Danıştay5. Daireİdare Hukuku
Danıştay 5. Daire E.2020/997 K.2023/16468
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/997
Karar No : 2023/16468
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Vekili : Av. ...
Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARA
Vekili : Av. ...
İstemin Özeti : ... Deniz Eğitim ve Öğretim Komutanlığında bünyesinde öğretmen albay rütbesiyle görev yapan davacı tarafından, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4/1-(a) maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle uğradığı zararın tazminine, parasal haklarının en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... idare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Hakkında ifade veren tanığın akli melekelerini yitirdiği, verdiği beyanların gerçeği yansıtmadığı, hiçbir terör örgütü ile irtibat ve iltisakının bulunmadığı, hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmadığı, ceza yargılamasının halihazırda temyiz incelemesi aşamasında devam ettiği, hiçbir somut delil ve gerekçe sunulmaksızın kamu görevinden çıkarıldığı, savunma hakkı tanınmadan tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğu, olağanüstü hal döneminde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelere dayanılarak kamu görevinden çıkarma kararı verilemeyeceği, söz konusu KHK'ların olağanüstü hal süresince ve konusuyla sınırlı olarak yürürlükte olabileceği, suç ve cezaların kanuniliği ve geriye yürümezliği ilkesinin, masumiyet karinesinin, insanlık dışı muamele yasağının, ayrımcılık yasağının, özel hayata saygı, mülkiyet ve diğer temel haklarının ihlal edildiği, dava konusu işlemin usul, sebep ve amaç unsurları yönünden de hukuka aykırı olduğu iddia edilmektedir. Ayrıca davacı tarafından, dava konusu işlemin dayanğı olan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Anayasa'ya aykırı olduğu ve iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : ...
Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi bulunmayarak gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirine uymamaktadır.
Öte yandan, dava dosyasında yer alan belgeler ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden; "silahlı terör örgütüne üye olma" suçunu işlediği gerekçesiyle davacı hakkında hapis cezası verildiği ve anılan cezanın Yargıtay'ca onanarak kesinleştiği görülmektedir.
Bunun yanında, davacı hakkında, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza yargılaması neticesinde verilen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan; "...Sanık (davacı) ... hakkında iddianamede "Konumu" başlığı altında; “FETÖ/PDY terör örgütü içerisinde ... (K) adını kullandığı, Beylerbeyi Deniz Eğitim Komutanlığında Öğretmen Albay olarak görev yaptığı, ... (KOD) isimli şüpheli M.S. ile ilişki ve irtibat içerisinde olduğu, bu şahsın darbe girişimi öncesinde kendisine bir telefon verdiği ve görüşmelerini bu telefon üzerinden yaptıkları, ancak darbe sonrası ... (KOD) isimli şüpheli M.S. tarafından telefonun geri alındığı, ... (KOD) isimli M.S. ile görüşmesinde darbede ismi geçen N.E. için ev kiralaması talimatı verildiği, 4 eylül de de N.E., H.İ. ve A.B.'yi içmeler yolunda ... plaka sayılı ... marka aracı ile alarak şahısların saklandıkları İstanbul İli Tuzla İlçesi ... Mahallesi ... Etap Konutları ... Blok D:... sayılı adresi kızı İ.A. adına kiraladığı...” iddiasıyla eylemine uyan 5237 sy TCK 'nın 314/1, 309/1, 109/2-a-b-c ,43/1-2 , 53/1,58/9,63 md.,3713 sy TMK' nın 5/1-2 maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi için mahkememize kamu davası açılmıştır. Kaçış sürecinin sonunda firari amirallerden sanıklar H.İ. ile N.E., 07/09/2016 tarihinde İstanbul İli, Tuzla İlçesi, ... Mahallesi, ... Sokak ... Konutları ... Blk. D:...’de yakalanmışlardır. Sanıklar H.İ. ile N.E.’nin konuyla ilgili beyanlarına yukarıdaki kaçışla ilgili açıklamalar kısmında yer verilmiştir. İncelendiğinde yakalandıkları bu konutun, M.B. isimli şahsa ait olup 01/09/2016 tarihinde emlakçı aracılığıyla sanık (davacı) ...’ın kızı İ.A.'ya kiralandığı anlaşılmıştır. Sanık H.İ. soruşturma ifadesinde; "…Örgütte kullanmış olduğum kod ismim SEÇKİN' dir. Kod isimsiz kimse yoktur. Herkese bir kod isim verilir. Bana bu kod ismi ÜMİT (K) isimli şahıs 2006 yılında Bartın' da verdi. Kod isim verilmesinin nedeni örgütte var olan gizliliktendir. Üçüncü bir şahsın kim olduğumuzu bilmesinin istenmemesindedir. Bu hücresel bir yapıdır. Birlikte gözaltında olduğum şahıslardan subay olanlardan N.E.’ nin Kod ismi MUHSİN, ...’ın Kod ismi ...’dir.... Sonrasında N.'nin koordinesi ve ... kod isimli şahsın gayreti ile ... kod ismini kullanan ...’ın kiraladığı eve gideceğimiz haberi geldi. Hatırlamadığım bir tarihte akşam saatlerinde karanlıktan yüzünü görmediğim bir şahısla birlikte yeni yerimiz olan ve KAMİL’in kiraladığı Kiptaş'taki eve gitmek üzere yola çıktık. ... evine bir kilometre kala yanında bir bayan ile bizi karşıladı. Biz KAMİL’in evine geçtik ve diğer araç ayrıldı. KAMİL'i daha önce hiç görmemiştim. Bizi saat:23.00 sıralarında buraya yerleştirdi ve ayrıldı. Ertesi gün kızı ve ailesi ile birlikte bize yemek yaparak getirdiler. KAMİL ve ailesi durumumuzu biliyordu. Bu arada N., B.'den aldığı telefonlarla cemaatin üst kademeleri ile Amerika ve Avrupayla görüşmeye devam ediyordu ve bizi yanına almıyordu….” şeklinde beyanlarda bulunmuş, huzurdaki savunmasında da bu beyanlarını tekrar etmiştir. Sanık N.E. soruşturma aşamasındaki ifadesinde; "... Deniz Lisesinde görevli olan ve önceden Deniz Lisesi Diploma töreni veya 18 Kasım Kuruluş yıldönümü törenlerinden birinin kokteylinde karşılaşarak tanıştığım ve isminin Albay ... isimli şahsı tanıdığımı hatırladığımı bu kişiye söyledim. ...’ta bize acaba bu kişi sizi evine alır mı şeklinde soru sordu. Biz de kendisiyle irtibat kurmaya çalışalım, hatta para teklifi edelim dedik. Gerekirse kişi başı 50.000 veya 75.000 dolar verebileceğimizi söyledik. Bizim bu konuşmamızdan bir süre sonra ... isimli şahıs, Albay ... ile irtibat kurduğunu, bize kalacak yer ayarlayabileceğini söyledi. Daha sonra kalınacak yerin ayarlandığını BEKİR (K) bize söyledi. Bir de BEKİR (K)’in kullandığı marka ve modelini hatırlamadığım bir araçla ben, H.İ. ve A.B. ile birlikte belli bir bölgeye kadar gittik, BEKİR (K) bizi plakasını hatırlamadığım ve kimin kullandığını bilmediğim Audi marka bir aracın yakınına kadar götürerek bu araca geçmemizi söyledi ve biz de bu araca bindik. Gece olduğu için araç rengini ve aracı kullanan şahısla ilgili eşgâl veremiyorum. Bu şahıs bizi sonradan Kiptaş Konutları olarak bilinen ... Mah. ... Sokak ... Konutları ... Blok daire:... Tuzla / İSTANBUL sayılı adrese yakın bir yerde indirdi ve biz Albay ...’a ait beyaz renkli Hyundai marka araca bindik. Aracı ... kullanıyordu. ... bizi getiren şahsı tanıyıp tanımadığını bilmiyorum. ...’ın aracının önünde sonradan eşi olduğunu söylediği bayan da bulunuyordu. Birlikte ...’ın ayarladığı Kiptaşdaki eve hep birlikte gittik ve evin içerisine girdik. Eve gittiğimizde ... bu evi bizim için kiraladığını bu evde kalabileceğimiz söyledi. Kendisinin bize elinden geldiğince yardımcı olabileceği, Bayramda Memleketlerine gideceklerini ihtiyaçlarımızı gitmeden tedarik edeceklerini söyledi. Bizim bu evde kaldığımız süre içerisinde ... eşi ve kızı ile birlikte ihtiyaçlarımızı sormak amacıyla birkaç kez geldikleri oldu. Ayrıca ... bize üzerinde sim kart takılı olan markasını hatırlamadığım bir telefon getirerek, ihtiyacımız olması durumunda kullanabileceğimizi söyledi. Fakat getirdikleri telefonun internet ve hattında sorun olduğu için bu telefonu kullanmadan kendisine yakalanmadan bir gün önce tamir edilmesi için geri verdik. Yakalandığımız gün ikindi vakti saatini tam olarak hatırlamıyorum kapımız çalındı kapı dürbününden A.B. ile birlikte baktığımız gelen kişilerin polis olabileceğini düşündüğümüzden dolayı kapıyı açmadık. Bu esnada üçümüz de evde bulunuyorduk. Kendi aramızda ne yapabileceğimizi konuştuk. Bir gün önce ... bize akşam üzeri uğrayacağını söylediği için kendisiyle görüşmek amacıyla evden ilk önce ben çıktım…” şeklinde beyanlarda bulunmuştur. Sanık N.E. duruşmada bu beyanlarından rücu ederek kaçış sürecinin bu bölümüyle ilgili, “..Ben bu İstanbul’daki evlerde aldığım hiçbir cep telefonunda hiçbir şahısla konuşmadım. Hiçbir iletişimde bulunmadım. Böyle bir iletişim bilgisi zaten yok, benim tanıdığım bir FETÖ’cü yok, benim hiçbir FETÖ’cüyle alakam yok. Dolayısıyla benim zaten orda bir tane adam var ben derdimi ona anlatıyorum, ben o an kendisine şunu söyledim, ben bu adamlarla kalmak istemiyorum dedim, gidip teslim olmayı düşünüyorum, dedim. Bana dedi ki sakin ol dedi, ortalık sakinleşsin karar verirsin dedi. Ben dedim ki bunlarla kalmak istemiyorum dedim, e bakarız falan filan tarzında geçiştirdi. Dolayısıyla iki kişi benden rahatsızdı, ben de onlardan rahatsızdım. Oradaki BEKİR denen adam da benden rahatsızdı, sonra oraya gelen ... denen adam da benden rahatsızdı. …. Sonra oradan A.B.'nin kimle irtibat kurduğunu bilmiyorum, muhtemelen ...’la olmuş olabilir, irtibat kurmuş ve bir evin, Tuzla Kiptaş Konutları’ndaki evin anahtarını almış giriş katları vs. orada bizi bir adam, BEKİR’in ayarladığı bir arabaya, BEKİR önce çıkardı bizi orada, sonra bir arabaya bindirdi, o araba bizi oraya götürdü ve biz oradaki konuta girdik. Konut dayalı döşeliydi, dolap ağzına kadar doluydu. Dolayısıyla biz orada birkaç gün kaldık ondan sonra zaten yakalandık. …. yanlış hatırlamıyorsam 7 Ağustos tarihinde Kiptaş Konutlarının içinde değil bahçesinde, çünkü kapıya güvenlikçiler gelmişti, biz polis zannettik, niçin geldiğini anlayamadık. Bahçeye indik, bahçedeyken, ya polis mi değil mi anlamak için bahçeye inmiştik, bahçesi büyük, site de büyük, ondan sonra 2 tane sivil polis geldi ve benim koluma girdi ve beni götürdü. Gittiğimde arabada H.İ. oturuyordu ve bana yine böyle suçluluk tarzında kendi suçluluk tarzında bir şeyler söylemeye çalıştı. Polisler müsaade etmedi ve ondan sonra beni de aldılar ve tutuklanmış oldum. Bütün olaylar bundan ibarettir … İstanbul’da ... ile .. karşılaşmadım…” şeklinde beyanda bulunmuştur. Sanık (davacı) ... soruşturma aşamasında susma hakkını kullanmış olup olayla ilgili açıklamasını ilk defa 15/09/2017 günü mahkeme önündeki savunması sırasında yapmıştır. Her ne kadar sanık (davacı) ... bu savunmasında, terör örgütüyle bir ilgisinin bulunmadığını, mahrem yapıdan kimseyi tanımadığını, evin kiralanması yönünde kimseden tâlimat almadığını, bu evde 3 amiralin kaldığını bilmediğini, sanık A.B. ile Tuzla’da tesadüfen karşılaştığında kendisine kiralık ev bulana kadar birkaç günlük ev ihtiyacından bahsedince kızının eğitimi için yeni kiralamış oldukları dairenin anahtarını geçici şekilde kendisine verdiğini, onun aranan kişi olduğundan haberi bulunmadığını, daha sonrasında bu eve hiç gitmediğini, atılı suçları işlemediğini beyan etmiş ise de;
Yukarıda yapılan açıklamada olduğu gibi, 9 Ağustos 2016 tarihinde Gölcük Donanma Üssünden firar eden amirallerin, terör örgütünün mahrem kanadına mensup sanıklardan Y.D.'nin kontrolünde O.A., Ü.K., E.Ç., M.S. ile E.K.'den oluşan ekip tarafından 4 araçlık bir organizasyon kurularak İstanbul iline götürülerek teslim edilmeleri sonrası, İstanbul ilindeki yine örgütün mahrem kanadına mensup kişilerce İstanbul İli, Sultanbeyli İlçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi, No:..., ... sitesi içersinde 2 farklı blok ve dairelerde değişik sürelerle kalmalarının sağlandığı, ardından daha güvenli bir adres arayışında halen o dönem için Üsküdar İstanbul Deniz Eğitim ve Öğretim Komutanlığında öğretmen albay olarak görev yapmakta olan (davacı) ...’ın ismi öne çıkınca organizasyonun başındaki mahrem şahısların sanık ... ile irtibata geçtikleri, sanık (davacı) ...’ın da geçmişte bylock uygulaması kullanıcısı olduğu, BTK'dan çıkartılan CGNAT kayıtlarında sanığın kayınbiraderi H.U. adına kayıtlı ancak ilk tesis tarihinden beri kendisinin kullandığı ... numaralı GSM hattı üzerinden ... imei nolu cihazıyla 31 Ağustos 2014 ila 11 Ekim 2014 tarihleri arasında bylock sunucusuna toplamda 43 kez bağlantı sağladığının tespit edildiği, sanık (davacı) ...'ın da ... kod adıyla terör örgütüyle organik ilişki içerisinde bulunan bir kişi olması dolayısıyla firari amirallerin daha güvenli bir yerde saklanmaları amacıyla bu görüşmelerinde kalacak yer ayarlaması talimatının verildiği, sanık (davacı) KAMİL’in aldığı tâlimat doğrultusunda emlakçı aracılığıyla bulduğu ... Mahallesi ... Sokak ... Konutları ... Blk. D:... Tuzla/İstanbul adresindeki evi kızının eğitimi amaçlı olduğunu söyleyip ev sahibi M.B. ile anlaşma sağlayarak kiraladığı, Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi kızı İ.A. adına 01/09/2016 tarihinde aylık 1000 TL ücret öngörülen kira mukavelesi imzalandığı, evin kiralanmasını müteakip sanık (davacı) ...'ın şahısları araçla getirildikleri belli bir noktadan beyaz renkli Hyundai marka aracına alarak kendisi tarafından kiralanan Kiptaş'taki bu eve götürdüğü, firari amirallere bu evde kalabileceklerini, evin kendileri için kiralandığını, ihtiyaçlarını da mümkün olduğunca kendisinin karşılayacağını söylediği, evde kalınan süre içersinde birkaç defa da yanlarına gelip gittiği, ayrıca kullanması için sanıklara üzerinde sim kart takılı olan tuşlu bir telefon getirdiği, sanık N.E.'nin ifadesinde telefonda veya hattında sorun olduğu için telefonu kullanamayıp geri verdiklerini beyan ettiği, sanıklar H.İ., N.E. ve A.B.'nin yine son olarak bu adreste yaklaşık 1 hafta süre kaldıkları ve yukarıda anlatıldığı şekilde 07/09/2016 günü sanıklardan H.İ.'nin bulunduğu site güvenliğine giderek kendilerini ihbar etmesi sonucu N. ile birlikte yakalandıkları, sanık A.B.'nin ise bir şekilde kaçmayı başardığı anlaşılmıştır. Olayın en başında her iki sanık H. ile N.E.'nin Ö.F.H. ile temas kurmalarından başlayıp mahkememizce kabul edilen oluş biçimiyle büyük ölçüde örtüşmeleri sebebiyle ve yukarıda açıklanan diğer gerekçelere binaen sanıklar H. ile N.'nin soruşturma ifadelerinin doğru olduğu kanaati edinildiğinden, sanık (davacı) ...’ın olayın gerçekteki oluş biçimine uygun bulunmayan savunmalarına hiçbir değer verilmemiştir. En başta kendileri de Tuzla ilçesinde oturdukları halde, aynı ilçede bulunan Kiptaş'taki bu evin, Avrupa yakasındaki Boğaziçi Üniversitesi Fen Bilgisi Öğretmenliği Bölümünde öğrenim gören kızının öğrenimi için kiralanmış olması hayatın olağan akışına uygun bulunmamıştır. Firari amiraller geçici adreslerde barınmaktayken dışarı çıkmadıklarından sanık (davacı) ...’ın Tuzla’da tesadüfen A.B. ile karşılaşması mümkün değildir. Ayrıca, ilk karşılaşmada bir kişinin fazla samimi olmadığı birisine tesadüfen o gün kiraladığı cebinde bulunan evin anahtarını hemen verip adresini de tarif ederek göndermesi ve bir daha bu eve hiç gitmemesi de inandırıcı görülmemiştir. Savunmalarına itibar edilmeyen sanık (davacı) ...’ın örgütün mahrem kanadıyla temas kurduğu, kendisinin de geçmişten bu yana hiyerarşisinde yer alarak terör örgütüyle organik ilişki içersinde bulunduğu, bylock uygulaması kullanıcısı olduğu anlaşılmış olup, her ne kadar hakkında Anayasayı İhlal suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi için kamu davası açılmış ise de, Üsküdar İstanbul Deniz Eğitim ve Öğretim Komutanlığında öğretmen albay olarak görev yapan sanığın (davacının) bağlı bulunduğu askeri birlik ile kalkışmaya iştirak ettiğinin iddia edilmediği, 15 Temmuz 2016 tarihli darbe teşebbüsü sırasında darbenin amaçları doğrultusunda başkaca aktif bir davranışına rastlanmadığı, isimleri geçen H.İ., N.E. ve A.B. ile daha öncesinde temas içersinde bulunduğuna ve birlikte hareket ettiklerine ilişkin delillerinin de mevcut olmadığı, sanığın (davacının) olayın içersine üzerinden yaklaşık 1 ayı aşkın bir süre geçtikten sonra dâhil edildiği, olaydaki eyleminin örgüt tarafından kendisine verilen firari amiraller için kalacak yer temin etmesi emrini yerine getirmek şeklinde sübut bulduğu, amacının firari amiralleri yakalanma, tutuklanma gibi soruşturmanın sonuçlarından kaçırmak amacına dönük olduğu, sanık (davacı) ...’ın eyleminin gerçekleşen haliyle Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme suçundan ziyade TCK’nun 283. maddesinde “Suçluyu Kayırma” başlığı altında düzenlenen, suç işleyen bir kişiye araştırma, yakalanma veya tutuklanmadan kurtulması için imkan sağlama suçu niteliğinde oluştuğu anlaşıldığından bu doğrultuda cezalandırılmasına ilişkin karar verilmiştir. Sanık (davacı) ...’ın ayrıca FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile arasında kurduğu sıkı organik ve örgütsel bağa binaen, örgütün hiyerarşisinde yer aldığı, örgütteki mahrem şahıslar tarafından verilen direktiflerin sanık (davacı) tarafından eksiksiz yerine getirildiği, sanığın (davacının) bu eylemlerinin, silahlı terör örgütü üyeliği için aranan hiyerarşik-organik bağ, çeşitlilik, süreklilik, yoğunluk kriterlerine uyması, sanık ile örgüt arasında hiyerarşik ilişkinin oluşması nedeniyle ayrıca sanık hakkında silahlı terör örgütü üyeliği suçunun da maddi ve manevi unsurlarının oluştuğu, bylock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanılması amacıyla oluşturulmuş ve münhasıran bu silahlı terör örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan bir ağ olduğunun somut delillere dayanması nedeniyle, bu ağa dahil olan sanığın ağ içinde başka bir kişi ile görüşme yapmış olmasının da gerekmediği, bylock iletişim sisteminin, açıklanan somut delillerle kanıtlandığı üzere, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olduğu, sanığın (davacının) bu şekilde Suçluyu Kayırma suçundan başka ayrıca FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile organik bağ içine girip hiyerarşik yapısına dahil olarak silahlı terör örgütü üyeliği suçunu da işlediği sabit görülmüş ve cezalandırılması yoluna gidilmiştir.
.." tespit ve değerlendirmeleri, bakılmakta olan dava dosyasında yer alan diğer tespitler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 20/11/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/997
Karar No : 2023/16468
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Vekili : Av. ...
Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARA
Vekili : Av. ...
İstemin Özeti : ... Deniz Eğitim ve Öğretim Komutanlığında bünyesinde öğretmen albay rütbesiyle görev yapan davacı tarafından, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4/1-(a) maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle uğradığı zararın tazminine, parasal haklarının en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... idare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Hakkında ifade veren tanığın akli melekelerini yitirdiği, verdiği beyanların gerçeği yansıtmadığı, hiçbir terör örgütü ile irtibat ve iltisakının bulunmadığı, hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmadığı, ceza yargılamasının halihazırda temyiz incelemesi aşamasında devam ettiği, hiçbir somut delil ve gerekçe sunulmaksızın kamu görevinden çıkarıldığı, savunma hakkı tanınmadan tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğu, olağanüstü hal döneminde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelere dayanılarak kamu görevinden çıkarma kararı verilemeyeceği, söz konusu KHK'ların olağanüstü hal süresince ve konusuyla sınırlı olarak yürürlükte olabileceği, suç ve cezaların kanuniliği ve geriye yürümezliği ilkesinin, masumiyet karinesinin, insanlık dışı muamele yasağının, ayrımcılık yasağının, özel hayata saygı, mülkiyet ve diğer temel haklarının ihlal edildiği, dava konusu işlemin usul, sebep ve amaç unsurları yönünden de hukuka aykırı olduğu iddia edilmektedir. Ayrıca davacı tarafından, dava konusu işlemin dayanğı olan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Anayasa'ya aykırı olduğu ve iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : ...
Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi bulunmayarak gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirine uymamaktadır.
Öte yandan, dava dosyasında yer alan belgeler ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden; "silahlı terör örgütüne üye olma" suçunu işlediği gerekçesiyle davacı hakkında hapis cezası verildiği ve anılan cezanın Yargıtay'ca onanarak kesinleştiği görülmektedir.
Bunun yanında, davacı hakkında, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza yargılaması neticesinde verilen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan; "...Sanık (davacı) ... hakkında iddianamede "Konumu" başlığı altında; “FETÖ/PDY terör örgütü içerisinde ... (K) adını kullandığı, Beylerbeyi Deniz Eğitim Komutanlığında Öğretmen Albay olarak görev yaptığı, ... (KOD) isimli şüpheli M.S. ile ilişki ve irtibat içerisinde olduğu, bu şahsın darbe girişimi öncesinde kendisine bir telefon verdiği ve görüşmelerini bu telefon üzerinden yaptıkları, ancak darbe sonrası ... (KOD) isimli şüpheli M.S. tarafından telefonun geri alındığı, ... (KOD) isimli M.S. ile görüşmesinde darbede ismi geçen N.E. için ev kiralaması talimatı verildiği, 4 eylül de de N.E., H.İ. ve A.B.'yi içmeler yolunda ... plaka sayılı ... marka aracı ile alarak şahısların saklandıkları İstanbul İli Tuzla İlçesi ... Mahallesi ... Etap Konutları ... Blok D:... sayılı adresi kızı İ.A. adına kiraladığı...” iddiasıyla eylemine uyan 5237 sy TCK 'nın 314/1, 309/1, 109/2-a-b-c ,43/1-2 , 53/1,58/9,63 md.,3713 sy TMK' nın 5/1-2 maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi için mahkememize kamu davası açılmıştır. Kaçış sürecinin sonunda firari amirallerden sanıklar H.İ. ile N.E., 07/09/2016 tarihinde İstanbul İli, Tuzla İlçesi, ... Mahallesi, ... Sokak ... Konutları ... Blk. D:...’de yakalanmışlardır. Sanıklar H.İ. ile N.E.’nin konuyla ilgili beyanlarına yukarıdaki kaçışla ilgili açıklamalar kısmında yer verilmiştir. İncelendiğinde yakalandıkları bu konutun, M.B. isimli şahsa ait olup 01/09/2016 tarihinde emlakçı aracılığıyla sanık (davacı) ...’ın kızı İ.A.'ya kiralandığı anlaşılmıştır. Sanık H.İ. soruşturma ifadesinde; "…Örgütte kullanmış olduğum kod ismim SEÇKİN' dir. Kod isimsiz kimse yoktur. Herkese bir kod isim verilir. Bana bu kod ismi ÜMİT (K) isimli şahıs 2006 yılında Bartın' da verdi. Kod isim verilmesinin nedeni örgütte var olan gizliliktendir. Üçüncü bir şahsın kim olduğumuzu bilmesinin istenmemesindedir. Bu hücresel bir yapıdır. Birlikte gözaltında olduğum şahıslardan subay olanlardan N.E.’ nin Kod ismi MUHSİN, ...’ın Kod ismi ...’dir.... Sonrasında N.'nin koordinesi ve ... kod isimli şahsın gayreti ile ... kod ismini kullanan ...’ın kiraladığı eve gideceğimiz haberi geldi. Hatırlamadığım bir tarihte akşam saatlerinde karanlıktan yüzünü görmediğim bir şahısla birlikte yeni yerimiz olan ve KAMİL’in kiraladığı Kiptaş'taki eve gitmek üzere yola çıktık. ... evine bir kilometre kala yanında bir bayan ile bizi karşıladı. Biz KAMİL’in evine geçtik ve diğer araç ayrıldı. KAMİL'i daha önce hiç görmemiştim. Bizi saat:23.00 sıralarında buraya yerleştirdi ve ayrıldı. Ertesi gün kızı ve ailesi ile birlikte bize yemek yaparak getirdiler. KAMİL ve ailesi durumumuzu biliyordu. Bu arada N., B.'den aldığı telefonlarla cemaatin üst kademeleri ile Amerika ve Avrupayla görüşmeye devam ediyordu ve bizi yanına almıyordu….” şeklinde beyanlarda bulunmuş, huzurdaki savunmasında da bu beyanlarını tekrar etmiştir. Sanık N.E. soruşturma aşamasındaki ifadesinde; "... Deniz Lisesinde görevli olan ve önceden Deniz Lisesi Diploma töreni veya 18 Kasım Kuruluş yıldönümü törenlerinden birinin kokteylinde karşılaşarak tanıştığım ve isminin Albay ... isimli şahsı tanıdığımı hatırladığımı bu kişiye söyledim. ...’ta bize acaba bu kişi sizi evine alır mı şeklinde soru sordu. Biz de kendisiyle irtibat kurmaya çalışalım, hatta para teklifi edelim dedik. Gerekirse kişi başı 50.000 veya 75.000 dolar verebileceğimizi söyledik. Bizim bu konuşmamızdan bir süre sonra ... isimli şahıs, Albay ... ile irtibat kurduğunu, bize kalacak yer ayarlayabileceğini söyledi. Daha sonra kalınacak yerin ayarlandığını BEKİR (K) bize söyledi. Bir de BEKİR (K)’in kullandığı marka ve modelini hatırlamadığım bir araçla ben, H.İ. ve A.B. ile birlikte belli bir bölgeye kadar gittik, BEKİR (K) bizi plakasını hatırlamadığım ve kimin kullandığını bilmediğim Audi marka bir aracın yakınına kadar götürerek bu araca geçmemizi söyledi ve biz de bu araca bindik. Gece olduğu için araç rengini ve aracı kullanan şahısla ilgili eşgâl veremiyorum. Bu şahıs bizi sonradan Kiptaş Konutları olarak bilinen ... Mah. ... Sokak ... Konutları ... Blok daire:... Tuzla / İSTANBUL sayılı adrese yakın bir yerde indirdi ve biz Albay ...’a ait beyaz renkli Hyundai marka araca bindik. Aracı ... kullanıyordu. ... bizi getiren şahsı tanıyıp tanımadığını bilmiyorum. ...’ın aracının önünde sonradan eşi olduğunu söylediği bayan da bulunuyordu. Birlikte ...’ın ayarladığı Kiptaşdaki eve hep birlikte gittik ve evin içerisine girdik. Eve gittiğimizde ... bu evi bizim için kiraladığını bu evde kalabileceğimiz söyledi. Kendisinin bize elinden geldiğince yardımcı olabileceği, Bayramda Memleketlerine gideceklerini ihtiyaçlarımızı gitmeden tedarik edeceklerini söyledi. Bizim bu evde kaldığımız süre içerisinde ... eşi ve kızı ile birlikte ihtiyaçlarımızı sormak amacıyla birkaç kez geldikleri oldu. Ayrıca ... bize üzerinde sim kart takılı olan markasını hatırlamadığım bir telefon getirerek, ihtiyacımız olması durumunda kullanabileceğimizi söyledi. Fakat getirdikleri telefonun internet ve hattında sorun olduğu için bu telefonu kullanmadan kendisine yakalanmadan bir gün önce tamir edilmesi için geri verdik. Yakalandığımız gün ikindi vakti saatini tam olarak hatırlamıyorum kapımız çalındı kapı dürbününden A.B. ile birlikte baktığımız gelen kişilerin polis olabileceğini düşündüğümüzden dolayı kapıyı açmadık. Bu esnada üçümüz de evde bulunuyorduk. Kendi aramızda ne yapabileceğimizi konuştuk. Bir gün önce ... bize akşam üzeri uğrayacağını söylediği için kendisiyle görüşmek amacıyla evden ilk önce ben çıktım…” şeklinde beyanlarda bulunmuştur. Sanık N.E. duruşmada bu beyanlarından rücu ederek kaçış sürecinin bu bölümüyle ilgili, “..Ben bu İstanbul’daki evlerde aldığım hiçbir cep telefonunda hiçbir şahısla konuşmadım. Hiçbir iletişimde bulunmadım. Böyle bir iletişim bilgisi zaten yok, benim tanıdığım bir FETÖ’cü yok, benim hiçbir FETÖ’cüyle alakam yok. Dolayısıyla benim zaten orda bir tane adam var ben derdimi ona anlatıyorum, ben o an kendisine şunu söyledim, ben bu adamlarla kalmak istemiyorum dedim, gidip teslim olmayı düşünüyorum, dedim. Bana dedi ki sakin ol dedi, ortalık sakinleşsin karar verirsin dedi. Ben dedim ki bunlarla kalmak istemiyorum dedim, e bakarız falan filan tarzında geçiştirdi. Dolayısıyla iki kişi benden rahatsızdı, ben de onlardan rahatsızdım. Oradaki BEKİR denen adam da benden rahatsızdı, sonra oraya gelen ... denen adam da benden rahatsızdı. …. Sonra oradan A.B.'nin kimle irtibat kurduğunu bilmiyorum, muhtemelen ...’la olmuş olabilir, irtibat kurmuş ve bir evin, Tuzla Kiptaş Konutları’ndaki evin anahtarını almış giriş katları vs. orada bizi bir adam, BEKİR’in ayarladığı bir arabaya, BEKİR önce çıkardı bizi orada, sonra bir arabaya bindirdi, o araba bizi oraya götürdü ve biz oradaki konuta girdik. Konut dayalı döşeliydi, dolap ağzına kadar doluydu. Dolayısıyla biz orada birkaç gün kaldık ondan sonra zaten yakalandık. …. yanlış hatırlamıyorsam 7 Ağustos tarihinde Kiptaş Konutlarının içinde değil bahçesinde, çünkü kapıya güvenlikçiler gelmişti, biz polis zannettik, niçin geldiğini anlayamadık. Bahçeye indik, bahçedeyken, ya polis mi değil mi anlamak için bahçeye inmiştik, bahçesi büyük, site de büyük, ondan sonra 2 tane sivil polis geldi ve benim koluma girdi ve beni götürdü. Gittiğimde arabada H.İ. oturuyordu ve bana yine böyle suçluluk tarzında kendi suçluluk tarzında bir şeyler söylemeye çalıştı. Polisler müsaade etmedi ve ondan sonra beni de aldılar ve tutuklanmış oldum. Bütün olaylar bundan ibarettir … İstanbul’da ... ile .. karşılaşmadım…” şeklinde beyanda bulunmuştur. Sanık (davacı) ... soruşturma aşamasında susma hakkını kullanmış olup olayla ilgili açıklamasını ilk defa 15/09/2017 günü mahkeme önündeki savunması sırasında yapmıştır. Her ne kadar sanık (davacı) ... bu savunmasında, terör örgütüyle bir ilgisinin bulunmadığını, mahrem yapıdan kimseyi tanımadığını, evin kiralanması yönünde kimseden tâlimat almadığını, bu evde 3 amiralin kaldığını bilmediğini, sanık A.B. ile Tuzla’da tesadüfen karşılaştığında kendisine kiralık ev bulana kadar birkaç günlük ev ihtiyacından bahsedince kızının eğitimi için yeni kiralamış oldukları dairenin anahtarını geçici şekilde kendisine verdiğini, onun aranan kişi olduğundan haberi bulunmadığını, daha sonrasında bu eve hiç gitmediğini, atılı suçları işlemediğini beyan etmiş ise de;
Yukarıda yapılan açıklamada olduğu gibi, 9 Ağustos 2016 tarihinde Gölcük Donanma Üssünden firar eden amirallerin, terör örgütünün mahrem kanadına mensup sanıklardan Y.D.'nin kontrolünde O.A., Ü.K., E.Ç., M.S. ile E.K.'den oluşan ekip tarafından 4 araçlık bir organizasyon kurularak İstanbul iline götürülerek teslim edilmeleri sonrası, İstanbul ilindeki yine örgütün mahrem kanadına mensup kişilerce İstanbul İli, Sultanbeyli İlçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi, No:..., ... sitesi içersinde 2 farklı blok ve dairelerde değişik sürelerle kalmalarının sağlandığı, ardından daha güvenli bir adres arayışında halen o dönem için Üsküdar İstanbul Deniz Eğitim ve Öğretim Komutanlığında öğretmen albay olarak görev yapmakta olan (davacı) ...’ın ismi öne çıkınca organizasyonun başındaki mahrem şahısların sanık ... ile irtibata geçtikleri, sanık (davacı) ...’ın da geçmişte bylock uygulaması kullanıcısı olduğu, BTK'dan çıkartılan CGNAT kayıtlarında sanığın kayınbiraderi H.U. adına kayıtlı ancak ilk tesis tarihinden beri kendisinin kullandığı ... numaralı GSM hattı üzerinden ... imei nolu cihazıyla 31 Ağustos 2014 ila 11 Ekim 2014 tarihleri arasında bylock sunucusuna toplamda 43 kez bağlantı sağladığının tespit edildiği, sanık (davacı) ...'ın da ... kod adıyla terör örgütüyle organik ilişki içerisinde bulunan bir kişi olması dolayısıyla firari amirallerin daha güvenli bir yerde saklanmaları amacıyla bu görüşmelerinde kalacak yer ayarlaması talimatının verildiği, sanık (davacı) KAMİL’in aldığı tâlimat doğrultusunda emlakçı aracılığıyla bulduğu ... Mahallesi ... Sokak ... Konutları ... Blk. D:... Tuzla/İstanbul adresindeki evi kızının eğitimi amaçlı olduğunu söyleyip ev sahibi M.B. ile anlaşma sağlayarak kiraladığı, Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi kızı İ.A. adına 01/09/2016 tarihinde aylık 1000 TL ücret öngörülen kira mukavelesi imzalandığı, evin kiralanmasını müteakip sanık (davacı) ...'ın şahısları araçla getirildikleri belli bir noktadan beyaz renkli Hyundai marka aracına alarak kendisi tarafından kiralanan Kiptaş'taki bu eve götürdüğü, firari amirallere bu evde kalabileceklerini, evin kendileri için kiralandığını, ihtiyaçlarını da mümkün olduğunca kendisinin karşılayacağını söylediği, evde kalınan süre içersinde birkaç defa da yanlarına gelip gittiği, ayrıca kullanması için sanıklara üzerinde sim kart takılı olan tuşlu bir telefon getirdiği, sanık N.E.'nin ifadesinde telefonda veya hattında sorun olduğu için telefonu kullanamayıp geri verdiklerini beyan ettiği, sanıklar H.İ., N.E. ve A.B.'nin yine son olarak bu adreste yaklaşık 1 hafta süre kaldıkları ve yukarıda anlatıldığı şekilde 07/09/2016 günü sanıklardan H.İ.'nin bulunduğu site güvenliğine giderek kendilerini ihbar etmesi sonucu N. ile birlikte yakalandıkları, sanık A.B.'nin ise bir şekilde kaçmayı başardığı anlaşılmıştır. Olayın en başında her iki sanık H. ile N.E.'nin Ö.F.H. ile temas kurmalarından başlayıp mahkememizce kabul edilen oluş biçimiyle büyük ölçüde örtüşmeleri sebebiyle ve yukarıda açıklanan diğer gerekçelere binaen sanıklar H. ile N.'nin soruşturma ifadelerinin doğru olduğu kanaati edinildiğinden, sanık (davacı) ...’ın olayın gerçekteki oluş biçimine uygun bulunmayan savunmalarına hiçbir değer verilmemiştir. En başta kendileri de Tuzla ilçesinde oturdukları halde, aynı ilçede bulunan Kiptaş'taki bu evin, Avrupa yakasındaki Boğaziçi Üniversitesi Fen Bilgisi Öğretmenliği Bölümünde öğrenim gören kızının öğrenimi için kiralanmış olması hayatın olağan akışına uygun bulunmamıştır. Firari amiraller geçici adreslerde barınmaktayken dışarı çıkmadıklarından sanık (davacı) ...’ın Tuzla’da tesadüfen A.B. ile karşılaşması mümkün değildir. Ayrıca, ilk karşılaşmada bir kişinin fazla samimi olmadığı birisine tesadüfen o gün kiraladığı cebinde bulunan evin anahtarını hemen verip adresini de tarif ederek göndermesi ve bir daha bu eve hiç gitmemesi de inandırıcı görülmemiştir. Savunmalarına itibar edilmeyen sanık (davacı) ...’ın örgütün mahrem kanadıyla temas kurduğu, kendisinin de geçmişten bu yana hiyerarşisinde yer alarak terör örgütüyle organik ilişki içersinde bulunduğu, bylock uygulaması kullanıcısı olduğu anlaşılmış olup, her ne kadar hakkında Anayasayı İhlal suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi için kamu davası açılmış ise de, Üsküdar İstanbul Deniz Eğitim ve Öğretim Komutanlığında öğretmen albay olarak görev yapan sanığın (davacının) bağlı bulunduğu askeri birlik ile kalkışmaya iştirak ettiğinin iddia edilmediği, 15 Temmuz 2016 tarihli darbe teşebbüsü sırasında darbenin amaçları doğrultusunda başkaca aktif bir davranışına rastlanmadığı, isimleri geçen H.İ., N.E. ve A.B. ile daha öncesinde temas içersinde bulunduğuna ve birlikte hareket ettiklerine ilişkin delillerinin de mevcut olmadığı, sanığın (davacının) olayın içersine üzerinden yaklaşık 1 ayı aşkın bir süre geçtikten sonra dâhil edildiği, olaydaki eyleminin örgüt tarafından kendisine verilen firari amiraller için kalacak yer temin etmesi emrini yerine getirmek şeklinde sübut bulduğu, amacının firari amiralleri yakalanma, tutuklanma gibi soruşturmanın sonuçlarından kaçırmak amacına dönük olduğu, sanık (davacı) ...’ın eyleminin gerçekleşen haliyle Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme suçundan ziyade TCK’nun 283. maddesinde “Suçluyu Kayırma” başlığı altında düzenlenen, suç işleyen bir kişiye araştırma, yakalanma veya tutuklanmadan kurtulması için imkan sağlama suçu niteliğinde oluştuğu anlaşıldığından bu doğrultuda cezalandırılmasına ilişkin karar verilmiştir. Sanık (davacı) ...’ın ayrıca FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile arasında kurduğu sıkı organik ve örgütsel bağa binaen, örgütün hiyerarşisinde yer aldığı, örgütteki mahrem şahıslar tarafından verilen direktiflerin sanık (davacı) tarafından eksiksiz yerine getirildiği, sanığın (davacının) bu eylemlerinin, silahlı terör örgütü üyeliği için aranan hiyerarşik-organik bağ, çeşitlilik, süreklilik, yoğunluk kriterlerine uyması, sanık ile örgüt arasında hiyerarşik ilişkinin oluşması nedeniyle ayrıca sanık hakkında silahlı terör örgütü üyeliği suçunun da maddi ve manevi unsurlarının oluştuğu, bylock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanılması amacıyla oluşturulmuş ve münhasıran bu silahlı terör örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan bir ağ olduğunun somut delillere dayanması nedeniyle, bu ağa dahil olan sanığın ağ içinde başka bir kişi ile görüşme yapmış olmasının da gerekmediği, bylock iletişim sisteminin, açıklanan somut delillerle kanıtlandığı üzere, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olduğu, sanığın (davacının) bu şekilde Suçluyu Kayırma suçundan başka ayrıca FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile organik bağ içine girip hiyerarşik yapısına dahil olarak silahlı terör örgütü üyeliği suçunu da işlediği sabit görülmüş ve cezalandırılması yoluna gidilmiştir.
.." tespit ve değerlendirmeleri, bakılmakta olan dava dosyasında yer alan diğer tespitler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 20/11/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.