Danıştay5. Daireİdare Hukuku
Danıştay 5. Daire E.2020/6811 K.2023/13841
Özet: (1) İlgili uyuşmazlık, 7145 sayılı Kanun ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile eklenen geçici 35. madde uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin iptalini talep eden davacının, bulunduğu konumdan dolayı işlemin hukuksuz ve Anayasa'ya aykırı olduğu iddialarıdır. (2) Mahkeme, savunmasının geçerli olduğuna, usul ve esas bakımından hatasızlığa ve temyiz iddialarının 2577 sayılı Kanun çerçevesinde ortaya konan gerekçelerden yoksun olduğuna karar vererek, ilgili kararın korunmasına ve istinaf başvurusunun reddine hükmetmiştir.
T.C. DANIŞTAY BEŞİNCİ DAİRE
Esas No: 2020/6811
Karar No: 2023/13841
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Vekili: Av. ...
Karşı Taraf (Davalı): ... Bakanlığı / ANKARA
Vekilleri: Hukuk Müşaviri ...
Hukuk Müşaviri V. ...
İstemin Özeti: Davacı tarafından, 7145 sayılı Kanun ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 35. madde uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Kamu görevine girme ve çalışma hakkının Anayasal bir hak olduğu, bu temel hakkın ancak hakkın özüne dokunulmamak şartıyla sınırlandırılabileceği, işlemin Anayasa'da yer alan ilkelere aykırı olarak tesis edildiği, işleme gerekçe olarak gösterilen iddiaların soyut olduğu, istihbari bilgiye dayanan iddiaların araştırılmasına dahi gerek duyulmadığı, hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmaması nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiği, 29/11/2018 tarihinde istifa ederek kamu görevinden ayrılmış olması sebebiyle kamu görevlisi olmadığından kamu görevinden çıkarılması yönünde işlem tesis edilemeyeceği, diğer yandan savunma hakkı tanınmasına ilişkin yazının usule uygun olarak tebliğ edilmediği, dolayısıyla savunma hakkı verilmeden tesis edilen işlemin hukuka, Anayasa'ya ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı olduğu iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı, davacının temyiz iddialarının 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uymadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi: ...
Düşüncesi: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Dava Dairesi kararının gerekçe eklenmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirine uymamaktadır.
Öte yandan, her ne kadar davacı vekili tarafından, müvekkilinin 31/03/2019 tarihinde yapılacak mahalli idare seçimlerinde aday olmak amacıyla 29/11/2018 tarihinde kamu görevinden istifa ettiği, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte kamu görevlisi olmaması nedeniyle kamu görevinden çıkarma işlemi tesis edilemeyeceği iddia edilmiş ise de, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un Ek 7. maddesinde; "Yüksek mahkeme üyeleri, hâkimler, savcılar ve bu meslekten sayılanlar ile Subay ve Astsubaylar hariç olmak üzere; milletvekili ve mahalli idareler genel ve ara seçimlerinde aday ve aday adayı olan Devlet memurları ve diğer kamu görevlileri, adaylığı veya seçimi kaybetmeleri halinde, Yüksek Seçim Kurulunca seçim sonuçlarının ilanını takip eden bir ay içinde müracaat etmeleri kaydıyla eski görevlerine veya kazanılmış hak aylık derecelerindeki başka bir göreve dönebilirler." düzenlemesine yer verildiği, söz konusu madde ile kamu görevlerinde çalışarak bilgi ve deneyim kazanmış olanların Türkiye Büyük Millet Meclisinde veya mahalli idarelerde hizmet vermelerine ve bunların bilgi, deneyim ve becerilerinden mahalli idare faaliyetlerinde de yararlanılmasına olanak tanımak ve seçmenlerin daha çok sayıdaki adaylar arasından kendilerini temsil edebilecek kişileri seçme haklarını kullanabilmelerini sağlamak için yüksek mahkeme üyeleri, hakimler, savcılar ve bu meslekten sayılanlar ile subay ve astsubaylar dışında kalan kamu görevlilerinin yürütmekte oldukları görevlerinden ayrılarak seçimlere katılabilmelerine olanak tanınmış ve seçim nedeniyle görevlerinden ayrılanlardan adaylığı kabul edilmeyenlerin veya seçimi kazanamayanların idareye başvurmaları halinde eski görevlerine veya kazanılmış hak derecelerindeki başka bir göreve dönebilmeleri sağlanmıştır. Bu durumda seçimlere katılmak amacıyla yapılan istifanın zorunlu bir istifa olduğu, söz konusu istifanın kamu görevlisi statüsünü nihai olarak sonlandırmadığı ve memuriyetten ayrılma sonucunu doğurmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde davacı vekilinin anılan iddiasına itibar edilmeyeceği sonucuna varılmıştır.
Bununla birlikte, bakılmakta olan dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde, ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:.... sayılı kararında yer alan;
"... Sanık ...'in doktor olarak görev yaptığı, 17/25 Aralık sürecinden sonra örgütün gerçek yüzünün kamuoyu tarafından bilinir/görünür olduğu tarihten sonra örgütün sohbet toplantılarına devam ettiği ve örgüt tarafından doktor mütevellisi olarak adlandırılan sohbet grubu içerisinde yer aldığı anlaşılmaktadır.
Sanığın, sohbet/doktor mütevellisi grubuna devam etmek biçiminde süreklilik arz eder tarzda ve doğrudan örgüt tarafından görevlendirme ile üstlenilecek biçimde eylemi ile FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğu kuşkusuz biçimde ortaya çıkmış bulunmaktadır. Her ne kadar sanık suçlamayı kabul etmemiş ise de, tanıklardan E.U.'nun '' Batman'daki Fetö yapılanmasında mütevelli olarak faaliyet gösteriyordu. Yani bu yapı içerisinde faaliyetlerine katılan, destekleyen, fikirlerini benimseyen kişidir. Mütevellinin talimat verme durumu yoktur. Sadece dinleme ve katılma yönleri vardır. Gelen talimatlara uyarlar. Mütevellide olan kişiler bağış yapar, burs verir, organizasyonlara katılırdı. Bu şahsın da kurban bağışı yaptığını, burs verdiğini ve organizasyonlara katıldığını biliyorum. 2012 yılındaki Kimse yok mu derneğinin Uganda'daki sağlık taramasına katıldığını biliyorum. Benim aşırı dereceden bağlıdan kastım, Allah rızası için bu işe gönül veren, sohbetlere katılan, denileni yapan kişiyi kastetmişimdir. 2016 yılına kadar bu toplantılara katılıyordu.", E.T.'nin '' 2015 yılında katıldığını hatırlıyorum. 2015 yılında tek tük görüyordum. Kendisi mütevelli heyetiydi. Çok sık sohbetlere gelen kişilere mütevelli deniliyordu. Yöneticilik vasfı yoktu. Sohbet verme durumu yoktu, sadece dinleyiciydi. 2012-2013 yıllarında çok sık katıldığı için ve burs verdiği, kurban bağışında bulunduğu için ben bu şekilde kendisi hakkında beyanda bulundum. T.D.'nin sohbetlerine katılıyordu. 2012 yada 2013 yılında Uganda'ya sağlık taramasına gitti ancak kimin götürdüğünü bilmiyorum. 2016 yıllarında kendisini görmedim." şeklindeki beyanları ve adı geçen tanıklar ile diğer tanıkların soruşturma aşamasındaki beyanları gözetildiğinde sanığın suçtan kurtulmaya matuf savunmada bulunduğu değerlendirilmiş ve sanık savunmasına itibar edilmemiş, yine MASAK ve BDDK tarafından hazırlanan raporlarla örgütün finans kaynağı olduğu konusunda tereddüt bulunmayan Bank Asya Katılım Bankasında sanığın hesabının bulunduğu, para transferlerine ilişkin detaylı incelemede aynı suçtan haklarında soruşturma veya kovuşturma bulunan şahıslarla yüklü miktar ve çok sayıda para transferlerinin bulunduğunun tespit edildiği gözetilerek, Fethullahçı Terör Örgütü Batman Yapılanması Doktor Bölgesi Pratisyen Hekimler Grubu içerisinde mütevelli olarak faaliyet yürüten, sohbet toplantılarına katılan, örgüte maddi destek sağlamak amacıyla burs adı altında para veren, kurban bağışında bulunan, örgütün düzenlemiş olduğu yurt dışı organizasyonlarına katılan, 2016 yılı içerisinde aktif bir şekilde örgütsel faaliyetlerine devam eden sanığın, silahlı örgüt içerisinde süreklilik ve yoğunluk gösteren eylemleri ile örgüt hiyerarşisi içine girdiği ve organik bağ kurduğu,..." yolundaki tespitler birlikte değerlendirildiğinde davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 17/10/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Esas No: 2020/6811
Karar No: 2023/13841
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Vekili: Av. ...
Karşı Taraf (Davalı): ... Bakanlığı / ANKARA
Vekilleri: Hukuk Müşaviri ...
Hukuk Müşaviri V. ...
İstemin Özeti: Davacı tarafından, 7145 sayılı Kanun ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 35. madde uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Kamu görevine girme ve çalışma hakkının Anayasal bir hak olduğu, bu temel hakkın ancak hakkın özüne dokunulmamak şartıyla sınırlandırılabileceği, işlemin Anayasa'da yer alan ilkelere aykırı olarak tesis edildiği, işleme gerekçe olarak gösterilen iddiaların soyut olduğu, istihbari bilgiye dayanan iddiaların araştırılmasına dahi gerek duyulmadığı, hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmaması nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiği, 29/11/2018 tarihinde istifa ederek kamu görevinden ayrılmış olması sebebiyle kamu görevlisi olmadığından kamu görevinden çıkarılması yönünde işlem tesis edilemeyeceği, diğer yandan savunma hakkı tanınmasına ilişkin yazının usule uygun olarak tebliğ edilmediği, dolayısıyla savunma hakkı verilmeden tesis edilen işlemin hukuka, Anayasa'ya ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı olduğu iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı, davacının temyiz iddialarının 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uymadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi: ...
Düşüncesi: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Dava Dairesi kararının gerekçe eklenmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirine uymamaktadır.
Öte yandan, her ne kadar davacı vekili tarafından, müvekkilinin 31/03/2019 tarihinde yapılacak mahalli idare seçimlerinde aday olmak amacıyla 29/11/2018 tarihinde kamu görevinden istifa ettiği, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte kamu görevlisi olmaması nedeniyle kamu görevinden çıkarma işlemi tesis edilemeyeceği iddia edilmiş ise de, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un Ek 7. maddesinde; "Yüksek mahkeme üyeleri, hâkimler, savcılar ve bu meslekten sayılanlar ile Subay ve Astsubaylar hariç olmak üzere; milletvekili ve mahalli idareler genel ve ara seçimlerinde aday ve aday adayı olan Devlet memurları ve diğer kamu görevlileri, adaylığı veya seçimi kaybetmeleri halinde, Yüksek Seçim Kurulunca seçim sonuçlarının ilanını takip eden bir ay içinde müracaat etmeleri kaydıyla eski görevlerine veya kazanılmış hak aylık derecelerindeki başka bir göreve dönebilirler." düzenlemesine yer verildiği, söz konusu madde ile kamu görevlerinde çalışarak bilgi ve deneyim kazanmış olanların Türkiye Büyük Millet Meclisinde veya mahalli idarelerde hizmet vermelerine ve bunların bilgi, deneyim ve becerilerinden mahalli idare faaliyetlerinde de yararlanılmasına olanak tanımak ve seçmenlerin daha çok sayıdaki adaylar arasından kendilerini temsil edebilecek kişileri seçme haklarını kullanabilmelerini sağlamak için yüksek mahkeme üyeleri, hakimler, savcılar ve bu meslekten sayılanlar ile subay ve astsubaylar dışında kalan kamu görevlilerinin yürütmekte oldukları görevlerinden ayrılarak seçimlere katılabilmelerine olanak tanınmış ve seçim nedeniyle görevlerinden ayrılanlardan adaylığı kabul edilmeyenlerin veya seçimi kazanamayanların idareye başvurmaları halinde eski görevlerine veya kazanılmış hak derecelerindeki başka bir göreve dönebilmeleri sağlanmıştır. Bu durumda seçimlere katılmak amacıyla yapılan istifanın zorunlu bir istifa olduğu, söz konusu istifanın kamu görevlisi statüsünü nihai olarak sonlandırmadığı ve memuriyetten ayrılma sonucunu doğurmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde davacı vekilinin anılan iddiasına itibar edilmeyeceği sonucuna varılmıştır.
Bununla birlikte, bakılmakta olan dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde, ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:.... sayılı kararında yer alan;
"... Sanık ...'in doktor olarak görev yaptığı, 17/25 Aralık sürecinden sonra örgütün gerçek yüzünün kamuoyu tarafından bilinir/görünür olduğu tarihten sonra örgütün sohbet toplantılarına devam ettiği ve örgüt tarafından doktor mütevellisi olarak adlandırılan sohbet grubu içerisinde yer aldığı anlaşılmaktadır.
Sanığın, sohbet/doktor mütevellisi grubuna devam etmek biçiminde süreklilik arz eder tarzda ve doğrudan örgüt tarafından görevlendirme ile üstlenilecek biçimde eylemi ile FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğu kuşkusuz biçimde ortaya çıkmış bulunmaktadır. Her ne kadar sanık suçlamayı kabul etmemiş ise de, tanıklardan E.U.'nun '' Batman'daki Fetö yapılanmasında mütevelli olarak faaliyet gösteriyordu. Yani bu yapı içerisinde faaliyetlerine katılan, destekleyen, fikirlerini benimseyen kişidir. Mütevellinin talimat verme durumu yoktur. Sadece dinleme ve katılma yönleri vardır. Gelen talimatlara uyarlar. Mütevellide olan kişiler bağış yapar, burs verir, organizasyonlara katılırdı. Bu şahsın da kurban bağışı yaptığını, burs verdiğini ve organizasyonlara katıldığını biliyorum. 2012 yılındaki Kimse yok mu derneğinin Uganda'daki sağlık taramasına katıldığını biliyorum. Benim aşırı dereceden bağlıdan kastım, Allah rızası için bu işe gönül veren, sohbetlere katılan, denileni yapan kişiyi kastetmişimdir. 2016 yılına kadar bu toplantılara katılıyordu.", E.T.'nin '' 2015 yılında katıldığını hatırlıyorum. 2015 yılında tek tük görüyordum. Kendisi mütevelli heyetiydi. Çok sık sohbetlere gelen kişilere mütevelli deniliyordu. Yöneticilik vasfı yoktu. Sohbet verme durumu yoktu, sadece dinleyiciydi. 2012-2013 yıllarında çok sık katıldığı için ve burs verdiği, kurban bağışında bulunduğu için ben bu şekilde kendisi hakkında beyanda bulundum. T.D.'nin sohbetlerine katılıyordu. 2012 yada 2013 yılında Uganda'ya sağlık taramasına gitti ancak kimin götürdüğünü bilmiyorum. 2016 yıllarında kendisini görmedim." şeklindeki beyanları ve adı geçen tanıklar ile diğer tanıkların soruşturma aşamasındaki beyanları gözetildiğinde sanığın suçtan kurtulmaya matuf savunmada bulunduğu değerlendirilmiş ve sanık savunmasına itibar edilmemiş, yine MASAK ve BDDK tarafından hazırlanan raporlarla örgütün finans kaynağı olduğu konusunda tereddüt bulunmayan Bank Asya Katılım Bankasında sanığın hesabının bulunduğu, para transferlerine ilişkin detaylı incelemede aynı suçtan haklarında soruşturma veya kovuşturma bulunan şahıslarla yüklü miktar ve çok sayıda para transferlerinin bulunduğunun tespit edildiği gözetilerek, Fethullahçı Terör Örgütü Batman Yapılanması Doktor Bölgesi Pratisyen Hekimler Grubu içerisinde mütevelli olarak faaliyet yürüten, sohbet toplantılarına katılan, örgüte maddi destek sağlamak amacıyla burs adı altında para veren, kurban bağışında bulunan, örgütün düzenlemiş olduğu yurt dışı organizasyonlarına katılan, 2016 yılı içerisinde aktif bir şekilde örgütsel faaliyetlerine devam eden sanığın, silahlı örgüt içerisinde süreklilik ve yoğunluk gösteren eylemleri ile örgüt hiyerarşisi içine girdiği ve organik bağ kurduğu,..." yolundaki tespitler birlikte değerlendirildiğinde davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 17/10/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.