, davanın süresi içinde açılmadığı, dava dilekçesinin zorunlu kanuni koşulları taşımadığı, dava konusu işlemin tebliğ tarihinin gösterilmemesi ve öğrenme tarihi belirtilerek dava açılması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının, özelleştirme programına dâhil taşınmazlarla ilgili (sit alanı ilan edilmiş olanlar da dâhil) her tür ve ölçekte plân, imar plânı ve değişiklik ile revizyonlarını yapma konusunda görevli ve yetkili olduğu, özelleştirme kapsam ve programında bulunan tüm alanlarda imar planı yapma ve onaylama yetkisinin tek elden yürütülmesi ve bu işleme ait sürecin kesin sınırlarla belirlenmesi amaçlanarak yasa koyucu tarafından 3194 sayılı İmar Kanununun Ek-3 üncü maddesi ile özelleştirme kapsam ve programındaki genel ve özel kanun hükümlerine tabi tüm alanlarda imar planı yapma yetkisinin Özelleştirme İdaresi Başkanlığına onama yetkisinin ise Cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makama verildiği, Cumhurbaşkanlığının plan onaylama yetkisi, sadece özelleştirme kapsam ve programında bulunan taşınmazların parsel sınırlarıyla tanımlı olduğundan idarelerince hazırlanan plan değişikliğinden etkilenen alanların yerine başka bir parselde aynı kullanımın getirilmesinin yani eşdeğer alan ayrılmasının mümkün olmadığı, 3194 sayılı İmar Kanununun Ek 3.maddesi uyarınca Cumhurbaşkanlığına ait onay yetkisi sadece özelleştirme kapsam ve programına alınan alan sınırlarını kapsadığından plan onama sınırlarının bu yetki kapsamına göre belirlendiği, ayrıca parsel bazında imar değişikliğinin belediyeler bünyesinde imar planı tadilatı şeklinde de yapılmakta olduğu ve bahse konu imar planı değişikliklerinin İmar Kanununda öngörülen esaslara aykırı olmadığının açıkça görüldüğü, davacı tarafından, dava konusu imar planı değişikliği sonucunda artacak olan nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrılmadığının, planların kamu yararı amaçlı olmadığının ve planlamanın kamusal fayda içermediğinin ifade edildiği, ancak Hazine mülkiyetinde olan söz konusu parselin etkin ve verimli kullanılması ve ekonomiye kazandırılması için ilgili kanuni düzenlemelerin dikkate alındığı, çevresinde yer alan kullanımların irdelendiği ve "gelişme konut alanı”, "anaokulu alanı”, "park" ve "yol” olarak planlandığı, yapılan plan değişikliğinde %40'a yakın donatı alanı ayrılarak yeterli sosyal ve teknik altyapı alanının sağlandığı, sonuç olarak söz konusu plan değişikliğinin; 3194 sayıl İmar Kanununun Ek-3 üncü maddesi gereğince verilen yetki çerçevesinde, mevcut planla getirilmiş yakın çevredeki kullanım kararları, yapılmış imar uygulamaları, komşu parseller, çevredeki yapılaşmalar, mülkiyet durumu vb. etkenler göz önünde bulundurularak, bölgenin konumu, ihtiyaçları ve ulaşım durumu değerlendirilerek, ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri de alınarak mevzuata uygun şekilde hazırlandığı, dava konusu işlemin hukuka uygun olması karşısında, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : 3194 sayılı İmar Kanununun Ek 3 maddesinde; "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir yürürlüğe girer." hükmü; Ek 8 maddesinde; "Plan değişiklikleri, plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak şekilde ve teknik gerekçeleri sağlamak şartıyla yerleşmenin özelliğine uygun olarak yapılır. Plan değişikliği tekliflerinde ihtiyaç analizini içeren sosyal ve teknik altyapı etki değerlendirme raporu hazırlanarak planı onaylayacak idareye sunulur. Parsel bazında; nüfusu, yapı yoğunluğunu, kat adedini, bina yüksekliğini arttıran imar planı değişiklikleri yapılamaz." hükmü düzenlenmiş; 14/02/2020 tarihli, 7221 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 6.maddesi ile de, 3194 sayılı İmar Kanununun 8.maddesine; “İmar planlarında bina yükseklikleri yençok: serbest olarak belirlenemez” hükmü eklenmiştir.
Dosyanın ve yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporun birlikte incelenmesinden, Ankara İmar İdare Heyeti tarafından … tarih ve … sayılı karar ile onaylanan 1/1000 ölçekli MSB Alarm İskân Tesisleri Yerleşim Alanı Mevzii İmar Planı ile … tarih ve …sayılı İmar İdare Heyeti parselasyon planında, “spor tesisleri ve rekreasyon alanları”; 1/100.000 ölçekli 2038 Ankara Çevre Düzeni Planında "askeri alan"; 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planında "ağaçlandırılacak alanlar" olarak tanımlanan alanın, dava konusu imar planı değişiklikleri ile "kentsel gelişme alanı" üst kullanımı altında "yüksek yoğunlukta gelişme konut alanı" kullanım kararları çerçevesinde yapılaşmaya açıldığı görülmektedir.
Bilirkişi raporunda, İmrahor Vadisi yamacında bulunan uyuşmazlık konusu yerin korunarak bu alanda yapılaşmanın yasaklanması ve tümüyle bir yeşil alan olarak kente kazandırılması gerektiğinin değerlendiridiği, Çankaya Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün dava konusu imar planı değişikliklerine ilişkin olarak davalı idareye gönderdiği 31/07/2018 tarihli görüş yazısında da; …sayılı plan sınırları içerisinde konut alanları ile birlikte, bu alanlarda yaşayacak nüfusun ihtiyacı olarak temel eğitim ve lise alanı, ağaçlandırılacak alan, spor tesisleri ve rekreasyon alanı gibi sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrıldığının, … ada, … sayılı parselin de bu kapsamda "spor tesisleri ve rekreasyon alanları” olarak ayrıldığının, bu bakımdan dava konusu parselin tek başına değil, içinde bulunduğu planlama alanıyla ilişkileri ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğinin bildirildiği görülmekte olup, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri de dikkate alınarak uyuşmazlık irdelendiğinde 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği bakımından; Milli Savunma Bakanlığına tahsisinin kaldırılmış olmasının dava konusu parselin "askeri alan" lejantından çıkartılmasına nesnel bir gerekçe oluşturacağı tabii ise de, alanın yapılaşmaya açılacak şekilde "kentsel gelişme alanı" lejantına alınmasına hiçbir şekilde gerekçe oluşturmayacağının açık olduğu, dava konusu imar planı değişikliklerinin tümü yönünden ise; parselin konumu, fiziksel, çevresel ve ekolojik özellikleri, doğal eşikler ile il bütününe yönelik 1/25.000 ölçekli nazım imar planındaki "ağaçlandırılacak alan" kullanım kararı dikkate alındığında uyuşmazlığın özünü dava konusu parselin yapılaşmaya açılıp açılmayacağı hususunun oluşturduğu, dava konusu imar planı değişiklikleri ile parsel bazında plan kararları getirilerek vadi niteliğindeki yapılaşmaya açılması uygun olmayan alanın yapılaşmaya açıldığı, 09/04/2021 tarih ve 3805 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanan yeni plan değişiklikleri ile de dava konusu parselin parsel bazında yapılaşmaya açılacak şekilde gene "gelişme konut alanı" olarak belirlendiği, dolayısıyla dava konusu imar planı kararlarının yeni plan değişikliklerinde de devam ettirildiği anlaşılmaktadır.
İdare Hukukuna hâkim olan ilkelere göre; iptal davası açılabilmesi ve davanın görülebilmesi için, iptali istenilen işlem nedeniyle davanın açıldığı sırada davacının menfaatinin ihlâl edilmesi yeterli olup; yeni bir idari karar alınarak, davacının iptali istenilen işlemle ilişkisinin kesilmesi ya da yeni bir işlemle geriye dönük olarak işlemin hukuka uygunluğunun sağlanılmaya çalışılması, hukuka aykırılığı ileri sürülen işlemin yargısal denetim dışında bırakılması sonucunu doğuracaktır. Kaldı ki, idari işlemlerin tesis edildikleri tarih itibariyle yargısal denetiminin yapılması gerekmektedir.
Bu durumda, parsel bazında yapılan dava konusu imar planı değişiklikleri ile yapılaşmaya açılması uygun olmayan vadi niteliğindeki alanın yapılaşmaya açılmasının imar mevzuatına, planlama esasları ile şehircilik ilkelerine ve kamu yararına aykırı olduğu, davalı idare tarafından yapılan 09/04/2021 ve 20/07/2022 onay tarihli yeni plan değişikliklerinde de kullanım kararlarında esaslı değişikliğe gidilmeyerek "kentsel gelişme alanı" kullanım kararı kapsamında yapılaşma öngörüsünün devam ettirildiği, bu kapsamda "yüksek yoğunlukta gelişme konut alanı"nın "orta yoğunlukta konut alanı"na çevrilmesinin alanın yapılaşmaya açıldığı gerçeği bakımından bir etkisinin bulunmadığı anlaşıldığından, idari işlemlerin tesis edildikleri tarih itibariyle yargısal denetiminin yapılacağı ilkesi çerçevesinde istem değerlendirilerek dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmesi gerekmektedir.
Öte yandan, 09/04/2021 ve 20/07/2022 onay tarihli yeni plan değişikliklerinin 1/25.000, 1/5000 ve 1/1000 ölçeğinde yapıldığı görülmekte olup 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında değişikliğe gidilmediği ve dolayısıyla dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının geçerliliğini koruduğu, bu bakımdan anılan plan hakkında bir karar verilmesi gerektiği tabidir.
Bu itibarla, uyuşmazlık konusu imar planı değişikliklerinin iptaline karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ :Dava;
Ankara ili, Çankaya ilçesi, … Mahallesi, … ada, … sayılı parsele yönelik Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanarak 12/11/2019 tarih ve 1806 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı, 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir.
Dava açıldıktan sonra, dava konusu imar planı değişikliklerine askı sürecinde yapılan itirazların değerlendirilmesi sonucunda, … ada, … sayılı parsele ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve 09/04/2021 tarih ve 3805 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanan plan değişiklikleri yapıldığı görülmüş ise de yeni plan değişiklikleri ile de dava konusu parselin parsel bazında yapılaşmaya açılacak şekilde gene "gelişme konut alanı" olarak belirlendiği, dolayısıyla dava konusu imar planı kararlarının yeni plan değişikliklerinde de devam ettirildiği anlaşıldığından işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanununun 9. maddesine 4046 sayılı Kanunun 41. maddesiyle eklenen 2. fıkrasında: "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan (Belediye) gerekli görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak (Ek ibare: 03/04/1997 - 4232/4 maddesi) imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumları; Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. (Ek ibare: 03/04/1997 - 4232/4 maddesi) ilgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir." hükmüne yer verilmiş; anılan Kanuna 5398 sayılı Kanunun 12. maddesiyle eklenen ve 5793 sayılı Kanunun 15. maddesiyle değiştirilen Ek-3. maddesinde: "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K. sayılı Kararı ile.) yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K.sayılı Kararı ile.) Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir." hükmü yer almıştır.
3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde nazım imar planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmış; anılan Kanunun 6. maddesinde; planlar kapsadıkları alan ve amaçları açısından bölge planları ve imar planları olarak iki ana kategoriye ayrılmış, imar planları da uygulamaya esas olan uygulama imar planları ve bu planın hazırlanmasındaki temel hedefleri, ilkeleri ve arazi kullanım kararlarını belirleyen nazım imar planları olarak sınıflandırılmış; 8. maddesinde ise alt ölçekli planların üst ölçekli planlarda belirlenen planlama ana ilkelerine, stratejilerine ve kararlarına uyumlu olması zorunluluğu getirilmiştir.
Danıştay 6. Dairesince yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda özetle ;
- Dava konusu parselin, kentin güney doğusunda yer alan İmrahor Vadisinin yamacında, kentin ana bulvarlarından biri olan Turan Güneş Bulvarının 500m güneyinde yer aldığı, parselin batısında TRT Genel Müdürlüğü, kuzey doğusunda bir lise ve ilköğretim okulu yer alırken, kuzeyinde MSB Lojmanlarının bulunduğu, ayrıca parselin doğusunda Güneypark Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı kapsamında yer alan Sinpaş Altınoran konutlarının bulunduğu, bununla birlikte dava dosyasında yer alan Ankara ili Çankaya ilçesi …Mahallesi, … ada, …sayılı parsel imar planı değişikliği plan açıklama raporunda da belirtildiği gibi dava konusu parsel sınırları içerisinde, parselin kuzeyinde yer alan MSB Lojmanlarına ait yol ve otoparkla birlikte piknik alanının bulunduğu,
- Dava konusu plan değişikliklerin tek bir parseli ilgilendiren işlemler olduğu ve her ölçekte benzer kararların bulunmasının plan kademeleri ya da planların kademeli birlikteliği ilkesi kapsamında planın iptalini gerektirecek, esasa dair bir aykırılık olmadığı ancak tek parsel üzerinde plan değişikliği yapılmasının plan bütünlüğü ve sürekliliğinin bozduğu ve bu uygulamanın planlama ilkelerine ve esaslarına aykırı olduğu,
- Dava konusu plan değişikliklerinin gerekçesi olarak eski bir tarihte onaylanmış bir planın varlığı ve alana ilişkin 1/5000 ölçekli planın olmayışının gösterildiği. Bununla birlikte, çevre kullanımlar göz önünde bulundurularak parselin etkin ve verimli kullanılmasının sağlanmasının da bir başka gerekçe olarak ifade edildiği, plan açıklama raporunda parselin konumu ve çevresindeki kullanımlar ve yol bağlantıları ile ilgii bilgilere yer verildiği, bunun yanı sıra raporda, dava konusu parselde yer alan yapılar, alanın jeolojik durumu, mülkiyet yapısı, korumaya ilişkin veriler, teknik altyapı ve var olan planlara ilişkin bilgilerin de yer aldığı ancak gerekçede söz konusu “parselin etkin ve verimli kullanılması gereği” konusunda herhangi bir açıklamanın yer almadığı, etkinlik ve verimlilik kavramlarının içeriğine dair somut açıklamaların yer almadığı ve söz konusu gerekliliğin hangi araştırma veya ihtiyaca dayalı olduğunun açıklanmadığı, dava konusu parselin Ankara için önemli bir doğal alan olan ve planlama ilkeleri açısından yapılaşmaya açılmaması gereken bir vadi olan İmrahor Vadisi’nin yamacında yer aldığı ve yoğun konut alanı önerisi getirilen plan değişikliği yapılırken bu duruma dair bir irdeleme yapılmadığı, Vadiler ve tabanlarında yer alan akarsuların önemli doğal varlıklar olup, kentlerdeki yaşam kalitesini ve sağlık koşullarını yükselten çeşitli ekolojik işlevler sunduğu, Plan Açıklama Raporu’nda yer alan açıklamalar değerlendirildiğinde, plan değişikliğinin gerekçesini ortaya koyan kapsamlı bir araştırma yapılmadığının ortaya çıktığı, bu açıdan bakıldığında imar mevzuatında belirtilen plan değişikliği koşullarının oluşmadığının, plan bütünlüğü ve sürekliliğinin korunmadığının anlaşıldığı, dolayısıyla Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği ve 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planı hükümlerinde belirtilen plan değişikliği yapma koşullarının dava konusu plan değişiklikleri için oluşmadığı, plan bütünlüğü ve sürekliliğinin korunmadığı, dava konusu plan değişikliklerinin ilgili yönetmeliklere, planlama ilkelerine ve kamu yararına aykırı olduğu,
- Ankara’nın başkent olarak ilan edilmesinden günümüze dek yapılan planlara bakıldığında yeşil alanlar ve yeşil alan sistemlerine planlarda geniş ölçüde yer verildiğinin görüldüğü, kentin topografya ve doğal verileri göz önünde bulundurularak, güney-kuzey yönünde eğimli vadiler, doğal drenaj ve hava dolaşımı boşluklarının dikkatle korunduğu, İmrahor Vadisi de yeşil alan olarak korunmuş, kenti çevreleyen yeşil alanların en önemli parçası olarak tanımlandığı, özetle yeşil alanların ve yeşil alan sistemlerinin kentlerin gelişimi ve kentsel yaşam açısından büyük önem taşıdıkları, Ankara’da da bu alanların korunmasının öneminin büyük olduğu, İmrahor Vadisi’nin Eymir ve Mogan Gölleri ile birlikte oluşturduğu sistem göz önünde bulundurulduğunda, korunarak bu alanda yapılaşmanın yasaklanmasının ve alanın tümüyle bir yeşil alan olarak kente kazandırılmasının gerektiği, nitekim İmrahor Vadisi’nde yapılaşmaya olanak veren ve vadi yamacında yer alan gecekonduların dönüşümünü ve vadide yoğun yapılaşmayı öngören Güneypark Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Projesi alanına ilişkin yapılan planların, ilk kez onaylandığı 2000’li yılların başından itibaren çeşitli iptal davalarına konu olduğu,
- Dava konusu parselin plan değişikliği öncesinde spor tesisleri ve rekreasyon alanı niteliği taşıdığı, dava konusu plan değişiklikleri ile getirilen yoğun konut kullanımı kararının ve yapılaşma koşullarının çevre ve imar bütünlüğünü ve sosyal donatı dengesini bozucu nitelikte olduğu, korunması gereken bir alanın konut kullanımı getirilerek yapılaşmaya açıldığı, bu doğrultuda da dava konusu 16128 ada 12 parsel için öngörülen konut kullanımının yer seçiminin uygun olmadığı,
- Her ne kadar davalı idarenin planlama yetkisi sadece dava konusu … ada, …sayılı parselle sınırlı olsa da, plan bütünlüğü ve sürekliliği göz önünde bulundurulduğunda, davaya konu plan değişikliği işleminde nüfus artışına bağlı sağlanması gerek sosyal ve teknik altyapı konusunda kapsamlı bir değerlendirmenin olmamasının önemli bir eksiklik olduğu, plan değişikliğinde park ve eğitim alanı önerilmekle birlikte, değişiklik öncesinde alanın "Spor Tesisleri ve Rekreasyon Alanı" olarak tanımlanmış olduğu ve davaya konu plan değişikliği ile spor alanı ve yeşil alan büyüklüğünün azaltıldığının açık olduğu, kaldı ki, Çankaya Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün davalı idareye gönderdiği, plan değişikliğine ilişkin 20/01/2020 tarihli görüş yazısında, dava konusu … ada, … sayılı parselin dahil olduğu … nolu plan sınırları içerisinde konut alanları ile birlikte, bu alanlarda yaşayacak nüfusun ihtiyacı olarak temel eğitim alanı, lise, ağaçlandırılacak alan, spor tesisleri ve rekreasyon alanı gibi sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrıldığının belirtildiği, dolayısıyla dava konusu parselin tek başına değerlendirilmesi yerine, içinde bulunduğu planlama alanıyla ilişkileri ile birlikte değerlendirilmesinin gerektiği, dava konusu plan değişiklikleri ile önerilen konut kullanımının alandaki sosyal donatı dengesini olumsuz bir şekilde etkilediği ve bozduğu, parselin bulunduğu bölgeye ek nüfus getirildiği, bu nüfusun ihtiyacı olan sosyal donatının yeterli düzeyde sağlanmadığı ve önceki planlarda sosyal donatı olarak ayrılmış bir alanın kullanımı değiştirildiği, bu durumun Mekânsal Planlar Yapım Yönetmelikliğine aykırı olduğu,
- Davaya konu … ada … parselde yüksek yoğunlukta yapılaşma olanağı sağlayan dava konusu plan değişikliklerinin şehircilik ve planlama ilkeleri açısından uygun olmadığı, ayrıca parsel bazında yapılan bir planlama işleminde parselde kesin olarak yer alacak kullanımın belirlenmeyip, burada yer alabilecek çok sayıda olası fonksiyonun sayılmış olmasının ciddi olumsuzluklar barındırdığı,
- 14.02.2020 tarih ve 7221 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 6. maddesinde “İmar planlarında bina yükseklikleri yençok: serbest olarak belirlenemez” ifadesinin yer aldığı, davaya konu plan değişikliğinde gelişme konut alanı için "yençok: serbest" biçimindeki plan kararının bu maddeye aykırı olduğu, hususları dikkate alındığında, dava konusu imar planı değişikliklerinin planlama esasları, şehircilik ilkeleri, imar mevzuatı ve kamu yararına uygun olmadığı, tespit ve değerlendirmelerine yer verilmiştir.
Yukarıda özetlenen bilirkişi raporu ve dosyadaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden; Ankara İmar İdare Heyeti tarafından … tarih ve … sayılı karar ile onaylanan 1/1000 ölçekli MSB Alarm İskân Tesisleri Yerleşim Alanı Mevzii İmar Planı ile … tarih ve …sayılı İmar İdare Heyeti parselasyon planında, “spor tesisleri ve rekreasyon alanları”; 1/100.000 ölçekli 2038 Ankara Çevre Düzeni Planında "askeri alan"; 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planında "ağaçlandırılacak alanlar" olarak tanımlanan alanın, dava konusu imar planı değişiklikleri ile "kentsel gelişme alanı" üst kullanımı altında "yüksek yoğunlukta gelişme konut alanı" kullanım kararları çerçevesinde yapılaşmaya açıldığının anlaşıldığı, bilirkişi raporunda İmrahor Vadisi yamacında bulunan uyuşmazlık konusu yerin korunarak bu alanda yapılaşmanın yasaklanması ve tümüyle bir yeşil alan olarak kente kazandırılması gerektiğinin değerlendirildiği, Çankaya Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün dava konusu imar planı değişikliklerine ilişkin olarak davalı idareye gönderdiği 31/07/2018 tarihli görüş yazısında da; 75010 sayılı plan sınırları içerisinde konut alanları ile birlikte, bu alanlarda yaşayacak nüfusun ihtiyacı olarak temel eğitim ve lise alanı, ağaçlandırılacak alan, spor tesisleri ve rekreasyon alanı gibi sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrıldığının, … ada, … sayılı parselin de bu kapsamda "spor tesisleri ve rekreasyon alanları” olarak ayrıldığının, bu bakımdan dava konusu parselin tek başına değil, içinde bulunduğu planlama alanıyla ilişkileri ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğinin bildirildiği; parselin konumu, fiziksel, çevresel ve ekolojik özellikleri, doğal eşikler ile il bütününe yönelik 1/25.000 ölçekli nazım imar planındaki "ağaçlandırılacak alan" kullanım kararı dikkate alındığında dava konusu plan değişikliklerinde şehircilik ilkeleri, planlama esasları kamu yararı ve imar mevzuatına uygunluk görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu plan değişikliklerinin iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A maddesi uyarınca dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
MADDİ
**OLAY:** Mülkiyeti Hazineye ait, "alarm iskan tesisi" olarak Milli Savunma Bakanlığına tahsisli, toplam 58.307 metrekare büyüklüğündeki, Ankara ili, Çankaya ilçesi, … Mahallesi, … ada, … sayılı parsel, Özelleştirme Yüksek Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alınmış, İmar İdare Heyeti tarafından … tarih ve …sayılı karar ile onaylanan 1/1000 ölçekli MSB Alarm İskân Tesisleri Yerleşim Alanı Mevzii İmar Planı ile … tarih ve … sayılı İmar İdare Heyeti parselasyon planında, “spor tesisleri ve rekreasyon alanları”; 1/100.000 ölçekli 2038 Ankara Çevre Düzeni Planında "askeri alan"; 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planında "ağaçlandırılacak alanlar" olarak tanımlanan dava konusu alana ilişkin olarak; 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı ve 1/25000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinde "kentsel gelişme alanı" kullanımı; 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinde "(251-400kişi/ha) yüksek yoğunlukta gelişme konut alanı", "sosyal altyapı alanı", " park alanı", "genel otopark" ve "taşıt yolu" kullanımları; 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinde ise "(emsal 2,00; yençok: serbest) gelişme konut alanı", "anaokulu alanı (emsal 0,50; yençok: 2 kat)", "park alanı", "otopark" ve "yol alanı" kullanımlarının belirlenmesine ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanan imar planı değişikliği 12/11/2019 tarih ve 1806 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanmıştır.
Söz konusu imar planı değişikliklerine askı sürecinde yapılan itirazların değerlendirilmesi sonucunda, … ada, … sayılı parsele ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri 09/04/2021 tarih ve 3805 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanmış olup, anılan imar planı değişiklikleri ile; 1/25.000 ölçekli nazım imar planında "kentsel gelişme alanı"; 1/5000 ölçekli nazım imar planında "(121-250 ki/ha) orta yoğunlukta gelişme konut alanı", "eğitim alanı", "sosyal tesis alanı", "park alanı", "genel otopark alanı", "10 mt.ve 12 mt. en kesitli taşıt yolu alanı"; 1/1000 ölçekli uygulama imar planında "(E:1.50, Yençok:10 kat) gelişme konut alanı", "(E:0.50, Yençok:2 kat) anaokulu alanı", "(E:0.50, Yençok:3 kat) sosyal tesis alanı", "park alanı", "genel otopark alanı", "10 mt. Ve 12 mt. en kesitli taşıt yolu ile 7 mt. en kesitli yaya yolu alanı" kullanım kararları getirilmiştir. Söz konusu 09/04/2021 tarihli imar planı değişikliğine karşı Danıştay Altıncı Dairesinin E:2021/7565 sayılı dosyası ile TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından; E:2021/7444 sayılı dava dosyası ile de davacı tarafından davalar açılmıştır.
Anılan imar planı değişikliğine taşıt yolları bakımından yapılan itirazlar üzerine 20/07/2022 tarihli, 5822 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanan 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri yapılmış olup, bu değişiklik ile; 1/25.000 ölçekli nazım imar planında "kentsel gelişme alanı"; 1/5000 ölçekli nazım imar planında "(121-250 ki/ha) orta yoğunlukta gelişme konut alanı", "özel sosyal tesis alanı", "park alanı", "genel otopark alanı", "12 mt. en kesitli taşıt yolu alanı"; 1/1000 ölçekli uygulama imar planında "(E:1.50, Yençok:10 kat) gelişme konut alanı", "(E:1.00, Yençok:5 kat) özel sosyal tesis alanı", "park alanı", "genel otopark alanı", "12 mt. en kesitli taşıt yolu ile 7 mt. en kesitli yaya yolu alanı" kullanım kararları belirlenmiş olup, anılan imar planı değişikliklerine karşı, davacı tarafından Dairemizin E:2022/8146 sayılı; TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından E:2022/8091 sayılı ve Çankaya Belediye Başkanlığı tarafından E:2022/7748 sayılı dava dosyalarında davalar açılmıştır.
Bakılan dava, 12/11/2019 tarih ve 1806 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı, 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin iptali istemiyle açılmıştır.
**İLGİLİ MEVZUAT:**
4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunun 1. maddesinde: "Bu Kanunun amacı; "Bu maddede belirtilen ve Kanunun uygulanmasında "kuruluş" adı ile anılacak olan;
a) İktisadi devlet teşekküllerinin, bunların müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ile varlıklarının ve iştiraklerindeki kamu paylarının,
b) Kamu iktisadi teşebbüsleri statüsü dışında kalmakla beraber sermayesinin tamamı veya yarısından fazlası devlete ve/veya diğer kamu tüzelkişilerine ait olan ticari amaçlı kuruluşlardaki kamu payları ile bu kuruluşlara ait müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ve varlıklarının, iştiraklerindeki kamu paylarının,
c) Devletin diğer iştiraklerindeki kamu payları ile Hazineye ait payların,
d) Genel ve katma bütçeli idareler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların ve kamu iktisadi teşebbüslerinden kamu iktisadi kuruluşlarının gördükleri kamu hizmetleri ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının ve iştiraklerindeki paylarının,
e) Belediye ve il özel idarelerine ait ticari amaçlı kuruluşlar ile pay oranlarına bakılmaksızın her türlü iştiraklerindeki paylarının,
f) Genel ve katma bütçeli idarelerle bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların, mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıkları (baraj, gölet, otoyol, yataklı tedavi kurumları, limanlar ve benzeri diğer mal ve hizmet üretim birimleri) ile bu Kanunun 35 inci maddesinin (B) fıkrasında belirtilen kamu iktisadi kuruluşlarının temel kuruluş amaçlarına uygun mal ve hizmet üretim birimlerinin işletilmesi haklarının, ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek gerekçelerinden birisi ile özelleştirilmelerine ilişkin esasları düzenlemektir. " hükmüne yer verilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanununun işlem tarihinde yürürlükte olan halindeki imar planlarında Bakanlığın yetkisini düzenleyen 9. maddesine 4046 sayılı Kanunun 41. maddesiyle eklenen 2. fıkrasında: "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan (Belediye) gerekli görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak (Ek ibare: 03/04/1997 - 4232/4 maddesi) imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumları; Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. (Ek ibare: 03/04/1997 - 4232/4 maddesi) ilgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Kanuna 5398 sayılı Kanunun 12. maddesiyle eklenen ve 5793 sayılı Kanunun 15. maddesiyle değiştirilen Ek-3. maddesinde: "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K. sayılı Kararı ile.) yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K.sayılı Kararı ile.) Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir." hükmü bulunmaktadır.
3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan halinde nazım imar planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.
3194 sayılı İmar Kanununun 6. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan halinde; planlar kapsadıkları alan ve amaçları açısından bölge planları ve imar planları olarak iki ana kategoriye ayrılmış, imar planları da uygulamaya esas olan uygulama imar planları ve bu planın hazırlanmasındaki temel hedefleri, ilkeleri ve arazi kullanım kararlarını belirleyen nazım imar planları olarak sınıflandırılmıştır. Anılan Kanunun 8. maddesinde ise alt ölçekli planların üst ölçekli planlarda belirlenen planlama ana ilkelerine, stratejilerine ve kararlarına uyumlu olması zorunluluğu getirilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Usul yönünden;
Davalı tarafından, dava dilekçesinin zorunlu kanuni koşulları taşımadığı ve davanın süresi içinde açılmadığı ileri sürülmektedir.
Dava dilekçesinin incelenmesinden, dilekçenin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 3.maddesinde belirlenen koşullara uygun düzenlendiği görülmektedir.
Süre hususuna gelince; dava konusu imar planı değişikliklerinin tamamının Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığınca 13/01/2020 - 12/02/2020 tarihleri arasında, Çankaya Belediye Başkanlığınca 10/12/2019 - 10/01/2020 tarihleri arasında askıya çıkartıldığı, davacı tarafından anılan plana itiraz edilmediği, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığınca yapılan askıya göre 12/02/2020 tarihinden itibaren 30 günlük yasal süresi içinde 18/02/2020 tarihinde bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Esas yönünden;
Dava konusu imar planlarındaki değişikliklerin; dava konusu parsel açısından geçmişten itibaren belirlenen fonksiyonların değerlendirilmesi suretiyle, uyuşmazlık konusu edilen imar planı değişiklikleri ile getirilen kullanım kararlarının ve yapılaşma koşullarının çevre ve imar bütünlüğünü ve sosyal donatı dengesini bozucu nitelikte olup olmadığının, bozuyor ise sosyal donatı dengesini hangi yönlerden bozduğunun, imar planlarının kademeli birlikteliği ilkesine uygun olup olmadığının, uyuşmazlığa konu taşınmaza verilen fonksiyonların yer seçiminin uygunluğunun, incelenmesi amacıyla 14/07/2020 tarihli Dairemiz kararı üzerine 15/01/2021 tarihinde Naip Üye … niyabetinde Prof. Dr. …, Prof. Dr. …, Prof. Dr. …'den oluşturulan bilirkişi kurulunun katılımıyla yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle;
- Dava konusu parselin, kentin güney doğusunda yer alan İmrahor Vadisinin yamacında, kentin ana bulvarlarından biri olan Turan Güneş Bulvarının 500m güneyinde yer aldığı, parselin batısında TRT Genel Müdürlüğü, kuzey doğusunda bir lise ve ilköğretim okulu yer alırken, kuzeyinde MSB Lojmanlarının bulunduğu, ayrıca parselin doğusunda Güneypark Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı kapsamında yer alan Sinpaş Altınoran konutlarının bulunduğu, bununla birlikte dava dosyasında yer alan Ankara ili Çankaya ilçesi … Mahallesi, … ada, … sayılı parsel imar planı değişikliği plan açıklama raporunda da belirtildiği gibi dava konusu parsel sınırları içerisinde, parselin kuzeyinde yer alan MSB Lojmanlarına ait yol ve otoparkla birlikte piknik alanının bulunduğu,
- Dava konusu plan değişikliklerin tek bir parseli ilgilendiren işlemler olduğu ve her ölçekte benzer kararların bulunmasının plan kademeleri ya da planların kademeli birlikteliği ilkesi kapsamında planın iptalini gerektirecek, esasa dair bir aykırılık olmadığı ancak tek parsel üzerinde plan değişikliği yapılmasının plan bütünlüğü ve sürekliliğinin bozduğu ve bu uygulamanın planlama ilkelerine ve esaslarına aykırı olduğu,
- Dava konusu plan değişikliklerinin gerekçesi olarak eski bir tarihte onaylanmış bir planın varlığı ve alana ilişkin 1/5000 ölçekli planın olmayışının gösterildiği. Bununla birlikte, çevre kullanımlar göz önünde bulundurularak parselin etkin ve verimli kullanılmasının sağlanmasının da bir başka gerekçe olarak ifade edildiği, plan açıklama raporunda parselin konumu ve çevresindeki kullanımlar ve yol bağlantıları ile ilgii bilgilere yer verildiği, bunun yanı sıra raporda, dava konusu parselde yer alan yapılar, alanın jeolojik durumu, mülkiyet yapısı, korumaya ilişkin veriler, teknik altyapı ve var olan planlara ilişkin bilgilerin de yer aldığı ancak gerekçede söz konusu “parselin etkin ve verimli kullanılması gereği” konusunda herhangi bir açıklamanın yer almadığı, etkinlik ve verimlilik kavramlarının içeriğine dair somut açıklamaların yer almadığı ve söz konusu gerekliliğin hangi araştırma veya ihtiyaca dayalı olduğunun açıklanmadığı, dava konusu parselin Ankara için önemli bir doğal alan olan ve planlama ilkeleri açısından yapılaşmaya açılmaması gereken bir vadi olan İmrahor Vadisi’nin yamacında yer aldığı ve yoğun konut alanı önerisi getirilen plan değişikliği yapılırken bu duruma dair bir irdeleme yapılmadığı, Vadiler ve tabanlarında yer alan akarsuların önemli doğal varlıklar olup, kentlerdeki yaşam kalitesini ve sağlık koşullarını yükselten çeşitli ekolojik işlevler sunduğu, Plan Açıklama Raporu’nda yer alan açıklamalar değerlendirildiğinde, plan değişikliğinin gerekçesini ortaya koyan kapsamlı bir araştırma yapılmadığının ortaya çıktığı, bu açıdan bakıldığında imar mevzuatında belirtilen plan değişikliği koşullarının oluşmadığının, plan bütünlüğü ve sürekliliğinin korunmadığının anlaşıldığı, dolayısıyla Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği ve 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planı hükümlerinde belirtilen plan değişikliği yapma koşullarının dava konusu plan değişiklikleri için oluşmadığı, plan bütünlüğü ve sürekliliğinin korunmadığı, dava konusu plan değişikliklerinin ilgili yönetmeliklere, planlama ilkelerine ve kamu yararına aykırı olduğu,
- Ankara’nın başkent olarak ilan edilmesinden günümüze dek yapılan planlara bakıldığında yeşil alanlar ve yeşil alan sistemlerine planlarda geniş ölçüde yer verildiğinin görüldüğü, kentin topografya ve doğal verileri göz önünde bulundurularak, güney-kuzey yönünde eğimli vadiler, doğal drenaj ve hava dolaşımı boşluklarının dikkatle korunduğu, İmrahor Vadisi de yeşil alan olarak korunmuş, kenti çevreleyen yeşil alanların en önemli parçası olarak tanımlandığı, özetle yeşil alanların ve yeşil alan sistemlerinin kentlerin gelişimi ve kentsel yaşam açısından büyük önem taşıdıkları, Ankara’da da bu alanların korunmasının öneminin büyük olduğu, İmrahor Vadisi’nin Eymir ve Mogan Gölleri ile birlikte oluşturduğu sistem göz önünde bulundurulduğunda, korunarak bu alanda yapılaşmanın yasaklanmasının ve alanın tümüyle bir yeşil alan olarak kente kazandırılmasının gerektiği, nitekim İmrahor Vadisi’nde yapılaşmaya olanak veren ve vadi yamacında yer alan gecekonduların dönüşümünü ve vadide yoğun yapılaşmayı öngören Güneypark Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Projesi alanına ilişkin yapılan planların, ilk kez onaylandığı 2000’li yılların başından itibaren çeşitli iptal davalarına konu olduğu,
- Dava konusu parselin plan değişikliği öncesinde spor tesisleri ve rekreasyon alanı niteliği taşıdığı, dava konusu plan değişiklikleri ile getirilen yoğun konut kullanımı kararının ve yapılaşma koşullarının çevre ve imar bütünlüğünü ve sosyal donatı dengesini bozucu nitelikte olduğu, korunması gereken bir alanın konut kullanımı getirilerek yapılaşmaya açıldığı, bu doğrultuda da dava konusu … ada … parsel için öngörülen konut kullanımının yer seçiminin uygun olmadığı,
- Her ne kadar davalı idarenin planlama yetkisi sadece dava konusu … ada, … sayılı parselle sınırlı olsa da, plan bütünlüğü ve sürekliliği göz önünde bulundurulduğunda, davaya konu plan değişikliği işleminde nüfus artışına bağlı sağlanması gerek sosyal ve teknik altyapı konusunda kapsamlı bir değerlendirmenin olmamasının önemli bir eksiklik olduğu, plan değişikliğinde park ve eğitim alanı önerilmekle birlikte, değişiklik öncesinde alanın "Spor Tesisleri ve Rekreasyon Alanı" olarak tanımlanmış olduğu ve davaya konu plan değişikliği ile spor alanı ve yeşil alan büyüklüğünün azaltıldığının açık olduğu, kaldı ki, Çankaya Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün davalı idareye gönderdiği, plan değişikliğine ilişkin 20/01/2020 tarihli görüş yazısında, dava konusu … ada, … sayılı parselin dahil olduğu … nolu plan sınırları içerisinde konut alanları ile birlikte, bu alanlarda yaşayacak nüfusun ihtiyacı olarak temel eğitim alanı, lise, ağaçlandırılacak alan, spor tesisleri ve rekreasyon alanı gibi sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrıldığının belirtildiği, dolayısıyla dava konusu parselin tek başına değerlendirilmesi yerine, içinde bulunduğu planlama alanıyla ilişkileri ile birlikte değerlendirilmesinin gerektiği, dava konusu plan değişiklikleri ile önerilen konut kullanımının alandaki sosyal donatı dengesini olumsuz bir şekilde etkilediği ve bozduğu, parselin bulunduğu bölgeye ek nüfus getirildiği, bu nüfusun ihtiyacı olan sosyal donatının yeterli düzeyde sağlanmadığı ve önceki planlarda sosyal donatı olarak ayrılmış bir alanın kullanımı değiştirildiği, bu durumun Mekânsal Planlar Yapım Yönetmelikliğine aykırı olduğu,
- Davaya konu … ada … parselde yüksek yoğunlukta yapılaşma olanağı sağlayan dava konusu plan değişikliklerinin şehircilik ve planlama ilkeleri açısından uygun olmadığı, ayrıca parsel bazında yapılan bir planlama işleminde parselde kesin olarak yer alacak kullanımın belirlenmeyip, burada yer alabilecek çok sayıda olası fonksiyonun sayılmış olmasının ciddi olumsuzluklar barındırdığı,
- 14.02.2020 tarih ve 7221 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 6. maddesinde “İmar planlarında bina yükseklikleri yençok: serbest olarak belirlenemez” ifadesinin yer aldığı, davaya konu plan değişikliğinde gelişme konut alanı için "yençok: serbest" biçimindeki plan kararının bu maddeye aykırı olduğu, hususları dikkate alındığında, dava konusu imar planı değişikliklerinin planlama esasları, şehircilik ilkeleri, imar mevzuatı ve kamu yararına uygun olmadığı, tespit ve değerlendirmelerinde bulunulmuştur.
Bilirkişi raporunun taraflara tebliğinin ardından davalı Özelleştirme İdaresi Başkanlğı tarafından bilirkişi raporuna itirazda bulunulmuştur.
Yargılama devam ederken dava konusu imar planı değişikliklerine askı sürecinde yapılan itirazların değerlendirilmesi sonucunda, … ada, …sayılı parsele ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri 09/04/2021 tarih ve 3805 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanmış olup, anılan imar planı değişiklikleri ile; 1/25.000 ölçekli nazım imar planında "kentsel gelişme alanı"; 1/5000 ölçekli nazım imar planında "(121-250 ki/ha) orta yoğunlukta gelişme konut alanı", "eğitim alanı", "sosyal tesis alanı", "park alanı", "genel otopark alanı", "10 mt.ve 12 mt. en kesitli taşıt yolu alanı"; 1/1000 ölçekli uygulama imar planında "(E:1.50, Yençok:10 kat) gelişme konut alanı", "(E:0.50, Yençok:2 kat) anaokulu alanı", "(E:0.50, Yençok:3 kat) sosyal tesis alanı", "park alanı", "genel otopark alanı", "10 mt. Ve 12 mt. en kesitli taşıt yolu ile 7 mt. en kesitli yaya yolu alanı" kullanım kararları getirilmiştir.
Anılan imar planı değişikliğine taşıt yolları bakımından yapılan itirazlar üzerine de 20/07/2022 tarihli, 5822 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanan 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri yapılmış olup, bu değişiklik ile; 1/25.000 ölçekli nazım imar planında "kentsel gelişme alanı"; 1/5000 ölçekli nazım imar planında "(121-250 ki/ha) orta yoğunlukta gelişme konut alanı", "özel sosyal tesis alanı", "park alanı", "genel otopark alanı", "12 mt. en kesitli taşıt yolu alanı"; 1/1000 ölçekli uygulama imar planında "(E:1.50, Yençok:10 kat) gelişme konut alanı", "(E:1.00, Yençok:5 kat) özel sosyal tesis alanı", "park alanı", "genel otopark alanı", "12 mt. en kesitli taşıt yolu ile 7 mt. en kesitli yaya yolu alanı" kullanım kararları belirlenmiştir.
Yine yargılamanın devamı esnasında, Ankara ili bütünü için Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararıyla onaylanan 1/100.000 ölçekli 2038 Ankara Çevre Düzeni Planının tamamına karşı TMMOB Peyzaj Mimarları Odası, TMMOB Mimarlar Odası (Ankara Şubesi) ve TMMOB Şehir Plancıları Odası (Ankara Şubesi) tarafından açılan davada, dava konusu işlemin iptali yolunda … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı karar, istinaf yoluna başvurulmadan kesinleşmiştir.
Bu itibarla, uyuşmazlıkta, dava konusu işlem tesis edilirken yürürlükte olan ancak işlemin dava konusu edilmesinden sonraki bir tarihte hukuka aykırılığı yargı kararı ile tespit edilerek iptaline karar verilen ana planın bir kısmında değişiklik yapılmasına yönelik dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin hüküm ifade etmediği ve bu nedenle davanın bu kısmı hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Dava konusu 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile yukarıda anılan sonradan kabul edilen plan değişiklikleri arasında kullanım kararları ve yapılaşma koşulları bakımından esaslı farklılıklar oluştuğu, donatı alanları ve ulaşım düzenlemesinde de köklü değişikliklere gidildiği görülmüştür.
Bu durumda, 09/04/2021 tarihli ve 3805 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile 20/07/2022 tarihli, 5822 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı onaylanan yeni 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği sonucunda dava konusu imar planı değişikliklerinden farklı ve esaslı nitelikte düzenlemelere gidildiği görüldüğünden bu haliyle bakılan davanın bu kısmının konusuz kaldığı sonucuna ulaşılmıştır.
Öte yandan, 09/04/2021 tarih ve 3805 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanan 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerine karşı, Danıştay Altıncı Dairesinin E:2021/7444 sayılı dava dosyasında davacı tarafından ve E:2021/7565 sayılı dosyasında da TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından; 20/07/2022 tarihli, 5822 09/04/2021 tarih ve 3805 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanan 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerine karşı da Danıştay Altıncı Dairesinin E:2022/8146 sayılı dosyasında davacı tarafından, E:2022/8091 sayılı dosyasında TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi tarafından ve E:2022/7748 sayılı dava dosyalarında da Çankaya Belediye Başkanlığı tarafından açılan davalarda; Danıştay Altıncı Dairesince 23/02/2023 tarihli yürütmenin durdurulması isteminin reddi yolundaki kararların verildiği ve yargılamanın halen devam ettiği anlaşılmaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesi kapsamında kalan DAVA HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen ve davacı tarafından yatırılan başvuru harcı, karar harcı, YD harcı ve vekalet suret harcı ile harcanan posta giderinin toplam tutarı olan …-TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yatırılan avanstan karşılanan keşif harcı ile keşif ve bilirkişi incelemesi gideri olan toplam …-TL'nin davalı idareler üzerinde bırakılmasına,
3. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından keşif ve bilirkişi giderleri için yatırılan …-TL avanstan keşif harcı ile keşif ve bilirkişi ücreti için harcanan …-TL'nin davalı idarelerden alınıp Hazine adına yatırılması için kararın bir örneğinin Hazine ve Maliye Bakanlığı'na tebliğine,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6. 2577 sayılı Kanunun 20/A maddesinin 2. fıkrasının (g) bendi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 23/02/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.