Danıştay5. DaireAile Hukuku
Danıştay 5. Daire E.2017/5823 K.2021/833
667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanun667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun6087 sayılı Yasa6749 sayılı Kanun2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanun6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanun6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun
Özet: Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2017/5823 E. , 2021/833 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2017/5823 Karar No : 2021/833 DAVACI: … DAVALI : … Kurulu / … VEKİLİ: Av. … DAVANIN KONUSU: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2017/5823
Karar No : 2021/833
**DAVACI:** …
**DAVALI:** … Kurulu / …
**VEKİLİ:** Av. …
DAVANIN KONUSU: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI: Dava konusu kararların, soruşturma yapılmadan ve savunma hakkı tanınmadan tesis edildiği, somut herhangi bir delil ve gerekçe ortaya konulmaksızın varsayıma dayalı iddialarla meslekten çıkarılmasına karar verildiği, hiçbir terör örgütüyle irtibatının ve iltisakının bulunmadığı, davalı idarece delil olarak sunulan bilgi ve belgelerin tamamının ihraç kararının kesinleşmesinden sonra ortaya çıktığı, adil yargılanma hakkının, isnadı öğrenme hakkının, masumiyet karinesinin, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin, suç ve cezaların şahsiliği ilkesinin, kamu hizmetine girme hakkının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6/1., 6/2. ve 8. maddelerinin, Anayasa'nın 20., 36., 38/4., 70. ve 159/10. maddelerinin ihlal edildiği ileri sürülerek hukuka aykırı oldukları iddia edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI: Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararların amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Yasa'nın 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen kararlar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ: Dava, davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun ile kanunlaşan) 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı ile yine anılan Kurulun ... tarih ve ... sayılı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın iptali ve mahrum kalınan parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesi istemiyle açılmıştır.
Anayasanın 138. Maddesinde, "Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.", 139. maddesinde, "Hakimler ve savcılar azlolunamaz.... Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.", 140. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Hakim ve savcıların nitelikleri, atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlarından dolayı soruşturma yapılması ve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ve meslek içi eğitimleri ile diğer özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.", Hakimler ve Savcılar Kurulu başlıklı 159. maddesinin 8. fıkrasında, "Kurul, ... meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir.", bu maddenin 10. fıkrasında ise, "Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz." hükümlerine yer verilmiştir.
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hakimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" başlıklı 53. maddesinde, " Hakim ve savcıların: a) Bu Kanun hükümlerine göre meslekten çıkarılmaları veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilmesi, b) Haklarında soruşturma ve kovuşturma bulunması halleri hariç olmak üzere, mesleğe alınma koşullarından herhangi birini taşımadıklarının sonradan anlaşılması, c) Görevdeyken, 8 inci maddenin (a), (d) ve (g) bentlerinde yazılı niteliklerden herhangi birini kaybetmeleri, d) Meslekten çekilmeleri veya çekilmiş sayılmaları, e) İstek, yaş haddi veya malullük nedenlerinden biriyle emekliye ayrılmaları, f) Ölümleri, hallerinde görevleri sona erer." hükmü yer almıştır.
6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu'nun "Kurulun görevleri" başlıklı 4. maddesinin; hakim ve savcılarla ilgili olarak (b) fıkrasının 6. bendinde, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, 7. bendinde, disiplin cezası verme, 8. bendinde de görevden uzaklaştırma işlemlerini yapmak Kurulun görevleri arasında sayılmış, "Genel Kurulun Oluşumu ve Görevleri" başlıklı 7. maddesinin 2. fıkranın (ı) bendinde de, 4. maddenin anılan bentlerindeki düzenlemelere Genel Kurulun görevleri arasında yer verilmiş, 33. maddesinde ise, Genel Kurulun veya dairelerin, meslekten çıkarma cezasına ilişkin kesinleşmiş kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulabileceği, diğer kararlarının yargı denetimi dışında olduğu, meslekten çıkarma kararlarına karşı açılan iptal davalarının ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'da görüleceği hükme bağlanmıştır.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu'nun 23 Nisan 2003 tarihli oturumunda kabul edilen ve Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararı ile benimsenmiş bulunan Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde de, bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmış, hâkimlerin herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, kendi vicdani kanaatleriyle, bağımsız hareket etmek suretiyle yargı görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getirmek zorunda oldukları; mahkeme içinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olmaları gerektiği; davranışlarının makul bir kişinin gözünde tasvip edilir boyutta ve hâl ve davranış tarzlarının, insanların yargının doğruluğuna ilişkin inancını kuvvetlendirici nitelikte olması gerektiği; yalnızca adaleti sağlamakla kalmamaları, bu görüntüyü de yansıtmak zorunda oldukları; sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları özgürce ve kendi iradeleriyle kabul etmek durumunda oldukları, ailelerinin, sosyal ilişkilerinin veya diğer ilişkilerinin, hâkim olarak meslekî davranışlarını veya kararlarını uygunsuz bir şekilde etkilemesine izin vermemeleri gerektiği; yargı görevinin yerine getirilmesinde herhangi bir kimsenin kendilerini uygunsuz bir şekilde etkileyebileceği izlenimine yol açmamaları ve başkalarının böyle bir izlenime yol açmasına müsaade etmemeleri gerektiği; özetle, hâkimlerin yargı vazifesini yerine getirilirken mesleğin vakar ve onuruna uygun davranmaları gerektiği belirtilmiştir.
15.7.2016 günü başlatılan darbe girişimi üzerine; kamu düzeni ve güvenliği açısından Anayasa’nın 120. maddesi ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde; Milli Güvenlik Kurulunun Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi yönündeki 20.7.2016 tarihli ve 498 sayılı tavsiye kararı üzerine, toplanan Bakanlar Kurulu'nca ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş, bu karar Türkiye Büyük Millet Meclisinde onaylanarak 21.7.2016 tarihli ve 29777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca Bakanlar Kurulunca 22.7.2016 tarihinde kararlaştırılan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname 23.7.2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulmuş, "Yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlara ilişkin tedbirler" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasında, "Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun salt çoğunluğunca; Yargıtay daire başkanı ve üyeleri hakkında Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunca; Danıştay daire başkanı ve üyeleri hakkında Danıştay Başkanlık Kurulunca; hâkim ve savcılar hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunca ve Sayıştay meslek mensupları hakkında Sayıştay Başkanının başkanlığında, başkan yardımcıları ile Sayıştay Başkanı tarafından belirlenecek bir daire başkanı ve bir üyeden oluşan komisyonca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir." şeklinde düzenleme yapılmış ve bu Kanun Hükmünde Kararname, 29.10.2016 tarih ve 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun ile kanunlaşmıştır.
7075 sayılı Kanun ile kanunlaşan ve 23.1.2017 tarih ve 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında 685 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 11'inci maddesiyle, 22.7.2016 tarih ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 18.10.2016 tarih ve 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilenlerin, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'a dava açabileceği hükmü getirilmiştir.
Davaya konu Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, ilgililerin mesleğe kabulleri ile başlayan, eğitim merkezi ve Türkiye Adalet Akademisindeki faaliyetleri, hizmet içi eğitim ve yabancı dil eğitimlerine katılımlarına, yurtdışına gönderilmelerine, özel yetkili savcılıklara veya mahkemelere yahut idari görevlere atanmalarına ilişkin bilgiler ile bu görevlendirmelerde ve yine bir ...h olarak kullanılan özel yetkili mahkemelere hâkim veya unvanlı olarak, Teftiş Kurulu Başkanlığına, başkan, başkan yardımcısı veya müfettiş olarak, idari kurumlara tetkik hâkimi, daire başkanı veya yardımcısı, genel müdür veya yardımcısı v.s. şeklinde yapılan atamalarda dikkate alınan kriterler, özlük dosyalarındaki bilgi ve belgeler, sosyal medya hesaplarındaki paylaşımları, ilgililer hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna intikal eden şikâyet, ihbar, inceleme ve soruşturma dosyaları ile bu dosyalar hakkında verilen kararlar, mahallinde yapılan araştırmalar, FETÖ/PDY terör örgütü ile ilintili dosyalarda görev alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının bu dosyalarda yapmış oldukları işlemler ve verdikleri kararlar, örgüt mensuplarının haberleşme için kullandıkları şifreli programlarda yer alan kayıtlar, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun FETÖ/PDY mensubu oldukları Emniyet Genel Müdürlüğü terörle mücadele birimlerince düzenlenen raporlarla sabit olan örgüt üyeleri hakkında tayin ettiği disiplin cezaları ve muhalefet şerhleri, sosyal çevre bilgileri, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından temin edilen bilgi ile belgeler, ilgililer hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmanın niteliği ve isnat edilen suçlamalar ile gözaltı ve tutuklama kararları, soruşturma kapsamında ifadelerine başvurulan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının ifade ve sorgu tutanakları, itirafçıların beyanları birlikte dikkate alınarak, ekli listede yer alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının 667 sayılı KHK’nın 3 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında FETÖ/PDY örgütü ile iltisak ve irtibatlarının olduğu sabit görüldüğünden, adı geçenlerin, 667 sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 üncü maddesi uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve ayrı ayrı olmak üzere meslekten çıkarılmalarına karar verilmiştir.
667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3. maddesinde, yargı mensuplarının meslekten çıkarılmasının gerekçesi olarak, Anayasa'ya, kanunlara ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermekle yükümlü olan yargı mensuplarının bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleriyle hiçbir biçimde bağdaşmayacak yapılanmaların içine girmeleri ile örgüt hiyerarşisi içerisinde ve ideolojik bağlılıkla hareket etmelerinin, Anayasal bir hak olan adil yargılanma hakkının önündeki en büyük engel olduğu ve nihayetinde yargıya olan güvene zarar verdiği ifade edilmiştir. 6749 sayılı Kanun ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin “Yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlara ilişkin tedbirler” başlıklı 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında, genel olarak “terör örgütlerine” veya “Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplar”dan söz edilmekle birlikte, 667 sayılı KHK’nın genel gerekçesi ile madde gerekçesinde “FETÖ/PDY” maddede sayılan “terör örgütü, yapı, oluşum veya gruplar” arasında belirtilmiş ve anılan maddeye göre meslekten çıkarma tedbirinin uygulanabilmesi için sözkonusu bağın yapıya, oluşuma veya gruba üyelik veya mensubiyet şeklinde olması zorunlu olmayıp irtibat ya da iltisak şeklinde olması da yeterli görülmüştür.
Her ne kadar dava konusu meslekten çıkarma kararı öncesinde savunma alınması adil yargılanma hakkının sağladığı usule ilişkin güvencelere aykırılık oluşturabilecek ise de; adil yargılanma hakkı yargılamanın bütünü anlamında bir incelemeyi gerekli kıldığından daha önceki bir safhada savunma alınma yoluna gidilmemesi şeklinde gerçekleşmiş bir eksikliğin yargılama süreci içinde giderilmesinin mümkün olması, diğer taraftan olağanüstü hâli gerekli kılan durum ve 667 sayılı KHK’nın amacı ile 3. ve 4. maddelerinde yargı mensupları ile kamu görevlilerine ilişkin düzenlenen tedbirlerin kapsamı ve içeriği dikkate alındığında, 667 sayılı KHK'de öngörülen meslekten veya kamu görevinden çıkarmanın; adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen diğer yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan, geçici olmayan ve nihai sonuç doğuran “olağanüstü tedbir” niteliği taşıması ve davaya konu kararın, disiplin hukukuna ilişkin hükümlerin uygulanmasını gerektiren meslekten çıkarma cezası niteliğinde bulunmaması karşısında bu husus dava konusu işlemin iptalini gerektirir nitelik taşımamaktadır.
Anayasa'ya, kanunlara ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm vermekle yükümlü olan yargı mensuplarının, bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleriyle hiçbir biçimde bağdaşmayacak yapılanmaların içine girerek örgüt hiyerarşisi altında ideolojik bağlılıkla hareket etmeleri, Anayasal bir hak olan adil yargılanma hakkının önünde en büyük engel olduğu gibi toplum nazarında yargıya olan güvene zarar vermesi kaçınılmazdır. Dolayısıyla, adaletin icrasında görev yapan yargı mensuplarının taraflılık veya iltimas görüntüsüne yol açabilecek durumlardan kaçınması mesleki bir zaruret olup toplum nazarında da yargıya güvenin sağlanmasının bir gereğidir.
Dosyanın içeriğindeki bilgi ve belgelerin ve tanık ifadelerinin incelenmesinden, ayrıca davacı hakkında ...hlı terör örgütüne (FETÖ/PDY) üye olma suçuyla açılan kamu davasında, ... Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılamada verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla; suçu sabit görülerek 3 Yıl 9 Ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmedildiği dikkate alındığında, davacının FETÖ/PDY örgütü ile iltisak ve irtibatının olduğu anlaşıldığından davaya konu Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararının, davacıyla ilgili kısmında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Öte yandan, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmaması nedeniyle davacının parasal ve özlük haklarının ödenmesi talebinin yasal dayanağı da bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ
1) Genel Olarak
Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk ...hlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti tarafından Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte başlayan süreçte, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)’nin 15. maddesinde görüldüğü şekliyle Sözleşme’den ... yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği belirtilerek derogasyon bildiriminde bulunulmuştur.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (685 sayılı KHK) ile 667 sayılı KHK'nın ilgili maddesi uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen hâkim ve savcıların, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda dava açabilecekleri düzenlenmiştir. 685 sayılı KHK, 01/02/2018 tarihli ve 7075 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, anılan Kanun 08/03/2018 tarih ve 30354 sayılı (mükerrer) Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Kadriye Çatal/Türkiye (B. No: 2873/17, 07/03/2017) kararında, haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen yargı mensupları için doğrudan Danıştayda iptal davası açma imkânının tanındığını belirterek Kadriye Çatal tarafından yapılan başvuruyu iç hukuk yollarının tüketilmemiş olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulmuştur.
2) Davacıya İlişkin Süreç
... tarih ve ... sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından ... tarih ve ... sayılı kararla reddedilmiştir.
Davacı tarafından meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
Diğer yandan, UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda, davacı hakkında ...hlı terör örgütüne üyelik suçundan ceza davası açıldığı ve ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiği anlaşılmıştır.
B) İLGİLİ MEVZUAT
1) Anayasa
Anayasa’nın Başlangıç kısmında, Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu Millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasa'da gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı belirtilmiş ve 176. maddesinde de Anayasa'nın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten başlangıç kısmının, Anayasa metnine dâhil olduğu kuralı getirilmiştir.
Anayasa'nın 5. maddesi: "Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."
Anayasa’nın 6. maddesi: “Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.
Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.
Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.”
Anayasa’nın 9. maddesi: "Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır."
Anayasa’nın 13. maddesi: “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
Anayasa’nın 14. maddesi: “Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.
Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz...”
Anayasa’nın dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi: "Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan ... yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrası: “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”
Anayasa’nın 36. maddesi: "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz."
Anayasa’nın 138. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.”
Anayasa’nın 139. maddesi: “Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz.
Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.”
Anayasa’nın 140. maddesinin ikinci fıkrası: “Hâkimler, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre görev ifa ederler.”
Anayasa’nın 159. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler ve Savcılar Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar.”
Aynı maddenin sekizinci fıkrası: “Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar...”
2) AİHS
AİHS'in 6. maddesinin birinci fıkrası: "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir. Ancak, demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına, küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veyahut, aleniyetin adil yargılamaya zarar verebileceği kimi özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak değerlendirildiği ölçüde, duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve dinleyicilere kapatılabilir."
AİHS'in 8. maddesi: “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”
AİHS'in 15. maddesi: "Savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike halinde her Yüksek Sözleşmeci Taraf, durumun kesinlikle gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan ... başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla, bu Sözleşme’de öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabilir.
Yukarıdaki hüküm, meşru savaş fiilleri sonucunda meydana gelen ölüm hali dışında 2. maddeye, 3. ve 4. maddeler (fıkra 1) ile 7. maddeye aykırı tedbirlere cevaz vermez.
Aykırı tedbirler alma hakkını kullanan her Yüksek Sözleşmeci Taraf, alınan tedbirler ve bunları gerektiren nedenler hakkında Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne tam bilgi verir. Bu Yüksek Sözleşmeci Taraf, sözü geçen tedbirlerin yürürlükten kalktığı ve Sözleşme hükümlerinin tekrar tamamen geçerli olduğu tarihi de Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne bildirir."
3) Kanun
667 sayılı KHK'nın değiştirilerek kabul edilmesine dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrası: “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen …hâkim ve savcılar hakkında hâkimler ve savcılar yüksek kurulu genel kurulunca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir. Bu kararlar, Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Meslekten çıkarma kararlarına karşı ilgili kanunlarda yer alan hükümler uyarınca itiraz edilmesi veya yeniden inceleme talebinde bulunulması üzerine verilen kararlar da Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Görevden uzaklaştırılanlar veya görevlerine son verilenlerin ...h ruhsatları ve pasaportları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından on beş gün içinde tahliye edilir.”
Üçüncü fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler hakkında da 4 üncü maddenin ikinci fıkrası hükümleri uygulanır.”
Aynı Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bu fıkrada sayılan görevleri yürütmekle birlikte kamu görevlisi sıfatını taşımayanlar hakkında da bu fıkra hükümleri uygulanır...”
4) Etik İlkeler
Hâkimler ve savcılar Anayasa ve kanunlarla kendilerine verilen görev ve yetkileri, yazılı olsun ya da olmasın evrensel anlamda hâkim ve savcıları bağladığı hususunda kuşku bulunmayan etik kurallara tabi olarak yerine getirmelidirler.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilmiş ve Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünce tüm hâkim ve savcılara genelge olarak duyurulmuş olan "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri"nde bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmıştır. Yine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 10/10/2006 tarih ve 424 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilerek Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından tüm hâkim ve savcılara duyurulan Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri” de Bangalor İlkeleri ile benzer ilkeleri içermektedir.
Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde hâkimin; herhangi bir yerden herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, olaylara ilişkin kendi değerlendirmesine dayanarak ve hukuka dair kendi vicdani anlayışı ile uygun biçimde yargı işlevini bağımsız olarak yerine getirmesi; mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olması; sürekli kamu gözetiminin öznesi durumunda olan hâkimin, sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumunda olduğu ve bunu özgürce ve kendi iradesiyle yapması, özellikle yargı vazifesinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranması; diğer vatandaşlar gibi ifade, inanç, dernek kurma ve toplanma özgürlüğüne sahip olduğu ancak bu hakların kullanılmasında, yargı mesleğinin onurunu, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını koruyacak şekilde davranması gerektiği hususları belirtilmiştir.
C) İNCELEME VE GEREKÇE
1) Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç
AİHS'in 15. maddesinde; savaş veya ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike hâlinde devletlerin, durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan ... başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla AİHS'te öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği belirtilmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu tarafından yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararlar tesis edilirken ilgililere haklarındaki tespitler bildirilmek suretiyle karşı beyanda bulunma imkânı tanınmamış ise de AİHS'in 15. maddesi hükmü uyarınca ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde durumun gerektirdiği ölçüde kabul edilebilecek nitelikte olan bu hususun, yargılama aşamasında, hakkındaki tespitler bildirilerek ilgililerin bu tespitlere karşı beyanlarının alınması suretiyle giderilmesinin mümkün olduğu değerlendirilmiştir.
Nitekim AİHM'e göre karar alma veya yargılama sürecinde daha alt aşamalarda yaşanan bazı usule ilişkin eksikliklerin sonraki aşamalarda telafi edilebilmesi mümkündür (Helle/Finlandiya, B. No: 20772/92, 19/12/1997, § 45; Monnell ve Morris/Birleşik Krallık, B. No: 9562/81, 9818/82, 2/3/1987, §§ 55-70).
Bu kapsamda, davalı idare tarafından dava konusu kararların gerekçesi olarak yargılama safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilmiş ve bu bilgi ve belgelere karşı etkin bir şekilde beyanda bulunma imkânı tanınmıştır.
Öte yandan hakkaniyete uygun yargılama hakkına ilişkin güvencelerin (...hların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla Dairemizce görülmekte olan bu davalarda usul kuralları oldukça geniş yorumlanmıştır.
Dava konusu kararlara karşı dava açma süresi, yargı yolunun açıldığı 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı KHK'nın yayımı tarihinden itibaren değil anılan KHK’nın TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmesine dair 7075 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 08/03/2018 tarihinden itibaren başlatılmıştır.
Davacıların adli yardım talepleri, "yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimselerin taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması" şartının herhangi bir bilgi veya belgeyle (örneğin fakirlik ilmuhaberi) desteklenmesi beklenmeksizin kabul edilmiştir.
Bu kapsamda davacının adli yardım istemi, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile kabul edilmiştir. Bu karar, hüküm kesinleşinceye kadar devam ettiğinden Dairemizce adli yardım talebine ilişkin ayrıca bir karar alınmamıştır.
Duruşmalı dosyalarda, tedavi kurumlarında veya ceza infaz kurumlarında bulunan ve mazeretleri nedeniyle duruşmalara katılamayacak olan davacıların duruşmalara kolaylıkla katılabilmeleri, yargılamanın en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması için Ses ve Görüntü Bilişim Sisteminden (SEGBİS) yararlanma imkânı sağlanmıştır.
06/01/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tebligat ve cevap verme" kenar başlıklı 16. maddesinde; dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneği davalıya, davalının vereceği savunmanın davacıya, davacının ikinci dilekçesinin davalıya, davalının vereceği ikinci savunmanın da davacıya tebliğ edileceği düzenlenmiştir. Davalının ikinci savunmasında davacının cevaplandırmasını gerektiren hususların bulunması hâli dışında, davalının ikinci savunmasına karşı davacının cevap veremeyeceği, tarafların otuz günlük cevap verme süresinin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemeyecekleri kurala bağlanmıştır. Bununla birlikte davalı idarenin ek beyan dilekçelerinde veyahut Danıştay savcı düşüncesine cevap dilekçelerinde dosyaya sunulan bilgi ve belgeler, davacıya tebliğ edilmiş ve dava dosyasına sunulan yeni bilgi ve belgelere karşı beyanlarını sunma imkânı sağlanmıştır.
Bu kapsamda, 21/05/2020 tarihli ara kararımızla, davalı idarenin 14/11/2018 tarihli ikinci savunmasında davacının cevap vermesini gerektiren hususlar bulunduğu bildirilerek, 03/12/2018 tarihinde tebliğ edilen ikinci savunma dilekçesi ve ekinde yer alan bilgi ve belgelere ilişkin beyanlarını sunabilmesi için davacıya on gün süre verilmiştir.
Aynı maddede, haklı sebeplerin bulunması hâlinde, taraflardan birinin isteği üzerine otuz günü geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere otuz günlük cevap verme süresinin uzatılabileceği belirtilmiştir. Dairemizce talep edilmesi hâlinde taraflara otuz günü geçmemek üzere ek süre verilmiştir.
Bununla birlikte, AİHS’in ‘’Adil Yargılanma Hakkı’’ başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili davasını makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahip olduğu düzenlemesi yer almıştır. Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi de makul sürede yargılanma hakkını Anayasanın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının bir parçası olarak görmüştür (Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 43). Anayasanın 141. maddesinin son fıkrasında da davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevleri arasında sayılmıştır.
AİHM kararları incelendiğinde; mahkemenin bir yargılamanın süresinin makul olup olmadığını incelerken her davanın kendi somut durumunu gözettiği ve davanın karmaşıklığı, başvuranların ve yetkili makamların yargılama sürecindeki davranışları ile ilgililer için davanın konusunun arz ettiği önem gibi kriterleri dikkate aldığı görülmüştür (Frydlender / Fransa, B. No: 30979/96, 27/6/2000, § 43, Yılmaz / Türkiye, B. No: 36607/06, 04/06/2019, §§ 32). Aynı şekilde Anayasa Mahkemesi de makul süre yönünden yaptığı incelemelerde, davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususları, bir davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterler olarak belirlemiştir (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13, 02/07/2013, § 41-45, Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 46).
Bu kapsamda; yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılması kararlarına karşı ilgililer tarafından genellikle işlem tesisinden sonra bu işlemlere karşı yargı yolu açık olmadığı halde altmış günlük dava açma süresi içinde Ankara İdare Mahkemelerinde ya da doğrudan Danıştay'da davalar açılmış ise de anılan işlemlere karşı ancak 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı KHK'nın yayımı tarihinden itibaren Danıştay'da yargı yolunun açılmış olduğu anılan KHK ile kabul edildiğinden, bu davaların esastan incelenmesine Dairemiz tarafından bu tarihten itibaren başlanmıştır.
Bununla birlikte yukarıda aktarıldığı üzere gerek ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde olağanüstü şartlar altında tesis olunan işlemler nedeniyle açılan bu davaların karmaşık yapısına, gerekse hakkaniyete uygun yargılanma hakkına ilişkin güvencelerin (...hların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla davalı idare tarafından dava konusu kararların gerekçesi olarak yargılamanın her safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgelerin davacıya tebliğ edilmesi ya da davalı idarenin ikinci cevap dilekçesine karşı davacı tarafa ek süre verilerek cevap hakkı tanınması gibi geniş usuli uygulamalara rağmen bakılmakta olan bu dava mümkün olan en kısa süre içinde Dairemiz tarafından sonuçlandırılmıştır.
2) FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir.
1970’li yıllardan itibaren özellikle, mülkiye, adliye, emniyet, millî eğitim ve TSK içerisinde kadrolaşmaya giden FETÖ liderinin vaaz, röportaj ve kitaplarında bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında da yer alan “Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”, "Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!", “Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. …bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. …sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”, “Bir gün bana Ankara’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak” şeklindeki sözleri bu suigeneris örgütün, Devleti ele geçirme gayretlerinin somut talimatları olarak ortaya çıkmıştır.
Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/06/2018 tarih ve E:2016/238, K:2018/128 sayılı kararında ise FETÖ'nün yargı yapılanmasına ilişkin şu tespitlere yer verilmiştir:
"Örgütün hakim, savcı yapılanması bölgelere ayrılmış olup ...bölgelerden sorumlu kişilere bölge abisi veya bölge ablası denilmektedir. Her bölgenin 8-10 evi kapsadığı, örgüt mensupları arasında farklı sohbet grupları ve bu gruplardan sorumlu örgüt imamı bulunmaktadır. ...Örgüt üyesi hakim, savcıların sicil numaralarına veya mesleğe başlama aşamasında, adalet akademisindeki dönemlerine göre ayrı ayrı devre ve sicil numarası içerisinde gruplandırmaların yapıldığı, T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde belirli sicil aralıklarını kapsayan hakim, savcıların gruplandırılarak taşra ve devre yapılanması oluşturulmuştur. Her grupta kendi içerisinde hakim, savcı sayılarına göre 3-5 kişilik sohbet gruplarına ayrılmıştır. ...Örgüt tarafından örgüt üyesi ile yapılan görüşme sonrasında hakim, savcı olması kararlaştırılan örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmak üzere örgüte ait Ankara’daki örgüt evlerinde sınava çalıştırılır. Bu örgüt evinin masraflarının örgüt tarafından karşılandığı ve sınava çalıştırılacak kişiler dışında başka kimsenin bu evlere giremediği anlaşılmıştır. Bu örgüt evlerinde hakimlik, savcılık sınavına girecek örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmakta olup deneme sınavlarının yapıldığı ayrıca sınav sorularının örgüt tarafından yasal olmayan yollardan ele geçirilip bu evlerde sınavdan bir kaç gün önce örgüt mensubu abi veya ablalar tarafından örgüt üyelerine verilmiştir. Örgüt üyelerine cevapları işaretlenmiş soru kitapçıkları verilerek bunları ezberlemelerinin sağlandığı, bu şekilde örgüt üyelerinin sınavları kazanmalarının sağlandığı anlaşılmıştır. Yazılı sınavı kazanan örgüt üyeleri murakıplarca tekrar eve çağrılarak mülakat için hazırlanmakta mülakatta nasıl davranacaklarının öğretilmektedir. Ayrıca örgüt tarafından kendilerine referans bulunacağı veya kendilerinin referans bulmaları söylenmektedir. Mülakat sınavını kazanan ve hakim, savcı adayı olan örgüt üyeleri mülakattan sonra tekrar murakıplar tarafından örgüt evlerine çağrılarak staj aşamasında hangi evde kalacakları, ev sorumlularının kim olacağı anlatılarak, bu şekilde staja başlayan örgüt üyesinin staj döneminde de örgüt tarafından takibi yapılmaktadır. Staj aşamasında örgüt üyelerinin deşifre olmamaları için beşer kişilik gruplar halinde, masrafı örgüt tarafından karşılanan ev tutmaları sağlanmaktadır. Her ev için bir sorumlu tayin edilmektedir. Adaylık sürecini tamamlayıp ataması yapılan örgüt üyesi hakim, savcıların örgüt tarafından takibine devam edildiği, sürekli irtibat kurularak bunların örgüte bağlılıkları sağlanmaktadır. Ataması yapılan örgüt mensubu hakim, savcının ilk maaşlarının tamamı örgüt tarafından alınmaktadır. Daha sonraki aylarda ise bekarlardan %15, evlilerden %10, en az 3 çocuğu olanlardan ise %5 oranında himmet toplanmaktadır. Bekar olan örgüt mensubu hakim, savcıların örgüt için önemli stratejik kurumlarda görevli örgüt üyeleri ile veya aynı meslekteki örgüt üyeleri ile evlenmelerinin teşvik edildiği ve katalog evlilikler yaptırıldığı anlaşılmıştır...
Örgüt tarafından hakim, savcılara yönelik adaylık dahil tüm süreçlerde yabancı dil, yüksek lisans, doktora eğitimi, yurt dışı gezileri, mesleki ve kişisel programlar düzenlenmek suretiyle örgüt üyesi hakim, savcılar emsallerine göre daha donanımlı hale getirilmektedir. Örgüt mensupları hak etmedikleri halde yurt içi ve yurt dışı yüksek lisans ve doktora programlarına yerleştirilmişlerdir...
HSYK ve Ad[a]let Bakanlığı Teftiş Kurulunda görev yapan örgüt mensubu müfettişlerce yapılan teftişlerde örgüt üyesi olan hakim, savcılarla örgüt üyesi olmayan hakim, savcılar farklı muameleye tabi tutulmakta, örgüt üyesi hakim, savcılara hak etmedikleri halde yüksek notlar ve olumlu siciller verilmekte, örgüt üyesi olmayan hakim, savcılara ise vasat veya düşük notlar verilmekte, sicilleri bozulmaktadır.
Örgüt üyesi hakim ve savcılar görev yaptıkları yerlerde görevleri nedeniyle öğrendikleri önemli bilgiler ile soruşturma ve dava dosyalarında gördükleri örgüt için önem taşayabilecek konuları gerek adliye gerekse il veya ilçede önemli görevlerde bulunan kişiler ile ilgili topladıkları bilgileri toplantılarda örgüt sorumlusu abiye iletmektedirler. Menfi takip heyeti denilen bir grup tarafından örgüt üyelerinden toplanan bu bilgiler değerlendirilmekte, neticesine göre yapılacak işlemler kararlaştırılmaktadır...
Örgüt mensubu hakim, savcıların deşifre olmasının önüne geçmek amacıyla örgüt üyesi hakim, savcıların çocuklarını örgüte ait olan okullara göndermemelerine karar verilmesi halinde örgüt üyesi hakim, savcı çocuklarının eğitimleri ile ilgilenilmesi, ayrıca ideolojik eğitim verilmesi için eğitim birim adıyla ayrıca bir birim kurulmuştur. Bu birim sorumlusu Yargıtay Üyesi olarak görev yapan örgüt üyelerinden seçilmektedir...
Örgüt faaliyetlerinin bir çoğunda gizlilik esas alınmasına karşın örgüt tarafından HSYK seçimlerine verilen önemden dolayı bu dönemde örgüt mensuplarının deşifre olmayı göze alarak seçimlerde tüm il ve ilçeleri kapsayan adliye ziyaretleri, ev ziyaretleri ve yemek organizasyonları düzenlemişlerdir. Sözde bağımsız örgüt üyesi adaylarının seçim gezilerine birlikte katılmışlardır. Örgütün 2014 yılı HSYK üye seçimlerinde gerek YARSAV listesi, gerekse bağımsız aday adı altında aday göstererek yargı içerisinde alternatif bir yargı gücü kuracak şekilde örgütlü olduğu anlaşılmıştır..."
Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında yukarıda belirtilen tespitleri destekler mahiyette, FETÖ'nün niteliğine ilişkin aşağıdaki beyanların yer aldığı görülmüştür:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ü.ye ait Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/10/2016 tarihli ek sorgulama tutanağı: “…Şunu söylemem gerekiyor ki cemaat farklı sınav evlerinde kalan şahısları birbiriyle tanıştırmaz. …Bu yapı sizi asla boşta bırakmaz, yani üniversiteden mezun olduğunuzda sınav çalışma eviniz hazırdır, sınavı kazanınca mülakat referans listeniz hazırdır, bunların her aşamasından sorumlu olan kişiler vardır. …Kural olarak bu yapı gizlilik üzerine kurulu olduğundan bir evde kalan diğer evde kalan kişileri tanımazdı. Ama biz bazen tanıştığımızda kimin bizden olduğunu hissediyor ve anlıyorduk. Biz staja başladıktan sonra bize yavaş yavaş tedbire riayet etmemiz hususu anlatılmaya başlandı. …bu yapıda ciddi bir hiyerarşi söz konusuydu. Ben maaşımın bekarken %15’ini, evlendikten sonra ise %10’unu cemaate himmet olarak verdim. …Evde kalan kişi sadece ev abisini tanır. Kıdemsiz birinin üst abileri tanıma şansı yoktur. Staj esnasında bize namazınızı gizli kılın gerekirse zorunlu hallerde namazlarınızı cem edin diyorlardı. Ramazan orucunuzu tutun ancak gerekirse oruç tutmuyormuş gibi davranın diyorlardı. Bunun haricinde önemli bir husus da bize evliliğin faziletleri anlatılıyordu. …Evlilikten sorumlu abi, evlendirmeyi düşündüğü erkeğe gelerek erkekten bir vesikalık fotoğraf ve bir CV ister, devamında bu CV’yi ve fotoğrafı bir havuza atardı. Aynı işlemi bayanlar için de yapıyorlardı. Devamında evlilikten sorumlu abi kendince uygun gördüğü eş adaylarını birbirleriyle tanıştırıyordu.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.A.ya ait Kilis Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 23/06/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “17-25 Aralık süreci sonrası örgütün sivil imamı … kod adlı şahsın katıldığı …bir toplantıda sivil imam adlicilere hitaben ‘elinizde ...siyasal iktidara ilişkin yolsuzluk ihale usulsüzlüğü vs. gibi ses getirecek dosya varsa, bu tarz ses getirecek dosyaları bekletmeyin, hemen davasını açın.’ dedi. …Örgüt mensuplarının deşifre olmasını önlemek için tedbir ya da ruhsat diye tabir edilen yöntemler uygulanmaktaydı. Bu kapsamda örneğin; cuma namazına gitmememiz, adliyede namazları ima ile (göz ile) kılmamız, eğer mümkünse namaz vakti yetişiyorsa namazları cem ederek (birleştirerek) evde kılmamız, ramazan ayında eğer belli olacaksa oruç tutmamamız ve gerektiğinde alkol almamız talimatlandırılmıştı. …Bizim mezuniyet balomuzda, o dönemki yargı bürokrasisinin hassasiyeti de gözetilerek protokol masalarından görülecek açıdaki ön sıra masalara hep örgüt üyeleri oturtulmuş ve bunlara alkol almaları talimatlandırılmıştı diye biliyorum. …Seçim [2014 HSYK seçimi] süreciyle ilgili son olarak belirtmek istediğim, örgütün ByLock üzerinden birbirleriyle haberleşerek Facebook’taki hâkim-savcı gruplarında ya da adalet.org’da organize bir şekilde hareket ederek bağımsız aday tanıtımlarının altına adayı övücü, parlatıcı, adayı ön plana çıkartıcı yorumlar yapılmasının sağlanmasıydı. Buna örnek olarak bir olay anlatayım; R.Ş. mahkemede yanıma gelip bana tefonundaki ByLock mesajını okuttu. Yazının içeriğinde; --Tüm arkadaşların dikkatine, şu gün şu saatte Facebook’taki hâkim savcı gruplarında ve adalet.org’da ‘[İ.Ç.] Gerçeği’ isimli bir paylaşım yapılacaktır. Paylaşımın altına bağımsız aday [İ.Ç.]yi övücü yorumlar yapıp destekleyelim.-- …Görüldüğü üzere örgüt sosyal medyada organize bir şekilde hareket ederek seçimde başarılı olmayı amaçlamıştır. ...FETÖ yargı mensuplarını T1, T2, T3, T4, T5 üst başlığı/ tasnifi adı altında grup grup, hücre tipi yapılandırılmıştır. T3’teki bir kişinin ekstra bir tanışıklık yoksa diğerlerini bilmesi mümkün olmadığı gibi, yine T3 altında yer alan grupların da birbirini tanımaması genel kuraldır. Tedbir denilen gizlilik kurallarına riayet edilerek bu gizliliğin sağlanması amaçlanmıştır. Ama özellikle Ankara’da staj döneminde bu gizliliği sağlayamadılar. Bir çok farklı gruba mensup kişi birbirlerini bir şekilde tanıdı veya başkasından duymak suretiyle öğrendi. Ancak tedbire son derece riayet edenler kendilerini gizleyebilmiştir.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ö.ye ait Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: “Taşra yapılanmasında o dönemki adı ile cemaatin bu yapılanması profesyonel olarak yürütülüyordu. 2002 yılından itibaren taşra yapılanması kendi içerisinde T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde bölümlere ayrılmıştı. ("T" taşra anlamına gelen yapılanmayı simgelerdi). T1 grubu 39 bin sicilden daha önce gelenlerdi. T2 grubu 39 bin, 42 bin sicillileri, T3 grubu 92 bin 109 bin arası sicillileri, T4 grubu daha sonraki sicillileri,T5 grubu 125 bin ve sonraki sicillileri ifade ederdi.”
Sonuç olarak FETÖ'nün, yıllar itibarıyla takiye (olduğundan farklı görünme) esasına dayanan uzun vadeli bir projenin aşamalarını izleyerek kurduğu strateji doğrultusunda, kamu kurumlarında ve yargı organlarında demokratik devlet düzeninden ayrıksı ve ona paralel şekilde teşkilatlanmak suretiyle ülkenin bağımsızlığını, bütünlüğünü ve demokratik hukuk devletini tehdit edici, anayasal düzene sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar gösteren bir yapılanma hâline geldiği anlaşılmaktadır. Nitekim bu yapılanma tarafından 15 Temmuz 2016 gecesi anayasal düzene, demokratik kurumlara ve bizatihi Türk Milletine karşı darbe teşebbüsünde bulunulmuştur.
Darbe teşebbüsünün bertaraf edilmesini takip eden günlerde, söz konusu kalkışmaya dâhil olan kişilerin telefon konuşmaları ve mesajları ortaya çıkmıştır. Anayasa Mahkemesinin Aydın Yavuz ve diğerleri (B. No: 2016/22169, 20/06/2017) kararında da yer alan, darbe teşebbüsünün şüphelilerinden olan Komiser Yardımcısı E.G.nin telefonunda bulunan mesajlar bunlara örnek teşkil etmektedir. E.G.nin telefonunda, "önemli, durum kötü, çok acil duyuru. tüm il ve ilçe imamlarını, abilere, ablalara, kurum imamlarına iletin, tüm hizmet mensupları darbeyi şiddetle kınayan açıklama yapsın, meydanlara inip kendisini kamufle etsin, resim çekilip sosyal medyada yayınlasın, demokrasi, seçilmiş irade falan desinler, ama fazla da asla muhterem hoca efendinin adı geçmesin açıklamalarda, hepimizi alabilirler, herkes -darbeden haberim yok TV'de gördüm ilk kez- desin, asla hükümete ve Tayyibe karşı olumsuz bir paylaşım yapmayın, bu gurubu kapatıyorum şimdi" şeklinde mesajların bulunduğu tespit edilmiştir.
3) Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
AİHM kararlarında yer alan sadakat yükümlülüğüne ilişkin yukarıda belirtilen ilkelerin hâkimlik ve savcılık mesleği açısından yorumlanması gerekmektedir.
Anayasa'nın "Hâkimlik ve savcılık mesleği" kenar başlıklı 140. maddesine Danışma Meclisi tarafından yazılan gerekçede "... Adalet tevzii herşeyden önce güvenilir nitelikte olmalıdır. Bu hizmeti görenlerin tarafsızlıklarından şüphe edilmesi, hizmetin tam olarak yerine getirilmiş olduğunun kabulüne engeldir. Bu itibarla görevlerinde özel hayatlarında tarafsızlıklarına dair bir davranışta bulundukları sanısını verecek hareketlerden sakınmak zorundadırlar." denilmektedir.
Bu bağlamda, yargı mensuplarının sadakat yükümlülüğü memurlardan farklı olarak "bağımsızlık" ve "tarafsızlık" ilkeleri çerçevesinde hukuk devletine ve demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğü olarak ortaya çıkar.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcıların, Anayasa gereği tarafsız ve bağımsız olarak görev yapmaları, Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri ve anayasal düzene sadakat göstermeleri, hukuk devletinde demokratik toplum düzeninin korunması açısından büyük önem arz etmektedir.
4) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği
Anayasa’nın 139. maddesinde hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir.
Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Dairemizin, Danıştay Başkanlığının internet sitesinde güncel kararlar başlığı altında yayımlanmış olan, 04/10/2016 tarih ve E:2016/8196, K:2016/4066 sayılı kararında da belirtilmiş olduğu üzere 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, “meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile “terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen” üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için bir takım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır.
5) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet veya iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemlerin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemlerin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Davacı Hakkındaki Tanık Beyanları
Davacı hakkındaki tanık beyanları şu şekildedir:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan S.K. isimli şahsa ait;
-Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 09/01/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı: ''...E.Ç. yakın arkadaşımdır, ben Ankara'da 13. dönem hakim-savcı adaylığı stajı yaparken E.Ç. de 12. dönem Ankara staj yapılanmasındaki evlerde kalıyordu. Arkadaş olmamız nedeniyle zaman zaman E.Ç.'nin kalmış olduğu 12. dönem staj evine gidiyordum. Bu nedenle yapının 12.dönem staj evlerinde kaldığını bildiğim kişiler vardı. ...Ayrıca yine bu evlere gitmem ve E.Ç.'den duymam sebebiyle 12. dönem Ankara staj yapılanmasındaki staj evlerinde kaldığını öğrendiğim kişiler vardır. SOY İSİMLERİNİ HATIRLAMADIĞIM ... İSİMLİ ŞAHIS ...vardı. Yine E.Ç.'nin bana anlatması üzerine bazı kişilerin yapı aracılığı ile evlendiğini duydum, bu bilgim duyuma dayalıdır, bunlardan da bahsetmek istiyorum. ...... İSİMLİ şahıs S. İSİMLİ şahısla ...yapı aracılığı ile evlendiğini biliyorum.''
-Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 09/01/2018 tarihli şüpheli ek ifade tutanağı: ''...96-... isimli şahıs: ...Beyaz tenli siyah saçlı orta boylu orta kilolu açık bir bayandı. ... isimli şahıs benim üst dönemim olan 12. Dönem Adli Yargı Hakim adayıydı. Yapının staj evine gittiğimde yapının staj evinde kaldığını gördüm ve biliyorum. Yapılanma tarafından S. isimli şahıs ile evlendirildi. Yapıdaki görevi hakkında bilgim yoktur.''
Öte yandan, aynı şahıs, dava dosyasında yer alan 29/01/2018 tarihli teşhis tutanağında ... isimli kişinin davacı ... olduğunu net ve kesin bir şekilde teşhis etmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan S.Ö. isimli şahsa ait 12/03/2016 tarihli fotoğraf teşhis tutanağı: ''...37) İsmini ... olarak biliyorum. Kendisi yapıya mensuptur. S.D.'nin de eşidir.''
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan E.Ç. isimli şahsa ait Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 13/08/2016 tarihli sorgulama tutanağı: ''...Staj yaptığım dönemde cemaatçi olanlar kendi aralarında da tedbir uyguladıklarından, tüm cemaatçileri tanımak mümkün değildir. Birkaç tanesini bilebilirim. 12. dönemdik. Cemaatçi olarak bildiklerim Hakim ..., Hakim N.D. vardı. Bunlar benimle stajda irtibatı koparmamak için irtibata geçtiler. Cemaatçi olduklarını net olarak biliyorum.''
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan Y.K.C. isimli şahsa ait Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 30/11/2017 tarihli sorgulama tutanağı: ''...ben Ağustos veya Eylül başı gibi tekrardan Ankara'ya gittim ve birinci Çalışma evi olarak yukarıda bahsetmiş olduğum eve gittim. Bu eve eylül başı gibi gittim ve yanlış hatırlamıyorsam ekim sonuna kadar bu evde kaldım. ...Ayrıca bu eve geçici gelip gidenler oluyordu. Geçici gidip gelenlerden hatırladığım kadarıyla ..., ...isimli şahısların olduğunu hatırlıyorum. ...14-Kod adını bilmediğim ...: Nevşehirlidir. Ankara Hukuk mezunudur. Beyaz tenli, çekik gözlü, balık etli, orta boylu biriydi. Adli Hakimdi. Ders çalışma evlerinde kaldığım zaman ikinci gittiğim evdeki geçici ev arkadaşımdı. Yapı içerisindeki görevini bilmiyorum. Görsem teşhis edebilirim.''
Bununla birlikte, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 07/12/2016 tarihli ek sorgulama tutanağında da davacı ile ilgili olarak aynı yönde beyanların yer aldığı ve dava dosyasında yer alan 02/12/2017 tarihli teşhis tutanağında, ifade sahibi tarafından ...'ın net ve kesin bir şekilde teşhis edilmiş olduğu görülmektedir.
Yargı mensubu olarak görev yapmakta olan ve bilgisine başvurulan D.U. isimli şahsa ait Hakimler ve Savcılar Kurulu müfettişlerince düzenlenen 01/03/2017 tarihli tanık ifade tutanağı: ''...... (...) [Davacının evlenmeden önceki soyadı] ...: AÜHF'ten üst dönemim olaması nedeniyle tanırım. FETÖ/PDY bağlantılı evlerde kaldığını biliyorum. Birinci sınıfta aynı evde kaldığım E.A.'nın arkadaşıydı. Kaldığımız eve E.'nin yanına gelip giderdi. Kendi sınıf sohbet grupları vardı. Ama nerede toplandıklarını bilmiyorum. Hakim olarak görev yaptığını duymuştum. İhraç edilip edilmediğini bilmiyorum.''
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.T.(G) isimli şahsa ait Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 16/04/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı: ''...ŞÜPHELİNİN KALMIŞ OLDUĞU ÜÇÜNCÜ ÇALIŞMA EVİ. (Bu eve tam olarak ne zaman girdiğini hatırlamadığını ancak 2008 yılında kasım ayında yapılan adli yargı sınavının sonuna kadar aralıklar ile kaldığını, net tarihleri hatırlamadığını beyan eder.) Bu eve gittiğimde bu evde diğer kalmış olduğum çalışma evindeki gibi sabit hat ve diğer abonelikler vardı, ev dayalı döşeydi. ...Bu evin özellikleri diğer çalışma evindeki ile aynıydı. Bu evde de murakıp veya ser murakıp ayrımı yoktu. Bu evin sorumlusu yine kod adı kullanıp kullanmadığını bilmediğim ancak gerçek ismi R. olan şahıstı. Bu evde benimle beraber B.K., Y.T., ..., T.B. isimli şahıslar vardı. Bu evde 2008 Aralık ayındaki adli yargı sınavına girdim ve bu sınavı B.K. ile birlikte kazandım. ...31-...: ...Ankara Hukuk Mezunuydu. 3. Çalışma evinde birlikte kaldım. Sonrasında ne iş yaptığını bilmiyorum. Görsem teşhis ederim.''
Bununla birlikte dava dosyasında yer alan 16/04/2018 tarihli teşhis tutanağında, ifade sahibi tarafından ...'ın net ve kesin bir şekilde teşhis edilmiş olduğu görülmektedir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.N.D. isimli şahsa ait Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 19/01/2017 tarihli sorgulama tutanağı: ''...Ben mülakat evine gittiğimde bu evde ..., Z.M., N.C., A.Ö. isimli şahıslar vardı. ...mülakat sınavlarında çıkabilecek soruları içerir bir fasikül dağıtıldı. Biz bu evde bulunduğumuz dönemde şu an ismini hatta fiziki görüntüsünü dahi hatırlamadığım bir bayanın mülakat provası yaptığını hatırlıyorum, ...Bu evde kalan tüm arkadaşlar benimle birlikte mülakatı kazanarak 2010 yılı Mayıs ayında 12.Dönem Hakim-Savcı adayı olarak staja başladık. ...... isimli şahıs yanlış hatırlamıyorsam Nevşehirli idi, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu idi, benden iki üst dönem mezun olmuştu, ancak benimle aynı dönemde Adli Yargı Hakim-Savcı sınavını kazandı, en son Yozgat ili Boğazlıyan ilçesinde Hakim olarak görev yaparken açığa alındığını duydum, benimle birlikte yapıya ait mülakat evinde kalmıştı, görsem teşhis ederim. ...12. Dönemde Ankara Adliyesinde staj yapan ve yapıya mensup olan kişiler ile 4 ev tutuldu. Bu evlerden; ...3'üncü evde: ..., N.D., E.Ç., H.M. Kalıyordu. ...Bu evlerden sorumlu olan kişi yani Devre Mesulü olan kişi H.G. idi. H.'nin üstünde bir dönem Yargıtay Tetkik Hakimliği yapan F.B.Ö. vardı. ...... isimli şahıs hakkında yukarıda ayrıntılı bilgi vermiştim. Staj döneminde yapıya ait staj evinde kalmıştı. ...Yukarıda belirttiğim 4 staj evinde kalan şahıslar ile staj sonrası 2013 yılı bahar aylarında bir kez Ankara'da bir araya geldik. ...Ben yapı içerisinde yer almam nedeniyle zaman zaman sohbetlerde zaman zaman da kişilerin kendilerinden yapı evliliği yaptığını duyduğum kişiler vardır. Bu bilgim duyuma dayalıdır ve sohbet esnasında duyulan şeylerdir. Benim yapı evliliği yaptığını duyduğum kişiler; ......, ...idi. ......'ın S. isimli kişi ile ...evlendiğini hatırlıyorum.''
Bununla birlikte dava dosyasında yer alan 20/01/2017 tarihli teşhis tutanağında, ifade sahibi tarafından ...'ın net ve kesin bir şekilde teşhis edilmiş olduğu görülmektedir.
Davacı tarafından, tanıkların ifadelerini kabul etmediği, beyanlarının soyut olduğu ve maddi delille dayanmadığı ileri sürülmüştür.
Davacının etkin pişmanlık kapsamındaki beyanları şu şekildedir;
Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 22/03/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı: ''...2003 yılında liseden mezun oldum. Lise son sınıfta 1 yıl süreyle yapının Nevşehir de bulunan Serhat Dershanesine burslu olarak gittim. ...ÜNİVERSİTE DÖNEMİ 2003-2007 YILLARI: ...birinci sınıfta iken bana teklif edilen yapının öğrenci evlerinde kalmak istediğimi yurtta birlikte kaldığım M. İSİMLİ şahsa ilettim. O da beni öğrenci evlerine yönlendirdi. Ben ikinci sınıfın başlarından sene sonuna kadar Cebeci semtinde üniversiteye yakın mevkide öğrenci evinde kaldım. ...Bu evin ablası F. İSİMLİ şahıstı. Ev ablası evin düzenini sağlar. Bizleri sabah namazına uyandırır. Akşam katılmak isteyenlere dini kitaplar okur. Fetullah Gülenin kitapları da olurdu. Evde nöbetleşe temizlik ve ev işleriyle ilgilenirdi. ...Üniversite 2. Sınıfı da bu şekilde tamamladım. Ben üniversite 3. Sınıfa geçtiğimde evim değişti. ...Bu evin ablasının H. olduğunu hatırlıyorum. ...4. Sınıfa geçtiğimde kalmış olduğum öğrenci evi tekrar değişti. ÜNİVERSİTE 4. SINIF: Bu öğrenci evi de Cebeci semtinde kalmış olduğum öğrenci evlerine yakın üniversiteye yürüme mesafesinde bir evdi. Bu evde ben üniversite 4. Sınıfın sonuna kadar kaldım. ...Bu evin ev ablası TATAR UYRUKLU ŞAHISTI. ...ÜNİVERSİTE 5. SINIF: Ben bu dönemde yapı evlerinde kalmaya devam ettim. ...Bu evlerde mezuniyetime yakın zamanlarda kalmaya devam ederken yapı içerisinde o dönemde Bölgeci olarak görev yaptığını bildiğim Z. isimli şahıs bana hitaben ''Seninle mesleki anlamda yardımcı olacak yol gösterecek, senin gibi hukukçu ancak şu an kamu kurumunda çalışan birisi seninle görüşmek istiyor. Görüşmek ister misin diye sordu.'' Bende tabiki görüşürüm diyerek kabul ettim. MESLEK GÖRÜŞMESİ 2008 YILI: Ben meslek görüşmesi adı altında bu görüşmeyi ... YADA ... KOD ADLI ŞAHIS la dışarıda bir pastanede birebir görüşmek suretiyle gerçekleştirdim. ... YADA ... KOD ADLI ŞAHIS la toplamda bu görüşmeleri 3 yada 4 kez gerçekleştirdim. Tüm görüşmelerimiz kendisiyle birebir oldu. Benim haricimde başka bir öğrenci şahıs yoktu. İlk görüşmemizde ... YADA ... KOD ADLI ŞAHIS bana mezuniyet sonrası hangi mesleği yapmak istediğimi sordu. Bende hakim olmak istediğimi bu yüzden hukuk fakültesine geldiğimi belirttim. O da bana ilerleyen süreçte ben yada başka birisi sana bu hususta ne yapacağın hususunda yardımcı oluruz şeklinde söyledi, ilk görüşmemiz birbirimizi tanıma amaçlıydı. Daha sonraki görüşmelerde yine ... YADA ... KOD ADLI ŞAHISLA birebir gerçekleştirdim. Bu görüşmelerde şahıs bana hitaben dini sohbet yapardı. En son görüşmemizden bir önceki görüşmede bana hakim olmakta kararlıysam bana sınavlara hazırlanmam için bir çalışma programı şeklinde bir program verdi. Bu programda hangi kaynaktan, hangi sırayla çalışacağımı belirten bir programdı. Son görüşmemizde de şahıs bana hitaben Ankara da hâkim savcı çalışma evlerinde kalabileceğimi bunun içinde daha sonrasında benimle irtibata geçileceğini ben o dönemde başım kapalı olduğu için başım kapalı olarak hakim savcı çalışma evlerine gelemeyeceğimi, başımı açmam gerektiğini söyledi. Bende buna istinaden başım kapalı olarak hakim olamayacağımı biliyorum. Ancak daha sınavı kazanmadan buna ne gerek var şeklinde karşı çıktım. Aileminde bu duruma tepki vereceğini belirttim. Bunun üzerine ... KOD YADA ... KOD ADLI ŞAHIS gelmek istemiyor musun yoksa diye sordu. Bende gelmek istiyorum ama bu durumun hoşuma gitmediğini belirttim. O da bana gelme hususunu sen biraz düşün diyerek görüşmelerimiz sonlandı. ...1.HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ 2008 YILI EYLÜL-ARALIK AYI: Ben üniversiteden 2008 yılı temmuz aylarında mezun olduktan sonra memleketime döndüm. Memleketimdeyken İSMİNİ VE KOD İSMİNİ BİLMEDİĞİM bir şahıs beni arayarak ... YADA ... KOD ADLI ŞAHSIN arkadaşı olduğunu belirterek kendisini tanıttı. Beni Ankara da ki hakim savcı çalışma evlerini kastederek Ankara ya ne zaman gelebilirsin diye sordu. Kendisiyle Ankara ya gitmem hususunda telefonda randevulaştık. Bu görüşmemizden yaklaşık 10 gün sonra kendi imkanlarımla AŞTİ otogarına gittim. Beni otogardan ... YADA ... KOD ADLI ŞAHIS karşıladı. Ben başım kapalı olarak gittiğim için şahıs bana AŞTiDE başımı açmamı istedi. Bende eve gidene kadar açmak istemediğimi belirttim. “O zaman takside eve yaklaşınca başını aç eve bu şekilde girmen uygun olmaz. Komşular senin başın kapalı olarak eve girdiğini görmesin” şeklinde söyledi. Birlikte ticari taksiyle Keçiören semti Bağcı Caddesi üzerinde tam açık adresini hatırlamadığım bir evdi. ... YADA ... KOD ADLI Şahıs beni eve bıraktığında bu hakim savcı çalışma evinin bazı kuralları olduğunu söyledi. Bu kurallarında şunlar olduğunu belirtti. “Evde cep telefonu kullanmanın yasak olduğunu” söyleyip benden cep telefonumu istedi. Bende bu durumun bana söylenmediğini ailemin bu durumdan haberi olmadığını belirtip, cep telefonu evde kalmaya başladıktan yaklaşık bir iki hafta sonra kendisine verdim. “Eve dışarıdan yabancı hiç kimsenin giremeyeceğini,” evde bulunan basım evi belli olmayan kitap şeklinde DİAMOND ibareli geçmiş yılların sorularının bulunduğu kitap ve yine fotokopi halinde ders kitapçıkları vardı. “Bu kitapların dışarıya çıkartılmasının yasak olduğunu” ısrarlı bir şekilde söyledi. Ders programı hakkında ne kadar ders çalışmam gerektiği hususunda söylemde bulundu. Bunları sonradan ne kadar ders çalıştığını kontrol edeceğim diye söyledi. Komşuların bizleri avukat stajeri olarak bildiklerini ve kendinizi böyle tanıtmaya devam etmemiz gerektiğini söyledi. Evde kurulu vaziyette sabit hat vardı. Bu sabit hat ile sadece ailenle görüşebilirsin şeklinde söyledi. Bu sabit hattın dış aramalara kapalı olup olmadığını hatırlamıyorum ancak açık olsa dahi dışarıyı aramak yasaktı. Ben bu sabit hat ile ailemle farklı zamanlarda defaten görüştüm. Benimle birlikte evde kalan diğer şahıslar da bu sabit hat ile aileleriyle görüşüyorlardı. Bu evin kim tarafından kiralandığını faturaların kimin adına olduğunu bilmiyorum, gittiğimde evin düzeni kurulu vaziyetteydi. Bu evde kalacağımız süre zarfında kira ve fatura ödemeyeceğimizi biliyorduk. Hatırladığım kurallar bu şekilde idi. Bahsetmiş olduğum bu kurallara tabi olan ve bu evde birlikte kaldığım şahıslar M. (SOYADI G. YADA G.), Y., T., B. isimli şahıslardı. Ben bu eve gittikten sonra hakim savcı çalışma evinden sorumlu olan şahsa MURAKIB denildiğini öğrendim. Bunun bir üstüne de staj dönemimde SERMURAKIB denildiğini öğrendim. Benim ilk kaldığım hakim savcı çalışma evimin MURAKIBI beni bu eve götüren ... YADA ... KOD ADLI şahıstı. Benim kaldığım bu eve murakıptan başka bir sorumlu gelmiyordu. Bu evin SERMURAKIBI varsa da ben görmedim. MURAKIB ... YADA ... KOD ADLI ŞAHIS haftada bir yada on beş günde bir kalmış olduğumuz eve gelir, bizim bir ihtiyacımızın olup olmadığını sorar. Ders çetelesini tutar. Az çalıştığımız dersler hakkında daha fazla çalışabilmemiz için çözüm bulmaya çalışırdı. MURAKIB ... YADA ... KOD ADLI şahıs belli dönem aralığında evde birlikte kaldığım M. (SOYADI G. YADA G.), Y., T., B. isimli şahıslarla birlikte deneme sınavı adı altında deneme kitapçığı şeklinde deneme sınavı getirirdi. Bu deneme sınavlarını gerçek bir sınavmış gibi salonda saat tutarak çözerdik. Cevap şıklarını da herhangi bir A4 kağıdına yazardık. Sınav sonrasında MURAKIB ... YADA ... KOD ADLI ŞAHIS cevapları bizlere söyler yanlışlarımızı kontrol ederdik. Bu şekilde yaklaşık üç dört deneme sınavı olduğumuzu hatırlıyorum. Bu evdeyken ben 2008 yılı idari ve adli yargı sınavlarına girdim. İdari yargıya tam hazırlanamadığım için adli yargıya tecrübe olsun diye girdim. İdari yargıdan kaç puan aldığımı hatırlamıyorum, adli yargı sınavından 60 küsür puan alarak başarısız oldum. ...Ben bu evdeyken DİAMOND isimli kitaptan girmiş olduğum gerçek sınavdan benzer soruların çıktığını hatırlıyorum ancak deneme sınavlarından benzer yada birebir aynı soruların çıkıp çıkmadığını hatırlamıyorum. Ben bu evdeyken tarafıma sınav sorusu verilmedi, böyle bir olaya da şahit olmadım. Ben ilk kaldığım hakim savcı çalışma evinden 2008 yılı adli yargı sınavından 2-3 gün sonra eşyalarımı bu evde bırakıp memleketime gittim. Gitmeden önce MURAKIB ... YADA ... KOD ADLI şahıs sınav sonucuna göre ben sizi arayacağım diye söyledi. 2.HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ 2009 YILI ŞUBAT-NİSAN AYI: Ben memleketimdeyken sınav sonuçları açıklandı. Başarısız olduğumu öğrendim. Ne ben kimseyi aradım, ne de kimse beni aramadı. Bu şekilde şubat ayına kadar bekledim. Daha sonra beni MURAKIB ... YADA ... KOD ADLI şahıs aradı ve beni tekrar kalmam için hakim savcı çalışma evine davet etti. Bende bu görüşmeden bir iki gün sonra kendi imkanlarımla Ankara ya ilk kalmış olduğum eve gittim. Bu ev çok kalabalıktı. ...Bu evde bir gün kaldıktan sonra beni ve T. isimli şahsı bu evden ikinci kalacağım Keçiören semtindeki hâkim savcı çalışma evime A. İSİMLİ ŞAHIS yada ... YADA ... KOD ADLI şahıs ticari taksiyle götürdü ve bıraktı. Bu evde de birinci evde bahsetmiş olduğum kuralların aynısı geçerliydi. ...Bu evin ilk başlarda MURAKIBI A. idi. Daha sonra dan Murakıplık görevini birinci evde birlikte kaldığım ve sınavı kazanan B. devraldı. Son zamanlarda MURAKIPLIĞIMIZI B. yapıyordu. Bu evde de SERMURAKIB varsa da ben görmedim. Bu eve gittiğimde de ev kurulu vaziyetteydi. Evde sabit hat vardı. Ancak bu evdeyken cep telefonlarımız bize geri verildiğini hatırlıyorum. Ailelerimizle cep telefonlarımızla görüşüyorduk. Evdeki sabit hat ile ailelerimizle görüştüğümüzü hatırlamıyorum. ...Bu evde de murakıp B. tarafından getirilen deneme sınavı adı altında bir kere deneme sınavı olduğumuzu hatırlıyorum. Aynı şekilde bu evde de DİAMOND isimli soru bankası vardı. Bu evde de kira ve fatura ödemiyorduk. Bu evde kalmaya devam ederken 2009 yılında yapılan adli yargı sınavına girdim. Bu sınavdan 70 civarı puan alarak başarısız oldum. ...Yine sınavdan sonra memleketime gittim. 3.HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ 2009 YILI EYLÜL-ARALIK AYLARI: Ben 3. Hâkim savcı çalışma evime gidiş sürecimi hatırlayamıyorum. Ancak kendi imkânlarımla ikinci kalmış olduğum hâkim savcı çalışma evine gitmek istedim. Çünkü kişisel eşyalarım bu evdeydi. Bu ev taşınmış benim eşyalarım da hiç bilmediğim başka bir eve gitmiş, bu eşyalarımın gittiği eve ben Ankara’ya gittiğimde ikinci evimin murakıbı A. isimli şahsın eşyalarımı almak için götürdüğünü hatırlıyorum. Bu ev de Keçiören semtindeydi. Buradaki eşyalarımı aldıktan sonra yine Keçiören semtinde bulunan asıl kalacağım ev olan Etlik Mahallesi Bağcı Caddesi üzerindeki hâkim savcı çalışma evine götürdü ve bıraktı. Kurallardan bahsetmedi. Çünkü daha öncesinden biliyordum. Ancak kuralların aynısı geçerliydi. (… Fetö/Pdy Hakim Savcı çalışma evi soruşturması kapsamında Tokat Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 73. Ev olarak adlandırılan ... adresinde kayıtlı bulunan ... nolu sabit hat (T.C....) ... (...) ... isimli şahıs adına olduğu tespit edilmiştir.) Bu ev diğer evlerdeki gibi kurulu değildi. Yeni açılan bir evdi. Bu yüzden eve sabit hat bağlatılması gerektiğini MURAKIP A. bana söyledi. Ben ilk olarak kabul etmedim. Ancak MURAKIP A. sabit hattı adıma açtırmam için beni bir şekilde ikna etti. Nasıl ikna ettiğini hatırlamıyorum. Bende taşındıktan bir ay sonra PTT şubesine giderek kalmış olduğumuz hâkim savcı çalışma evine sabit hat bağlattım. Sabit hattı murakıp ... dış aramalara kapalı yada açık olması yönünde bir söylemi olmadı. Bende dış aramalara açık özellikte sabit hattı açtırdım. Çünkü daha öncesinden evde kalan kişilerin gece dışarı çıkmaları gerekiyordu. Bunun için ailelerine haber verilemiyordu. Bu problemin yaşanmaması için bu şekilde yaptım. Bu evin sabit hattı o dönemde benim adımadır. ...Bu sabit hat ile birlikte kaldığım şahıslar aileleri ile farklı zamanlarda defaten görüşüyorlardı. Ben bu sabit hattı ailemle görüşmek için çok az kullandım. Çünkü murakıp A. dan cep telefonumu kullanmam için izin almıştım. Bu yüzden ailemle daha çok cep telefonumla görüşüyordum. Evde birlikte kaldığım diğer şahıslar bende cep telefonu olduğunu bilmiyorlardı, haberleri yoktu. Bu evde de sınava yakın tarihlerde birkaç kez deneme sınavı olduğumuzu hatırlıyorum. Bu evin ilk başlarda MURAKIBI A idi. Daha sonra MURAKIPLIK görevini ikinci evde olduğu gibi B. İSİMLİ şahsa deveretti. Son olarak MURAKIPLIĞIMIZI B. yapıyordu. ...Bu deneme sınavlarını MURAKIB B.'nin getirmesi ile çözüyorduk. Deneme sınavlarını çözdükten sonra deneme sınavlarını yanında götürüp götürmediğini hatırlamıyorum. Bu evde iken ben bir konu hakkında MURAKIB A.'ya ulaşmak için evin yakınında bulunan ankesörden aradığımı ve MURAKIB A. ile görüştüğümü hatırlıyorum. Ankesörden aramam hususunda A.'nın beni tembihleyip tembihlemediğini ise hatırlamıyorum. Bu ev yeni olduğu için daha önceki evlere nazaran ders çalışma kitaplarında kaynak eksikliği vardı. Bu yüzden DİAMOND isimli kitap bu eve getirilmemişti. Sadece derslere ait soru kitapları vardı. Bu evde kalmaya devam ederken adli yargı sınavına girdim. Bu sınavdan kaç puan aldığımı hatırlamıyorum. Ancak mülakata hak kazandım. ...Ben 2009 yılı Aralık ayındaki adli yargı sınav sonrasında memleketime gittim. MÜLAKAT EVİ 2010 YILI OCAK-NİSAN AYLARI: Ben 2009 yılı aralık ayındaki adli yargı sınavından mülakata hak kazanınca memleketimdeyken murakıb A. isimli şahıs beni tekrar arayıp mülakat evine davet etti. Bende kendi imkanlarımla üçüncü hakim savcı çalışma evinde birlikte kaldığım ve benimle birlikte sınavı kazanan A.S. ile irtibata geçtim. Birlikte Batıkent semtindeki mülakat evine gittik. Bu eve bizi daha sonradan birlikte kalacağımız A.N. isimli şahıs götürmüştü. Çünkü A.N. bu eve bizden önce gelip kalmaya başlamışlardı. ...Bu mülakat evinin sorumlusu da A. isimli şahıstı. Bu dönem içerisinde bizimle A. isimli şahıs ilgilendi. Bu evin kuralları hakim savcı çalışma evlerinin kurallarına benziyordu, kira ve fatura ödemiyorduk. Herkesin yanında cep telefonu vardı. Ailelerimizle cep telefonu ile görüşüyorduk. Evde sabit hat olup olmadığını hatırlamıyorum. Ayrıca bu evde mülakat için hazırlanmış yayın evi belli olmayan fotokopi halinde mülakat çıkmış soruları adı altında bir kitapçık olduğunu ve ordan mülakata çalıştığımızı hatırlıyorum. Bu evde kalmaya devam ederken evin sorumlusu A. isimli şahıs bize referans arayışımızda yön gösteriyor, Mülakat aşamasında ne tarz giyineceğimiz hakkında bilgiler veriyordu. Bize kıyafetlerin nasıl olması gerektiğini söylemişti. Siyah renkli takım elbise, içerisine beyaz gömlek, siyah topuklu ayakkabı, takım elbisenin etek kısmının oturduğumuz vakit dizin gözükmeyecek şekilde olması gerektiğini söyledi. Bunun şık durmayacağını belirtip söylemiştim. Referanslarımıza giderken de bu kıyafetleri giyip gitmemizin uygun olacağını belirtmişti. Mülakat evinde kalmaya devam ederken gerçek mülakata gidiyor gibi mülakat hazırlığı yaptık. Evin sorumlusu A. isimli şahısla birlikte İSİMLERİNİ VE KOD ADLARINI BİLMEDİĞİM 3 ERKEK ŞAHIS geldi ve bizlere ...ve bana sırayla salona çağırarak gerçek bir mülakatmış gibi prova yaptık. Bana sıra geldiğinde bana hukuki sorular sordular. Prova sonrası hepimizi tek tek hakkımızdaki görüşlerini söylemek için tekrar çağırdılar. Beni çağırdıklarında etekten dolayı rahatsız olduğumu çok belli ettiğimi söylediler. Bunu belli etmememi eteğin beni bu kadar rahatsız ediyorsa eteğini biraz daha uzun giyebilirsin diye söylediler. Mülakatta çok heyecanlandığımı referanslarımı bir kez daha dolaşarak heyecanımı yenmem gerektiğini söylediler ve evden ayrıldılar. Ben bu evde kalmaya devam ederken 2010 yılındaki gerçek adli yargı mülakatına girdim ve mülakatta başarılı oldum. ...STAJ DÖNEMİ 2010-2012 YILI: Bu evde birlikte kaldığım herkes benimle beraber başarılı olduğu için mülakat evi sorumlusu A. isimli şahıs eve gelerek bize hepimiz başarılı olduğumuz için artık kendisinin bizimle ilgilenmeyeceğini bizlerin staj aşamasına geçtiğini bu dönemde de bizlerle ... KOD ADLI F.B. isimli Yargıtay Tetkik Hakiminin ilgileneceğini belirtip bu şahısla bizi tanıştırdı. ... KOD ADLI F.B. isimli şahıs ben ve ...hitaben “bundan sonra sizinle ben ilgileneceğim ben sık sık gelir size aşama aşama ne yapmanız gerektiğini söylerim” dedi. Benim STAJ SORUMLUM bu saatten sonra ... KOD ADLI F.B. isimli şahıstı. Staj sorumlusu ... KOD ADLI F.B. isimli şahıs bazı konularda kendi karar veremediği takdirde bu konuyu M. ABİ nize sormam gerekir şeklinde söylerdi. M. ABİ olarak bahsettiği şahsı ben stajın başlarında yapının staj evlerinde kalan şahıslarla yapılan toplantıda bu şahısta gelmişti. Bizlere stajla ilgili kısa bilgiler verdi. ... KOD ADLI F.B. yi kastederek ... ABLANIZDAN habersiz hareket etmeyin, o gereken konuları bana söyler siz bize emanetsiniz şeklinde söylemişti. Daha sonraki günlerde M. ABİ olarak bahsedilen şahıs Akademi döneminde bizim 6136 Sayılı kanunun derslerine geldiğinde bu şahsın adının R.A. olduğunu öğrendim. ... isminin de kod ismi olduğunu öğrendim. ... KOD ADLI R.A. nında staj sorumlumuz ... KOD ADLI F.B. isimli şahsın yapı içerisinde bir üst sorumlusu olduğunu öğrendim ancak yapı içerisindeki görevinin ne olduğunu bilmiyorum. Staj sorumlumuz olan ... KOD ADLI F.B. bizlerin staj döneminde kalabilmemiz için kendi imkanlarımızla ev bulmamızı bu evlerinde Beşevler, Bahçelievler semtinde olmasına özen göstermemizi söyledi. ...Bu evlerin depozito ve kiralarını ... KOD ADLI F.B. isimli şahıs vermişti. Tutulan evlerden benim kaldığım ev Bahçelievler semtinde diğer iki evde Beşevler semtinde diğer bir evde Maltepe semtinde idi. ...Benim staj dönemimde yapı içerisinde staj sorumlumuz ... KOD ADLI F.B.adlı şahıstı. Bu şahısla bizim aramızda irtibat sağlayan kişiye de DEVRECİ deniliyordu. Bizim ilk DEVRECİLİĞİMİZİ uzun süre yapan A.N. İSİMLİ ŞAHISTI. Daha sonrasında DEVRECİLİĞİMİZİ kısa süreliğine H. isimli şahıs yapmıştı. ...Ben staj döneminde yukarıda bahsetmiş olduğum yapıya ait staj evinde bir yıl kaldım. Staj döneminde staj sorumlumuz ... KOD ADLI F.B. kalmış olduğumuz staj evine haftada bir yada iki haftada bir gelir, ilk olarak dini bir sohbet yapar. Sonrasında staj döneminde nasıl davranacağımız, neler yapacağımız hakkında bilgi verirdi. Benim söylediğim 4 staj evinden benim kaldığım staj evini diğer 3 staj eviyle karıştırılmazdı. Bizim evimizdeki toplantılar sadece bize özel olur. Ancak diğer 3 evin toplantılarının bir yapıldığını biliyorum. Bunu birlikte kaldığım ev arkadaşlarımın diğer staj evlerinde kalan şahısları tanımamaları için yapılıyordu. Ancak herkes birbirini tanıyordu. Staja başladığımda staj sorumlumuz ... KOD ADLI F.B. benden ve diğer arkadaşlarımdan ilk maaşlarımızın tamamını diğer maaşlarında yüzde %10 unu istedi. Ben ilk maaşımın tamamını vermek istemedim. Buna gerekçe olarak kıyafet masrafı yaptığımı ailemin bana destek olamayacağını söyledim. Bunun üzerine ilk maaşımın yarısını kendisine verdim. ...Sonraki maaşlarımızın yüzden %10‘una karşılık gelen yaklaşık 200 lira parayı devrecimiz A.N. isimli şahıs bizden topluyordu. ...Ben staj evinde kalmaya devam ederken ... KOD ADLI F.B. beni ve ev arkadaşlarımdan N.D. ile birlikte yapı içerisinde evlendirme mesulü olduğunu bildiğim ... KOD ADLI M.F. isimli şahsın ikameti olan lojmandaki evine götürdü. ... KOD ADLI M.F. bizlerden fotoğraf istedi ve bizlerden bilgilerimizi aldı. Bu bilgiler doğum tarihimiz, nereli olduğumuzu sordu. Daha sonrasında bizlerle birebir görüştü. ... KOD ADLI M.F. bana hitaben “yakın zamanda evlenmek isteyip istemediğimi” ve Evlenmek istersem ne tarz özellikleri olan biriyle evlenmek istediğimi sordu. Bende yakın zamanda evlenmek istemediğimi söyleyince “o zaman bu konunun ayrıntılarını seninle daha sonradan konuşuruz ama sen yine fotoğrafını ver” dedi ve görüşmemiz bu şekilde sonlandı. Daha sonrasında evden ayrıldık. Staj evi ile ilgili olarak hatırladıklarım bunlardan ibarettir. ...2012 yılında kura ile ilk olarak eşim Antalya Akseki ye Savcı olarak atandı. Ben bir ay sonra akademiyi bitirebildiğim için kura ile Kastamonu Küreye hakim olarak atandım. Bunun üzerine eşim benim yanıma tayin oldu. Burada 2012 yılından 2014 yılına kadar görev yaptık. İSTİŞARE TOPLANTISI 2011 EYLÜL-2012 OCAK AYLARI: Bu konuların haricinde benim anlatmak istediğim FAKÜLTECİLİK olarak adlandırılan husus mevcut staj baslarında beni ... KOD ADLI Ö.Y. bana A. vasıtasıyla ulaştı ve benimle görüşmek istediğini söyledi. Bu konuyu ben A.'ya sordum. Benimle hangi konu hakkında görüşmek istiyor diye. A. da bence gitmelisin bir problem olacağını düşünmüyorum deyince bende ... KOD ADLI Ö.Y. ile buluşmak için Yenimahalle metrosuna gittim. Beni buradan karşıladı. Birlikte yanlış hatırlamıyorsam üniversite 2. sınıfta birlikte kaldığım E. isimli şahsın evine geçtik. Bu ev Yenimahalle metrosuna yakın mevkide bir evdi. Bu evde hatırladığım kadarıyla N.Ö., E.S., ... KOD ADLI Ö.Y. ve İSTİŞARE ABLASI ... KOD ADLI şahıs vardı. Bu görüşme E. yeni evlendiği için hayırlı olsun ziyaretiydi. Aynı zamanda kahvaltı esnasında evde bulunan şahıslar İSTİŞARE ABLASI ... KOD ADLI şahsa gitmiş oldukları üniversitelerdeki mezun görüşmesi olarak bahsedilen görüşmeler hakkında kendisine bilgi veriyorlardı. Bunun üzerine ben olan biteni anlamaya çalışıyordum. İSTİŞARE ABLASI ... KOD ADLI şahıs bana hitaben üniversiteden sen mezun olmadan önce seninle bu şekilde birisinin görüştüğü gibi arkadaşlarında üniversitelere görüşmeler yapmaya gidiyorlar. ... KOD ADLI Ö.Y.'yi kastederek ...'nın başkaca isleri olduğu için bu görüşmeler ona çok ağır geliyor en azından onun birkaç grubunu sana versek yapar mısın hem de senin üniversiten Ankara Üniversitesine gidiyor şeklinde söyledi. Bende ilk başlarda olumsuz olarak düşünmedim. ...benimle çok ayrıntılı görüşülmediği için tereddütte kaldım. İSTİŞARE ABLASI ... KOD ADLI şahısta bana N.Ö. sana bu işi anlatır. ... ile birlikte gidip onun yanında durur ne yapman gerektiğini öğrenirsin dedi. Daha sonra N.Ö. isimli şahıs bana ne yapacağımı anlattı. Eğer sen yapmaya karar verirsen ... sana gerekli sohbet dokümanlarını verir, sende ona göre yaparsın dedi. Ayrıca gittiğinde öğrencilerin çalışma evlerine bakış açılarını öğrenmeye çalışacaksın, bizim söylediğimiz şeyleri yapıp yapmayacaklarını öğrenmeye çalışacaksın dedi. Bende bunları nasıl anlayacağım dediğimde ... ile birlikte gidersen onun neler sorduğunu görür ona göre öğrenirsin seklinde söyledi. Bende stajımın ilk zamanlarında ... KOD ADLI Ö.Y. ile Aştinin karşısında yapıya ait Kız öğrenci yurduna gittik. Bu yurtta faklı farklı günlerde farklı gruplar geldi. Bu gruplar toplamda 3 yada 4 gruptu. Ben ... nın yanında oturdum. ... ilk başta öğrencilere sohbet yaptı. Öğrencilere sohbet konuları hakkında sorular sorduğunu hatırlıyorum. Sonra bu öğrencilerle birebir görüşüyordu, bu birebir görüşmelerde ben yanlarında olmuyordum. Bu görüşmeler sonrasında İSTİŞARE ABLASI ... KOD ADLI ŞAHSIN yapmış olduğu İSTİŞARE TOPLANTISINDA N.Ö., S. ve benim bulunduğum grupta ... KOD ADLI Ö.Y. ile diğerleri yapmış oldukları mezun görüşmesindeki öğrenciler hakkındaki bilgileri ayrıntılı olarak İSTİŞARE ABLASI ... KOD ADLI ŞAHSA aktarırlardı. Hangi öğrencilerin hakim savcı çalışma evlerine davet edileceğini, hangilerinin akademisyenliğe yönlendirileceğinin değerlendirilmesi yapılırdı. ... KOD ADLI Ö.Y. ile benim gitmiş olduğum mezun görüşmesine katılan gruplara kendi aralarında 5 LİK, 4 LÜK diye ayrım yapılmış. 5 lik gruplara daha çok söz dinleyen, 4 lük gruba ise 5 lik gruba nazaran daha az söz dinleyen deniliyordu. Hatta şöyle bir konuşma da geçtiğine şahit oldum. Bölgeci bize bu şahsı 4 LÜK olarak verdi veya bu şahsı 5 lik olarak verdiler biz bu şahsı 4 lük gruba geçirelim diye ayarlama yapıyorlardı. Ben ... nın haricinde birebir mezun görüşmesine katılmadım. Ancak son zamanlarda ... KOD ADLI Ö.Y. bana kendi görevini devretmek için şahıslarla birebir yapılan görüşmeyi benim yapmamı istedi. Ben birkaç kişiyle birebir görüşme yaptıktan sonra bu görüşmelerle ilgili ... KOD ADLI şahsa ayrıntılı bilgi veremeyince sen bu işi yapamayacaksın bu görevi biz başkasına verelim diye söyledi. Ben tek başıma mezun görüşmesinde görev almadım. Staj döneminin sonuna kadar da yapı içerisinde başkaca bir görevim olmadı. KASTAMONU MESLEK DÖNEMİ 2012-2014 YILLARI: 2012 yılının sonu yada 2013 yılının başlarında staj döneminde DEVRECİMİZ olan H. ben Kastamonudayken birkaç kez görüşmek maksadıyla beni Ankara ya çağırdı. Ben bu davetlerin sadece bir tanesine iştirak edebildim. Diğer iki davetlerin iptal edilmesinden dolayı gitmedim. DEVRECİMİZ H. nin beni Ankaraya çağırdığında telefonda vermiş olduğu adrese kendim gittim. Burası Yenimahalle metrosuna yakın bir yerdi. Bu evin ya evli stajer hakim adayının yada yeni atanmış evli hakimin evi olduğunu düşünüyorum. Bu eve gittiğimde DEVRECİMİZ H., S., E.B., A.N., M.K., G., Z.M. isimli şahıslar vardılar. Bu görüşmede DEVRECİMİZ H. bize hitaben uzun süredir bir araya gelemiyoruz. Bu şekilde görüşelim diye sizleri buraya çağırdım. Bizlerin meslek yaşantılarının nasıl gittiğinin şeklinde sorduktan sonra İSMİNİ VE KOD İSMİNİ HATIRLAMADIĞIM BAYAN ŞAHIS da bu eve gelerek bizlere öncesinde dini sohbet yaptıktan sonra bizlerin görev yaptığı adliyelerde yapıdan olmayan diğer hakim savcılarla aramızın nasıl olduğunu, onların nasıl meslektaş olduklarını sordu. Mesai saatlerine dikkat etmemizi, dosyalarımıza özen göstermemizi, bilmediğimiz bir konu olursa Yargıtay üyelerini arayıp sormaktan çekinmeyin, yardımcı olurlar dedi. Hatta bu toplantıda ben kendisine Ceza Hukukuyla ilgili olarak birkaç soru sorduğumu hatırlıyorum. Görüşmemiz bu şekilde sonlandı. DEVRECİMİZ H. daha sonra bu şekilde görüşecek olursak ben sizi tekrardan ararım dedi. Ben Kastamonu da görev yaparken bu tarz toplantıya sadece bir kez katıldım. Bu toplantıdan sonra DEVRECİMİZ OLAN H. diğer toplantılar için davet etti. Ancak bu toplantılar iptal olduğu için gitmedim diye hatırlıyorum. YOZGAT MESLEK DÖNEMİ 2014-2016 YILI: Ben 2014 yılında Kastamonu dan tayin olmuş olduğum Yozgat Boğazlıyan ilçesine gittim. Ben Boğazlıyan a ilk atandığım dönemde HSYK seçimleri de vardı DEVRECİMİZ H. beni Ankara ya görüşmek için çağırdı. Telefonda bana vermiş olduğu Cevizlidere semtindeki yine ilk gittiğim yer gibi yeni atanmış hakim yada stajer hakimin evi olduğunu düşünüyorum. Bu görüşmede A.S., ...N.D., DEVRECİMİZ H. vardı. Bu görüşmeye İSMİNİ VE KOD İSMİNİ BİLMEDİĞİM ERKEK ŞAHIS geldi ve bizlere ilk olarak dini bir sohbet yaptıktan sonra HSYK seçimlerinin çok önemli olduğunu bu seçime önem vermemiz gerektiğini söyledi. Adaylar daha belli olmadığı için kime oy vermemiz gerektiği hususunda bir söylemi olmadı. Ancak bizlere teker teker kimlerden samimiysek oy isteyebileceğimizi sordu. Ben kendisine kimseden oy istemeyeceğimi söyleyince bana tepki vererek öyle şey mi olur, samimi arkadaşlarını, memleketlerinde ziyaret et samimiyet kurmaya çalış şeklinde söyledi. Bu görüşmemizde bu şekilde sonlandı. Boğazlıyan da görev yaparken bahsetmiş olduğum bu toplantılara Boğazlıyan da 2014 yılı yazından 2015 yılı sonuna kadar eşimle birlikte gittik. ...Bu toplantılara erkeklerle kadınlar ayrı odalarda oturuyorlardı. Erkeklere sohbet veren İSMİNİ VE KOD İSMİNİ HATIRLAMADIĞIM SİVİL ŞAHIS tı. Bayanlara sohbet veren kişi de bu şahsın eşi olan ... KOD YADA GERÇEK İSİMLİ ŞAHIS tı. Bu toplantılar ayda bir benim evimin haricinde diğer toplantıya katılan şahısların evlerinde oluyordu. ...Bu dönemde ben ve eşim maaşımızın yanlış hatırlamıyorsam yüzde %10 unu yada %15 ini İSMİNİ VE KOD İSMİNİ HATIRLAMADIĞIM SİVİL ŞAHSA her ay burs adı altında veriyorduk. Bunu Yozgata gittiğimizde yaklaşık altı ay boyunca verdik. ...HSYK seçimleri ile ilgili olarak İSMİNİ VE KOD İSMİNİ HATIRLAMADIĞIM SİVİL ŞAHIS ilk toplantımızda seçimlerle ilgili bana kimlerden oy isteyebileceğimi sordu. Bende Ankara da vermiş olduğum cevabın aynısını hiç kimseden oy istemeyeceğimi söyleyince benim yanımdan kalkıp erkeklerin bulunduğu odaya gitti. Bu toplantı sonrasında eşimin bana söylemesi üzerine ben ve birkaç kişinin de bu şekilde oy istemeyeceğini söyleyince İSMİNİ VE KOD İSMİNİ HATIRLAMADIĞIM SİVİL ŞAHIS evdeki toplantıdan ağlayarak ayrılmıştı. Ben HSYK seçimleri ile ilgili olarak hiç kimseden oy istemedim. Bir kişiyi dahi seçim amaçlı ziyaret etmedim. ...Ayrıca daha sonraki yapılan başka bir toplantıya eşimle ben katılamamıştık. Bu toplantıda o dönemde genel seçimler vardı. Seçimlerle ilgili konuşulmuş toplantıya katılan C.K. yada H.Ö. bize seçimlerde ... nin haricinde oy vereceğimiz ilde hangi parti güçlüyse o partiye oy verilmesinin gerektiğinin konuşulduğunu söyledi. ...Ben öğrencilik dönemimden meslek hayatıma kadar yapılanmayla ilgili olarak tüm bildiklerimi avukatım huzurunda hiçbir baskı altında kalmadan hür irademle irademe etki edecek bir durumum olmadan tüm samimiyetimle anlattım.''
Bu durumda, davacının örgüt mensubu olduğuna, lise döneminde örgüte müzahir dershaneye gittiğine, üniversitede örgüt evlerinde kaldığına, sınavlara örgütün hakim-savcı sınav çalışma evlerinde hazırlandığına, örgütün mülakat ve staj evlerinde kaldığına, örgüte himmet verdiğine, katalog evlilik yaptığına, örgüt toplantılarına katıldığına ve diğer hususlara yönelik yukarıda yer verilen kendi beyanları ile tanık ifadeleri ve davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varılmıştır.
6) Dava Konusu Kararların Temel Hak ve Özgürlükler Bağlamında Değerlendirilmesi
Davacı, dava konusu kararlar ile bazı temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğini ileri sürmekle birlikte bu ihlal iddialarının özü davacının meslekten çıkarılmasına dayanmaktadır.
Bu kapsamda, davacı hakkında tesis edilen meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın, AİHS'in 8. ve Anayasa’nın 20. maddesinde yer alan "özel hayata saygı hakkı" çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Zira, AİHM tarafından dinamik bir şekilde yorumlanan ve sosyal hayattaki yansımaları kapsamında genişletilebilen "özel hayat" kavramı, eksiksiz bir tanım getirmenin mümkün olmadığı bir kavram olarak görülmekte, bu bağlamda bireylerin kişiliklerini geliştirmelerine ve mesleki yaşamlarına etki eden her durum özel hayata saygı hakkına dâhil edilmektedir. Nitekim AİHM, bireylerin genellikle iş ya da mesleki faaliyetleri sırasında dış dünya ile ilişkiler kurduklarını ve geliştirdiklerini belirterek ve bireyin iş hayatı ile özel hayatını birbirinden ayırmanın güçlüğünün altını çizerek, mesleki faaliyetlerin de özel hayata saygı hakkı kapsamında olduğunu belirtmiştir (Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88, 16/12/1992, § 29). AİHM’e göre özel hayat, bir bireyin başka bireylerle, mesleki ve iş ilişkileri de dâhil olmak üzere, ilişki kurma ve geliştirme hakkını kapsamaktadır (C./Belçika, B. No: 21794/93, 07/08/1996, § 25).
Dava konusu edilen kararlar, davacının meslek yaşamının sona ermesi sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle söz konusu kararlar özel hayata saygı hakkı üzerindeki sonuçları itibarıyla AİHS'in 8. ve Anayasa’nın 20. maddeleri ile güvence altına alınan özel hayata saygı hakkına yönelik bir müdahale oluşturmaktadır.
AİHS'in 8. maddesinin ikinci fıkrasına göre özel hayata saygı hakkının kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi ancak "kanunla öngörülmüş olma", aynı maddede sayılan "meşru amaçlardan birini gerçekleştirmeye yönelik olma" ve "demokratik bir toplumda gerekli olma" ölçütlerini karşılama şartıyla mümkündür. Anayasa'nın 20. maddesinin 13. maddesi ile birlikte değerlendirilmesi sonucunda ise özel hayata saygı hakkına müdahale edilebilmesi için müdahalenin "şekli anlamda belirli ve öngörülebilir bir kanuni dayanağının bulunması", "anayasal meşru bir amaca ulaşmaya yönelik olması" ve "demokratik toplum düzeninin gerekleri ile ölçülülük ilkesine uygun olması" gerekmektedir.
Dolayısıyla dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığı hususunun, AİHS ve Anayasa bağlamında, kanunilik, meşru amaç ve demokratik bir toplumda gerekli olma ile ölçülülük ilkeleri doğrultusunda irdelenmesi gerekmektedir.
Ayrıca, demokratik toplum düzenini tehdit eden olağanüstü hâlin varlığı hâlinde AİHS'in 8/2 ve Anayasa'nın 13. maddesinde bir temel hak ve özgürlüğe kamusal makamlar tarafından müdahale edilebilme şartlarını ortaya koyan güvencelere aykırı tedbirlerin alınması ya da bu güvencelerin daha düşük standartta sağlanabilmesi söz konusu olabilmektedir. Böyle bir durum gerçekleştiği takdirde AİHS'in 15. ve Anayasa'nın 15. maddeleri uygulanabilir hâle gelmektedir.
AİHS'in 15. maddesinin birinci fıkrasında, savaş veya ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike hâlinde sözleşmeci devletlerin durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan ... başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla bu sözleşmede öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği belirtilmiş; ikinci fıkrasında ise bu hâllerde dahi AİHS'te öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirlerin alınamayacağı hak ve özgürlükler sayılmıştır.
Bu doğrultuda Anayasa'nın 15. maddesinde de olağanüstü hâllerde, milletlerarası hukuktan ... yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulabileceği veya bunlar için Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabileceği belirtilmiştir. Anılan maddenin ikinci fıkrasında ise Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirlerin alınamayacağı hak ve özgürlükler sayılmıştır.
Dava konusu kararlar, davalı idare tarafından, 667 sayılı KHK’nın 3. maddesi uyarınca tesis edilmiştir. Anılan KHK, 6749 sayılı Kanun'la TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmiş ve 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Sonuç olarak davacı hakkında dava konusu kararların tesis edildiği tarih itibarıyla bu kararlara dayanak KHK'nın yürürlükte olduğu ve öngörülen anayasal usul dâhilinde daha sonra kanunlaştığı görülmektedir. Bu nedenle özel hayata saygı hakkına müdahale niteliği taşıyan dava konusu kararlar, öngörülebilir ve belirli bir kanun hükmü uyarınca tesis edilmiş olup müdahale kanunilik şartını taşımaktadır.
Zira dava konusu kararlara gerekçe olarak gösterilen irtibat ve iltisak kavramları yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında yapılan değerlendirmede, terör örgütleriyle irtibatlı ve iltisaklı olma durumu farklı şekillerde ortaya çıkabileceğinden bunların kanun koyucu tarafından önceden belirlenmesi ve kanunda tek tek sayılması zorunluluğundan söz edilemeyeceği ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesine göre irtibat ve iltisak kavramları genel kavram niteliğinde olmakla birlikte, bu kavramların belirsiz ve öngörülemez nitelikte olduğunu söylemek mümkün olmadığından, hukuki nitelikleri ve objektif anlamları yargı içtihatlarıyla belirlenebilecektir.
AİHS'in 8. maddesinin ikinci fıkrasında özel hayata saygı hakkının kullanılmasına ulusal güvenlik ve kamu güvenliğinin sağlanması amacıyla müdahale edilebileceği öngörülmüştür. Anayasa'nın 20. maddesinin birinci fıkrasında ise özel bir sınırlama nedeni öngörülmemiştir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre özel sınırlama nedeni öngörülmemiş olan hakların dahi hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunmaktadır. Ayrıca Anayasa'nın diğer maddelerinde yer alan kurallara dayanılarak da bu hakların sınırlanması mümkün olabilmektedir. Anayasa'nın 5. maddesinde Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak Devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır (AYM, E.2014/87, K.2015/112, 08/12/2015, § 7; Sevim Akat Eşki, B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 33). Dava konusu kararlar, FETÖ ile üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibatı bulunan ilgililer hakkında ülkenin içinde bulunduğu tehdit ve kamu düzeninin bozulması ihtimali doğduğundan ivedi şekilde karar alma zorunluluğu nedeniyle ve millî güvenliğin, kamu düzeninin ve başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla tesis edilmiştir. Bu nedenle FETÖ ile iltisak ve irtibatı olan ve dava konusu kararların tesis edildiği tarih itibarıyla kamu gücünün güçlü bir tezahürü niteliğinde yargı yetkisi kullanan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale meşru bir amaca dayanmaktadır.
Dava konusu kararlar ile davacının özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale, zorlayıcı bir toplumsal gereksinim olarak ortaya çıkmıştır. Nitekim 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan darbe teşebbüsü nedeniyle “ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlike”nin bulunduğu açıktır (Alparslan Altan/Türkiye, B. No: 12778/17, 16/04/2019, §§ 71-75). Bu tehlike, ulusun ve Devlet teşkilatının varlığı için tehdit teşkil eden, kamu düzenini etkileyen, olağandışı bir kriz niteliğindedir. Bununla birlikte darbe teşebbüsünün faili olan FETÖ'nün, yukarıda belirtildiği üzere atipik ve kendine özgü niteliği göz önüne alındığında, bu tehlikeye karşı alınan ve davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren dava konusu tedbirin de yaşanan özellikli durumun ortaya çıkardığı zorunluluktan ve bu durumun faili olan örgütün Devleti ele geçirmeyi amaç edinen niteliğinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle anılan olağanüstü koşullar altında ve olağan demokratik düzene geri dönebilmek amacıyla söz konusu terör örgütü ile iltisak ve irtibatı bulunan davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren tedbirin demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği açıktır.
Türkiye Cumhuriyeti tarafından 23/07/2016 tarihinde Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte AİHS’in 15. maddesinde öngörüldüğü şekliyle Sözleşme’den ... yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği kaydıyla derogasyon bildiriminde bulunularak milletlerarası hukuktan ... yükümlülük yerine getirilmiştir.
AİHS'in 15. maddesi ile uygulama alanı bulan, "ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikenin varlığı" hâlinde söz konusu tehlikeyi bertaraf etmek için ne yapmak gerektiğini takdir ve tayin etmek ulusun yaşamından sorumlu devlete aittir. İçinde bulunulan durumun kendine mahsus özellikleri nedeniyle bu özellikli durumu değerlendirmek hususunda, söz konusu tehlikeyi bertaraf edecek devletin, uygulayacağı tedbirler bakımından, olağan dönemdekinden çok daha geniş bir takdir marjına sahip olduğunu kabul etmek gerekmektedir (İrlanda/İngiltere [GK] B. No: 5310/71, 18/1/1978, § 207).
Dava konusu kararların müdahalede bulunduğu özel hayata saygı hakkının AİHS'in 15. maddesinin ikinci fıkrası ile Anayasa'nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında yer verilen ve olağanüstü hâllerde dahi AİHS ve Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınamayacağı belirtilen haklardan olmadığı açıktır.
Bu durumda, demokratik kurumlara ve demokratik toplum düzeninin bizatihi kendisine karşı yapılan darbe teşebbüsü sonrasında, bahse konu teşebbüsün faili olan FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle hakkında tesis edilen dava konusu kararlar ile yargı mensubu olarak görev yapması nedeniyle üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan davacının, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşılmıştır.
7) Sonuç olarak
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerekmektedir.
D) KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2.Davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tazmini istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3. Davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın açılışı sırasında tahsil edilmeyen ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına,
4.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 30/03/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2017/5823
Karar No : 2021/833
**DAVACI:** …
**DAVALI:** … Kurulu / …
**VEKİLİ:** Av. …
DAVANIN KONUSU: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI: Dava konusu kararların, soruşturma yapılmadan ve savunma hakkı tanınmadan tesis edildiği, somut herhangi bir delil ve gerekçe ortaya konulmaksızın varsayıma dayalı iddialarla meslekten çıkarılmasına karar verildiği, hiçbir terör örgütüyle irtibatının ve iltisakının bulunmadığı, davalı idarece delil olarak sunulan bilgi ve belgelerin tamamının ihraç kararının kesinleşmesinden sonra ortaya çıktığı, adil yargılanma hakkının, isnadı öğrenme hakkının, masumiyet karinesinin, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin, suç ve cezaların şahsiliği ilkesinin, kamu hizmetine girme hakkının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6/1., 6/2. ve 8. maddelerinin, Anayasa'nın 20., 36., 38/4., 70. ve 159/10. maddelerinin ihlal edildiği ileri sürülerek hukuka aykırı oldukları iddia edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI: Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararların amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Yasa'nın 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen kararlar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ: Dava, davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun ile kanunlaşan) 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı ile yine anılan Kurulun ... tarih ve ... sayılı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın iptali ve mahrum kalınan parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesi istemiyle açılmıştır.
Anayasanın 138. Maddesinde, "Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.", 139. maddesinde, "Hakimler ve savcılar azlolunamaz.... Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.", 140. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Hakim ve savcıların nitelikleri, atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlarından dolayı soruşturma yapılması ve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ve meslek içi eğitimleri ile diğer özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.", Hakimler ve Savcılar Kurulu başlıklı 159. maddesinin 8. fıkrasında, "Kurul, ... meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir.", bu maddenin 10. fıkrasında ise, "Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz." hükümlerine yer verilmiştir.
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hakimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" başlıklı 53. maddesinde, " Hakim ve savcıların: a) Bu Kanun hükümlerine göre meslekten çıkarılmaları veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilmesi, b) Haklarında soruşturma ve kovuşturma bulunması halleri hariç olmak üzere, mesleğe alınma koşullarından herhangi birini taşımadıklarının sonradan anlaşılması, c) Görevdeyken, 8 inci maddenin (a), (d) ve (g) bentlerinde yazılı niteliklerden herhangi birini kaybetmeleri, d) Meslekten çekilmeleri veya çekilmiş sayılmaları, e) İstek, yaş haddi veya malullük nedenlerinden biriyle emekliye ayrılmaları, f) Ölümleri, hallerinde görevleri sona erer." hükmü yer almıştır.
6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu'nun "Kurulun görevleri" başlıklı 4. maddesinin; hakim ve savcılarla ilgili olarak (b) fıkrasının 6. bendinde, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, 7. bendinde, disiplin cezası verme, 8. bendinde de görevden uzaklaştırma işlemlerini yapmak Kurulun görevleri arasında sayılmış, "Genel Kurulun Oluşumu ve Görevleri" başlıklı 7. maddesinin 2. fıkranın (ı) bendinde de, 4. maddenin anılan bentlerindeki düzenlemelere Genel Kurulun görevleri arasında yer verilmiş, 33. maddesinde ise, Genel Kurulun veya dairelerin, meslekten çıkarma cezasına ilişkin kesinleşmiş kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulabileceği, diğer kararlarının yargı denetimi dışında olduğu, meslekten çıkarma kararlarına karşı açılan iptal davalarının ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'da görüleceği hükme bağlanmıştır.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu'nun 23 Nisan 2003 tarihli oturumunda kabul edilen ve Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararı ile benimsenmiş bulunan Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde de, bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmış, hâkimlerin herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, kendi vicdani kanaatleriyle, bağımsız hareket etmek suretiyle yargı görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getirmek zorunda oldukları; mahkeme içinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olmaları gerektiği; davranışlarının makul bir kişinin gözünde tasvip edilir boyutta ve hâl ve davranış tarzlarının, insanların yargının doğruluğuna ilişkin inancını kuvvetlendirici nitelikte olması gerektiği; yalnızca adaleti sağlamakla kalmamaları, bu görüntüyü de yansıtmak zorunda oldukları; sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları özgürce ve kendi iradeleriyle kabul etmek durumunda oldukları, ailelerinin, sosyal ilişkilerinin veya diğer ilişkilerinin, hâkim olarak meslekî davranışlarını veya kararlarını uygunsuz bir şekilde etkilemesine izin vermemeleri gerektiği; yargı görevinin yerine getirilmesinde herhangi bir kimsenin kendilerini uygunsuz bir şekilde etkileyebileceği izlenimine yol açmamaları ve başkalarının böyle bir izlenime yol açmasına müsaade etmemeleri gerektiği; özetle, hâkimlerin yargı vazifesini yerine getirilirken mesleğin vakar ve onuruna uygun davranmaları gerektiği belirtilmiştir.
15.7.2016 günü başlatılan darbe girişimi üzerine; kamu düzeni ve güvenliği açısından Anayasa’nın 120. maddesi ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde; Milli Güvenlik Kurulunun Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi yönündeki 20.7.2016 tarihli ve 498 sayılı tavsiye kararı üzerine, toplanan Bakanlar Kurulu'nca ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş, bu karar Türkiye Büyük Millet Meclisinde onaylanarak 21.7.2016 tarihli ve 29777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca Bakanlar Kurulunca 22.7.2016 tarihinde kararlaştırılan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname 23.7.2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulmuş, "Yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlara ilişkin tedbirler" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasında, "Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun salt çoğunluğunca; Yargıtay daire başkanı ve üyeleri hakkında Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunca; Danıştay daire başkanı ve üyeleri hakkında Danıştay Başkanlık Kurulunca; hâkim ve savcılar hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunca ve Sayıştay meslek mensupları hakkında Sayıştay Başkanının başkanlığında, başkan yardımcıları ile Sayıştay Başkanı tarafından belirlenecek bir daire başkanı ve bir üyeden oluşan komisyonca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir." şeklinde düzenleme yapılmış ve bu Kanun Hükmünde Kararname, 29.10.2016 tarih ve 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun ile kanunlaşmıştır.
7075 sayılı Kanun ile kanunlaşan ve 23.1.2017 tarih ve 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında 685 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 11'inci maddesiyle, 22.7.2016 tarih ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 18.10.2016 tarih ve 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilenlerin, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'a dava açabileceği hükmü getirilmiştir.
Davaya konu Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, ilgililerin mesleğe kabulleri ile başlayan, eğitim merkezi ve Türkiye Adalet Akademisindeki faaliyetleri, hizmet içi eğitim ve yabancı dil eğitimlerine katılımlarına, yurtdışına gönderilmelerine, özel yetkili savcılıklara veya mahkemelere yahut idari görevlere atanmalarına ilişkin bilgiler ile bu görevlendirmelerde ve yine bir ...h olarak kullanılan özel yetkili mahkemelere hâkim veya unvanlı olarak, Teftiş Kurulu Başkanlığına, başkan, başkan yardımcısı veya müfettiş olarak, idari kurumlara tetkik hâkimi, daire başkanı veya yardımcısı, genel müdür veya yardımcısı v.s. şeklinde yapılan atamalarda dikkate alınan kriterler, özlük dosyalarındaki bilgi ve belgeler, sosyal medya hesaplarındaki paylaşımları, ilgililer hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna intikal eden şikâyet, ihbar, inceleme ve soruşturma dosyaları ile bu dosyalar hakkında verilen kararlar, mahallinde yapılan araştırmalar, FETÖ/PDY terör örgütü ile ilintili dosyalarda görev alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının bu dosyalarda yapmış oldukları işlemler ve verdikleri kararlar, örgüt mensuplarının haberleşme için kullandıkları şifreli programlarda yer alan kayıtlar, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun FETÖ/PDY mensubu oldukları Emniyet Genel Müdürlüğü terörle mücadele birimlerince düzenlenen raporlarla sabit olan örgüt üyeleri hakkında tayin ettiği disiplin cezaları ve muhalefet şerhleri, sosyal çevre bilgileri, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından temin edilen bilgi ile belgeler, ilgililer hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmanın niteliği ve isnat edilen suçlamalar ile gözaltı ve tutuklama kararları, soruşturma kapsamında ifadelerine başvurulan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının ifade ve sorgu tutanakları, itirafçıların beyanları birlikte dikkate alınarak, ekli listede yer alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının 667 sayılı KHK’nın 3 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında FETÖ/PDY örgütü ile iltisak ve irtibatlarının olduğu sabit görüldüğünden, adı geçenlerin, 667 sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3 üncü maddesi uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve ayrı ayrı olmak üzere meslekten çıkarılmalarına karar verilmiştir.
667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 3. maddesinde, yargı mensuplarının meslekten çıkarılmasının gerekçesi olarak, Anayasa'ya, kanunlara ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermekle yükümlü olan yargı mensuplarının bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleriyle hiçbir biçimde bağdaşmayacak yapılanmaların içine girmeleri ile örgüt hiyerarşisi içerisinde ve ideolojik bağlılıkla hareket etmelerinin, Anayasal bir hak olan adil yargılanma hakkının önündeki en büyük engel olduğu ve nihayetinde yargıya olan güvene zarar verdiği ifade edilmiştir. 6749 sayılı Kanun ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin “Yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlara ilişkin tedbirler” başlıklı 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında, genel olarak “terör örgütlerine” veya “Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplar”dan söz edilmekle birlikte, 667 sayılı KHK’nın genel gerekçesi ile madde gerekçesinde “FETÖ/PDY” maddede sayılan “terör örgütü, yapı, oluşum veya gruplar” arasında belirtilmiş ve anılan maddeye göre meslekten çıkarma tedbirinin uygulanabilmesi için sözkonusu bağın yapıya, oluşuma veya gruba üyelik veya mensubiyet şeklinde olması zorunlu olmayıp irtibat ya da iltisak şeklinde olması da yeterli görülmüştür.
Her ne kadar dava konusu meslekten çıkarma kararı öncesinde savunma alınması adil yargılanma hakkının sağladığı usule ilişkin güvencelere aykırılık oluşturabilecek ise de; adil yargılanma hakkı yargılamanın bütünü anlamında bir incelemeyi gerekli kıldığından daha önceki bir safhada savunma alınma yoluna gidilmemesi şeklinde gerçekleşmiş bir eksikliğin yargılama süreci içinde giderilmesinin mümkün olması, diğer taraftan olağanüstü hâli gerekli kılan durum ve 667 sayılı KHK’nın amacı ile 3. ve 4. maddelerinde yargı mensupları ile kamu görevlilerine ilişkin düzenlenen tedbirlerin kapsamı ve içeriği dikkate alındığında, 667 sayılı KHK'de öngörülen meslekten veya kamu görevinden çıkarmanın; adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen diğer yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan, geçici olmayan ve nihai sonuç doğuran “olağanüstü tedbir” niteliği taşıması ve davaya konu kararın, disiplin hukukuna ilişkin hükümlerin uygulanmasını gerektiren meslekten çıkarma cezası niteliğinde bulunmaması karşısında bu husus dava konusu işlemin iptalini gerektirir nitelik taşımamaktadır.
Anayasa'ya, kanunlara ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm vermekle yükümlü olan yargı mensuplarının, bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleriyle hiçbir biçimde bağdaşmayacak yapılanmaların içine girerek örgüt hiyerarşisi altında ideolojik bağlılıkla hareket etmeleri, Anayasal bir hak olan adil yargılanma hakkının önünde en büyük engel olduğu gibi toplum nazarında yargıya olan güvene zarar vermesi kaçınılmazdır. Dolayısıyla, adaletin icrasında görev yapan yargı mensuplarının taraflılık veya iltimas görüntüsüne yol açabilecek durumlardan kaçınması mesleki bir zaruret olup toplum nazarında da yargıya güvenin sağlanmasının bir gereğidir.
Dosyanın içeriğindeki bilgi ve belgelerin ve tanık ifadelerinin incelenmesinden, ayrıca davacı hakkında ...hlı terör örgütüne (FETÖ/PDY) üye olma suçuyla açılan kamu davasında, ... Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılamada verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla; suçu sabit görülerek 3 Yıl 9 Ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmedildiği dikkate alındığında, davacının FETÖ/PDY örgütü ile iltisak ve irtibatının olduğu anlaşıldığından davaya konu Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararının, davacıyla ilgili kısmında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Öte yandan, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmaması nedeniyle davacının parasal ve özlük haklarının ödenmesi talebinin yasal dayanağı da bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ
1) Genel Olarak
Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk ...hlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti tarafından Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte başlayan süreçte, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)’nin 15. maddesinde görüldüğü şekliyle Sözleşme’den ... yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği belirtilerek derogasyon bildiriminde bulunulmuştur.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (685 sayılı KHK) ile 667 sayılı KHK'nın ilgili maddesi uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen hâkim ve savcıların, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda dava açabilecekleri düzenlenmiştir. 685 sayılı KHK, 01/02/2018 tarihli ve 7075 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, anılan Kanun 08/03/2018 tarih ve 30354 sayılı (mükerrer) Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Kadriye Çatal/Türkiye (B. No: 2873/17, 07/03/2017) kararında, haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen yargı mensupları için doğrudan Danıştayda iptal davası açma imkânının tanındığını belirterek Kadriye Çatal tarafından yapılan başvuruyu iç hukuk yollarının tüketilmemiş olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulmuştur.
2) Davacıya İlişkin Süreç
... tarih ve ... sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından ... tarih ve ... sayılı kararla reddedilmiştir.
Davacı tarafından meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
Diğer yandan, UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda, davacı hakkında ...hlı terör örgütüne üyelik suçundan ceza davası açıldığı ve ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiği anlaşılmıştır.
B) İLGİLİ MEVZUAT
1) Anayasa
Anayasa’nın Başlangıç kısmında, Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu Millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasa'da gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı belirtilmiş ve 176. maddesinde de Anayasa'nın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten başlangıç kısmının, Anayasa metnine dâhil olduğu kuralı getirilmiştir.
Anayasa'nın 5. maddesi: "Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."
Anayasa’nın 6. maddesi: “Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.
Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.
Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.”
Anayasa’nın 9. maddesi: "Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır."
Anayasa’nın 13. maddesi: “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
Anayasa’nın 14. maddesi: “Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.
Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz...”
Anayasa’nın dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi: "Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan ... yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrası: “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”
Anayasa’nın 36. maddesi: "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz."
Anayasa’nın 138. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.”
Anayasa’nın 139. maddesi: “Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz.
Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.”
Anayasa’nın 140. maddesinin ikinci fıkrası: “Hâkimler, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre görev ifa ederler.”
Anayasa’nın 159. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler ve Savcılar Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar.”
Aynı maddenin sekizinci fıkrası: “Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar...”
2) AİHS
AİHS'in 6. maddesinin birinci fıkrası: "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir. Ancak, demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına, küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veyahut, aleniyetin adil yargılamaya zarar verebileceği kimi özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak değerlendirildiği ölçüde, duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve dinleyicilere kapatılabilir."
AİHS'in 8. maddesi: “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”
AİHS'in 15. maddesi: "Savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike halinde her Yüksek Sözleşmeci Taraf, durumun kesinlikle gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan ... başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla, bu Sözleşme’de öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabilir.
Yukarıdaki hüküm, meşru savaş fiilleri sonucunda meydana gelen ölüm hali dışında 2. maddeye, 3. ve 4. maddeler (fıkra 1) ile 7. maddeye aykırı tedbirlere cevaz vermez.
Aykırı tedbirler alma hakkını kullanan her Yüksek Sözleşmeci Taraf, alınan tedbirler ve bunları gerektiren nedenler hakkında Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne tam bilgi verir. Bu Yüksek Sözleşmeci Taraf, sözü geçen tedbirlerin yürürlükten kalktığı ve Sözleşme hükümlerinin tekrar tamamen geçerli olduğu tarihi de Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne bildirir."
3) Kanun
667 sayılı KHK'nın değiştirilerek kabul edilmesine dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrası: “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen …hâkim ve savcılar hakkında hâkimler ve savcılar yüksek kurulu genel kurulunca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir. Bu kararlar, Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Meslekten çıkarma kararlarına karşı ilgili kanunlarda yer alan hükümler uyarınca itiraz edilmesi veya yeniden inceleme talebinde bulunulması üzerine verilen kararlar da Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Görevden uzaklaştırılanlar veya görevlerine son verilenlerin ...h ruhsatları ve pasaportları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından on beş gün içinde tahliye edilir.”
Üçüncü fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler hakkında da 4 üncü maddenin ikinci fıkrası hükümleri uygulanır.”
Aynı Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bu fıkrada sayılan görevleri yürütmekle birlikte kamu görevlisi sıfatını taşımayanlar hakkında da bu fıkra hükümleri uygulanır...”
4) Etik İlkeler
Hâkimler ve savcılar Anayasa ve kanunlarla kendilerine verilen görev ve yetkileri, yazılı olsun ya da olmasın evrensel anlamda hâkim ve savcıları bağladığı hususunda kuşku bulunmayan etik kurallara tabi olarak yerine getirmelidirler.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilmiş ve Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünce tüm hâkim ve savcılara genelge olarak duyurulmuş olan "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri"nde bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmıştır. Yine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 10/10/2006 tarih ve 424 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilerek Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından tüm hâkim ve savcılara duyurulan Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri” de Bangalor İlkeleri ile benzer ilkeleri içermektedir.
Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde hâkimin; herhangi bir yerden herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, olaylara ilişkin kendi değerlendirmesine dayanarak ve hukuka dair kendi vicdani anlayışı ile uygun biçimde yargı işlevini bağımsız olarak yerine getirmesi; mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olması; sürekli kamu gözetiminin öznesi durumunda olan hâkimin, sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumunda olduğu ve bunu özgürce ve kendi iradesiyle yapması, özellikle yargı vazifesinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranması; diğer vatandaşlar gibi ifade, inanç, dernek kurma ve toplanma özgürlüğüne sahip olduğu ancak bu hakların kullanılmasında, yargı mesleğinin onurunu, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını koruyacak şekilde davranması gerektiği hususları belirtilmiştir.
C) İNCELEME VE GEREKÇE
1) Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç
AİHS'in 15. maddesinde; savaş veya ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike hâlinde devletlerin, durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan ... başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla AİHS'te öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği belirtilmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu tarafından yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararlar tesis edilirken ilgililere haklarındaki tespitler bildirilmek suretiyle karşı beyanda bulunma imkânı tanınmamış ise de AİHS'in 15. maddesi hükmü uyarınca ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde durumun gerektirdiği ölçüde kabul edilebilecek nitelikte olan bu hususun, yargılama aşamasında, hakkındaki tespitler bildirilerek ilgililerin bu tespitlere karşı beyanlarının alınması suretiyle giderilmesinin mümkün olduğu değerlendirilmiştir.
Nitekim AİHM'e göre karar alma veya yargılama sürecinde daha alt aşamalarda yaşanan bazı usule ilişkin eksikliklerin sonraki aşamalarda telafi edilebilmesi mümkündür (Helle/Finlandiya, B. No: 20772/92, 19/12/1997, § 45; Monnell ve Morris/Birleşik Krallık, B. No: 9562/81, 9818/82, 2/3/1987, §§ 55-70).
Bu kapsamda, davalı idare tarafından dava konusu kararların gerekçesi olarak yargılama safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilmiş ve bu bilgi ve belgelere karşı etkin bir şekilde beyanda bulunma imkânı tanınmıştır.
Öte yandan hakkaniyete uygun yargılama hakkına ilişkin güvencelerin (...hların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla Dairemizce görülmekte olan bu davalarda usul kuralları oldukça geniş yorumlanmıştır.
Dava konusu kararlara karşı dava açma süresi, yargı yolunun açıldığı 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı KHK'nın yayımı tarihinden itibaren değil anılan KHK’nın TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmesine dair 7075 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 08/03/2018 tarihinden itibaren başlatılmıştır.
Davacıların adli yardım talepleri, "yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimselerin taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması" şartının herhangi bir bilgi veya belgeyle (örneğin fakirlik ilmuhaberi) desteklenmesi beklenmeksizin kabul edilmiştir.
Bu kapsamda davacının adli yardım istemi, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile kabul edilmiştir. Bu karar, hüküm kesinleşinceye kadar devam ettiğinden Dairemizce adli yardım talebine ilişkin ayrıca bir karar alınmamıştır.
Duruşmalı dosyalarda, tedavi kurumlarında veya ceza infaz kurumlarında bulunan ve mazeretleri nedeniyle duruşmalara katılamayacak olan davacıların duruşmalara kolaylıkla katılabilmeleri, yargılamanın en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması için Ses ve Görüntü Bilişim Sisteminden (SEGBİS) yararlanma imkânı sağlanmıştır.
06/01/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tebligat ve cevap verme" kenar başlıklı 16. maddesinde; dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneği davalıya, davalının vereceği savunmanın davacıya, davacının ikinci dilekçesinin davalıya, davalının vereceği ikinci savunmanın da davacıya tebliğ edileceği düzenlenmiştir. Davalının ikinci savunmasında davacının cevaplandırmasını gerektiren hususların bulunması hâli dışında, davalının ikinci savunmasına karşı davacının cevap veremeyeceği, tarafların otuz günlük cevap verme süresinin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemeyecekleri kurala bağlanmıştır. Bununla birlikte davalı idarenin ek beyan dilekçelerinde veyahut Danıştay savcı düşüncesine cevap dilekçelerinde dosyaya sunulan bilgi ve belgeler, davacıya tebliğ edilmiş ve dava dosyasına sunulan yeni bilgi ve belgelere karşı beyanlarını sunma imkânı sağlanmıştır.
Bu kapsamda, 21/05/2020 tarihli ara kararımızla, davalı idarenin 14/11/2018 tarihli ikinci savunmasında davacının cevap vermesini gerektiren hususlar bulunduğu bildirilerek, 03/12/2018 tarihinde tebliğ edilen ikinci savunma dilekçesi ve ekinde yer alan bilgi ve belgelere ilişkin beyanlarını sunabilmesi için davacıya on gün süre verilmiştir.
Aynı maddede, haklı sebeplerin bulunması hâlinde, taraflardan birinin isteği üzerine otuz günü geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere otuz günlük cevap verme süresinin uzatılabileceği belirtilmiştir. Dairemizce talep edilmesi hâlinde taraflara otuz günü geçmemek üzere ek süre verilmiştir.
Bununla birlikte, AİHS’in ‘’Adil Yargılanma Hakkı’’ başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili davasını makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahip olduğu düzenlemesi yer almıştır. Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi de makul sürede yargılanma hakkını Anayasanın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının bir parçası olarak görmüştür (Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 43). Anayasanın 141. maddesinin son fıkrasında da davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevleri arasında sayılmıştır.
AİHM kararları incelendiğinde; mahkemenin bir yargılamanın süresinin makul olup olmadığını incelerken her davanın kendi somut durumunu gözettiği ve davanın karmaşıklığı, başvuranların ve yetkili makamların yargılama sürecindeki davranışları ile ilgililer için davanın konusunun arz ettiği önem gibi kriterleri dikkate aldığı görülmüştür (Frydlender / Fransa, B. No: 30979/96, 27/6/2000, § 43, Yılmaz / Türkiye, B. No: 36607/06, 04/06/2019, §§ 32). Aynı şekilde Anayasa Mahkemesi de makul süre yönünden yaptığı incelemelerde, davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususları, bir davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterler olarak belirlemiştir (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13, 02/07/2013, § 41-45, Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 46).
Bu kapsamda; yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılması kararlarına karşı ilgililer tarafından genellikle işlem tesisinden sonra bu işlemlere karşı yargı yolu açık olmadığı halde altmış günlük dava açma süresi içinde Ankara İdare Mahkemelerinde ya da doğrudan Danıştay'da davalar açılmış ise de anılan işlemlere karşı ancak 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı KHK'nın yayımı tarihinden itibaren Danıştay'da yargı yolunun açılmış olduğu anılan KHK ile kabul edildiğinden, bu davaların esastan incelenmesine Dairemiz tarafından bu tarihten itibaren başlanmıştır.
Bununla birlikte yukarıda aktarıldığı üzere gerek ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde olağanüstü şartlar altında tesis olunan işlemler nedeniyle açılan bu davaların karmaşık yapısına, gerekse hakkaniyete uygun yargılanma hakkına ilişkin güvencelerin (...hların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla davalı idare tarafından dava konusu kararların gerekçesi olarak yargılamanın her safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgelerin davacıya tebliğ edilmesi ya da davalı idarenin ikinci cevap dilekçesine karşı davacı tarafa ek süre verilerek cevap hakkı tanınması gibi geniş usuli uygulamalara rağmen bakılmakta olan bu dava mümkün olan en kısa süre içinde Dairemiz tarafından sonuçlandırılmıştır.
2) FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir.
1970’li yıllardan itibaren özellikle, mülkiye, adliye, emniyet, millî eğitim ve TSK içerisinde kadrolaşmaya giden FETÖ liderinin vaaz, röportaj ve kitaplarında bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında da yer alan “Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”, "Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!", “Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. …bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. …sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”, “Bir gün bana Ankara’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak” şeklindeki sözleri bu suigeneris örgütün, Devleti ele geçirme gayretlerinin somut talimatları olarak ortaya çıkmıştır.
Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/06/2018 tarih ve E:2016/238, K:2018/128 sayılı kararında ise FETÖ'nün yargı yapılanmasına ilişkin şu tespitlere yer verilmiştir:
"Örgütün hakim, savcı yapılanması bölgelere ayrılmış olup ...bölgelerden sorumlu kişilere bölge abisi veya bölge ablası denilmektedir. Her bölgenin 8-10 evi kapsadığı, örgüt mensupları arasında farklı sohbet grupları ve bu gruplardan sorumlu örgüt imamı bulunmaktadır. ...Örgüt üyesi hakim, savcıların sicil numaralarına veya mesleğe başlama aşamasında, adalet akademisindeki dönemlerine göre ayrı ayrı devre ve sicil numarası içerisinde gruplandırmaların yapıldığı, T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde belirli sicil aralıklarını kapsayan hakim, savcıların gruplandırılarak taşra ve devre yapılanması oluşturulmuştur. Her grupta kendi içerisinde hakim, savcı sayılarına göre 3-5 kişilik sohbet gruplarına ayrılmıştır. ...Örgüt tarafından örgüt üyesi ile yapılan görüşme sonrasında hakim, savcı olması kararlaştırılan örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmak üzere örgüte ait Ankara’daki örgüt evlerinde sınava çalıştırılır. Bu örgüt evinin masraflarının örgüt tarafından karşılandığı ve sınava çalıştırılacak kişiler dışında başka kimsenin bu evlere giremediği anlaşılmıştır. Bu örgüt evlerinde hakimlik, savcılık sınavına girecek örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmakta olup deneme sınavlarının yapıldığı ayrıca sınav sorularının örgüt tarafından yasal olmayan yollardan ele geçirilip bu evlerde sınavdan bir kaç gün önce örgüt mensubu abi veya ablalar tarafından örgüt üyelerine verilmiştir. Örgüt üyelerine cevapları işaretlenmiş soru kitapçıkları verilerek bunları ezberlemelerinin sağlandığı, bu şekilde örgüt üyelerinin sınavları kazanmalarının sağlandığı anlaşılmıştır. Yazılı sınavı kazanan örgüt üyeleri murakıplarca tekrar eve çağrılarak mülakat için hazırlanmakta mülakatta nasıl davranacaklarının öğretilmektedir. Ayrıca örgüt tarafından kendilerine referans bulunacağı veya kendilerinin referans bulmaları söylenmektedir. Mülakat sınavını kazanan ve hakim, savcı adayı olan örgüt üyeleri mülakattan sonra tekrar murakıplar tarafından örgüt evlerine çağrılarak staj aşamasında hangi evde kalacakları, ev sorumlularının kim olacağı anlatılarak, bu şekilde staja başlayan örgüt üyesinin staj döneminde de örgüt tarafından takibi yapılmaktadır. Staj aşamasında örgüt üyelerinin deşifre olmamaları için beşer kişilik gruplar halinde, masrafı örgüt tarafından karşılanan ev tutmaları sağlanmaktadır. Her ev için bir sorumlu tayin edilmektedir. Adaylık sürecini tamamlayıp ataması yapılan örgüt üyesi hakim, savcıların örgüt tarafından takibine devam edildiği, sürekli irtibat kurularak bunların örgüte bağlılıkları sağlanmaktadır. Ataması yapılan örgüt mensubu hakim, savcının ilk maaşlarının tamamı örgüt tarafından alınmaktadır. Daha sonraki aylarda ise bekarlardan %15, evlilerden %10, en az 3 çocuğu olanlardan ise %5 oranında himmet toplanmaktadır. Bekar olan örgüt mensubu hakim, savcıların örgüt için önemli stratejik kurumlarda görevli örgüt üyeleri ile veya aynı meslekteki örgüt üyeleri ile evlenmelerinin teşvik edildiği ve katalog evlilikler yaptırıldığı anlaşılmıştır...
Örgüt tarafından hakim, savcılara yönelik adaylık dahil tüm süreçlerde yabancı dil, yüksek lisans, doktora eğitimi, yurt dışı gezileri, mesleki ve kişisel programlar düzenlenmek suretiyle örgüt üyesi hakim, savcılar emsallerine göre daha donanımlı hale getirilmektedir. Örgüt mensupları hak etmedikleri halde yurt içi ve yurt dışı yüksek lisans ve doktora programlarına yerleştirilmişlerdir...
HSYK ve Ad[a]let Bakanlığı Teftiş Kurulunda görev yapan örgüt mensubu müfettişlerce yapılan teftişlerde örgüt üyesi olan hakim, savcılarla örgüt üyesi olmayan hakim, savcılar farklı muameleye tabi tutulmakta, örgüt üyesi hakim, savcılara hak etmedikleri halde yüksek notlar ve olumlu siciller verilmekte, örgüt üyesi olmayan hakim, savcılara ise vasat veya düşük notlar verilmekte, sicilleri bozulmaktadır.
Örgüt üyesi hakim ve savcılar görev yaptıkları yerlerde görevleri nedeniyle öğrendikleri önemli bilgiler ile soruşturma ve dava dosyalarında gördükleri örgüt için önem taşayabilecek konuları gerek adliye gerekse il veya ilçede önemli görevlerde bulunan kişiler ile ilgili topladıkları bilgileri toplantılarda örgüt sorumlusu abiye iletmektedirler. Menfi takip heyeti denilen bir grup tarafından örgüt üyelerinden toplanan bu bilgiler değerlendirilmekte, neticesine göre yapılacak işlemler kararlaştırılmaktadır...
Örgüt mensubu hakim, savcıların deşifre olmasının önüne geçmek amacıyla örgüt üyesi hakim, savcıların çocuklarını örgüte ait olan okullara göndermemelerine karar verilmesi halinde örgüt üyesi hakim, savcı çocuklarının eğitimleri ile ilgilenilmesi, ayrıca ideolojik eğitim verilmesi için eğitim birim adıyla ayrıca bir birim kurulmuştur. Bu birim sorumlusu Yargıtay Üyesi olarak görev yapan örgüt üyelerinden seçilmektedir...
Örgüt faaliyetlerinin bir çoğunda gizlilik esas alınmasına karşın örgüt tarafından HSYK seçimlerine verilen önemden dolayı bu dönemde örgüt mensuplarının deşifre olmayı göze alarak seçimlerde tüm il ve ilçeleri kapsayan adliye ziyaretleri, ev ziyaretleri ve yemek organizasyonları düzenlemişlerdir. Sözde bağımsız örgüt üyesi adaylarının seçim gezilerine birlikte katılmışlardır. Örgütün 2014 yılı HSYK üye seçimlerinde gerek YARSAV listesi, gerekse bağımsız aday adı altında aday göstererek yargı içerisinde alternatif bir yargı gücü kuracak şekilde örgütlü olduğu anlaşılmıştır..."
Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında yukarıda belirtilen tespitleri destekler mahiyette, FETÖ'nün niteliğine ilişkin aşağıdaki beyanların yer aldığı görülmüştür:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ü.ye ait Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/10/2016 tarihli ek sorgulama tutanağı: “…Şunu söylemem gerekiyor ki cemaat farklı sınav evlerinde kalan şahısları birbiriyle tanıştırmaz. …Bu yapı sizi asla boşta bırakmaz, yani üniversiteden mezun olduğunuzda sınav çalışma eviniz hazırdır, sınavı kazanınca mülakat referans listeniz hazırdır, bunların her aşamasından sorumlu olan kişiler vardır. …Kural olarak bu yapı gizlilik üzerine kurulu olduğundan bir evde kalan diğer evde kalan kişileri tanımazdı. Ama biz bazen tanıştığımızda kimin bizden olduğunu hissediyor ve anlıyorduk. Biz staja başladıktan sonra bize yavaş yavaş tedbire riayet etmemiz hususu anlatılmaya başlandı. …bu yapıda ciddi bir hiyerarşi söz konusuydu. Ben maaşımın bekarken %15’ini, evlendikten sonra ise %10’unu cemaate himmet olarak verdim. …Evde kalan kişi sadece ev abisini tanır. Kıdemsiz birinin üst abileri tanıma şansı yoktur. Staj esnasında bize namazınızı gizli kılın gerekirse zorunlu hallerde namazlarınızı cem edin diyorlardı. Ramazan orucunuzu tutun ancak gerekirse oruç tutmuyormuş gibi davranın diyorlardı. Bunun haricinde önemli bir husus da bize evliliğin faziletleri anlatılıyordu. …Evlilikten sorumlu abi, evlendirmeyi düşündüğü erkeğe gelerek erkekten bir vesikalık fotoğraf ve bir CV ister, devamında bu CV’yi ve fotoğrafı bir havuza atardı. Aynı işlemi bayanlar için de yapıyorlardı. Devamında evlilikten sorumlu abi kendince uygun gördüğü eş adaylarını birbirleriyle tanıştırıyordu.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.A.ya ait Kilis Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 23/06/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “17-25 Aralık süreci sonrası örgütün sivil imamı … kod adlı şahsın katıldığı …bir toplantıda sivil imam adlicilere hitaben ‘elinizde ...siyasal iktidara ilişkin yolsuzluk ihale usulsüzlüğü vs. gibi ses getirecek dosya varsa, bu tarz ses getirecek dosyaları bekletmeyin, hemen davasını açın.’ dedi. …Örgüt mensuplarının deşifre olmasını önlemek için tedbir ya da ruhsat diye tabir edilen yöntemler uygulanmaktaydı. Bu kapsamda örneğin; cuma namazına gitmememiz, adliyede namazları ima ile (göz ile) kılmamız, eğer mümkünse namaz vakti yetişiyorsa namazları cem ederek (birleştirerek) evde kılmamız, ramazan ayında eğer belli olacaksa oruç tutmamamız ve gerektiğinde alkol almamız talimatlandırılmıştı. …Bizim mezuniyet balomuzda, o dönemki yargı bürokrasisinin hassasiyeti de gözetilerek protokol masalarından görülecek açıdaki ön sıra masalara hep örgüt üyeleri oturtulmuş ve bunlara alkol almaları talimatlandırılmıştı diye biliyorum. …Seçim [2014 HSYK seçimi] süreciyle ilgili son olarak belirtmek istediğim, örgütün ByLock üzerinden birbirleriyle haberleşerek Facebook’taki hâkim-savcı gruplarında ya da adalet.org’da organize bir şekilde hareket ederek bağımsız aday tanıtımlarının altına adayı övücü, parlatıcı, adayı ön plana çıkartıcı yorumlar yapılmasının sağlanmasıydı. Buna örnek olarak bir olay anlatayım; R.Ş. mahkemede yanıma gelip bana tefonundaki ByLock mesajını okuttu. Yazının içeriğinde; --Tüm arkadaşların dikkatine, şu gün şu saatte Facebook’taki hâkim savcı gruplarında ve adalet.org’da ‘[İ.Ç.] Gerçeği’ isimli bir paylaşım yapılacaktır. Paylaşımın altına bağımsız aday [İ.Ç.]yi övücü yorumlar yapıp destekleyelim.-- …Görüldüğü üzere örgüt sosyal medyada organize bir şekilde hareket ederek seçimde başarılı olmayı amaçlamıştır. ...FETÖ yargı mensuplarını T1, T2, T3, T4, T5 üst başlığı/ tasnifi adı altında grup grup, hücre tipi yapılandırılmıştır. T3’teki bir kişinin ekstra bir tanışıklık yoksa diğerlerini bilmesi mümkün olmadığı gibi, yine T3 altında yer alan grupların da birbirini tanımaması genel kuraldır. Tedbir denilen gizlilik kurallarına riayet edilerek bu gizliliğin sağlanması amaçlanmıştır. Ama özellikle Ankara’da staj döneminde bu gizliliği sağlayamadılar. Bir çok farklı gruba mensup kişi birbirlerini bir şekilde tanıdı veya başkasından duymak suretiyle öğrendi. Ancak tedbire son derece riayet edenler kendilerini gizleyebilmiştir.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ö.ye ait Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: “Taşra yapılanmasında o dönemki adı ile cemaatin bu yapılanması profesyonel olarak yürütülüyordu. 2002 yılından itibaren taşra yapılanması kendi içerisinde T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde bölümlere ayrılmıştı. ("T" taşra anlamına gelen yapılanmayı simgelerdi). T1 grubu 39 bin sicilden daha önce gelenlerdi. T2 grubu 39 bin, 42 bin sicillileri, T3 grubu 92 bin 109 bin arası sicillileri, T4 grubu daha sonraki sicillileri,T5 grubu 125 bin ve sonraki sicillileri ifade ederdi.”
Sonuç olarak FETÖ'nün, yıllar itibarıyla takiye (olduğundan farklı görünme) esasına dayanan uzun vadeli bir projenin aşamalarını izleyerek kurduğu strateji doğrultusunda, kamu kurumlarında ve yargı organlarında demokratik devlet düzeninden ayrıksı ve ona paralel şekilde teşkilatlanmak suretiyle ülkenin bağımsızlığını, bütünlüğünü ve demokratik hukuk devletini tehdit edici, anayasal düzene sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar gösteren bir yapılanma hâline geldiği anlaşılmaktadır. Nitekim bu yapılanma tarafından 15 Temmuz 2016 gecesi anayasal düzene, demokratik kurumlara ve bizatihi Türk Milletine karşı darbe teşebbüsünde bulunulmuştur.
Darbe teşebbüsünün bertaraf edilmesini takip eden günlerde, söz konusu kalkışmaya dâhil olan kişilerin telefon konuşmaları ve mesajları ortaya çıkmıştır. Anayasa Mahkemesinin Aydın Yavuz ve diğerleri (B. No: 2016/22169, 20/06/2017) kararında da yer alan, darbe teşebbüsünün şüphelilerinden olan Komiser Yardımcısı E.G.nin telefonunda bulunan mesajlar bunlara örnek teşkil etmektedir. E.G.nin telefonunda, "önemli, durum kötü, çok acil duyuru. tüm il ve ilçe imamlarını, abilere, ablalara, kurum imamlarına iletin, tüm hizmet mensupları darbeyi şiddetle kınayan açıklama yapsın, meydanlara inip kendisini kamufle etsin, resim çekilip sosyal medyada yayınlasın, demokrasi, seçilmiş irade falan desinler, ama fazla da asla muhterem hoca efendinin adı geçmesin açıklamalarda, hepimizi alabilirler, herkes -darbeden haberim yok TV'de gördüm ilk kez- desin, asla hükümete ve Tayyibe karşı olumsuz bir paylaşım yapmayın, bu gurubu kapatıyorum şimdi" şeklinde mesajların bulunduğu tespit edilmiştir.
3) Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
AİHM kararlarında yer alan sadakat yükümlülüğüne ilişkin yukarıda belirtilen ilkelerin hâkimlik ve savcılık mesleği açısından yorumlanması gerekmektedir.
Anayasa'nın "Hâkimlik ve savcılık mesleği" kenar başlıklı 140. maddesine Danışma Meclisi tarafından yazılan gerekçede "... Adalet tevzii herşeyden önce güvenilir nitelikte olmalıdır. Bu hizmeti görenlerin tarafsızlıklarından şüphe edilmesi, hizmetin tam olarak yerine getirilmiş olduğunun kabulüne engeldir. Bu itibarla görevlerinde özel hayatlarında tarafsızlıklarına dair bir davranışta bulundukları sanısını verecek hareketlerden sakınmak zorundadırlar." denilmektedir.
Bu bağlamda, yargı mensuplarının sadakat yükümlülüğü memurlardan farklı olarak "bağımsızlık" ve "tarafsızlık" ilkeleri çerçevesinde hukuk devletine ve demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğü olarak ortaya çıkar.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcıların, Anayasa gereği tarafsız ve bağımsız olarak görev yapmaları, Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri ve anayasal düzene sadakat göstermeleri, hukuk devletinde demokratik toplum düzeninin korunması açısından büyük önem arz etmektedir.
4) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği
Anayasa’nın 139. maddesinde hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir.
Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Dairemizin, Danıştay Başkanlığının internet sitesinde güncel kararlar başlığı altında yayımlanmış olan, 04/10/2016 tarih ve E:2016/8196, K:2016/4066 sayılı kararında da belirtilmiş olduğu üzere 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, “meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile “terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen” üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için bir takım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır.
5) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet veya iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemlerin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemlerin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Davacı Hakkındaki Tanık Beyanları
Davacı hakkındaki tanık beyanları şu şekildedir:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan S.K. isimli şahsa ait;
-Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 09/01/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı: ''...E.Ç. yakın arkadaşımdır, ben Ankara'da 13. dönem hakim-savcı adaylığı stajı yaparken E.Ç. de 12. dönem Ankara staj yapılanmasındaki evlerde kalıyordu. Arkadaş olmamız nedeniyle zaman zaman E.Ç.'nin kalmış olduğu 12. dönem staj evine gidiyordum. Bu nedenle yapının 12.dönem staj evlerinde kaldığını bildiğim kişiler vardı. ...Ayrıca yine bu evlere gitmem ve E.Ç.'den duymam sebebiyle 12. dönem Ankara staj yapılanmasındaki staj evlerinde kaldığını öğrendiğim kişiler vardır. SOY İSİMLERİNİ HATIRLAMADIĞIM ... İSİMLİ ŞAHIS ...vardı. Yine E.Ç.'nin bana anlatması üzerine bazı kişilerin yapı aracılığı ile evlendiğini duydum, bu bilgim duyuma dayalıdır, bunlardan da bahsetmek istiyorum. ...... İSİMLİ şahıs S. İSİMLİ şahısla ...yapı aracılığı ile evlendiğini biliyorum.''
-Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 09/01/2018 tarihli şüpheli ek ifade tutanağı: ''...96-... isimli şahıs: ...Beyaz tenli siyah saçlı orta boylu orta kilolu açık bir bayandı. ... isimli şahıs benim üst dönemim olan 12. Dönem Adli Yargı Hakim adayıydı. Yapının staj evine gittiğimde yapının staj evinde kaldığını gördüm ve biliyorum. Yapılanma tarafından S. isimli şahıs ile evlendirildi. Yapıdaki görevi hakkında bilgim yoktur.''
Öte yandan, aynı şahıs, dava dosyasında yer alan 29/01/2018 tarihli teşhis tutanağında ... isimli kişinin davacı ... olduğunu net ve kesin bir şekilde teşhis etmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan S.Ö. isimli şahsa ait 12/03/2016 tarihli fotoğraf teşhis tutanağı: ''...37) İsmini ... olarak biliyorum. Kendisi yapıya mensuptur. S.D.'nin de eşidir.''
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan E.Ç. isimli şahsa ait Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 13/08/2016 tarihli sorgulama tutanağı: ''...Staj yaptığım dönemde cemaatçi olanlar kendi aralarında da tedbir uyguladıklarından, tüm cemaatçileri tanımak mümkün değildir. Birkaç tanesini bilebilirim. 12. dönemdik. Cemaatçi olarak bildiklerim Hakim ..., Hakim N.D. vardı. Bunlar benimle stajda irtibatı koparmamak için irtibata geçtiler. Cemaatçi olduklarını net olarak biliyorum.''
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan Y.K.C. isimli şahsa ait Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 30/11/2017 tarihli sorgulama tutanağı: ''...ben Ağustos veya Eylül başı gibi tekrardan Ankara'ya gittim ve birinci Çalışma evi olarak yukarıda bahsetmiş olduğum eve gittim. Bu eve eylül başı gibi gittim ve yanlış hatırlamıyorsam ekim sonuna kadar bu evde kaldım. ...Ayrıca bu eve geçici gelip gidenler oluyordu. Geçici gidip gelenlerden hatırladığım kadarıyla ..., ...isimli şahısların olduğunu hatırlıyorum. ...14-Kod adını bilmediğim ...: Nevşehirlidir. Ankara Hukuk mezunudur. Beyaz tenli, çekik gözlü, balık etli, orta boylu biriydi. Adli Hakimdi. Ders çalışma evlerinde kaldığım zaman ikinci gittiğim evdeki geçici ev arkadaşımdı. Yapı içerisindeki görevini bilmiyorum. Görsem teşhis edebilirim.''
Bununla birlikte, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 07/12/2016 tarihli ek sorgulama tutanağında da davacı ile ilgili olarak aynı yönde beyanların yer aldığı ve dava dosyasında yer alan 02/12/2017 tarihli teşhis tutanağında, ifade sahibi tarafından ...'ın net ve kesin bir şekilde teşhis edilmiş olduğu görülmektedir.
Yargı mensubu olarak görev yapmakta olan ve bilgisine başvurulan D.U. isimli şahsa ait Hakimler ve Savcılar Kurulu müfettişlerince düzenlenen 01/03/2017 tarihli tanık ifade tutanağı: ''...... (...) [Davacının evlenmeden önceki soyadı] ...: AÜHF'ten üst dönemim olaması nedeniyle tanırım. FETÖ/PDY bağlantılı evlerde kaldığını biliyorum. Birinci sınıfta aynı evde kaldığım E.A.'nın arkadaşıydı. Kaldığımız eve E.'nin yanına gelip giderdi. Kendi sınıf sohbet grupları vardı. Ama nerede toplandıklarını bilmiyorum. Hakim olarak görev yaptığını duymuştum. İhraç edilip edilmediğini bilmiyorum.''
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.T.(G) isimli şahsa ait Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 16/04/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı: ''...ŞÜPHELİNİN KALMIŞ OLDUĞU ÜÇÜNCÜ ÇALIŞMA EVİ. (Bu eve tam olarak ne zaman girdiğini hatırlamadığını ancak 2008 yılında kasım ayında yapılan adli yargı sınavının sonuna kadar aralıklar ile kaldığını, net tarihleri hatırlamadığını beyan eder.) Bu eve gittiğimde bu evde diğer kalmış olduğum çalışma evindeki gibi sabit hat ve diğer abonelikler vardı, ev dayalı döşeydi. ...Bu evin özellikleri diğer çalışma evindeki ile aynıydı. Bu evde de murakıp veya ser murakıp ayrımı yoktu. Bu evin sorumlusu yine kod adı kullanıp kullanmadığını bilmediğim ancak gerçek ismi R. olan şahıstı. Bu evde benimle beraber B.K., Y.T., ..., T.B. isimli şahıslar vardı. Bu evde 2008 Aralık ayındaki adli yargı sınavına girdim ve bu sınavı B.K. ile birlikte kazandım. ...31-...: ...Ankara Hukuk Mezunuydu. 3. Çalışma evinde birlikte kaldım. Sonrasında ne iş yaptığını bilmiyorum. Görsem teşhis ederim.''
Bununla birlikte dava dosyasında yer alan 16/04/2018 tarihli teşhis tutanağında, ifade sahibi tarafından ...'ın net ve kesin bir şekilde teşhis edilmiş olduğu görülmektedir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.N.D. isimli şahsa ait Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 19/01/2017 tarihli sorgulama tutanağı: ''...Ben mülakat evine gittiğimde bu evde ..., Z.M., N.C., A.Ö. isimli şahıslar vardı. ...mülakat sınavlarında çıkabilecek soruları içerir bir fasikül dağıtıldı. Biz bu evde bulunduğumuz dönemde şu an ismini hatta fiziki görüntüsünü dahi hatırlamadığım bir bayanın mülakat provası yaptığını hatırlıyorum, ...Bu evde kalan tüm arkadaşlar benimle birlikte mülakatı kazanarak 2010 yılı Mayıs ayında 12.Dönem Hakim-Savcı adayı olarak staja başladık. ...... isimli şahıs yanlış hatırlamıyorsam Nevşehirli idi, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu idi, benden iki üst dönem mezun olmuştu, ancak benimle aynı dönemde Adli Yargı Hakim-Savcı sınavını kazandı, en son Yozgat ili Boğazlıyan ilçesinde Hakim olarak görev yaparken açığa alındığını duydum, benimle birlikte yapıya ait mülakat evinde kalmıştı, görsem teşhis ederim. ...12. Dönemde Ankara Adliyesinde staj yapan ve yapıya mensup olan kişiler ile 4 ev tutuldu. Bu evlerden; ...3'üncü evde: ..., N.D., E.Ç., H.M. Kalıyordu. ...Bu evlerden sorumlu olan kişi yani Devre Mesulü olan kişi H.G. idi. H.'nin üstünde bir dönem Yargıtay Tetkik Hakimliği yapan F.B.Ö. vardı. ...... isimli şahıs hakkında yukarıda ayrıntılı bilgi vermiştim. Staj döneminde yapıya ait staj evinde kalmıştı. ...Yukarıda belirttiğim 4 staj evinde kalan şahıslar ile staj sonrası 2013 yılı bahar aylarında bir kez Ankara'da bir araya geldik. ...Ben yapı içerisinde yer almam nedeniyle zaman zaman sohbetlerde zaman zaman da kişilerin kendilerinden yapı evliliği yaptığını duyduğum kişiler vardır. Bu bilgim duyuma dayalıdır ve sohbet esnasında duyulan şeylerdir. Benim yapı evliliği yaptığını duyduğum kişiler; ......, ...idi. ......'ın S. isimli kişi ile ...evlendiğini hatırlıyorum.''
Bununla birlikte dava dosyasında yer alan 20/01/2017 tarihli teşhis tutanağında, ifade sahibi tarafından ...'ın net ve kesin bir şekilde teşhis edilmiş olduğu görülmektedir.
Davacı tarafından, tanıkların ifadelerini kabul etmediği, beyanlarının soyut olduğu ve maddi delille dayanmadığı ileri sürülmüştür.
Davacının etkin pişmanlık kapsamındaki beyanları şu şekildedir;
Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 22/03/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı: ''...2003 yılında liseden mezun oldum. Lise son sınıfta 1 yıl süreyle yapının Nevşehir de bulunan Serhat Dershanesine burslu olarak gittim. ...ÜNİVERSİTE DÖNEMİ 2003-2007 YILLARI: ...birinci sınıfta iken bana teklif edilen yapının öğrenci evlerinde kalmak istediğimi yurtta birlikte kaldığım M. İSİMLİ şahsa ilettim. O da beni öğrenci evlerine yönlendirdi. Ben ikinci sınıfın başlarından sene sonuna kadar Cebeci semtinde üniversiteye yakın mevkide öğrenci evinde kaldım. ...Bu evin ablası F. İSİMLİ şahıstı. Ev ablası evin düzenini sağlar. Bizleri sabah namazına uyandırır. Akşam katılmak isteyenlere dini kitaplar okur. Fetullah Gülenin kitapları da olurdu. Evde nöbetleşe temizlik ve ev işleriyle ilgilenirdi. ...Üniversite 2. Sınıfı da bu şekilde tamamladım. Ben üniversite 3. Sınıfa geçtiğimde evim değişti. ...Bu evin ablasının H. olduğunu hatırlıyorum. ...4. Sınıfa geçtiğimde kalmış olduğum öğrenci evi tekrar değişti. ÜNİVERSİTE 4. SINIF: Bu öğrenci evi de Cebeci semtinde kalmış olduğum öğrenci evlerine yakın üniversiteye yürüme mesafesinde bir evdi. Bu evde ben üniversite 4. Sınıfın sonuna kadar kaldım. ...Bu evin ev ablası TATAR UYRUKLU ŞAHISTI. ...ÜNİVERSİTE 5. SINIF: Ben bu dönemde yapı evlerinde kalmaya devam ettim. ...Bu evlerde mezuniyetime yakın zamanlarda kalmaya devam ederken yapı içerisinde o dönemde Bölgeci olarak görev yaptığını bildiğim Z. isimli şahıs bana hitaben ''Seninle mesleki anlamda yardımcı olacak yol gösterecek, senin gibi hukukçu ancak şu an kamu kurumunda çalışan birisi seninle görüşmek istiyor. Görüşmek ister misin diye sordu.'' Bende tabiki görüşürüm diyerek kabul ettim. MESLEK GÖRÜŞMESİ 2008 YILI: Ben meslek görüşmesi adı altında bu görüşmeyi ... YADA ... KOD ADLI ŞAHIS la dışarıda bir pastanede birebir görüşmek suretiyle gerçekleştirdim. ... YADA ... KOD ADLI ŞAHIS la toplamda bu görüşmeleri 3 yada 4 kez gerçekleştirdim. Tüm görüşmelerimiz kendisiyle birebir oldu. Benim haricimde başka bir öğrenci şahıs yoktu. İlk görüşmemizde ... YADA ... KOD ADLI ŞAHIS bana mezuniyet sonrası hangi mesleği yapmak istediğimi sordu. Bende hakim olmak istediğimi bu yüzden hukuk fakültesine geldiğimi belirttim. O da bana ilerleyen süreçte ben yada başka birisi sana bu hususta ne yapacağın hususunda yardımcı oluruz şeklinde söyledi, ilk görüşmemiz birbirimizi tanıma amaçlıydı. Daha sonraki görüşmelerde yine ... YADA ... KOD ADLI ŞAHISLA birebir gerçekleştirdim. Bu görüşmelerde şahıs bana hitaben dini sohbet yapardı. En son görüşmemizden bir önceki görüşmede bana hakim olmakta kararlıysam bana sınavlara hazırlanmam için bir çalışma programı şeklinde bir program verdi. Bu programda hangi kaynaktan, hangi sırayla çalışacağımı belirten bir programdı. Son görüşmemizde de şahıs bana hitaben Ankara da hâkim savcı çalışma evlerinde kalabileceğimi bunun içinde daha sonrasında benimle irtibata geçileceğini ben o dönemde başım kapalı olduğu için başım kapalı olarak hakim savcı çalışma evlerine gelemeyeceğimi, başımı açmam gerektiğini söyledi. Bende buna istinaden başım kapalı olarak hakim olamayacağımı biliyorum. Ancak daha sınavı kazanmadan buna ne gerek var şeklinde karşı çıktım. Aileminde bu duruma tepki vereceğini belirttim. Bunun üzerine ... KOD YADA ... KOD ADLI ŞAHIS gelmek istemiyor musun yoksa diye sordu. Bende gelmek istiyorum ama bu durumun hoşuma gitmediğini belirttim. O da bana gelme hususunu sen biraz düşün diyerek görüşmelerimiz sonlandı. ...1.HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ 2008 YILI EYLÜL-ARALIK AYI: Ben üniversiteden 2008 yılı temmuz aylarında mezun olduktan sonra memleketime döndüm. Memleketimdeyken İSMİNİ VE KOD İSMİNİ BİLMEDİĞİM bir şahıs beni arayarak ... YADA ... KOD ADLI ŞAHSIN arkadaşı olduğunu belirterek kendisini tanıttı. Beni Ankara da ki hakim savcı çalışma evlerini kastederek Ankara ya ne zaman gelebilirsin diye sordu. Kendisiyle Ankara ya gitmem hususunda telefonda randevulaştık. Bu görüşmemizden yaklaşık 10 gün sonra kendi imkanlarımla AŞTİ otogarına gittim. Beni otogardan ... YADA ... KOD ADLI ŞAHIS karşıladı. Ben başım kapalı olarak gittiğim için şahıs bana AŞTiDE başımı açmamı istedi. Bende eve gidene kadar açmak istemediğimi belirttim. “O zaman takside eve yaklaşınca başını aç eve bu şekilde girmen uygun olmaz. Komşular senin başın kapalı olarak eve girdiğini görmesin” şeklinde söyledi. Birlikte ticari taksiyle Keçiören semti Bağcı Caddesi üzerinde tam açık adresini hatırlamadığım bir evdi. ... YADA ... KOD ADLI Şahıs beni eve bıraktığında bu hakim savcı çalışma evinin bazı kuralları olduğunu söyledi. Bu kurallarında şunlar olduğunu belirtti. “Evde cep telefonu kullanmanın yasak olduğunu” söyleyip benden cep telefonumu istedi. Bende bu durumun bana söylenmediğini ailemin bu durumdan haberi olmadığını belirtip, cep telefonu evde kalmaya başladıktan yaklaşık bir iki hafta sonra kendisine verdim. “Eve dışarıdan yabancı hiç kimsenin giremeyeceğini,” evde bulunan basım evi belli olmayan kitap şeklinde DİAMOND ibareli geçmiş yılların sorularının bulunduğu kitap ve yine fotokopi halinde ders kitapçıkları vardı. “Bu kitapların dışarıya çıkartılmasının yasak olduğunu” ısrarlı bir şekilde söyledi. Ders programı hakkında ne kadar ders çalışmam gerektiği hususunda söylemde bulundu. Bunları sonradan ne kadar ders çalıştığını kontrol edeceğim diye söyledi. Komşuların bizleri avukat stajeri olarak bildiklerini ve kendinizi böyle tanıtmaya devam etmemiz gerektiğini söyledi. Evde kurulu vaziyette sabit hat vardı. Bu sabit hat ile sadece ailenle görüşebilirsin şeklinde söyledi. Bu sabit hattın dış aramalara kapalı olup olmadığını hatırlamıyorum ancak açık olsa dahi dışarıyı aramak yasaktı. Ben bu sabit hat ile ailemle farklı zamanlarda defaten görüştüm. Benimle birlikte evde kalan diğer şahıslar da bu sabit hat ile aileleriyle görüşüyorlardı. Bu evin kim tarafından kiralandığını faturaların kimin adına olduğunu bilmiyorum, gittiğimde evin düzeni kurulu vaziyetteydi. Bu evde kalacağımız süre zarfında kira ve fatura ödemeyeceğimizi biliyorduk. Hatırladığım kurallar bu şekilde idi. Bahsetmiş olduğum bu kurallara tabi olan ve bu evde birlikte kaldığım şahıslar M. (SOYADI G. YADA G.), Y., T., B. isimli şahıslardı. Ben bu eve gittikten sonra hakim savcı çalışma evinden sorumlu olan şahsa MURAKIB denildiğini öğrendim. Bunun bir üstüne de staj dönemimde SERMURAKIB denildiğini öğrendim. Benim ilk kaldığım hakim savcı çalışma evimin MURAKIBI beni bu eve götüren ... YADA ... KOD ADLI şahıstı. Benim kaldığım bu eve murakıptan başka bir sorumlu gelmiyordu. Bu evin SERMURAKIBI varsa da ben görmedim. MURAKIB ... YADA ... KOD ADLI ŞAHIS haftada bir yada on beş günde bir kalmış olduğumuz eve gelir, bizim bir ihtiyacımızın olup olmadığını sorar. Ders çetelesini tutar. Az çalıştığımız dersler hakkında daha fazla çalışabilmemiz için çözüm bulmaya çalışırdı. MURAKIB ... YADA ... KOD ADLI şahıs belli dönem aralığında evde birlikte kaldığım M. (SOYADI G. YADA G.), Y., T., B. isimli şahıslarla birlikte deneme sınavı adı altında deneme kitapçığı şeklinde deneme sınavı getirirdi. Bu deneme sınavlarını gerçek bir sınavmış gibi salonda saat tutarak çözerdik. Cevap şıklarını da herhangi bir A4 kağıdına yazardık. Sınav sonrasında MURAKIB ... YADA ... KOD ADLI ŞAHIS cevapları bizlere söyler yanlışlarımızı kontrol ederdik. Bu şekilde yaklaşık üç dört deneme sınavı olduğumuzu hatırlıyorum. Bu evdeyken ben 2008 yılı idari ve adli yargı sınavlarına girdim. İdari yargıya tam hazırlanamadığım için adli yargıya tecrübe olsun diye girdim. İdari yargıdan kaç puan aldığımı hatırlamıyorum, adli yargı sınavından 60 küsür puan alarak başarısız oldum. ...Ben bu evdeyken DİAMOND isimli kitaptan girmiş olduğum gerçek sınavdan benzer soruların çıktığını hatırlıyorum ancak deneme sınavlarından benzer yada birebir aynı soruların çıkıp çıkmadığını hatırlamıyorum. Ben bu evdeyken tarafıma sınav sorusu verilmedi, böyle bir olaya da şahit olmadım. Ben ilk kaldığım hakim savcı çalışma evinden 2008 yılı adli yargı sınavından 2-3 gün sonra eşyalarımı bu evde bırakıp memleketime gittim. Gitmeden önce MURAKIB ... YADA ... KOD ADLI şahıs sınav sonucuna göre ben sizi arayacağım diye söyledi. 2.HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ 2009 YILI ŞUBAT-NİSAN AYI: Ben memleketimdeyken sınav sonuçları açıklandı. Başarısız olduğumu öğrendim. Ne ben kimseyi aradım, ne de kimse beni aramadı. Bu şekilde şubat ayına kadar bekledim. Daha sonra beni MURAKIB ... YADA ... KOD ADLI şahıs aradı ve beni tekrar kalmam için hakim savcı çalışma evine davet etti. Bende bu görüşmeden bir iki gün sonra kendi imkanlarımla Ankara ya ilk kalmış olduğum eve gittim. Bu ev çok kalabalıktı. ...Bu evde bir gün kaldıktan sonra beni ve T. isimli şahsı bu evden ikinci kalacağım Keçiören semtindeki hâkim savcı çalışma evime A. İSİMLİ ŞAHIS yada ... YADA ... KOD ADLI şahıs ticari taksiyle götürdü ve bıraktı. Bu evde de birinci evde bahsetmiş olduğum kuralların aynısı geçerliydi. ...Bu evin ilk başlarda MURAKIBI A. idi. Daha sonra dan Murakıplık görevini birinci evde birlikte kaldığım ve sınavı kazanan B. devraldı. Son zamanlarda MURAKIPLIĞIMIZI B. yapıyordu. Bu evde de SERMURAKIB varsa da ben görmedim. Bu eve gittiğimde de ev kurulu vaziyetteydi. Evde sabit hat vardı. Ancak bu evdeyken cep telefonlarımız bize geri verildiğini hatırlıyorum. Ailelerimizle cep telefonlarımızla görüşüyorduk. Evdeki sabit hat ile ailelerimizle görüştüğümüzü hatırlamıyorum. ...Bu evde de murakıp B. tarafından getirilen deneme sınavı adı altında bir kere deneme sınavı olduğumuzu hatırlıyorum. Aynı şekilde bu evde de DİAMOND isimli soru bankası vardı. Bu evde de kira ve fatura ödemiyorduk. Bu evde kalmaya devam ederken 2009 yılında yapılan adli yargı sınavına girdim. Bu sınavdan 70 civarı puan alarak başarısız oldum. ...Yine sınavdan sonra memleketime gittim. 3.HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ 2009 YILI EYLÜL-ARALIK AYLARI: Ben 3. Hâkim savcı çalışma evime gidiş sürecimi hatırlayamıyorum. Ancak kendi imkânlarımla ikinci kalmış olduğum hâkim savcı çalışma evine gitmek istedim. Çünkü kişisel eşyalarım bu evdeydi. Bu ev taşınmış benim eşyalarım da hiç bilmediğim başka bir eve gitmiş, bu eşyalarımın gittiği eve ben Ankara’ya gittiğimde ikinci evimin murakıbı A. isimli şahsın eşyalarımı almak için götürdüğünü hatırlıyorum. Bu ev de Keçiören semtindeydi. Buradaki eşyalarımı aldıktan sonra yine Keçiören semtinde bulunan asıl kalacağım ev olan Etlik Mahallesi Bağcı Caddesi üzerindeki hâkim savcı çalışma evine götürdü ve bıraktı. Kurallardan bahsetmedi. Çünkü daha öncesinden biliyordum. Ancak kuralların aynısı geçerliydi. (… Fetö/Pdy Hakim Savcı çalışma evi soruşturması kapsamında Tokat Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 73. Ev olarak adlandırılan ... adresinde kayıtlı bulunan ... nolu sabit hat (T.C....) ... (...) ... isimli şahıs adına olduğu tespit edilmiştir.) Bu ev diğer evlerdeki gibi kurulu değildi. Yeni açılan bir evdi. Bu yüzden eve sabit hat bağlatılması gerektiğini MURAKIP A. bana söyledi. Ben ilk olarak kabul etmedim. Ancak MURAKIP A. sabit hattı adıma açtırmam için beni bir şekilde ikna etti. Nasıl ikna ettiğini hatırlamıyorum. Bende taşındıktan bir ay sonra PTT şubesine giderek kalmış olduğumuz hâkim savcı çalışma evine sabit hat bağlattım. Sabit hattı murakıp ... dış aramalara kapalı yada açık olması yönünde bir söylemi olmadı. Bende dış aramalara açık özellikte sabit hattı açtırdım. Çünkü daha öncesinden evde kalan kişilerin gece dışarı çıkmaları gerekiyordu. Bunun için ailelerine haber verilemiyordu. Bu problemin yaşanmaması için bu şekilde yaptım. Bu evin sabit hattı o dönemde benim adımadır. ...Bu sabit hat ile birlikte kaldığım şahıslar aileleri ile farklı zamanlarda defaten görüşüyorlardı. Ben bu sabit hattı ailemle görüşmek için çok az kullandım. Çünkü murakıp A. dan cep telefonumu kullanmam için izin almıştım. Bu yüzden ailemle daha çok cep telefonumla görüşüyordum. Evde birlikte kaldığım diğer şahıslar bende cep telefonu olduğunu bilmiyorlardı, haberleri yoktu. Bu evde de sınava yakın tarihlerde birkaç kez deneme sınavı olduğumuzu hatırlıyorum. Bu evin ilk başlarda MURAKIBI A idi. Daha sonra MURAKIPLIK görevini ikinci evde olduğu gibi B. İSİMLİ şahsa deveretti. Son olarak MURAKIPLIĞIMIZI B. yapıyordu. ...Bu deneme sınavlarını MURAKIB B.'nin getirmesi ile çözüyorduk. Deneme sınavlarını çözdükten sonra deneme sınavlarını yanında götürüp götürmediğini hatırlamıyorum. Bu evde iken ben bir konu hakkında MURAKIB A.'ya ulaşmak için evin yakınında bulunan ankesörden aradığımı ve MURAKIB A. ile görüştüğümü hatırlıyorum. Ankesörden aramam hususunda A.'nın beni tembihleyip tembihlemediğini ise hatırlamıyorum. Bu ev yeni olduğu için daha önceki evlere nazaran ders çalışma kitaplarında kaynak eksikliği vardı. Bu yüzden DİAMOND isimli kitap bu eve getirilmemişti. Sadece derslere ait soru kitapları vardı. Bu evde kalmaya devam ederken adli yargı sınavına girdim. Bu sınavdan kaç puan aldığımı hatırlamıyorum. Ancak mülakata hak kazandım. ...Ben 2009 yılı Aralık ayındaki adli yargı sınav sonrasında memleketime gittim. MÜLAKAT EVİ 2010 YILI OCAK-NİSAN AYLARI: Ben 2009 yılı aralık ayındaki adli yargı sınavından mülakata hak kazanınca memleketimdeyken murakıb A. isimli şahıs beni tekrar arayıp mülakat evine davet etti. Bende kendi imkanlarımla üçüncü hakim savcı çalışma evinde birlikte kaldığım ve benimle birlikte sınavı kazanan A.S. ile irtibata geçtim. Birlikte Batıkent semtindeki mülakat evine gittik. Bu eve bizi daha sonradan birlikte kalacağımız A.N. isimli şahıs götürmüştü. Çünkü A.N. bu eve bizden önce gelip kalmaya başlamışlardı. ...Bu mülakat evinin sorumlusu da A. isimli şahıstı. Bu dönem içerisinde bizimle A. isimli şahıs ilgilendi. Bu evin kuralları hakim savcı çalışma evlerinin kurallarına benziyordu, kira ve fatura ödemiyorduk. Herkesin yanında cep telefonu vardı. Ailelerimizle cep telefonu ile görüşüyorduk. Evde sabit hat olup olmadığını hatırlamıyorum. Ayrıca bu evde mülakat için hazırlanmış yayın evi belli olmayan fotokopi halinde mülakat çıkmış soruları adı altında bir kitapçık olduğunu ve ordan mülakata çalıştığımızı hatırlıyorum. Bu evde kalmaya devam ederken evin sorumlusu A. isimli şahıs bize referans arayışımızda yön gösteriyor, Mülakat aşamasında ne tarz giyineceğimiz hakkında bilgiler veriyordu. Bize kıyafetlerin nasıl olması gerektiğini söylemişti. Siyah renkli takım elbise, içerisine beyaz gömlek, siyah topuklu ayakkabı, takım elbisenin etek kısmının oturduğumuz vakit dizin gözükmeyecek şekilde olması gerektiğini söyledi. Bunun şık durmayacağını belirtip söylemiştim. Referanslarımıza giderken de bu kıyafetleri giyip gitmemizin uygun olacağını belirtmişti. Mülakat evinde kalmaya devam ederken gerçek mülakata gidiyor gibi mülakat hazırlığı yaptık. Evin sorumlusu A. isimli şahısla birlikte İSİMLERİNİ VE KOD ADLARINI BİLMEDİĞİM 3 ERKEK ŞAHIS geldi ve bizlere ...ve bana sırayla salona çağırarak gerçek bir mülakatmış gibi prova yaptık. Bana sıra geldiğinde bana hukuki sorular sordular. Prova sonrası hepimizi tek tek hakkımızdaki görüşlerini söylemek için tekrar çağırdılar. Beni çağırdıklarında etekten dolayı rahatsız olduğumu çok belli ettiğimi söylediler. Bunu belli etmememi eteğin beni bu kadar rahatsız ediyorsa eteğini biraz daha uzun giyebilirsin diye söylediler. Mülakatta çok heyecanlandığımı referanslarımı bir kez daha dolaşarak heyecanımı yenmem gerektiğini söylediler ve evden ayrıldılar. Ben bu evde kalmaya devam ederken 2010 yılındaki gerçek adli yargı mülakatına girdim ve mülakatta başarılı oldum. ...STAJ DÖNEMİ 2010-2012 YILI: Bu evde birlikte kaldığım herkes benimle beraber başarılı olduğu için mülakat evi sorumlusu A. isimli şahıs eve gelerek bize hepimiz başarılı olduğumuz için artık kendisinin bizimle ilgilenmeyeceğini bizlerin staj aşamasına geçtiğini bu dönemde de bizlerle ... KOD ADLI F.B. isimli Yargıtay Tetkik Hakiminin ilgileneceğini belirtip bu şahısla bizi tanıştırdı. ... KOD ADLI F.B. isimli şahıs ben ve ...hitaben “bundan sonra sizinle ben ilgileneceğim ben sık sık gelir size aşama aşama ne yapmanız gerektiğini söylerim” dedi. Benim STAJ SORUMLUM bu saatten sonra ... KOD ADLI F.B. isimli şahıstı. Staj sorumlusu ... KOD ADLI F.B. isimli şahıs bazı konularda kendi karar veremediği takdirde bu konuyu M. ABİ nize sormam gerekir şeklinde söylerdi. M. ABİ olarak bahsettiği şahsı ben stajın başlarında yapının staj evlerinde kalan şahıslarla yapılan toplantıda bu şahısta gelmişti. Bizlere stajla ilgili kısa bilgiler verdi. ... KOD ADLI F.B. yi kastederek ... ABLANIZDAN habersiz hareket etmeyin, o gereken konuları bana söyler siz bize emanetsiniz şeklinde söylemişti. Daha sonraki günlerde M. ABİ olarak bahsedilen şahıs Akademi döneminde bizim 6136 Sayılı kanunun derslerine geldiğinde bu şahsın adının R.A. olduğunu öğrendim. ... isminin de kod ismi olduğunu öğrendim. ... KOD ADLI R.A. nında staj sorumlumuz ... KOD ADLI F.B. isimli şahsın yapı içerisinde bir üst sorumlusu olduğunu öğrendim ancak yapı içerisindeki görevinin ne olduğunu bilmiyorum. Staj sorumlumuz olan ... KOD ADLI F.B. bizlerin staj döneminde kalabilmemiz için kendi imkanlarımızla ev bulmamızı bu evlerinde Beşevler, Bahçelievler semtinde olmasına özen göstermemizi söyledi. ...Bu evlerin depozito ve kiralarını ... KOD ADLI F.B. isimli şahıs vermişti. Tutulan evlerden benim kaldığım ev Bahçelievler semtinde diğer iki evde Beşevler semtinde diğer bir evde Maltepe semtinde idi. ...Benim staj dönemimde yapı içerisinde staj sorumlumuz ... KOD ADLI F.B.adlı şahıstı. Bu şahısla bizim aramızda irtibat sağlayan kişiye de DEVRECİ deniliyordu. Bizim ilk DEVRECİLİĞİMİZİ uzun süre yapan A.N. İSİMLİ ŞAHISTI. Daha sonrasında DEVRECİLİĞİMİZİ kısa süreliğine H. isimli şahıs yapmıştı. ...Ben staj döneminde yukarıda bahsetmiş olduğum yapıya ait staj evinde bir yıl kaldım. Staj döneminde staj sorumlumuz ... KOD ADLI F.B. kalmış olduğumuz staj evine haftada bir yada iki haftada bir gelir, ilk olarak dini bir sohbet yapar. Sonrasında staj döneminde nasıl davranacağımız, neler yapacağımız hakkında bilgi verirdi. Benim söylediğim 4 staj evinden benim kaldığım staj evini diğer 3 staj eviyle karıştırılmazdı. Bizim evimizdeki toplantılar sadece bize özel olur. Ancak diğer 3 evin toplantılarının bir yapıldığını biliyorum. Bunu birlikte kaldığım ev arkadaşlarımın diğer staj evlerinde kalan şahısları tanımamaları için yapılıyordu. Ancak herkes birbirini tanıyordu. Staja başladığımda staj sorumlumuz ... KOD ADLI F.B. benden ve diğer arkadaşlarımdan ilk maaşlarımızın tamamını diğer maaşlarında yüzde %10 unu istedi. Ben ilk maaşımın tamamını vermek istemedim. Buna gerekçe olarak kıyafet masrafı yaptığımı ailemin bana destek olamayacağını söyledim. Bunun üzerine ilk maaşımın yarısını kendisine verdim. ...Sonraki maaşlarımızın yüzden %10‘una karşılık gelen yaklaşık 200 lira parayı devrecimiz A.N. isimli şahıs bizden topluyordu. ...Ben staj evinde kalmaya devam ederken ... KOD ADLI F.B. beni ve ev arkadaşlarımdan N.D. ile birlikte yapı içerisinde evlendirme mesulü olduğunu bildiğim ... KOD ADLI M.F. isimli şahsın ikameti olan lojmandaki evine götürdü. ... KOD ADLI M.F. bizlerden fotoğraf istedi ve bizlerden bilgilerimizi aldı. Bu bilgiler doğum tarihimiz, nereli olduğumuzu sordu. Daha sonrasında bizlerle birebir görüştü. ... KOD ADLI M.F. bana hitaben “yakın zamanda evlenmek isteyip istemediğimi” ve Evlenmek istersem ne tarz özellikleri olan biriyle evlenmek istediğimi sordu. Bende yakın zamanda evlenmek istemediğimi söyleyince “o zaman bu konunun ayrıntılarını seninle daha sonradan konuşuruz ama sen yine fotoğrafını ver” dedi ve görüşmemiz bu şekilde sonlandı. Daha sonrasında evden ayrıldık. Staj evi ile ilgili olarak hatırladıklarım bunlardan ibarettir. ...2012 yılında kura ile ilk olarak eşim Antalya Akseki ye Savcı olarak atandı. Ben bir ay sonra akademiyi bitirebildiğim için kura ile Kastamonu Küreye hakim olarak atandım. Bunun üzerine eşim benim yanıma tayin oldu. Burada 2012 yılından 2014 yılına kadar görev yaptık. İSTİŞARE TOPLANTISI 2011 EYLÜL-2012 OCAK AYLARI: Bu konuların haricinde benim anlatmak istediğim FAKÜLTECİLİK olarak adlandırılan husus mevcut staj baslarında beni ... KOD ADLI Ö.Y. bana A. vasıtasıyla ulaştı ve benimle görüşmek istediğini söyledi. Bu konuyu ben A.'ya sordum. Benimle hangi konu hakkında görüşmek istiyor diye. A. da bence gitmelisin bir problem olacağını düşünmüyorum deyince bende ... KOD ADLI Ö.Y. ile buluşmak için Yenimahalle metrosuna gittim. Beni buradan karşıladı. Birlikte yanlış hatırlamıyorsam üniversite 2. sınıfta birlikte kaldığım E. isimli şahsın evine geçtik. Bu ev Yenimahalle metrosuna yakın mevkide bir evdi. Bu evde hatırladığım kadarıyla N.Ö., E.S., ... KOD ADLI Ö.Y. ve İSTİŞARE ABLASI ... KOD ADLI şahıs vardı. Bu görüşme E. yeni evlendiği için hayırlı olsun ziyaretiydi. Aynı zamanda kahvaltı esnasında evde bulunan şahıslar İSTİŞARE ABLASI ... KOD ADLI şahsa gitmiş oldukları üniversitelerdeki mezun görüşmesi olarak bahsedilen görüşmeler hakkında kendisine bilgi veriyorlardı. Bunun üzerine ben olan biteni anlamaya çalışıyordum. İSTİŞARE ABLASI ... KOD ADLI şahıs bana hitaben üniversiteden sen mezun olmadan önce seninle bu şekilde birisinin görüştüğü gibi arkadaşlarında üniversitelere görüşmeler yapmaya gidiyorlar. ... KOD ADLI Ö.Y.'yi kastederek ...'nın başkaca isleri olduğu için bu görüşmeler ona çok ağır geliyor en azından onun birkaç grubunu sana versek yapar mısın hem de senin üniversiten Ankara Üniversitesine gidiyor şeklinde söyledi. Bende ilk başlarda olumsuz olarak düşünmedim. ...benimle çok ayrıntılı görüşülmediği için tereddütte kaldım. İSTİŞARE ABLASI ... KOD ADLI şahısta bana N.Ö. sana bu işi anlatır. ... ile birlikte gidip onun yanında durur ne yapman gerektiğini öğrenirsin dedi. Daha sonra N.Ö. isimli şahıs bana ne yapacağımı anlattı. Eğer sen yapmaya karar verirsen ... sana gerekli sohbet dokümanlarını verir, sende ona göre yaparsın dedi. Ayrıca gittiğinde öğrencilerin çalışma evlerine bakış açılarını öğrenmeye çalışacaksın, bizim söylediğimiz şeyleri yapıp yapmayacaklarını öğrenmeye çalışacaksın dedi. Bende bunları nasıl anlayacağım dediğimde ... ile birlikte gidersen onun neler sorduğunu görür ona göre öğrenirsin seklinde söyledi. Bende stajımın ilk zamanlarında ... KOD ADLI Ö.Y. ile Aştinin karşısında yapıya ait Kız öğrenci yurduna gittik. Bu yurtta faklı farklı günlerde farklı gruplar geldi. Bu gruplar toplamda 3 yada 4 gruptu. Ben ... nın yanında oturdum. ... ilk başta öğrencilere sohbet yaptı. Öğrencilere sohbet konuları hakkında sorular sorduğunu hatırlıyorum. Sonra bu öğrencilerle birebir görüşüyordu, bu birebir görüşmelerde ben yanlarında olmuyordum. Bu görüşmeler sonrasında İSTİŞARE ABLASI ... KOD ADLI ŞAHSIN yapmış olduğu İSTİŞARE TOPLANTISINDA N.Ö., S. ve benim bulunduğum grupta ... KOD ADLI Ö.Y. ile diğerleri yapmış oldukları mezun görüşmesindeki öğrenciler hakkındaki bilgileri ayrıntılı olarak İSTİŞARE ABLASI ... KOD ADLI ŞAHSA aktarırlardı. Hangi öğrencilerin hakim savcı çalışma evlerine davet edileceğini, hangilerinin akademisyenliğe yönlendirileceğinin değerlendirilmesi yapılırdı. ... KOD ADLI Ö.Y. ile benim gitmiş olduğum mezun görüşmesine katılan gruplara kendi aralarında 5 LİK, 4 LÜK diye ayrım yapılmış. 5 lik gruplara daha çok söz dinleyen, 4 lük gruba ise 5 lik gruba nazaran daha az söz dinleyen deniliyordu. Hatta şöyle bir konuşma da geçtiğine şahit oldum. Bölgeci bize bu şahsı 4 LÜK olarak verdi veya bu şahsı 5 lik olarak verdiler biz bu şahsı 4 lük gruba geçirelim diye ayarlama yapıyorlardı. Ben ... nın haricinde birebir mezun görüşmesine katılmadım. Ancak son zamanlarda ... KOD ADLI Ö.Y. bana kendi görevini devretmek için şahıslarla birebir yapılan görüşmeyi benim yapmamı istedi. Ben birkaç kişiyle birebir görüşme yaptıktan sonra bu görüşmelerle ilgili ... KOD ADLI şahsa ayrıntılı bilgi veremeyince sen bu işi yapamayacaksın bu görevi biz başkasına verelim diye söyledi. Ben tek başıma mezun görüşmesinde görev almadım. Staj döneminin sonuna kadar da yapı içerisinde başkaca bir görevim olmadı. KASTAMONU MESLEK DÖNEMİ 2012-2014 YILLARI: 2012 yılının sonu yada 2013 yılının başlarında staj döneminde DEVRECİMİZ olan H. ben Kastamonudayken birkaç kez görüşmek maksadıyla beni Ankara ya çağırdı. Ben bu davetlerin sadece bir tanesine iştirak edebildim. Diğer iki davetlerin iptal edilmesinden dolayı gitmedim. DEVRECİMİZ H. nin beni Ankaraya çağırdığında telefonda vermiş olduğu adrese kendim gittim. Burası Yenimahalle metrosuna yakın bir yerdi. Bu evin ya evli stajer hakim adayının yada yeni atanmış evli hakimin evi olduğunu düşünüyorum. Bu eve gittiğimde DEVRECİMİZ H., S., E.B., A.N., M.K., G., Z.M. isimli şahıslar vardılar. Bu görüşmede DEVRECİMİZ H. bize hitaben uzun süredir bir araya gelemiyoruz. Bu şekilde görüşelim diye sizleri buraya çağırdım. Bizlerin meslek yaşantılarının nasıl gittiğinin şeklinde sorduktan sonra İSMİNİ VE KOD İSMİNİ HATIRLAMADIĞIM BAYAN ŞAHIS da bu eve gelerek bizlere öncesinde dini sohbet yaptıktan sonra bizlerin görev yaptığı adliyelerde yapıdan olmayan diğer hakim savcılarla aramızın nasıl olduğunu, onların nasıl meslektaş olduklarını sordu. Mesai saatlerine dikkat etmemizi, dosyalarımıza özen göstermemizi, bilmediğimiz bir konu olursa Yargıtay üyelerini arayıp sormaktan çekinmeyin, yardımcı olurlar dedi. Hatta bu toplantıda ben kendisine Ceza Hukukuyla ilgili olarak birkaç soru sorduğumu hatırlıyorum. Görüşmemiz bu şekilde sonlandı. DEVRECİMİZ H. daha sonra bu şekilde görüşecek olursak ben sizi tekrardan ararım dedi. Ben Kastamonu da görev yaparken bu tarz toplantıya sadece bir kez katıldım. Bu toplantıdan sonra DEVRECİMİZ OLAN H. diğer toplantılar için davet etti. Ancak bu toplantılar iptal olduğu için gitmedim diye hatırlıyorum. YOZGAT MESLEK DÖNEMİ 2014-2016 YILI: Ben 2014 yılında Kastamonu dan tayin olmuş olduğum Yozgat Boğazlıyan ilçesine gittim. Ben Boğazlıyan a ilk atandığım dönemde HSYK seçimleri de vardı DEVRECİMİZ H. beni Ankara ya görüşmek için çağırdı. Telefonda bana vermiş olduğu Cevizlidere semtindeki yine ilk gittiğim yer gibi yeni atanmış hakim yada stajer hakimin evi olduğunu düşünüyorum. Bu görüşmede A.S., ...N.D., DEVRECİMİZ H. vardı. Bu görüşmeye İSMİNİ VE KOD İSMİNİ BİLMEDİĞİM ERKEK ŞAHIS geldi ve bizlere ilk olarak dini bir sohbet yaptıktan sonra HSYK seçimlerinin çok önemli olduğunu bu seçime önem vermemiz gerektiğini söyledi. Adaylar daha belli olmadığı için kime oy vermemiz gerektiği hususunda bir söylemi olmadı. Ancak bizlere teker teker kimlerden samimiysek oy isteyebileceğimizi sordu. Ben kendisine kimseden oy istemeyeceğimi söyleyince bana tepki vererek öyle şey mi olur, samimi arkadaşlarını, memleketlerinde ziyaret et samimiyet kurmaya çalış şeklinde söyledi. Bu görüşmemizde bu şekilde sonlandı. Boğazlıyan da görev yaparken bahsetmiş olduğum bu toplantılara Boğazlıyan da 2014 yılı yazından 2015 yılı sonuna kadar eşimle birlikte gittik. ...Bu toplantılara erkeklerle kadınlar ayrı odalarda oturuyorlardı. Erkeklere sohbet veren İSMİNİ VE KOD İSMİNİ HATIRLAMADIĞIM SİVİL ŞAHIS tı. Bayanlara sohbet veren kişi de bu şahsın eşi olan ... KOD YADA GERÇEK İSİMLİ ŞAHIS tı. Bu toplantılar ayda bir benim evimin haricinde diğer toplantıya katılan şahısların evlerinde oluyordu. ...Bu dönemde ben ve eşim maaşımızın yanlış hatırlamıyorsam yüzde %10 unu yada %15 ini İSMİNİ VE KOD İSMİNİ HATIRLAMADIĞIM SİVİL ŞAHSA her ay burs adı altında veriyorduk. Bunu Yozgata gittiğimizde yaklaşık altı ay boyunca verdik. ...HSYK seçimleri ile ilgili olarak İSMİNİ VE KOD İSMİNİ HATIRLAMADIĞIM SİVİL ŞAHIS ilk toplantımızda seçimlerle ilgili bana kimlerden oy isteyebileceğimi sordu. Bende Ankara da vermiş olduğum cevabın aynısını hiç kimseden oy istemeyeceğimi söyleyince benim yanımdan kalkıp erkeklerin bulunduğu odaya gitti. Bu toplantı sonrasında eşimin bana söylemesi üzerine ben ve birkaç kişinin de bu şekilde oy istemeyeceğini söyleyince İSMİNİ VE KOD İSMİNİ HATIRLAMADIĞIM SİVİL ŞAHIS evdeki toplantıdan ağlayarak ayrılmıştı. Ben HSYK seçimleri ile ilgili olarak hiç kimseden oy istemedim. Bir kişiyi dahi seçim amaçlı ziyaret etmedim. ...Ayrıca daha sonraki yapılan başka bir toplantıya eşimle ben katılamamıştık. Bu toplantıda o dönemde genel seçimler vardı. Seçimlerle ilgili konuşulmuş toplantıya katılan C.K. yada H.Ö. bize seçimlerde ... nin haricinde oy vereceğimiz ilde hangi parti güçlüyse o partiye oy verilmesinin gerektiğinin konuşulduğunu söyledi. ...Ben öğrencilik dönemimden meslek hayatıma kadar yapılanmayla ilgili olarak tüm bildiklerimi avukatım huzurunda hiçbir baskı altında kalmadan hür irademle irademe etki edecek bir durumum olmadan tüm samimiyetimle anlattım.''
Bu durumda, davacının örgüt mensubu olduğuna, lise döneminde örgüte müzahir dershaneye gittiğine, üniversitede örgüt evlerinde kaldığına, sınavlara örgütün hakim-savcı sınav çalışma evlerinde hazırlandığına, örgütün mülakat ve staj evlerinde kaldığına, örgüte himmet verdiğine, katalog evlilik yaptığına, örgüt toplantılarına katıldığına ve diğer hususlara yönelik yukarıda yer verilen kendi beyanları ile tanık ifadeleri ve davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varılmıştır.
6) Dava Konusu Kararların Temel Hak ve Özgürlükler Bağlamında Değerlendirilmesi
Davacı, dava konusu kararlar ile bazı temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğini ileri sürmekle birlikte bu ihlal iddialarının özü davacının meslekten çıkarılmasına dayanmaktadır.
Bu kapsamda, davacı hakkında tesis edilen meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın, AİHS'in 8. ve Anayasa’nın 20. maddesinde yer alan "özel hayata saygı hakkı" çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Zira, AİHM tarafından dinamik bir şekilde yorumlanan ve sosyal hayattaki yansımaları kapsamında genişletilebilen "özel hayat" kavramı, eksiksiz bir tanım getirmenin mümkün olmadığı bir kavram olarak görülmekte, bu bağlamda bireylerin kişiliklerini geliştirmelerine ve mesleki yaşamlarına etki eden her durum özel hayata saygı hakkına dâhil edilmektedir. Nitekim AİHM, bireylerin genellikle iş ya da mesleki faaliyetleri sırasında dış dünya ile ilişkiler kurduklarını ve geliştirdiklerini belirterek ve bireyin iş hayatı ile özel hayatını birbirinden ayırmanın güçlüğünün altını çizerek, mesleki faaliyetlerin de özel hayata saygı hakkı kapsamında olduğunu belirtmiştir (Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88, 16/12/1992, § 29). AİHM’e göre özel hayat, bir bireyin başka bireylerle, mesleki ve iş ilişkileri de dâhil olmak üzere, ilişki kurma ve geliştirme hakkını kapsamaktadır (C./Belçika, B. No: 21794/93, 07/08/1996, § 25).
Dava konusu edilen kararlar, davacının meslek yaşamının sona ermesi sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle söz konusu kararlar özel hayata saygı hakkı üzerindeki sonuçları itibarıyla AİHS'in 8. ve Anayasa’nın 20. maddeleri ile güvence altına alınan özel hayata saygı hakkına yönelik bir müdahale oluşturmaktadır.
AİHS'in 8. maddesinin ikinci fıkrasına göre özel hayata saygı hakkının kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi ancak "kanunla öngörülmüş olma", aynı maddede sayılan "meşru amaçlardan birini gerçekleştirmeye yönelik olma" ve "demokratik bir toplumda gerekli olma" ölçütlerini karşılama şartıyla mümkündür. Anayasa'nın 20. maddesinin 13. maddesi ile birlikte değerlendirilmesi sonucunda ise özel hayata saygı hakkına müdahale edilebilmesi için müdahalenin "şekli anlamda belirli ve öngörülebilir bir kanuni dayanağının bulunması", "anayasal meşru bir amaca ulaşmaya yönelik olması" ve "demokratik toplum düzeninin gerekleri ile ölçülülük ilkesine uygun olması" gerekmektedir.
Dolayısıyla dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığı hususunun, AİHS ve Anayasa bağlamında, kanunilik, meşru amaç ve demokratik bir toplumda gerekli olma ile ölçülülük ilkeleri doğrultusunda irdelenmesi gerekmektedir.
Ayrıca, demokratik toplum düzenini tehdit eden olağanüstü hâlin varlığı hâlinde AİHS'in 8/2 ve Anayasa'nın 13. maddesinde bir temel hak ve özgürlüğe kamusal makamlar tarafından müdahale edilebilme şartlarını ortaya koyan güvencelere aykırı tedbirlerin alınması ya da bu güvencelerin daha düşük standartta sağlanabilmesi söz konusu olabilmektedir. Böyle bir durum gerçekleştiği takdirde AİHS'in 15. ve Anayasa'nın 15. maddeleri uygulanabilir hâle gelmektedir.
AİHS'in 15. maddesinin birinci fıkrasında, savaş veya ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike hâlinde sözleşmeci devletlerin durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan ... başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla bu sözleşmede öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği belirtilmiş; ikinci fıkrasında ise bu hâllerde dahi AİHS'te öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirlerin alınamayacağı hak ve özgürlükler sayılmıştır.
Bu doğrultuda Anayasa'nın 15. maddesinde de olağanüstü hâllerde, milletlerarası hukuktan ... yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulabileceği veya bunlar için Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabileceği belirtilmiştir. Anılan maddenin ikinci fıkrasında ise Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirlerin alınamayacağı hak ve özgürlükler sayılmıştır.
Dava konusu kararlar, davalı idare tarafından, 667 sayılı KHK’nın 3. maddesi uyarınca tesis edilmiştir. Anılan KHK, 6749 sayılı Kanun'la TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmiş ve 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Sonuç olarak davacı hakkında dava konusu kararların tesis edildiği tarih itibarıyla bu kararlara dayanak KHK'nın yürürlükte olduğu ve öngörülen anayasal usul dâhilinde daha sonra kanunlaştığı görülmektedir. Bu nedenle özel hayata saygı hakkına müdahale niteliği taşıyan dava konusu kararlar, öngörülebilir ve belirli bir kanun hükmü uyarınca tesis edilmiş olup müdahale kanunilik şartını taşımaktadır.
Zira dava konusu kararlara gerekçe olarak gösterilen irtibat ve iltisak kavramları yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında yapılan değerlendirmede, terör örgütleriyle irtibatlı ve iltisaklı olma durumu farklı şekillerde ortaya çıkabileceğinden bunların kanun koyucu tarafından önceden belirlenmesi ve kanunda tek tek sayılması zorunluluğundan söz edilemeyeceği ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesine göre irtibat ve iltisak kavramları genel kavram niteliğinde olmakla birlikte, bu kavramların belirsiz ve öngörülemez nitelikte olduğunu söylemek mümkün olmadığından, hukuki nitelikleri ve objektif anlamları yargı içtihatlarıyla belirlenebilecektir.
AİHS'in 8. maddesinin ikinci fıkrasında özel hayata saygı hakkının kullanılmasına ulusal güvenlik ve kamu güvenliğinin sağlanması amacıyla müdahale edilebileceği öngörülmüştür. Anayasa'nın 20. maddesinin birinci fıkrasında ise özel bir sınırlama nedeni öngörülmemiştir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre özel sınırlama nedeni öngörülmemiş olan hakların dahi hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunmaktadır. Ayrıca Anayasa'nın diğer maddelerinde yer alan kurallara dayanılarak da bu hakların sınırlanması mümkün olabilmektedir. Anayasa'nın 5. maddesinde Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak Devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır (AYM, E.2014/87, K.2015/112, 08/12/2015, § 7; Sevim Akat Eşki, B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 33). Dava konusu kararlar, FETÖ ile üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibatı bulunan ilgililer hakkında ülkenin içinde bulunduğu tehdit ve kamu düzeninin bozulması ihtimali doğduğundan ivedi şekilde karar alma zorunluluğu nedeniyle ve millî güvenliğin, kamu düzeninin ve başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla tesis edilmiştir. Bu nedenle FETÖ ile iltisak ve irtibatı olan ve dava konusu kararların tesis edildiği tarih itibarıyla kamu gücünün güçlü bir tezahürü niteliğinde yargı yetkisi kullanan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale meşru bir amaca dayanmaktadır.
Dava konusu kararlar ile davacının özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale, zorlayıcı bir toplumsal gereksinim olarak ortaya çıkmıştır. Nitekim 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan darbe teşebbüsü nedeniyle “ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlike”nin bulunduğu açıktır (Alparslan Altan/Türkiye, B. No: 12778/17, 16/04/2019, §§ 71-75). Bu tehlike, ulusun ve Devlet teşkilatının varlığı için tehdit teşkil eden, kamu düzenini etkileyen, olağandışı bir kriz niteliğindedir. Bununla birlikte darbe teşebbüsünün faili olan FETÖ'nün, yukarıda belirtildiği üzere atipik ve kendine özgü niteliği göz önüne alındığında, bu tehlikeye karşı alınan ve davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren dava konusu tedbirin de yaşanan özellikli durumun ortaya çıkardığı zorunluluktan ve bu durumun faili olan örgütün Devleti ele geçirmeyi amaç edinen niteliğinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle anılan olağanüstü koşullar altında ve olağan demokratik düzene geri dönebilmek amacıyla söz konusu terör örgütü ile iltisak ve irtibatı bulunan davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren tedbirin demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği açıktır.
Türkiye Cumhuriyeti tarafından 23/07/2016 tarihinde Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte AİHS’in 15. maddesinde öngörüldüğü şekliyle Sözleşme’den ... yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği kaydıyla derogasyon bildiriminde bulunularak milletlerarası hukuktan ... yükümlülük yerine getirilmiştir.
AİHS'in 15. maddesi ile uygulama alanı bulan, "ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikenin varlığı" hâlinde söz konusu tehlikeyi bertaraf etmek için ne yapmak gerektiğini takdir ve tayin etmek ulusun yaşamından sorumlu devlete aittir. İçinde bulunulan durumun kendine mahsus özellikleri nedeniyle bu özellikli durumu değerlendirmek hususunda, söz konusu tehlikeyi bertaraf edecek devletin, uygulayacağı tedbirler bakımından, olağan dönemdekinden çok daha geniş bir takdir marjına sahip olduğunu kabul etmek gerekmektedir (İrlanda/İngiltere [GK] B. No: 5310/71, 18/1/1978, § 207).
Dava konusu kararların müdahalede bulunduğu özel hayata saygı hakkının AİHS'in 15. maddesinin ikinci fıkrası ile Anayasa'nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında yer verilen ve olağanüstü hâllerde dahi AİHS ve Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınamayacağı belirtilen haklardan olmadığı açıktır.
Bu durumda, demokratik kurumlara ve demokratik toplum düzeninin bizatihi kendisine karşı yapılan darbe teşebbüsü sonrasında, bahse konu teşebbüsün faili olan FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle hakkında tesis edilen dava konusu kararlar ile yargı mensubu olarak görev yapması nedeniyle üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan davacının, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşılmıştır.
7) Sonuç olarak
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerekmektedir.
D) KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2.Davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tazmini istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3. Davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın açılışı sırasında tahsil edilmeyen ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına,
4.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 30/03/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.