Danıştay5. Daireİdare HukukuCeza Hukuku
Danıştay 5. Daire E.2020/5562 K.2023/14927
Özet: (1) Ankara Mürted Hava Meydan Komutanlığı’nda astsubay görevinde olan davacı, 7145 sayılı Kanun’un 26. maddesiyle oluşturulan geçici tasarı sonucunda kamu görevinden çıkarılmasına itiraz ederek hukuki yol açmış. (2) Danıştay Beşinci Daire, Bölge İdare Mahkemesi ve İdare Dava Dairesi’nden gelen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulması gerektiğine hüküm vererek, davacının ileri sürdüğü savunma hakları ve kayıp delilleri konuğunda kararını doğrulamış.
T.C. DANIŞTAY BEŞİNCİ DAİRE
Esas No: 2020/5562
Karar No: 2023/14927
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Karşı Taraf (Davalı): ... Bakanlığı / ANKARA
İstemin Özeti: Ankara Mürted Hava Meydan Komutanlığı'nda astsubay olarak görev yapan davacı tarafından, 7145 sayılı Kanun'un 26. maddesiyle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Hakkında yürütülen ceza yargılamasında haklılığının ortaya konulduğu, dava konusu işlemden önce yalnızca hakkında bulunan ceza yargılaması nedeniyle savunmasının istenildiği, bu haliyle tam bir savunma hakkının sağlanmadığı ve kısıtlandığı, davalı idarece kamu görevinden çıkarılmasına gerekçe olarak herhangi bir delil ve tespit sunulamadığı, subjektif ve keyfi bir şekilde işlem tesis edildiği, yalnızca eşi ve kuzeninin kendisini ankesörlü telefondan araması nedeniyle kamu görevinden çıkarıldığı, bu aramaların örgütsel aramalar kapsamında olmadığı iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi: ...
Düşüncesi: İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirine uymamaktadır.
Diğer yandan, davacı hakkında, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza yargılaması neticesinde verilen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan; "... Dosyada bulunan HTS kayıtları bilirkişi marifetiyle incelenmiş ve 26/08/2019 tarihli bilirkişi raporuna göre; sanık (davacı) ... adına kayıtlı ve kendisi tarafından kullanılan ... numaralı hattın 2010 ve 2018 yılları arasında HTS dökümlerinde bahse konu hattın büfelerde ve iş yerlerinde kullanılan sabit kontörlü telefonlardan 2014 yılında 3 kez, 2015 yılında 5 kez olmak üzere Ankara ilinde bulunan 6 farklı ankesörlü ve/veya kontörlü sabit hattan 5 farklı tarihte toplam 9 kez arandığının tespit edildiği, 29/06/2014 tarihinde sanık (davacı) ... adına kayıtlı ... numaralı hattının 0312....54 numaralı sabit hat tarafından saat 21:50:33'te arandığı, aynı sabit hat tarafından aynı gün saat 22:13:49'da hakkında aynı konuda soruşturma yürütülen T.Y.(astsubay) isimli asker şahsın da arandığı tespit edilmiştir. Tanık Y.T. kendisinden örgüt içerisinde sorumlu olan ... kod adlı mahrem hizmet sorumlusunun 2015 yılının ortalarında kendisini sanık (davacı) ile tanıştırdığını, Ankara Keçiören'de bir örgüt evinde örgütün toplantılarına beraber grup halinde katıldıklarını, bu evde dini ibadet dışıhda örgüt liderinin kitaplarının okunup videolarının izlendiğini, ... kod adlı şahsın kendilerinden karargahta ne işler yaptıkları ve faaliyetlerinin ne olduğu konusunda bilgiler aldığını, sanığın (davacının) düzenli olmamakla birlikte ... kod adlı şahsa himmet adı altında örgütsel maddi yardımda bulunduğunu, sanığa (davacıya) bu dönemde bir kod adı verilmediğini, ... kod adlı şahsın kendisini ankesörlü telefonlardan arayarak buluşma yer ve zamanını bildirdiğini, 2016 yılının başlarına kadar sanık (davacı) ile birlikte ... kod adlı şahsın toplantılarına düzenli olarak katıldıktan sonra bu şahsın kendilerini Orhan kod adlı başka bir şahsa devrettiğini, Orhan kod adlı şahısla yapılan toplantılarda Y.A. isimli astsubay örgüt üyesinin de bulunduğunu, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra kendisinin Orhan isimli şahısla bir daha görüşmediğini, sanığın (davacının) ise sonrasında ne yaptığını bilmediğini beyan ettiği görülmüştür. Tanık R.Ö. Sanığın (davacının) kuzeni olduğunu, 20/06/2014 tarihinde yurtdışından Türkiye'ye geldiğini, İstanbul'a iniş yaptıktan sonda 29/06/2014 tarihinde Ankara'ya geldiğini, sanığı (davacıyı) kontörlü telefondan bir kere aradığını, ayrıca 14/11/2014 tarihinde tekrar Türkiye'ye girdiğini ve 17/11/2014 tarihinde İncirli Lisesinin karşısında bulunan kontörlü hattan sanığı (davacıyı) aradığını, bunun dışındaki tüm görüşmelerinin cep telefonu yoluyla gerçekleştiğini beyan ettiği, HTS kayıtlarında 29/06/2014 tarihinde sanığın (davacının) saat 21:50:32'de arandığı, bu aramadan hemen önce saat 21:49:04'te aynı telefondan A.O. isimli bir şahsın da arandığı ve kendisiyle 45 saniye konuşma yapıldığı tespit edilip tanıktan sorulduğunda kendisinden önce veya sonra telefonu kimsenin kullanıp kullanmadığını hatırlamadığını ve A.O. isimli şahsı tanımadığını beyan ettiği görülmüş, buna göre A.O. ile yapılan telefon görüşmesinin 21:49:49'da bitmesi ile sanığın (davacının) arandığı 21:50:32 saati arasında 43 saniyelik bir süre bulunduğu, bu kadar sürede telefon kullanıcısının değişerek başkasının aranmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından tanığın sanığı (davacıyı) suçtan kurtarmaya yönelik beyanlarına itibar edilmemiştir. Sanığın (davacının) daha önce görev yaptığı İzmir ve İstanbul illerinde ankesörlü telefonlardan arandığına dair bir kaydın bulunup bulunmadığı araştırılmış ancak herhangi bir kayıt tespit edilmemiştir. Sanık (davacı) ile aynı gün aynı telefondan aranan T.Y.'nin etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanarak örgüt hakkında bilgi verdiği, Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/219 esas, 2020/59 sayılı kararıyla hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği ancak beyanlarında sanık (davacı) hakkında herhangi bir bilgi vermediği tespit edilmiştir. FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün "mahrem hizmetler" adı altında Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde büyük bir gizlilik içerisinde yapılandığı, TSK da görevli asker şahıslardan sorumlu örgüt elemanlarının örgüt mensubu asker şahıslar ile yüz yüze, bakkal, market ve büfelerdeki kontörlü telefon ya da ankesörlü telefonlar vasıtasıyla örgütsel buluşma öncesi buluşma yapılacak yerin ve zamanının tespiti amacıyla irtibat kurdukları, bu tedbirin terör örgütünce deşifre olmamak adına geliştirildiği, dosya içinde bulunan HTS kayıtları ve bilirkişi raporu dikkate alındığında; sanığın (davacının) FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün mahrem hizmet sorumluları ile toplantı yer ve zamanının belirlenmesi amacıyla ankesörlü telefonlar üzerinden haberleştiği, 2016 yılının ortalarına kadar düzenli olarak örgütün toplantılarına katıldığı, örgüte himmet adı altında maddi yardımda bulunduğu anlaşıldığından amacı, stratejisi, yapılanması ve faaliyetleri itibariyle Ülke genelinde devletin güvenliğine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzene ve bu düzenin işleyişine yönelik cebir, şiddet ve ağır suç teşkil edecek şekilde vahamet arz eden olayları gerçekleştiren FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyararşik yapı ve organik bütünlüğüne dahil olarak üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği anlaşıldığından, sanığın (davacının) sübut bulan terör örgütüne üye olmak suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır..." tespit ve değerlendirmeleri, bakılmakta olan dava dosyasında yer alan diğer tespitler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 30/10/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Esas No: 2020/5562
Karar No: 2023/14927
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Karşı Taraf (Davalı): ... Bakanlığı / ANKARA
İstemin Özeti: Ankara Mürted Hava Meydan Komutanlığı'nda astsubay olarak görev yapan davacı tarafından, 7145 sayılı Kanun'un 26. maddesiyle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Hakkında yürütülen ceza yargılamasında haklılığının ortaya konulduğu, dava konusu işlemden önce yalnızca hakkında bulunan ceza yargılaması nedeniyle savunmasının istenildiği, bu haliyle tam bir savunma hakkının sağlanmadığı ve kısıtlandığı, davalı idarece kamu görevinden çıkarılmasına gerekçe olarak herhangi bir delil ve tespit sunulamadığı, subjektif ve keyfi bir şekilde işlem tesis edildiği, yalnızca eşi ve kuzeninin kendisini ankesörlü telefondan araması nedeniyle kamu görevinden çıkarıldığı, bu aramaların örgütsel aramalar kapsamında olmadığı iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi: ...
Düşüncesi: İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirine uymamaktadır.
Diğer yandan, davacı hakkında, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza yargılaması neticesinde verilen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan; "... Dosyada bulunan HTS kayıtları bilirkişi marifetiyle incelenmiş ve 26/08/2019 tarihli bilirkişi raporuna göre; sanık (davacı) ... adına kayıtlı ve kendisi tarafından kullanılan ... numaralı hattın 2010 ve 2018 yılları arasında HTS dökümlerinde bahse konu hattın büfelerde ve iş yerlerinde kullanılan sabit kontörlü telefonlardan 2014 yılında 3 kez, 2015 yılında 5 kez olmak üzere Ankara ilinde bulunan 6 farklı ankesörlü ve/veya kontörlü sabit hattan 5 farklı tarihte toplam 9 kez arandığının tespit edildiği, 29/06/2014 tarihinde sanık (davacı) ... adına kayıtlı ... numaralı hattının 0312....54 numaralı sabit hat tarafından saat 21:50:33'te arandığı, aynı sabit hat tarafından aynı gün saat 22:13:49'da hakkında aynı konuda soruşturma yürütülen T.Y.(astsubay) isimli asker şahsın da arandığı tespit edilmiştir. Tanık Y.T. kendisinden örgüt içerisinde sorumlu olan ... kod adlı mahrem hizmet sorumlusunun 2015 yılının ortalarında kendisini sanık (davacı) ile tanıştırdığını, Ankara Keçiören'de bir örgüt evinde örgütün toplantılarına beraber grup halinde katıldıklarını, bu evde dini ibadet dışıhda örgüt liderinin kitaplarının okunup videolarının izlendiğini, ... kod adlı şahsın kendilerinden karargahta ne işler yaptıkları ve faaliyetlerinin ne olduğu konusunda bilgiler aldığını, sanığın (davacının) düzenli olmamakla birlikte ... kod adlı şahsa himmet adı altında örgütsel maddi yardımda bulunduğunu, sanığa (davacıya) bu dönemde bir kod adı verilmediğini, ... kod adlı şahsın kendisini ankesörlü telefonlardan arayarak buluşma yer ve zamanını bildirdiğini, 2016 yılının başlarına kadar sanık (davacı) ile birlikte ... kod adlı şahsın toplantılarına düzenli olarak katıldıktan sonra bu şahsın kendilerini Orhan kod adlı başka bir şahsa devrettiğini, Orhan kod adlı şahısla yapılan toplantılarda Y.A. isimli astsubay örgüt üyesinin de bulunduğunu, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra kendisinin Orhan isimli şahısla bir daha görüşmediğini, sanığın (davacının) ise sonrasında ne yaptığını bilmediğini beyan ettiği görülmüştür. Tanık R.Ö. Sanığın (davacının) kuzeni olduğunu, 20/06/2014 tarihinde yurtdışından Türkiye'ye geldiğini, İstanbul'a iniş yaptıktan sonda 29/06/2014 tarihinde Ankara'ya geldiğini, sanığı (davacıyı) kontörlü telefondan bir kere aradığını, ayrıca 14/11/2014 tarihinde tekrar Türkiye'ye girdiğini ve 17/11/2014 tarihinde İncirli Lisesinin karşısında bulunan kontörlü hattan sanığı (davacıyı) aradığını, bunun dışındaki tüm görüşmelerinin cep telefonu yoluyla gerçekleştiğini beyan ettiği, HTS kayıtlarında 29/06/2014 tarihinde sanığın (davacının) saat 21:50:32'de arandığı, bu aramadan hemen önce saat 21:49:04'te aynı telefondan A.O. isimli bir şahsın da arandığı ve kendisiyle 45 saniye konuşma yapıldığı tespit edilip tanıktan sorulduğunda kendisinden önce veya sonra telefonu kimsenin kullanıp kullanmadığını hatırlamadığını ve A.O. isimli şahsı tanımadığını beyan ettiği görülmüş, buna göre A.O. ile yapılan telefon görüşmesinin 21:49:49'da bitmesi ile sanığın (davacının) arandığı 21:50:32 saati arasında 43 saniyelik bir süre bulunduğu, bu kadar sürede telefon kullanıcısının değişerek başkasının aranmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından tanığın sanığı (davacıyı) suçtan kurtarmaya yönelik beyanlarına itibar edilmemiştir. Sanığın (davacının) daha önce görev yaptığı İzmir ve İstanbul illerinde ankesörlü telefonlardan arandığına dair bir kaydın bulunup bulunmadığı araştırılmış ancak herhangi bir kayıt tespit edilmemiştir. Sanık (davacı) ile aynı gün aynı telefondan aranan T.Y.'nin etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanarak örgüt hakkında bilgi verdiği, Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/219 esas, 2020/59 sayılı kararıyla hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği ancak beyanlarında sanık (davacı) hakkında herhangi bir bilgi vermediği tespit edilmiştir. FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün "mahrem hizmetler" adı altında Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde büyük bir gizlilik içerisinde yapılandığı, TSK da görevli asker şahıslardan sorumlu örgüt elemanlarının örgüt mensubu asker şahıslar ile yüz yüze, bakkal, market ve büfelerdeki kontörlü telefon ya da ankesörlü telefonlar vasıtasıyla örgütsel buluşma öncesi buluşma yapılacak yerin ve zamanının tespiti amacıyla irtibat kurdukları, bu tedbirin terör örgütünce deşifre olmamak adına geliştirildiği, dosya içinde bulunan HTS kayıtları ve bilirkişi raporu dikkate alındığında; sanığın (davacının) FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün mahrem hizmet sorumluları ile toplantı yer ve zamanının belirlenmesi amacıyla ankesörlü telefonlar üzerinden haberleştiği, 2016 yılının ortalarına kadar düzenli olarak örgütün toplantılarına katıldığı, örgüte himmet adı altında maddi yardımda bulunduğu anlaşıldığından amacı, stratejisi, yapılanması ve faaliyetleri itibariyle Ülke genelinde devletin güvenliğine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzene ve bu düzenin işleyişine yönelik cebir, şiddet ve ağır suç teşkil edecek şekilde vahamet arz eden olayları gerçekleştiren FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyararşik yapı ve organik bütünlüğüne dahil olarak üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği anlaşıldığından, sanığın (davacının) sübut bulan terör örgütüne üye olmak suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır..." tespit ve değerlendirmeleri, bakılmakta olan dava dosyasında yer alan diğer tespitler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 30/10/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.