Danıştay5. Daireİdare Hukuku
Danıştay 5. Daire E.2020/5603 K.2023/14131
T.C. DANIŞTAY BEŞİNCİ DAİRE
Esas No: 2020/5603
Karar No: 2023/14131
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Vekili: Av. ...
Karşı Taraf (Davalı): ... Bakanlığı
Vekili: Av. ...
İstemin Özeti: Jandarma Genel Komutanlığında astsubay olarak görev yapan davacının, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B-6. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle uğradığı zararının tazminine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin .. tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Dava konusu işlemin dayanağına ilişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin birçok yönden Anayasa'ya aykırı olduğu, kamu görevinden çıkarılma işleminin idari işlemin unsurları olan yetki, şekil, usul, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden hukuka aykırı olduğu, Anayasa'nın 15. ve 121. maddeleri uyarınca OHAL döneminde sadece OHAL'in gerektirdiği ölçüde ve OHAL'e neden olan konularla ve OHAL süresiyle sınırlı geçici tedbirlerin alınabileceği, 18/07/2018 tarihinde OHAL uygulamasına son verildiği bu sebeple kamu görevinden çıkarma işleminin yasal dayanağının ortadan kalktığı, aleyhine hiçbir somut delil sunulmadığı, savunmasının alınmadığı, hakkında soruşturma yapılmadığı, dava konusu işlem ile Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde güvence altına alınan temel hak ve hürriyetlerinin, adil yargılanma hakkının, savunma hakkının, isnadı öğrenme hakkının, hak arama özgürlüğünün, suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin, silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği, ömür boyu kamu görevinde çalışamama gibi son derece ağır ve sivil ölüme yol açan bir ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğu, geçmişte dini sohbet amacıyla toplantılara katılmasının örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilemeyeceği, hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandığı, suç işleme kastının bulunmadığı belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği belirtilerek, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Anayasa'ya aykırı olduğu ve iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulması gerektiği iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi: ...
Düşüncesi: İdare Dava Dairesi kararının gerekçe eklenmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca daha önce adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek, davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi bulunmayarak gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirisine uymamaktadır.
Bununla birlikte, dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 231. maddesinin 5. fıkrası uyarınca davacı hakkında kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararda yer alan davacıya ait; "... Dosyaya getirtilen araştırma tutanakları, hts kayıtları, tanık beyanı, sanık (davacı) savunması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; ... sanığın (davacının) da adına kayıtlı ... numaralı telefonun 8 ayrı kontürlü telefon üzerinden 10 farklı tarihte arandığı, 16/10/2013 günü sabit/ kontürlü hattan M.M.Ç. isimli askeri personel ile ardışık olarak arandığının (sanığın (davacının) 20:51:20 de 39 saniye, M.M.Ç.'nin 20:50:04 de 24 saniye arandığı) görüldüğü, bu itibarla örgüt içerisinde bağlı olduğu mahrem imamla kontörlü telefondan aranmak sureti ile örgütsel görüşmeler yaptığı, savunmalarında da sabit hatlar üzerinden ve haberleşerek görüşmeler yaptıklarını ikrar ettiği, sanıkla (davacıyla) birlikte ardışık arandığı tespit edilen tanık M.M.Ç. ve diğer tanık Y.B.'nin de sanığın (davacının) örgütle bağlantısını gösterir ifadeler verdikleri, sanığın (davacının) da ifadesinde örgütle bağlantısını bilgisi ölçüsünde samimi olarak anlattığı üzere; sanığın (davacının) fetö/pdy silahlı terör örgütü ilk bağlantısının dershane döneminde başladığı, örgüt hiyerarşisi içerisinde yer alarak 'bir abiye bağlı şekilde örgüt faaliyetlerine katıldığı, örgüte bağlı evlere gittiği, kendini gizlediği, tedbir kurallarına uyduğu, askeri okula gitmesi hususunun örgütün yönlendirmesi ile olduğu, tüm bu deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın (davacının) ... üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği ..." tespitleri ile bakılmakta olan dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki diğer tespitler bir arada değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 19/10/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Esas No: 2020/5603
Karar No: 2023/14131
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Vekili: Av. ...
Karşı Taraf (Davalı): ... Bakanlığı
Vekili: Av. ...
İstemin Özeti: Jandarma Genel Komutanlığında astsubay olarak görev yapan davacının, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B-6. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle uğradığı zararının tazminine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin .. tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Dava konusu işlemin dayanağına ilişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin birçok yönden Anayasa'ya aykırı olduğu, kamu görevinden çıkarılma işleminin idari işlemin unsurları olan yetki, şekil, usul, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden hukuka aykırı olduğu, Anayasa'nın 15. ve 121. maddeleri uyarınca OHAL döneminde sadece OHAL'in gerektirdiği ölçüde ve OHAL'e neden olan konularla ve OHAL süresiyle sınırlı geçici tedbirlerin alınabileceği, 18/07/2018 tarihinde OHAL uygulamasına son verildiği bu sebeple kamu görevinden çıkarma işleminin yasal dayanağının ortadan kalktığı, aleyhine hiçbir somut delil sunulmadığı, savunmasının alınmadığı, hakkında soruşturma yapılmadığı, dava konusu işlem ile Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde güvence altına alınan temel hak ve hürriyetlerinin, adil yargılanma hakkının, savunma hakkının, isnadı öğrenme hakkının, hak arama özgürlüğünün, suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin, silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği, ömür boyu kamu görevinde çalışamama gibi son derece ağır ve sivil ölüme yol açan bir ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğu, geçmişte dini sohbet amacıyla toplantılara katılmasının örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilemeyeceği, hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandığı, suç işleme kastının bulunmadığı belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği belirtilerek, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Anayasa'ya aykırı olduğu ve iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulması gerektiği iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi: ...
Düşüncesi: İdare Dava Dairesi kararının gerekçe eklenmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca daha önce adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek, davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi bulunmayarak gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirisine uymamaktadır.
Bununla birlikte, dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 231. maddesinin 5. fıkrası uyarınca davacı hakkında kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararda yer alan davacıya ait; "... Dosyaya getirtilen araştırma tutanakları, hts kayıtları, tanık beyanı, sanık (davacı) savunması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; ... sanığın (davacının) da adına kayıtlı ... numaralı telefonun 8 ayrı kontürlü telefon üzerinden 10 farklı tarihte arandığı, 16/10/2013 günü sabit/ kontürlü hattan M.M.Ç. isimli askeri personel ile ardışık olarak arandığının (sanığın (davacının) 20:51:20 de 39 saniye, M.M.Ç.'nin 20:50:04 de 24 saniye arandığı) görüldüğü, bu itibarla örgüt içerisinde bağlı olduğu mahrem imamla kontörlü telefondan aranmak sureti ile örgütsel görüşmeler yaptığı, savunmalarında da sabit hatlar üzerinden ve haberleşerek görüşmeler yaptıklarını ikrar ettiği, sanıkla (davacıyla) birlikte ardışık arandığı tespit edilen tanık M.M.Ç. ve diğer tanık Y.B.'nin de sanığın (davacının) örgütle bağlantısını gösterir ifadeler verdikleri, sanığın (davacının) da ifadesinde örgütle bağlantısını bilgisi ölçüsünde samimi olarak anlattığı üzere; sanığın (davacının) fetö/pdy silahlı terör örgütü ilk bağlantısının dershane döneminde başladığı, örgüt hiyerarşisi içerisinde yer alarak 'bir abiye bağlı şekilde örgüt faaliyetlerine katıldığı, örgüte bağlı evlere gittiği, kendini gizlediği, tedbir kurallarına uyduğu, askeri okula gitmesi hususunun örgütün yönlendirmesi ile olduğu, tüm bu deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın (davacının) ... üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği ..." tespitleri ile bakılmakta olan dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki diğer tespitler bir arada değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 19/10/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.