‹ Ana sayfa
Danıştay5. Daireİdare Hukuku

Danıştay 5. Daire E.2020/5609 K.2023/14133

Esas No: 2020/5609 · Karar No: 2023/14133 · Karar Tarihi: 19.10.2023
Özet: İş başlığı: Jandarma Genel Komutanlığına bağlı astsubaydan (davacı) 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye ilişkin geçici çıkarılma işleminin iptali ve zararının tazminine yönelik dava. Mahkeme kararı: İdare mahkemesinin geri dönüşünü içeren menkıbe kararının tamamı bozuldu, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 35/B maddesine dayanan çıkarılma işlemi hukuka aykırı bulunarak iptal edildi ve davacının zarar tazminine karar verildi.
T.C. DANIŞTAY BEŞİNCİ DAİRE
Esas No: 2020/5609
Karar No: 2023/14133

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...

Vekili: Av. ...

Karşı Taraf (Davalı): ... Komutanlığı
Vekili: Av. ...

İstemin Özeti: Jandarma Genel Komutanlığında astsubay olarak görev yapan davacının, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı'nın... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle uğradığı zararının tazminine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Dava konusu işlemin dayanağına ilişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin birçok yönden Anayasa'ya aykırı olduğu, kamu görevinden çıkarılma işleminin idari işlemin unsurları olan yetki, şekil, usul, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden hukuka aykırı olduğu, Anayasa'nın 15. ve 121. maddeleri uyarınca OHAL döneminde sadece OHAL'in gerektirdiği ölçüde ve OHAL'e neden olan konularla ve OHAL süresiyle sınırlı geçici tedbirlerin alınabileceği, 18/07/2018 tarihinde OHAL uygulamasına son verildiği bu sebeple kamu görevinden çıkarma işleminin yasal dayanağının ortadan kalktığı, aleyhine hiçbir somut delil sunulmadığı, savunmasının alınmadığı, hakkında soruşturma yapılmadığı, dava konusu işlem ile Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde güvence altına alınan temel hak ve hürriyetlerinin, adil yargılanma hakkının, savunma hakkının, isnadı öğrenme hakkının, hak arama özgürlüğünün, suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin, silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği, ömür boyu kamu görevinde çalışamama gibi son derece ağır ve sivil ölüme yol açan bir ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğu, geçmişte dini sohbet amacıyla toplantılara katılmasının örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilemeyeceği, hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandığı, suç işleme kastının bulunmadığı belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği belirtilerek, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Anayasa'ya aykırı olduğu ve iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunulması gerektiği iddia edilmektedir.

Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi: ...

Düşüncesi: İdare Dava Dairesi kararının gerekçe eklenmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca daha önce adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek, davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi bulunmayarak gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirisine uymamaktadır.

Diğer yandan, her ne kadar İdare Mahkemesi kararında davacının etkin pişmanlıkta bulunduğu, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği sabit görülerek hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği belirtilmiş ise de, masumiyet karinesi ilkesi gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, ilgilisi lehine veya aleyhine bir sonuç doğurmayacağı açık olmakla birlikte, ceza mahkemesi kararından bağımsız olarak, ceza yargılaması sırasında elde edilen delillerin, ilgililerin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak veya irtibat düzeyinde bir ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi noktasında ayrıca değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Bu itibarla, davacı hakkında yürütülen ceza yargılamasında, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; "... Tanık E.Ü. beyanında, 2011-2012 yılları arasında İbrahim Tüysüz ile birlikte FETÖ/PDY'ye bağlı bir eve gittiklerini, bazen bu evde kaldıklarını, o dönemde meslek lisesinde öğrenci olduklarını, evlerde namaz kılıp dini sohbet ettiklerini, sanğın (davacının) 2012 yılında Balıkesir astsubay okulunu kazandığını kendisinin de Ankara'da Beytepe jandarma astsubay okulunu kazandığını, bu şekilde birbirlerinden ayrıldıklarını, sadece ders çalışma amacıyla bu evlere gittiklerini, kendisinin de sanığın da 2012 yılından sonra yapıyla irtibatını kopardıklarını belirttiği, Tanık R.A. beyanında, sanığı (davacıyı) liseden tanıdığını, lisenin son yıllarında 2011-2012 yılında bir sefer cemaate ait evde gördüğünü ve Balıkesir'de astsubay okulunda 2012-2014 yılları arasında okurken de iki sefer cemaate ait evde görüştüklerini, ... Tanık E.B. beyanında, sanık (davacı) ile E.Ü. adında lise arkadaşı vasıtasıyla tanıştığını, Kırıkkale'de lisede okurken 2011-2012 yıllarında cemaate ait bir eve ders çalışmaya gittiğini, bu eve sanığın (davacının) da geldiğini, kendileri ile ilgilenen kişinin E.Ü. Ve ...'e askeri okulların sınavlarına girmeleri konusunda telkinlerde bulunduğunu, sanığın (davacının) astsubay okulunu kazanıp Kırıkkale'den ayrıldığını ve bir daha da irtibatlarının olmadığını beyan ettiği, Tanık İ.T. beyanında, sanığın (davacının) oğlu olduğunu, lisede okurken o zamanlar cemaat olarak bilinen yapının evine ders çalışmaya ve Kuran öğrenmeye gittiğini, kendisinin ve eşinin Kuran bilmediği için oğulların öğrenmesini ve derslerine iyi çalışması için bu eve gitmesine izin verdiklerini, 2014 yılı Şubat ayı öncesinde ... kod adlı kişinin kendisinin evine geldiğini, oğlunu sorduğunu, 17-25 Aralık sürecinden sonra olduğu için ... kod adlı kişiyi evine almayıp evinden kovduğunu, rahatsız etmemesini ve oğluyla ilgilenmemesini söylediğini, oğluna bir daha gelir seni rahatsız ederse savcılığa gidip şikayet edeceğiz dediğini, bu olaydan sonra ... kod adlı kişi kendisi ve oğlunu rahatsız etmediğini belirttiği, Sanığın (davacının) savunmalarında ise, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğini belirterek örgütle 2011-2012 yılında liseye giderken köylüsü olan E.Ü. vasıtasıyla tanıştığını, örgüt evlerine ders çalışmak için gitmeye başladığını, 2012 yılında girdiği sınavda Balıkesir Astsubay Meslek Yüksekokulu'nu kazandığını ve 2012-2014 yılları arasında örgütle irtibatının devam ettiğini, 2014 yılında bu yapının Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne hainlik etmelerinden dolayı babasınında telkini ile bu yapıyla irtibatını kopardığını ve bu tarihten sonra da hiçbir irtibatının olmadığını, sanığın (davacının) sözlerinin tanık beyanları ile de doğrulandığı, sanığın (davacının) örgüt içerisindeki faaliyetlerine ne şekilde devam ettiğini, örgüt evlerine kimlerle hangi yıllarda gittiğini ve orada gördüğü şahısları samimi bir şekilde anlattığı, ..." şeklindeki tespitlere yer verilerek, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçundan mahkumiyetine karar verildiği ve TCK'nın "etkin pişmanlık" hükümleri kapsamında ceza indirimi yapılarak hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, etkin pişmanlıktan faydalanan davacının iltisak ve irtibat düzeyindeki ilişkisinin kendi samimi ikrarı ile ortaya konulduğu anlaşılmaktadır.

Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 19/10/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?