‹ Ana sayfa
Danıştay5. DaireTicaret Hukuku

Danıştay 5. Daire E.2025/9620 K.2025/10475

Esas No: 2025/9620 · Karar No: 2025/10475 · Karar Tarihi: 09.10.2025
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2025/9620
Karar No : 2025/10475

**DAVACI:** ...

**DAVALI:** ... Kurulu / ...

**VEKİLİ:** Av. ...

DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Meslekten çıkarma kararının soyut gerekçelere dayandığı, adil yargılanma hakkının ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 7. maddesinin ihlal edildiği ileri sürülerek dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.

DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu kararın amacının, Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar (Yüksek) Kurulu Kanunu'nun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkânı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 02/03/2022 tarih ve E:2017/4217, K:2022/731 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/12/2024 tarih ve E:2023/270, K:2024/3542 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada; Danıştay Beşinci Dairesinin 02/03/2022 tarih ve E:2017/4217, K:2022/731 sayılı kararıyla; davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılarak dava konusu Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmiş olup, anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/12/2024 tarih ve E:2023/270, K:2024/3542 sayılı kararıyla temyize konu karar bozulmuştur.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. bendi ile 50. maddesinin 5. bendinde, Danıştay'ın ilk derece Mahkemesi sıfatıyla baktığı davaların temyizen incelenmesi sonucunda İdari Dava Daireleri Kurulu'nca verilen kararlara uyulmasının zorunlu olduğu kuralı yer almaktadır.
Bu nedenle, Danıştay'ın ilk derece Mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesi sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nca verilen bozma kararlarına karşı Danıştay dava dairelerince ısrar edilmesi olanağı bulunmadığından, bozma kararında yer alan gerekçelerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen 02/03/2022 tarih ve E:2017/4217, K:2022/731 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/12/2024 tarih ve E:2023/270, K:2024/3542 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:

İNCELEME VE

**GEREKÇE:**
MADDİ

**OLAY:**
Dairemizin 02/03/2022 tarih ve E:2017/4217, K:2022/731 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/12/2024 tarih ve E:2023/270, K:2024/3542 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararın iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Sor. No:..., Karar No:... sayılı kararı ile kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği ve anılan kararın kesinleştiği görülmüştür.

**İLGİLİ MEVZUAT:**
Dairemizin 02/03/2022 tarih ve E:2017/4217, K:2022/731 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/12/2024 tarih ve E:2023/270, K:2024/3542 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:
1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği
Dairemizin 02/03/2022 tarih ve E:2017/4217, K:2022/731 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/12/2024 tarih ve E:2023/270, K:2024/3542 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/12/2024 tarih ve E:2023/270, K:2024/3542 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Sor. No:..., Karar No:... sayılı kararı ile kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 02/03/2022 tarih ve E:2017/4217, K:2022/731 sayılı kararda;
Davacı hakkındaki tanık beyanları ve davacının kendi beyanı yönünden, tanık ifadeleri incelendiğinde, davacının üniversite döneminde devlet yurdunun çıkmaması nedeniyle barınma amacıyla ve ekonomik sebeplerle FETÖ/PDY yapılanmasına ait evlerde kaldığı ve aktif görev almadığı, bu süreçte örgüte ait evlerde düzenlenen "sohbet" adı altındaki toplantılara ve örgüt tarafından düzenlenen "kamp" adı altındaki etkinliklere katılmadığı veya çok kısıtlı olarak katıldığı, hakim-savcılık sınavlarına hazırlık aşamasında ve staj döneminde örgütle bağlantısı olmayan kişilerle birlikte kiraladığı evlerde kaldığı, FETÖ/PDY terör örgütü ile herhangi bir bağlantısının bulunmadığının beyan edildiği,
Davacının kendi ifadesinde, üniversite döneminde barınma amacıyla ve ekonomik sebeplerle FETÖ/PDY yapılanmasına ait evde kalmış olmakla beraber, üniversiteden mezun olduktan sonra söz konusu yapıyla tüm bağını kopardığını ve örgüte ait evlerde kaldığı dönemde örgütün herhangi bir faaliyetine katılmadığını beyan ettiğinin görüldüğü, davalı idare tarafından davacının bu beyanının aksini ortaya koyabilecek bir tanık beyanı ya da bilgi ve belgenin dosyaya sunulamadığı,
Nitekim, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturma neticesinde kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmesine ilişkin ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Sor. No:..., Karar No:... sayılı kararında; "... Şüpheli beyanlarından ve mevcut tanık beyanlarından anlaşılacağı üzere şüphelinin üniversite eğitimi sırasında FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü'nün İzmir İlinde faaliyette bulunan öğrenci evlerinde öğrenciliği döneminde 2006-2010 yılları arasında kaldığı, örgüt evinde kaldığı dönemde örgütün sohbet adı altında düzenlenen toplantılarına katıldığı, ancak örgüt içerisinde herhangi bir görev almadığı, savunmasında 2010 yılından sonra örgütle bağlantısını kestiğini, maddi imkansızlık sebebi ile örgüte ait evlerde kaldığını beyan ettiği, bu hususun tanık beyanları ile desteklendiği, ... şüphelinin savunmasının aksine 2010 yılı sonrası örgütle bağlantısı olduğuna dair tanık beyanı ve yahut başkaca delil elde edilemediği, öğrencilik yıllarında (2006-2010) barınma amaçlı örgüte ait evlerde kaldığı yönündeki savunmasının aksini gösterir örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğuna dair dava açmaya yeter şüphe oluşturacak somut delil elde edilemediği ..." şeklinde tespitlere yer verildiği,
Bu durumda, davacının üniversite döneminde örgütsel saiklerle örgüte ait evlerde kalmadığını ve üniversite öğreniminden sonraki süreçte de örgütle herhangi bir irtibatının olmadığını belirten tanık beyanları ile üniversite döneminde barınma amacıyla ve ekonomik sebeplerle FETÖ/PDY yapılanmasına ait evlerde kalmış olmakla beraber örgütsel faaliyetlere katılmadığını ve üniversiteden mezun olduktan sonra söz konusu yapı ile tüm bağını kopardığını beyan eden davacının beyanlarının, bir başka ifadeyle barınma saikiyle hareket ettiğinin aksini ortaya koyabilecek bir tanık beyanı ya da bilgi ve belgenin davalı idarece dosyaya sunulamadığı gibi davacının 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütsel saiklerle oy kullandığına ilişkin birbiriyle tutarlı tanık beyan(lar)ı, somut tespit(ler) ya da başkaca bilgi ve belgeler bulunmadığı görüldüğünden, davacı hakkındaki tanık beyanları ile davacının beyanlarının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Evinde yapılan aramada ele geçirilen 1 Amerikan Doları yönünden, gerek adli yargıda gerekse idari yargıda dava dosyalarına yansıyan bilgilerden, örgütün, mensuplarına motivasyon sağlamak amacıyla örgüt lideri Fetullah Gülen tarafından gönderildiği ileri sürülen 1 Dolarlar dağıttığı, örgüt mensuplarının verilen bu 1 Dolarlara kutsallık atfederek üstlerinde ya da korunaklı bir yerde sakladıkları anlaşılmış ise de, uyuşmazlıkta davacının eşi E.T.'nin cüzdanı içerisinde 1 Dolar bulunması hususunun davacının örgütle bağlantısı bulunduğunu gösteren başka bir delille desteklenmediği, bu hususa ilişkin davacının savunmasının aksini ortaya koyacak nitelikte davalı idarece dosyaya bilgi ve belge sunulmadığı görüldüğünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
HTS raporu yönünden, davacıya ait HTS kayıtlarının incelemesi sonucunda, belirli bir periyot veya yoğunluk tespiti yapılmaksızın, yalnızca haklarında FETÖ/PDY kapsamında soruşturma yürütülen birkısım kişilerle telefon görüşmesinin bulunduğu iddiasının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Dijital materyallerin incelenmesi sonucu düzenlenen inceleme raporu ve inceleme tutanağı yönünden, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçu kapsamında başlatılan soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda yer alan, davacının FETÖ ile bağlantılı internet sitelerine birden fazla kez giriş yaptığına ilişkin tespitlerin, davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
C.M. isimli şahsın ikametinde yapılan aramada ele geçirilen ve 2014 yılı HSK seçimleri ile ilgili olduğu düşünülen dokümanlarda davacının adının geçmesi yönünden, davalı idare tarafından dava dosyasına sunulan ve Yargıtay eski üyesi M.A.'nın kayınbabası C.M.'nin ikametinde yapılan aramada ele geçirilen listelerde birçok hakim savcının yanı sıra davacının ismine de yer verildiği, söz konusu listede davacının isminin karşısında 2014 yılı HSK seçimleri ile ilgili lehe veya aleyhe herhangi bir değerlendirmenin bulunmadığının görüldüğü, bu durumda, C.M. isimli şahsın ikametinde yapılan aramada ele geçirilen ve davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantısı olduğunu gösterebilecek nitelikte somut herhangi bir tespit içermeyen dokümanların, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı,
Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, 19/02/2021 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 17/05/2021 tarihli cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,
Davacı hakkındaki sosyal çevre bilgileri yönünden, somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı,
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca 19/02/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir.
Dairemizin 02/03/2022 tarih ve E:2017/4217, K:2022/731 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/12/2024 tarih ve E:2023/270, K:2024/3542 sayılı kararıyla;
"... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Yargı mensubu olarak görev yapan O.A.'ya ait, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 24/01/2018 tarihli tanık ifade tutanağında, "... Yukarıdaki kimlik ve adres bilgileri doğrudur, bana aittir ben İzmir mezunuyum, 2008 yılında okula giriş yaptığımda ... benden iki dönem üstteydi, orada tanıştık, Erzurumlu hemşehri olmamız nedeniyle orada ve Erzurum'a geliş gidiş yaptığımız sırada kendisi ile sohbet etme konuşma imkanımız oluyordu, o dönemde kendisi FETÖ/PDY (o dönemde cemaat) evlerinde kalıyor idi, bense değişik fakültelerden arkadaşlarla birlikte kiralamış olduğumuz bekar evinde kalıyordum, kendisine de bizimle kalması hususunda teklifte bulundum, zannederim bizim evin biraz rahat, kız arkadaşlarımızın gelip gitmesi zaman zaman evde alkol alınması gibi nedenlerle bizim yanımıza gelmek istemedi ayrıca ders çalışmasının da aksayacağını düşündü, kendisi bana kalmış olduğu evin rahat olduğunu, televizyon ve internetin bulunduğunu ayrıca babasının yönlendirmesi ile sadece barınmak için kaldığını söylüyor idi, hatta o dönemde hukuk öğrencilerinden 125 TL para alıyorlardı, ... 275 TL para verdiğini, bu nedenle kendisini çok fazla karışılmaması ve müdahale edilmemesini istediğini söylüyordu, bu şekilde okulu bitirdim, sonrasında stajını Erzurum'da yaptı, bende okulu bitirip staj yapmaya başladığında ... stajyerdi sonra da atandı, bende atandıktan sonra zaman zaman telefonla mesleki konularla ilgili görüştüğümüz oluyor idi, Adana'da görev yaptığım için MİT Tırları meselesinde telefonda görüştüğümüzde bana bu eylemin düpedüz başkaldırıdır şeklinde yapılanların yanlış olduğunu belirtip eleştirel sözler söylediğini hatırlıyorum, bundan başka kendisinin FETÖ/PDY ile irtibatla iltisaklı olduğunu bilmiyorum, ailesi muhafazakar yapıda bir ailedir, özellikle babası bu yapının evlerinde kalmasını tavsiye etmiş, zannederim sadece namazını niyazını kılarsın düşüncesi ile bunu yapmış, ... Bey bu yapıya ait evde kaldı fakat bildiğim kadarıyla uzun boylu sohbetlerine, toplantılarına hatta kamplarına katılmazdı yani okul bitişlerinde benimle birlikte Erzurum'a gelirdi, hakim savcılık sınavına da yine kendisi ile birlikte halen görevde bulunan H. isimli şahıs ile evde hazırlandılar, dershaneye gittiler, yine benim bildiğim kadarıyla evde kaldığı süre boyunca herhangi bir şekilde imamlık veya yöneticilik gibi bir görevi yoklu, benim bilgim bundan ibarettir ...";
Yargı mensubu olarak görev yapan Y.T.'ye ait, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 25/01/2018 tarihli tanık ifade tutanağında, "... Evrakta ismi geçen ...'u İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesinde aynı sınıfta öğrenim görmemiz dolayısıyla tanırım. Ayrıca kendisi ile hakimlik savcılık stajında da aynı dönemde staj yaptık. ... ile biz 2006 yılında üniversite 1. sınıfta okula kayıt esnasında tanıştık. Kendisiyle hemşehri olmamız dolayısıyla tanışıklığımız ve arkadaşlığımız üniversite yılları boyunca devam etti, Kendisiyle sık sık görüşürdük, Bana söylediğine göre 1. sınıfta devlet yurduna başvurmuş fakat kendisine devlet yurdu çıkmaması ve maddi durumunun da iyi olmaması dolayısıyla o dönem Fetullah Gülen Cemaati olarak bilinen FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne ait evde kalmaya başlamış, Ben de zaten kendisinin kaldığı bahse konu eve gitmem dolayısıyla da bu duruma bizzat şahit oldum, Hatta İstanbul Adliyesinde Hakim olarak görev yapan H.K. ve ... ile birlikte bahse konu yapıyla bağlantısı olmayan eve çıkmaya bile karar verdik. Fakat arkadaşların maddi durumlarının iyi olmaması nedeniyle eve çıkamadık. ... fakülte boyunca 4 sene FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne ait öğrenci evlerinde kalmıştır. Bildiğim kadarıyla evde kalmak dışında herhangi bir görev almamıştır, Ayrıca eğitim gördüğümüz süre zarfında bazı dönemler kendisinden evlerde yapılan programlara katılmaması nedeniyle evin abisi ile arasında sorunların yaşandığını, evdeki kişilerle anlaşamadığını söylüyordu. Ancak maddi nedenlerden dolayı bu evlerde kalmaya devam ettiğini biliyorum, Aynca 2010 yılında mezun olduktan bir süre sonra ... ve yukarıda ismini zikrettiğim H.K. ile birlikte Ankara ilinde bulunan Monopol Dershanesine hakim ve savcılık sınavına hazırlanmak üzere kayıt olduk ve burada eğitim gördük. Yine dershaneye gittiğimiz dönem boyunca ... ve H. ile birlikte Ankara İlinde Cebeci'de herhangi bir yapıya ait olmayan, kendimizin dayayıp döşediği ev kiralayarak yaklaşık 3 ay süreyle birlikte bu evde kaldık. ... ve ben 2010 yılının aralık ayında hakimlik ve savcılık sınavını kazandık. Sınavı kazanıp staja başladıktan sonra Türkiye Adalet Akademisinde staj gördüğümüz dönemlerde yüz yüze görüşmelerimiz oldu. ... ilk akademi stajı döneminde akademideki yurtta kalmıştı. İkinci akademi stajında ise arkadaşlarıyla özel evde kalmıştı. 3 Mayıs 2013 tarihinde yapılan kura atamasından sonra kendisi ile sadece telefonda görüştüm. Bu görüşmelerimiz esnasında ve arkadaşlık yaptığımız süre zarfında FETÖ/PDY terör örgütü ile ilgili olarak herhangi bir şekilde propaganda teşkil edecek sözlerine ya da bahse konu örgüt ile iltisak ve ilgili olduğunu gösterir tavır ve davranışlarına ben şahit olmadım, Aksine kendisini vatanına milletine bağlı bir olarak bilirim. Ortak arkadaşlarımızdan da herhangi bir şekilde ...'in örgütün propagandasını yaptığına dair herhangi bir şey duymadım, Ayrıca 2014 yılında yapılan HSYK üyeleri seçiminde de beni arayarak herhangi bir aday için oy talebinde de bulunmamıştır. Yukarıda da belirttiğim üzere samimi olarak tanıdığım için ...'in sırf ailesinin maddi durumunun iyi olmadığı için fakülte döneminde bahse konu yapının evlerinde kaldığını biliyorum. Fakülteden sonra bahse konu yapıyla irtibatının devam edip etmediği hususunda benim görgü ve duyuma dayalı bir bilgim yoktur ...";
Yargı mensubu olarak görev yapan H.K.'ya ait, 25/08/2016 tarihli tanık ifade tutanağında, "... Ben Gümüşhane Hakimi olarak görev yapmaktayım. ... Yakın zamanda düğünüm olacağı için hem düğünüme davet etmek hem de üniversiteden beri yakın arkadaşım olan ve geçtiğimiz günlerde açığa alınan 648 kişilik hakim-savcı listesinden dolayı görevden uzaklaştırılan Cumhuriyet savcısı ... ile ilgili kendi isteğim ve rızam ile ifade vermek amacıyla adliyeye geldim. ... ... ile üniversitede ilk yıl tanıştım. Kültür olarak kendime yakın bulduğum için arkadaşlığımız ve samimiyetimiz devam etti. Bu arkadaşlık esnasında ...'in de benim gibi cemaate ait bir evde kaldığını öğrendim. ...'in de benim de bu yapıya ait evlerde kalmamızın sebebi onun Erzurumlu benim Bayburtlu olmam ve muhafazakar ve dini bütün ailelerin çocukları olmamız ve bu kültürde yetişmemiz nedeniyle İzmir gibi her türlü yanlışa sapılabilecek bir il ve üniversite ortamında kendimizi muhafaza edebilmek adına ...'in ailesinin yönlendirmesi ile beni de dershanedeki öğretmenlerimin yönlendirmesi nedeniyle bu yapıya ait evlerde kaldık. Ancak ... ile çok samimi olduğumuz için biz kafamıza yatmadığından mümkün olduğunca daha doğrusu biz onların her dediğini yapıp kafa yapılarımız tam uyuşmadığı için bu kaldığımız dört yıllık süre boyunca çok kısıtlı faaliyetlerine katıldık. Hatta belki yanlış anlaşılabilir ancak kendi aramızda en alt görev olan ev abiliği görevini bile bize vermediler diye ben şahsen içten içe manevi olarak zayıf ve yeteneksiz olduğum düşüncesine kapıldım. Zaten eleştirel bir bakış açımız olduğu için güvenilir adam imajı veremediğimizden yurtlardaki genele açık sohbetler dışında başka bir faaliyete de katmadılar. Ne ... ne ben yaz kamplarına katılmadık. Mecbur kaldıkça Burç yurdunda ve Çeşme yurdunda genel sohbetlere katılıyorduk. Mezuniyete yakın bir zamanda ... ile beni Burç yurduna gitmemiz gerektiği ve bir abinin bizimle mutlaka konuşması gerektiğine dair yanlış hatırlamıyorsam ev abisi ya da hukukçular ile ilgilenen abi bilgi verince biz ... ile birlikte Burç yurduna gittik. ... ile beni ayrı ayrı olarak bir odaya aldılar. Şu an görsem hatırlayacağım ancak ismini bilmediğim kod adını da hatırlamadığım bir şahıs bana Fetullah Gülen'i kastederek kaç tane kitabını okuduğumu kaç tane kasedini dinlediğimi sordu. Bana hakimlik savcılık sınavı için ev açacağız kal şeklinde teklifte bulunulmadı. Ben bunun da bana karşı olan güvensizlikten kaynaklandığını düşünüyorum. Daha sonra biz ... ile birlikte oradan ayrıldık gittik. Biz mezun olduktan sonra memleketlerimize gittik. Her sene olduğu gibi o sene de yaz sonu kampına katılmadık. 2010 yılının Eylül ya da Ekim ayında hakimlik-savcılık sınavı yapılacağına dair ilan oldu. Memleketlerimizde hazırlanmamız zor olacağı için kendi aramızda yaptığımız konuşmalarda ve araştırmalarda Ankara ilinde bulunan Monopol isimli kursun hakimlik-savcılık sınavı için en iyi hazırlanan yer olduğunu öğrenmemiz üzerine arkadaşlarım Y.T. ve ... ile birlikte Ankara iline gidip ev tutup Monopol Dershanesine yazılarak sınava birlikte hazırlanmaya karar verdik. Ailelerimizden izin aldıktan sonra 2010 yılının yanlış hatırlamıyorsam Temmuz ayında üçümüz birlikte Ankarada ikinci el ev eşyası alarak Cebecide ev tuttuk. Monopol isimli kursa yazıldık. Üç ay birlikte hazırlandık. ... ile Y. 2010 daki bu sınavı kazandı. Ben kazanamadım. ... Ben kısa süre sonra açılan 2011 yılı Nisan ayındaki sınavı kazandım. Daha sonra mülakat sonucu Y., ben, ... sınavı kazanıp Akademideki ilk eğitimlerimiz kesiştiği için ben Akademide ... ile birlikte aynı odada kaldım. İkinci Akademide ... yurt ortamından sıkıldığı için cemaatten olmayan, kendisine evde kalmayı teklif eden adaylar ile ev tutup kaldı. Ben kaldığı arkadaşı Yargıtay stajından tanıdığım için onlar cemaatçi değillerdi. Ben ...'i yakınen tanıyorum ve halen samimi arkadaşım. Dolayısıyla biz o dönem bu yapının bu özelliğini bilmediğimizden ve muhafazakar ailelerde yetişmiş insanlar olduğumuzdan evlerinde kaldık. ...'in kaldığı dönemde de çok yakın ilişkiler kurmadığını, samimiyetimizden dolayı biliyorum. 2010 yılında evlerinden ayrıldıktan sonra da herhangi bir ilişkisinin kalmadığını arkadaşlığımız yakınen devam ettiğinden dolayı biliyorum. Hatta 2014 yılı HSYK seçimleri öncesinde şu an ismini hatırlamıyorum ... Savcım daha iyi bilir. O zamanki Başsavcıya da Başsavcı Vekillerinden bir tanesi ... Savcımla samimi olduğumuzu bildiğinden ve ben Yargıda birliğe oy vereceğimi çok açık bir şekilde söyleyip arkadaşlarıma da tavsiye ettiğmi bir şekilde öğrenmiş olacak ki ... Savcıma benim için "o arkadaşına söyle, bağımsızlara oy vermeyecekse bile aleyhimizde konuşmasın, sussun yoksa kendisi açısından kötü olur" şeklinde tehditvari bir şekilde konuşmuş. ... Savcım da bunu bana Yargıda Birliğe oy istemek için kendisini aradığımda bana anlatmıştı, kendisi Erzurumlu olup Erzurumda staj yaptığı için ... Savcım aracılığı ile bana böyle bir aktarımı olmuştu. Yaptığımız konuşmalarda da ... Savcım bana Yargıda Birliğe oy vereceğini söylemişti. Bu tehdidi yapan kişinin kim olduğunu ... Savcıma sorduğunuzda ismini söyleyecektir. Ben tüm samimiyetimle söylüyorum. Açığa alındıktan sonra ... Savcım hiçbir şekilde ifade vermem yönünde aramadı. Ben bizatihi kendisini aramama rağmen ulaşamadım. ... Ben sadece ... Savcım ile ilgili bir hata olduğunu düşündüğümden ve yapı ile ilgisinin olmadığını samimiyetimiz nedeniyle bildiğimden dolayı sadece onunla ilgili bu beyanı vermek istedim. ..." şeklinde ifadelere yer verilmiştir.
Davacı tarafından, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ... tarihli sorgulama tutanağında, ".. Ben Erzurumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimimi memleketim olan Erzurum ilinde ailemin yanında yaptım. 2004 yılında Erzurum Ziya Gökalp Lisesinden mezun oldum. İlk yıl üniversite sınavını kazanamadım. 2005-2006 öğretim yılında Erzurum ilindeki Final Dergisi Dershanelerine gittim. 2006 yılında girmiş olduğum üniversite sınavında Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazandım. Kayıtlara yakın bir tarihte ancak tam olarak hatırlamadığım bir zamanda Erzurum ili FEM Dershanesinde tarih öğretmeni olduğunu söyleyen ismini şu an hatırlamadığım erkek bir şahıs 442....71 numaralı ev telefonumuzu bir kaç kez aramışlar ve anneme ve babama "... Dokuz Eylül Hukuk Fakültesini kazanmış. Bizim öğrencilerimizden de Dokuz Eylül Üniversitesini kazananlar var. Otobüs tutarak kayda gideceğiz ... de bizimle gelsin, arkadaşlarımız var kayıtta da kendisine yardımcı oluruz" şeklinde sözler söylemişler. Ailem bunu bana söylediğinde ben bunu kabul etmeyerek "aman benden uzak olsunlar" diye tepki gösterdim. Sormuş olduğunuz "bizi ne için aradınız, nereden tanıyorsunuz" gibi sözleri sormak ilkokul mezunu olduğu için ne annemin ne de babamın aklına gelmemiş. Daha sonra tekrar arayarak "hiç olmazsa bizimle gelmiyorsunuz, İzmir de biz sizi karşılayalım kayda birlikte gidelim" demişler. Eve geldiğimde annem, babam tekrar aradıklarını ve böyle söylediklerini söyleyince ben yine olmaz dedim. Ancak babam, "oğlum, ben askerliğimi İzmir de yaptım. O zaman biz birlikte gidelim, bende anılarımı tazelemiş olurum. Sende Erzurum’dan ilk defa dışarıya çıkıyorsun, sana yol arkadaşlığı yaparım, onlar da bize orada yardımcı olacaklarsa olsunlar" şeklinde konuştuk. Babamla birlikte kayıt zamanı otobüsle İzmir iline gittik. Buluşma şeklimizi şu an için tam hatırlamıyorum ancak eve mi bilgi verdiler bizi mi aradılar tam olarak hatırlamıyorum. İzmir'e indiğimizde Buca ilçesindeki heykel durağında buluşmak üzere sözleştik. Buluşma yerine gittiğimizde Tekirdağlı olduğunu söyleyen, Dokuz Eylülde öğretmenlik okuduğunu hatırladığım, ancak ismini ve soyismini hatırlamadığım, orta boylu, şişman, kızıl saçlı bir şahıs, babamla bizi karşıladı. Vakit zaten akşama yakın olduğu için "bu saatte kayıt olmaz, sizi bu akşam evimizde misafir edelim, yarın birlikte kayda gideriz" dedi. Heykelin sol tarafında 2 ya da 3 katlı ismini hatırlamadığım bir apartmanın en üst katındaki daireye gittik. Bizi karşılayan şahıstan başka evde kimse yoktu. O gece orada babamla birlikte kaldık. Ertesi gün sabah kalktığımızda babam biraz aceleci olduğundan "hadi gidelim" demesine rağmen bizi misafir eden şahıs "bekleyin arkadaşlar gelecek onlar ile birlikte kayda gidersiniz" dediler. Saat 10:00'a kadar beklememize rağmen kimse gelmeyince babamla biz evden ayrılarak Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesine gittik. Biz biraz geç kaldığımız için bayağı bir sıra bekledik. Kaydı yaptıktan sonra kendisini B. olarak tanıtan, muhtemelen kod ismi kullanan İşletmede okuduğunu söyleyen birisi yanımıza geldi. Babama hitaben "amca kusura bakma geç kaldık, işlerimiz vardı, keşke bizi bekleseydiniz" şeklinde sözler söyledikten sonra ısrarla "... Erzurumdan geliyor, İzmirde çok çeşit insanlar var, yanlış yola sapar, sizler muhafazakar, milliyetçi insanlarsınız, ...'i bozarlar, yanlış yola çekerler, bizim imkanları çok iyi olan evlerimiz var, oralarda kalırsa biz dersleri de dahil her türlü şeyle ilgileniriz, kalacağı arkadaşlar abdestli namazlı, kendisi gibi düzgün çocuklar, üstelik devlet yurtlarında altı-yedi kişilik odalarda kötü koşullarda kalmamış olur" ve buna benzer çok ısrarlı şekilde babamı ikna etmeye çalıştılar. Benim baştan beri hep bir tereddütüm vardı. Ancak babam bu söylemler üzerine ikna olarak "oğlum abdestli namazlı düzgün insanlar, Allah diyen insanlar, gözümüz senden dolayı arkada kalmaz, ilk defa büyük bir ile geliyorsun, hastalığında okulunda her türlü yardımcı olurlar, bizimde gözümüz geride kalmaz" diyerek o dönem için böyle şeyler de kimse bilmediğinden ve hesap etmediğinden babam klasik bir Erzurum insanı olduğundan bu söylemler karşısında ikna oldu. Bana da kal dedi. Ben babamı kırmamak için kabul ettim. Ancak B. isimli şahsa sadece evlerinde kalacağımı, herhangi bir faaliyetlerine ve söyleyecekleri işleri yapmayacağımı, bu şartlarda benim kalmamı kabul edip etmediklerini sorduğumda "biz senden hiç bir şey istemiyoruz. Sen sadece gel bizimle birlikte evlerde kal" deyince kabul ettik. Okul ne zaman açıldı hatırlamıyorum ancak biz o gün babam ile tekrar Erzurum’a döndük. Yanlış hatırlamıyorsam yaklaşık 10 gün sonra okul açıldığında ben tek başıma İzmir'e gittim. Ancak üzerinden 10 yıl geçtiği için onlar mı benim telefonumu aldı. Ben mi onların telefonunu aldım. Nasıl buluştuk tam hatırlamıyorum. Yine Buca heykelde bizi ilk kayda gelirken karşılayan kızı saçlı, Tekirdağlı olduğunu söyleyen şahıs beni karşıladı. Bir süre sonra benden 2 üst sınıfta olan yani 3. Sınıfta olan soyadını bilmiyorum ama gerçek ismini sınıf arkadaşlarımdan öğrendiğim kadarıyla G. diye bir şahıs beni karşılayan şahıstan teslim alarak Buca Çevik-1 meydanındaki şu an adresini tam hatırlayamadığım ve ismini bilmediğim bir apartmanın 1. Katında bir daireye götürdü. Evde bize yaklaşık 2 hafta kadar ev abiliği yapan Hukuk Fakültesi 3. Sınıf öğrencisi G. ve Uşaklı olan Z.D. isimli, İşletme ve iktisatta okuyan, daha sonraları Facebooktan beni arkadaş olarak eklemesi üzerine BDDK uzmanı olduğunu öğrendiğim bu şahıs ve Ağrılı olup Uşakta ikamet eden Türkçe öğretmenliğinde okuyan G.B. ile dördümüz birlikte kaldık. Yaklaşık 2 hafta bizimle kaldıktan sonra ev abiliği yapan Hukuk Fakültesi 3. Sınıfta okuyan G. gitti. Bilgisayar öğretmenliği okuyan Konyalı olduğunu söyleyen yine soyismini bilmediğim G. isimli bir öğrenci gelerek bizimle kalmaya başladı ve bizim ev abimiz olarak yıl boyunca o kaldı. Kaldığımız eve ara sıra kod ismi mi gerçek ismi mi olduğunu bilmediğim H. isimli 35 yaşlarında bir abi gelip ihtiyaçlarımızın olup olmadığını soruyor, biz ihtiyaçlarımızı söylüyorduk ancak söylediğimiz ihtiyaçların çok az bir kısmı karşılanıyordu. İlk yıl Cumartesi günleri yaklaşık 5-6 defa bu H. isimli şahıs gelerek bizi ilk babamla kayıt için karşılayıp misafir ettikleri eve götürerek sûreleri ezberlememiz için sohbet ediyor ve "sen şu sûreyi sende bu sûreyi ezberleyeceksin" diyerek ödev veriyordu. Bunun haricinde daha sonraki yıllarda bir kaç kez katıldığım Dokuz Eylül Üniversite yerleşkesinin civarında bulunan şu an adres olarak tarif edemeyeceğim Hasan Ağa Bahçesinin karşısındaki Çeşme Yurdunda ve Burç yurdunda sohbet toplantıları oluyordu. Ben bu toplantılara ilk yıl hiç gitmedim. Bu yüzden ev abisi olan G. ile bir kaç defa tartıştık. Tartışma sebebimiz hem bu yurtlardaki sohbet toplantılarına katılmamam, hem Fethullah GÜLEN'in kitaplarını ve Risale-i Nur'u okumamam ve "dershanelerdeki öğrencileri al ilgilen onlara ders ver" şeklindeki taleplerine karşılık vermemem sebebiyle "burası otel mi hiç bir şey yapmıyorsun" şeklinde sözler söylemesi üzerine ben en başta hiç bir faaliyete katılmamak şartıyla evlerde kalmayı kabul ettiğimi söyledim ve tartışmalardan birinden sonra "otel değilse bende ayrılıyorum" diyerekten valizimi topladığımda tekrar G. alttan alarak bana yalvarmaya başladı. Bana "kusura bakma ben seni kırmak istemedim ancak sen buradan ayrılırsan hesabını benden sorarlar" şeklinde sözler söyleyerek tekrar beni ikna etti. Ben Risale-i Nur'u anlamadığım için ve Fethullah GÜLEN'in kitaplarından da haz almadığım için okumadım. Israrlarına rağmen hiç bir öğrenci ile de ilgilenmedim. Evdeki ilk yılım bu şekilde geçti. Okul tatil olduğunda kampa kalmam gerektiğini, kampları olduğunu, orada Kur’an Dersi ve Risale-i Nur okuyacağımızı söylediler. Ben annemin babamın yaşlı olduğunu, onların bana, benim onlara hasret çektiğini, yanlarına gitmem gerektiğini söyleyerek hasret çektiğini söyleyince bana anne babamın sözlerinin söylenmesinin önemli olduğunu, ancak bu kamplara kalarak daha çok sevapla iştigal olunduğunu, bu durumda anne ve babanın sözlerinin dinlenemeyeceğini söyleyerek benim asla kabul etmeyeceğim sözler söylediler ancak bana ısrar etmeleri üzerine ben Çeşme yurdunda 2 gün kaldım. Onlar başka şeyler okudular ancak ben ilmihal okudum. Daha sonra yaz tatili için Erzurum'a gittim. Yaz tatilini Erzurumda geçirdikten sonra 2007 yılında okulun açılması ile birlikte tekrar İzmir'e gittim. 2. Yılda ilk yıl kaldığım eve yakın ancak Pazar yeri denilen mevkiide başka bir evde kalmam gerektiği söylendi. Gittiğim bu evdeki ev abisi kod ismi gerçek ismi ancak tam olarak hatırlamıyorum B. ya da B. idi. Benden 1 sınıf üstteydi. Ben kendisini hâkimlik-savcılık sınavını kazandıktan sonra Akademi'de gördüm. Bana askeri hâkimliği kazandığını ve eğitim gördüğünü söylemişti. 2. Sınıfta ilk dönem bu şahıs bize ev abiliği yaptı. Evde soyismini hatırlamadığım ancak Düzceli olan ve gerçek ismi S. olan hukuk fakültesi 1. Sınıf öğrencisi birisi, aslen Erzurumlu olan ancak Tekirdağ'da ikamet eden İstatistik'te okuyan A.T. isimli şahıs ile Afyonlu soyismini bilmediğim ancak gerçek ismi F. olan Adalet Meslek Yüksekokulunda okuyan şahıs olmak üzere dördümüz birlikte kaldık. İlk dönem bize ev abiliği yapan yukarıda ismini verdiğim B. ya da B. ikinci dönem başka bir eve gitti. Yerine Afgan uyruklu Dokuz Eylül Bilgisayar Öğretmenliği ya da Bilgisayar Mühendisliğinde okuyan C. isimli bir şahıs ev abiliği yaptı. Ben bu ikinci yılda da yine yurtlarda sohbetler oluyordu ben yine gitmemeye gayret gösteriyordum. Ancak hiç olmazsa bu sefer gel seklindeki ısrarlı çağırmalarından dolayı örnek veriyorum 10 defa çağrılmışsam 1 ya da 2 defa ancak katılmışımdır. Katıldığım bu sohbetlerde de kalabalığa birisi Risale-i Nur okuyarak daha sonra da anlatıyordu. Ben yine evlerde ısrar edilmesine rağmen ne Risalei Nur ne de Fethullah GÜLEN'in kitaplarını okumadım. Bu ikinci yılda da hem B. ya da B. hemde ikinci dönem ev abisi olan C. beni tavlamaya çalışarak "mübarek Erzurumlusun namaz kılıyorsun, Kur'an biliyorsun, dışarıdan gören seni takvalı birisi sanır, hiç hizmet etmiyorsun, hizmete katkı sağlamıyorsun" diyerek beni eleştirir şekilde değil de gaz verir şekilde bana söz söylüyorlardı. Ben zorda kalırsam bir sohbete katılıyordum. Diğerlerine katılmıyordum. Yaz tatili olduğunda yine kampa kalmam için ısrar ettiler ben yine kabul etmeyerek Erzurum'a döndüm. Üçüncü sınıf için okul açıldığında yani 2008 yılında İzmir'e gittiğimde Dokuz Eylül kampüsünün sol tarafında bulunan bir evde kalmam gerektiği söylendi. Apartmanın ismini ve açık adresini bilmiyorum. Ancak şimdiye kadar tarif ettiğim evlerin hepsini İzmir'e gitsem tekrar bulurum. Fakat üzerinden 10 yıl geçtiği için apartmanların isimlerini ve mahalle isimlerini hatırlamıyorum. Bu evde soy ismi T. olan ancak isminide T. olarak hatırladığım ancak emin olamadığım kendisi aslen Bayburt ili Akşar Beldesinden olduğunu söyleyen hatta kardeşi Dokuz Eylül Hukuk'ta okuyan, babası Akşar beldesinde belediyede itfaiyeci olan, orası kapandıktan sonra da bu noktada serzenişte bulunan okul arkadaşım olan Gümüşhane Hâkimi H.K.nın köylüsü olup onun da yakinen tanıdığı bu şahıs bize ev abiliği yaptı. Erzurum Pasinlerli şu an ... Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapan O.A., benden okuldan 2 alt dönem olan ve O.A. ile aynı sınıfta olan soyismini hatırlamadığım Sivaslı T. ve yine soyismini hatırlamadığım Denizli'li tekstil mühendisliği okuyan Ö. isimli şahıs ile birlikte kaldık. Ancak o yıl birlikte kaldıktan sonra bir üst sınıfa geçtiklerinde O.A. ve T. cemaat evinden ayrıldı. Zaten evde kalırken de sürekli ayrılacağız deyip duruyorlardı. Zaten yıl boyu oturduğumuzda bu iki arkadaşla ben sürekli dertleşip serzenişte bulunuyorduk. Ben ne kadar başka bir eve çıkmak istediysem de arkadaşlarımın maddi imkanları olmaması ve babamın ısrarı yüzünden istemeyerek de olsa kaldım. Bu üçüncü yılda da ben önceki yıl olduğu gibi ısrarla sohbetlere çağırmalarına mecbur kalmadıkça karşılık vermedim. Evde namazımızı kılıp dersimizi çalışıp kendimiz sohbet ediyorduk. Ev abisi de bu noktada bize ısrarcı olmadı. Sadece evin iaşesini karşılayıp derslerimiz ile ilgilendik. Yaz tatili olduğunda yine bana ısrar etmelerine rağmen ben yaz kampına kalmayarak Erzurum'a gittim, 2009-2010 öğretim yılında son sınıfa geçtiğimde okul açılıp İzmir'e döndüğümde Bucadan Şirinyer'e giderken ... isimli lokantanın üst tarafında ismini hatırlamadığım apartmanın üst tarafında kaldık. Bu son sınıfta ev abiliğini soy ismini hatırlamadığım ancak Karslı olan E. isimli Elektrik-Elektronik Mühendisliği mezunu olup sınavlara hazırlanan ve ASELSAN'a gireceğini söyleyen hatta okulu üçüncülük ile bitirdiği söylenen ve sürekli ders çalışan birisi bize ev abiliği yaptı. Daha sonra E.'nin ASELSAN’a mühendis olarak girdiğini duydum. Yani sınavı kazandığı söylendi. Bu ev abisi haricinde C. isimli ikinci sınıfta bize ev abiliği yapan Afgan isimli şahıs ile birlikte üçümüz kaldık. Son senede de ben yine diğer yıllarda olduğu gibi mümkün olduğunca onların faaliyetlerinden uzak durdum. Nadiren sohbetlerine katıldım. Zaten dört yıl boyunca okula devam mecburiyeti olmadığı için yıl içinde Erzurum'a sık sık giderdim. Her seferinde de tatilimi uzatırdım. Dördüncü sınıftayken mezuniyete yakın bir tarihte Burç Yurdu'na gitmemiz gerektiğini bir abinin bizimle mutlaka konuşması gerektiğini söyleyince şu an Gümüşhane Hâkimi olan ve cemaatin başka bir evinde kalması nedeniyle tanıştığım ve hala arkadaşlığımın devam ettiği H.K. ile birlikte Burç Yurdu'na gittik. İlk defa karşılaştığımız, kendini tanıtmayan 35 yaşlarında kimliği ve ne iş yaptığı ile ilgili bize hiç bir bilgi vermeyen bir şahıs H.K. ile beni birlikte değil ayrı ayrı yanına çağırdı. Bana şeceremi tutmuşlar "... sen Risale-i Nur okumamışsın, Fethullah GULEN'in kitabını kastederek Pırlanta okumamışsın, hiç bir öğrenci ile ilgilenmemişsin, sohbetlere de katılmadığın gibi kamplara da katılmamışsın" şeklinde biraz beni azarlar ve aşağılar şekilde konuştu. Daha sonra bana "seni çağrıma sebebim mezunların hâkimlik-savcılık sınavlarına hazırlanması için ev açacağız" deyince ben sınava memleketimde Erzurumda hazırlanacağımı, kalmayı düşünmediğimi söylemem üzerine "biz zaten herkesi almıyoruz" şeklinde beni azarladı. Daha sonra ben odadan çıktım. H.K.'yı çağırdılar. Onunla da aynı minval üzerine konuşmuşlar. H. da benim gibi tavır koyunca ikimiz birlikte yurttan ayrıldık. Daha sonra mezun olup memleketime gittim. ... Mezun olduktan sonra Erzurum'a döndüm. Yanlış hatırlamıyorsam 2010 yılının Eylül yada Ekim ayında Adalet Bakanlığı Hâkimlik-Savcılık Sınavı olacağına dair ilan yaptı. Ben kaynak sıkıntısı çektiğimden okuldan aynı dönem olduğum ancak cemaatin başka evlerinde kalan H.K. ve ikinci sınıf bittikten sonra cemaatten ayrılan Y.T. ile konuşarak yaptığımız araştırma sonucu hâkimlik-savcılık sınavlarına en iyi hazırlayan kursun Ankara da Monopol olduğunu ve anlaşarak Ankarada birlikte bir ev tutup bu kursa gitmeyi kararlaştırdık. Daha sonra ailelerimizden izin alarak yanlış hatırlamıyorsam 2010 yılının Temmuz ayında H.K. ve Y.T. ile Ankarada buluşarak şu an gitsem bulabileceğim ancak adresini hatırlamadığım Cebeci semtinde bir ev tuttuk. İkinci el eşya satan İtfaiye Meydanında spotçulardan bize yetecek kadar ikinci el ev eşyası alarak Monopol Dershanesine kayıt yaptırdık. 3 ay üçümüz birlikte Monopol isimli hâkim-savcılık hazırlık kursuna gittik. H.K. Bayburtlu, Y.T. da Erzurumlu olduğu için ve kültürel olarak birbirimize yakın olduğumuz için sınava birlikte hazırlandık. Sınava hazırlandığımız bu dönemde İzmirde kaldığımız cemaat evlerinden de o yapıdan herhangi bir kimse ile ilişkimiz olmadı. Yazılı sınavı Y.T. ile ben kazandık. O sınavda H.K. başarılı olamadı. Zaten 3 aylık kurs bittikten ve sınava girdikten sonra zannedersem kurban bayramı vardı. Hepimiz eşyaları ikinci el olarak ev sahibi başka öğrencilere kiralayacağı için ev sahibine devrederek memleketimize döndük. Yanlış hatırlamıyorsam 2011 yılının Ocak ayında mülakata girdik. Mülakatta Erzurumdan komşumuz olan F.Y. isimli bir gardiyanın köylüsü olan ve Yargıtay da Tetkik Hakimliği yapan İ.H.E., yine abimin güvenlik görevlisi olarak çalıştığı Halk Eğitim Merkezinde bir sergi esnasında çalıştığı, Bakanlık Tetkik Hâkimi olan Doç. İ.D. veya T. soyisimli birisi ve o dönem Sağlık Bakanı olan Erzurumlu R.A.'nın Danışmanı Ş.A. isimli 3 kişiye mülakatta referans olmaları için gittim. Daha sonra yukarıda isimlerini verdiğim referansım olan her iki hâkim de açığa alındılar. Ben bu şahıslara yukarıda söylediğim aracılar vasıtası ile gidip beşer dakika ziyaret edip kendimi tanıtıp yardım istedim. Yardımcı olup olmadıklarını bilmiyorum. Ben mülakatı kazandım. İlk sınava bizimle hazırlanan ve kaybeden H.K. daha sonra açılan sınavı kazandı ve Akademi'ye ilk defa çağrıldığımız eğitimde arkadaşım olduğu için H.K. ile Akademi'nin yurdunda aynı odada birlikte kaldık. 2 sınav da kısa aralıklar ile açıldığı için ilk eğitimi birlikte aldık. İkinci Akademi eğitiminde H.K., Y.T. ile Akademi yurdunda kaldılar. Ben Akademiden sıkıldığım için ve bana dışarıda ev tutup kalmayı teklif eden Bingöl Savcısı U.Ö., Edirne Savcısı F.A., Yenice Savcısı E.S. ile birlikte Dikmende ev tuttuk. Daha sonra Ö.A.K. isimli bir arkadaşta bize katıldı. Beşimiz birlikte Dikmende ev tutup kaldık. Birlikte kaldığımız arkadaşların hiç birisi şu anda açıkta değiller. Zaten cemaatle de bir ilgileri yoktur. Bu arkadaşlar Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesinden birbirleri ile sınıf arkadaşıydılar. O nedenle birbirlerini tanıyorlardı. İfademde biraz önce belirttiğim gibi ben İzmir deki cemaat evinde kaldığım dönemde askeri hâkim olduğunu söylediğim, soy ismini bilmediğim ve ikinci sınıftayken birinci dönem kaldığım evde ev abiliği yapan B. ya da B. ile karşılaştım. Beş dakika hat hatır sorduktan sonra bir daha görüşmedik. Akademide, İzmirdeki evlerde ya da yurttaki sohbet ortamında ismen ya da simaen yukarıda ismini verdiklerim haricinde hiç kimse ile karşılaşmadım. Mahkeme ve savcılık stajlarımı memleketim olan Erzurum Adliyesinde yaptım. Adliyedeki stajımda da hiç bir şekilde cemaatten kimse ile ilişki kurmadım. Kimse de benimle ilgilenmedi. Ben tüm samimiyetimle yukarıda ifade ettiğim gibi babamın telkinleri ile ve zorlamasıyla ve o dönem böyle bir örgüt olduklarını bilmediğim için kaldığımdan ve başta onlarla sözleştiğim gibi hiç bir faaliyetlerine katılmadığım için öyle zannediyorum ki benden umudu kestikleri için ne akademide ne de mahkeme stajında benimle kimse kontak kurmadı. Stajım bittikten sonra 2013 yılının Haziran ayında Kırklareli ili Demirköy ilçesine Cumhuriyet Savcısı olarak kura çektim, iki yıl boyunca bu adliyede çalıştım. 2014 yılının Ekim ayındaki HSYK seçimleri olmadan önce şu an Sakarya Cumhuriyet Başsavcısı olan M.E., Kırklareli Cumhuriyet Başsavcısıydı. Ben Yargıda Birlik Platformunun hem Lüleburgaz ilçesindeki hem Kırklareli İI Merkezindeki hemde Tekirdağda otelde yapılan yemekli toplantılarına Başsavcımın daveti ile ve kendim isteyerek ve benimseyerek katıldım. Seçim döneminde şu an açıkta olduğunu öğrendiğim, Erzurum Adliyesinde benimle birlikte staj yapan Rizeli K.K. beni arayarak bağımsızlardan ismini hatırlamadığım bir aday ve Y.S. için oy istedi. Ben "İnşallah değerlendiririz" diyerek geçiştirdim. Bana birlikte staj yaptığım için "yanlış anlama diğerlerini bilmiyorum ama ben bu ikisini iyi tanıyorum, en azından bu iki kişiye oy ver" diyerek ısrar etti. Ayrıca seçimden önce Batman'da hâkim olan soyismini hatırlamadığım A. isimli, daha önceden Demirköyde görev yaptığını söyleyen ve İstanbul ilinde Savcı olduğunu söyleyen ve Erzurumlu olduğunu beyan eden F.B. isimli bir şahıs ile sanki eski görev yerini ziyarete gelmişte adliyeye uğramış gibi adliyeyi ziyarete geldiklerini, Kıdemli Savcı A.G.'nin beni davet etmesi üzerine odasına gittiğimde öğrendim. Öğlen arası birlikte yemeğe gittik. Yemeğe gidene kadar ben seçim için geldiklerini anlamadım. Kıdemli Savcı A.G. ile gelen misafirler ile birlikte yemeğe gittik. Yemek sırasında gelen bu şahıslar Yargıda Birliğin adaylarını eleştirince ben seçim propagandası için geldiklerini anladım. Bizden herhangi bir adaya oy istemediler ancak sürekli Yargıda Birlik'in adaylarını eleştirdiler. Üniversiteden dönem arkadaşım olan E.S. ben Demirköy Cumhuriyet Savaşıyken Lüleburgaz Savcısı olarak görev yapıyordu. Zaten İzmirdeki Burç Yurdunda hukukçuların katıldığı sohbet toplantılarından tanıdığım bir arkadaşımdı. Seçim dönemi bana eşi ile birlikte görev yaptığım Demirköy ilçesinde Trakya'nın en bilinen et lokantalarından Taş Mekanda oğlak kebabı yiyeceklerini, benimde kendilerine eşlik etmemi teklif etti. Bende kabul ettim. Akşam buluştuğumuzda bana eşimin rahatsızlandığını ve gelemediğini söyledi. Birlikte yemek yedik. Yemek sırasında bana isim vererek şunlara oy ver şeklinde bir teklifte bulunmadı ancak sürekli Yargıda Birlik Platformu'nun adaylarını eleştirdi. Onlara oy vermemem yönünde imada bulundu. Ben seçimlerde Kırklareli ilinde oy kullandım. Ben seçimlerde oyumu yoğunluklu olarak Yargıda Birlik'in adaylarına vermekle birlikte beni arayan K.K.'nın verdiği 2 isim ile birlikte Akademi'den tanıdığım A.N.G. ve Erzurumlu olduğunu söyledikleri ve Van Başsavcılığı yapan soyismi K. olarak aklımda kalan bir adaya verdim. Ben yukarıda da belirttiğim gibi Fakülteden sonra hiç bir şekilde bu yapı ile direk ya da dolaylı bir bağım olmadı. Bana sormuş olduğunuz evde yapılan aramada ele geçirilen 1 Dolar’ın bu operasyonlarda ele geçirilen 1 Dolar ile uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Eşimin biz evlenmeden önce yaklaşık 3 yıl önce ağabeyi Ö.İ.'nin düğününde kayınpederim düğün arabasının önünü kesecek şahıslara zarfla verilmek ve çocuklara dağıtmak maksadıyla zarflara koymuş. Konvoydan sonra artan 2-3 tane zarftaki 1 dolarları değmez diye bozdurmayarak hatıra olarak saklaması için birini eşime, diğerini de diğer yakınlarına hatıra olsun diye dağıtmış. Eşimde bunu hatıra olsun diye kızlık döneminden kalan eski bir cüzdanında muhafaza ediyormuş. Hatta aynı cüzdanda kayınpederim hacdan geldiğinde üzerinde kalan düşük meblağlı Riyal de varmış. Bunu da eşime hatıra olarak vermiş. Aynı cüzdanda Riyalde varmış. Ben bu olayı arama sonucu öğrendim. Benim bu olaydan haberim yoktu. Zaten bundan dolayı ben eşime de kızdım. Eşim atanamayan Fen Bilgisi Öğretmenidir. Eşimin ve ailesinin de bu yapı ile hiç bir ilgisi yoktur. Zaten televizyonlarda bu operasyonlarda sürekli 1 dolar çıktığını görüyorduk. Benim haberim olsaydı ben böyle bir şeye müsaade etmezdim yanlış anlaşılır diye. Fakat eşimin de 3 yıl önce verilmiş bir hatıra olduğu için akima gelmemiş. Bu 1 doların 15 Temmuz günü o iğrenç kalkışmayı yapan grup ile uzaktan yakından ilgisi yoktur. Ayrıca cüzdanın içinde dura dura rengi solmuş ve deforme vaziyetteymiş. Benim ailem ve kardeşlerimin, eşimin kardeşi ve ailesinin bu yapı ile uzaktan yakından herhangi bir organik bağları yoktur. Yukarıda tüm samimiyetimle ve içtenliğimle anlattığım şekilde babamın ısrarı ve o dönem böyle yapıda insanlar olmamaları nedeniyle herhangi bir faaliyetlerine katılmamak şartıyla 4 yıl evlerinde kaldım. Yukarıda da izah ettiğim gibi ikinci sınıf bittikten sonra Y.T., H.K. ve H.K. ile birlikte cemaatten ayrılıp kendimize ev tutmaya çalıştık ancak H.K.'nın maddi durumu yetersiz olduğundan bu planımızı gerçekleştirememiştik. Tüm samimiyetimle anlattığım bu olayların doğru olduğunu o cemaatle bundan başka ilişkim olmadığını, mezuniyetten sonra ilişkimi tamamen kestiğimi, Soma Savcısı Y.T., Gümüşhane Hâkimi H.K. ve Hatay civarında çalıştığını bildiğim H.K.'nın beyanlarına başvurulduğunda doğrulayacaklardır. Ayrıca Bayburt savcısı olarak görev yaparken yanlış hatırlamıyorsam 2016 yılı Nisan ayında Doğubayazıtlı yakalaması olan bir şahsın üzerinde çıkan "BDP ADALET KOMİSYONU BAŞKANLIĞINA" alacağının tahsili talebini içerir bir dilekçe çıkması üzerine vermiş olduğum talimattan dolayı Yeniçağ Gazetesinde A.T. isimli köşe yazarının 26 Nisan 2016 tarihli bir köşe yazısına sanki PKK'yı savunur ve onlara işlem yapmaktan kaçınan, iktidarın talimatını yerine getiren bir savcı gibi lanse edildim. Akabinde de bu iğrenç yapının trolü olduğu söylenen ve buna ilişkin twitler atan Sarayın Uşakları isimli twitter hesabından ismim zikredilerek ve bunların hesabı tek tek sorulacak şeklinde tehdit edildim. Bu duruma Cumhuriyet Başsavcımız ve adliyedeki diğer meslektaşlarım tanıktır. Ben Demirköy ilçesinde 2 yıl görev yaptıktan sonra ve terör ile ilgili hiç bir tecrübem olmadığından sadece eksik talimat vermişim. Daha sonra şahsın yazmış olduğu bu dilekçeden dolayı terör örgütünün faaliyeti kapsamında yağma suçuna azmettirmeden benim tecrübesizliğim ve bilgisizliğim sonucu eksik kalan kısım Başsavcımız ve diğer savcı arkadaşım tarafından tamamlanarak evrak ikmal edilip Doğubayazıt Başsavcılığına yetkisizlik kararı ile gönderildi. Ben bir yerlerden talimat aldığımdan ya da kasıtlı olarak talimat vermemezlik etmedim. Ben ertesi gün durum bana izah edilene kadar olayı şahsın sözde PKK'nın mahkemesinden değil, sanki siyasi partiden alacağının tahsili için bir dilekçe yazmış gibi olayı algıladığımdan siyasi partilerin böyle bir yetkileri bulunmadığından benden talimat almak isteyen polislere siyasi partilerin böyle bir görevi yok bu talep yok hükmünde diyerek yakalama sebebini oluşturan olay ile ilgili işlem yapılması talimatını vermiştim. Bu nedenle bu yapı tarafından soruşturması hala devam eden bir kolluk görevlisinin belgeyi gazeteciye vermesi ve Sarayın Uşakları denilen bu yapıya ait hesap tarafından da hedef gösterilerek tehdit edildim. Bu yapı ile ilgim olsa kesinlikle böyle bir muameleye maruz kalmazdım. Bu da araştırdığında ortaya çıkacaktır. Ben işten eve gidip gelen sosyal yaşantısı tamamen sınırlı, kendi halinde işini en iyi yapmaya çalışan mazbut bir aile yaşantısı olan Cumhuriyet Savaşıyım. Benim bu örgüt ile hiç bir şekilde bağım yoktur. 15 Temmuzdaki bu iğrenç kalkışmadan sonra ailem, çevrem, arkadaşlarım, tüm ülke ile birlikte ne şekilde tepki verdiğimize tanıktırlar. Benim böyle bir iğrençliği yapan yapı ile ilişkilendirilmem ölümle eş değerdir. Ben masumane 10 yıl önce babamın ısrarı ile dört yıl bunların evlerinde kalmanın cezasını çekiyorum. ..." şeklinde beyanda bulunulmuştur.
Davacı hakkında yukarıda yer verilen tanık beyanları ve davacının kendi beyanının incelenmesinden, davacının, üniversite döneminde (2006-2010 yılları arasında) örgüte ait evlerde kaldığı, nadiren olsa da toplantılara katıldığı, 2014 yılı HS(Y)K üye seçimlerinde sözde bağımsız adaylara (A.N.G., Y.S., davacının soy adını Kaya olarak hatırladığı sözde bağımsız aday ve adını hatırlamadığını beyan ettiği sözde bağımsız aday) oy verdiği, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü irtibat ve iltisaklı meslek mensuplarınca Yargıda Birlik Platformu aleyhine çalışma yürüttülen ve sözde bağımsız adayların propagandaları yapılan yemeklere katıldığına yönelik beyanların bulunduğu anlaşılmış olup, bu durumda, davacının üniversiteden itibaren başlayan irtibat ve iltisakını meslek hayatında da devam ettirdiği ve böylelikle FETÖ/PDY terör örgütü ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varılmıştır.
Davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda da, "... Şüpheliden ele geçirilen dijital materyallerin imajlarını içerir hard disk ve sair materyaller üzerinde incelemelerin yapıldığı, dosyada mevcut inceleme raporundan ve inceleme tutanağından anlaşılacağı üzere şüpheliden ele geçirilen bilgisayardan birden fazla kez FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne müzahir bankasya, aktif haber, zaman ve herkül.org sitelerine bağlantı gerçekleştirildiğinin tespit edildiği"nin belirtildiği görülmüştür.
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacı hakkında yukarıda belirtilen hususların bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. ...
... dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/12/2024 tarih ve E:2023/270, K:2024/3542 sayılı bozma kararında; davacı hakkındaki tanık beyanları ve davacının kendi beyanının incelenmesinden, davacının, üniversite döneminde (2006-2010 yılları arasında) örgüte ait evlerde kaldığı, nadiren olsa da toplantılara katıldığı, 2014 yılı HS(Y)K üye seçimlerinde sözde bağımsız adaylara (A.N.G., Y.S., davacının soy adını Kaya olarak hatırladığı sözde bağımsız aday ve adını hatırlamadığını beyan ettiği sözde bağımsız aday) oy verdiği, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü irtibat ve iltisaklı meslek mensuplarınca Yargıda Birlik Platformu aleyhine çalışma yürütülen ve sözde bağımsız adayların propagandaları yapılan yemeklere katıldığına yönelik beyanların bulunduğu, bu durumda, davacının üniversiteden itibaren başlayan irtibat ve iltisakını meslek hayatında da devam ettirdiği ve böylelikle FETÖ/PDY terör örgütü ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu, ayrıca davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda da, "... Şüpheliden ele geçirilen dijital materyallerin imajlarını içerir hard disk ve sair materyaller üzerinde incelemelerin yapıldığı, dosyada mevcut inceleme raporundan ve inceleme tutanağından anlaşılacağı üzere şüpheliden ele geçirilen bilgisayardan birden fazla kez FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne müzahir bankasya, aktif haber, zaman ve herkül.org sitelerine bağlantı gerçekleştirildiğinin tespit edildiği"nin belirtildiği, davacı hakkındaki söz konusu hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ... TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcı ile harcanan posta giderinden ... TL'nin davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 09/10/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?